29 Haziran 2012 Cuma

Sabiha Gökçen ya da Khatun Sebilciyan...

"Sabiha Gökçen Havaalanı'nın adı Khatun Sebilciyan olsun!" gibi bir öneriyle karşılaşınca bu yazıyı yazmaya karar verdim.

"Resmi" kayıtlara göre 22 Mart 1913'de tevellüd edip 22 Mart 2001'de vefat eden Sabiha Gökçen Türkiye'nin ve dünyanın ilk kadın savaş pilotudur ve Mustafa Kemal'in de manevi kızıdır.

Sabiha Gökçen ya da Khatun Sebilciyan elbette bir soykırım kurbanıdır.Başka bir hayat yaşayacakken farklı bir dünyanın içine itilmiş başka işlerle meşgul olacakken farklı ameller kendisine dayatılmıştır...Ancak bu durum işlediği fiillerin sorumluluğunu ortadan kaldıramaz!

Sabiha Gökçen'e Türkiye'nin ve dünyanın ilk kadın savaş pilotu ünvanını veren hadise ise Dersim Katliamıdır.

Gökçen Mustafa Kemal'in manevi kızı olarak Dersim halkının tepesine bomba yağdırmıştır.O Dersim Katliamı da hiç şüpheniz olmasın 1915'in bir devamıdır...

"'Ermeni Sorunu' 1915 yılında son derece karakteristik bir şekilde çözüme ulaştığında,onbinlerce Ermeni,Dersim'in ormanlarla kaplı dağlarına sığındı.Dersimli Zazalar,takibata uğrayanlara sadece sığınma vermekle kalmayıp,birçok kez devletin tacizlerine karşı da korudular.Osmanlı,Dersimlinin hürriyetperver ruhuna tahammül etmeyip düzenli aralıklarla onlara karşı katliamlar gerçekleştirmiş olduğu gibi,bağımsızlığını yeni elde etmiş olan Türkiye devleti de bu durumu hazmetmedi.İttihatçıların bir devamı niteliğindeki Kemalist hükümet,'basit' katliamlarla yetinmeyip,nihai bir darbe planlayarak,bu 'çıbanı' bir operasyonla temizlemeye karar verdi.Tıpkı 1915'te yapıldığı gibi.1938 yılında tüm Dersim bölgesi çembere alındı.Yaş ve cinsiyet farkı gözetilmeksizin herkes katledildi.İnsanları kurşuna diziyor,kılıştan geçiriyor,diri-diri yakıyor ve kayalardan aşağı atıyorlardı.Dersimde,Soykırım yıllarında binlerce Ermeni'nin aşağı atıldığı yerler gösterilmekte,bu kayalar,halk tarafından 'Ermeni kayaları' olarak anılmaktadır.Başka yerlerde ise,1938 yılında Zazaların aşağı atıldığı yerler gösterilmektedir.Aynı el yazısı,aynı alınyazısı.1938 katliamlarının bir nedeni de,Zazaların,Ermenileri korumaya cüret etmesiydi.Zazalar bunun için yüksek bir bedel ödedi.Halkın büyük bir kısmı katledildikten sonra,kalanlar Türkiye'nin batı bölgelerine sürgün edilerek,Sünni Türkler arasına dağıtıldı.Binlerce Zaza-Alevi çocuk,Sünni-Türk ailelere teslim edildi.Dersim katliamının,büyük oranda gerçekleştiği bir amacı daha vardı.Bu da,oraya sığınmış olan binlerce Ermeni'yi yok etmekti.1960'lı yıllarda af ilan edilip,sürgüne gönderilmiş olanlara geri dönüş izni verildiğinde insanların büyük bir kısmı geri döndü ve bugün,sürgüne gidip de tekrar geri dönmüş ailenin ferdi olmayan bir Dersimli bulmak hayli zordur.Lakin Dersimlilerin gailesi bu kadarla sona ermedi.Süregelen baskılar yeni isyanlara sebebiyet verdi ve bunlar da yeni takibatlar getirdi.Tüm bunların sonucunda,çok sayıda Dersimli İstanbul ve Avrupa'ya göç etmiş olduğundan dolayı,Ermenistanlı ailelerde olduğu gibi,burada da her bir aileden bir veya birkaç kişi gurbette yaşayıp geri kalanlara bakmaktadır..."

http://dersimermenileri.blogspot.com/

***

Hadi bunlar taraf ya o dönemde katliamda görev alan resmi yetkililerin beyanına ne diyeceğiz peki

"Dersim'de o dönem Ermeni nüfusunun çoğunlukta olduğunu iddia eden Dersim bölgesinde 4. Umum Müfettişliği'nde istihbaratçı olarak yedi yıl görev yapan 103 yaşındaki Mehmet Ali Doğaner,'Hozat'a yakın bir yerde kilise vardı.Oradan bir arkadaş gönderdim ben.Aldı geldi bir çuval haç.Her birisi ipeğe sarılmış,sarılı olarak gelmiş.Hatta bir tanesi altın haçtı' dedi..."

http://haberrus.com/headline/2012/05/17/rus-ajanlari-kopruden-atarak-oldurduk.html

***

Uzatmaya hiç gerek yok 1937-1938 Dersim Katliamı 1915'in devam eden bir halkası doğal bir uzantısıdır ve Sabiha Gökçen ya da Khatun Sebilciyan böyle bir katliamda yer alarak Dersim halkının tepesine bomba yağdırarak Türkiye'nin ve dünyanın ilk kadın savaş pilotu ünvanını almıştır...

Dahası da var Gökçen İskenderun'un Türkiye tarafından elde edileceği sürecin de "kahraman"larından biridir...

1937'de Fransa'nın,İskenderun'u Suriye'ye devretmeye hazırlandığı yolundaki haberler,Ankara'da sert tepkiyle karşılanmış Mustafa Kemal'in emriyle üniformasını giyen Sabiha Gökçen Fransız elçisi M. Ponceau'nun önünde havaya üç el ateş etmiş ve "Hatay'ın vatana katılması için gerekirse silahlanırız" demiştir.Olay sonunda yine Mustafa Kemal'in emriyle tutuklanan ve mahkemeye çıkan ve yasa gereği bir gün hapis yatan Sabiha Gökçen'in çıkışı sayesinde Mustafa Kemal'in planı tutmuş ve Fransızlara gözdağı verilmiş bir çeşit kararlılık gösterilmiştir...*Oktay Verel,"Sabiha Gökçen:Atatürk'le Bir Ömür",2. bs.,İstanbul,Altın Kitaplar Yayınevi,1996,s.254-264 ; Atatürk'ün müthiş taktiği",Televizyon Gazetesi,15 Kasım 2008.

İşte görüleceği üzere Sabiha Gökçen 1915'de soykırıma karşı Ermeni halkının en büyük ve en önemli epizodunun yaşandığı Musadağ'ı da içine alan İskenderun'un Türkiye'ye bağlanmasıyla sonuçlanan sürecin de basit bir piyonu olmuştur.

Yineliyorum Sabiha Gökçen veya Khatun Sebilciyan kesinlikle bir soykırım kurbanıdır.Başka bir yaşamın içinde olacakken farklı bir hayatın içine yerleştirilmiştir...Fakat bu durum işlediği fiillerin sorumluluğunu ortadan kaldıramaz!..

Merhum Hrant Dink Gökçen'in vefatından üç yıl sonra 6 Şubat 2004 tarihinde Agos'taki köşesinde Sabiha Gökçen'in esasında asıl adı Khatun Sebilciyan olan bir Ermeni yetimi olduğunu söyledikleri o meşhur yazıyı kaleme alırlarken bu gerçeği Sabiha Gökçen'i onore etmek maksadıyla değil Sabiha Gökçen'in durumundan hareketle 1915'e soykırıma ve soykırımın sonuçlarına dikkat çekmek amacıyla dile getirmiştir.Zinde güçler ile çeşitli Kemalist mahfillerin bu yazıdan sonra ayağa kalkmaları resmi sitelerinde bildiri yayınlamaları açıklama yapmaları köşelerinde yazmaları şiddetle tepki vermeleri de işte bu yüzdendir.

Önemli bulduğum bir noktaya daha dikkatinizi çekmek isterim müsaadenizle.Gökçen'in kendisi hakkındaki bu gerçeği merhum Hrant Dink ya da bir başkası bulup ortaya çıkarabiliyorken zat-ı alileri bunu bilmiyor muydu ya da şöyle söyleyelim birileri hakkınızdaki bazı gerçekleri bulup ortaya çıkarabiliyorken sizin kendi gerçekliğinizi bilmemeniz/bilememeniz mümkün müdür?

Kesinlikle biliyorlardı!Ama Khatun Sebilciyan'ı değil Sabiha Gökçen'i tercih ettiler!"Biyolojik" olarak Ermeni olmak kendileri için bir şey ifade etmedi!..En önemlisi tepesine bomba yağdırdıkları Dersim halkından da ne Sabiha Gökçen ne de Khatun Sebilciyan olarak özür dilediler...

Gökçen'i tıpkı merhum Dink'in yaptıkları gibi bir soykırım kurbanı 1915'in çarpıcı bir neticesi olarak ele almak tabii ki gereklidir.Ancak bunun ötesine geçip "Sabiha Gökçen Havaalanı'nın ismi Khatun Sebilciyan olarak değiştirilsin!" demek 1915 inkârcılığının başka bir biçimi olabilir sadece...

***

‎"Önemli bulduğum bir noktaya daha dikkatinizi çekmek isterim müsaadenizle.Gökçen'in kendisi hakkındaki bu gerçeği merhum Hrant Dink ya da bir başkası bulup ortaya çıkarabiliyorken zat-ı alileri bunu bilmiyor muydu ya da şöyle söyleyelim birileri hakkınızdaki bazı gerçekleri bulup ortaya çıkarabiliyorken sizin kendi gerçekliğinizi bilmemeniz/bilememeniz mümkün müdür?

Kesinlikle biliyorlardı!Ama Khatun Sebilciyan'ı değil Sabiha Gökçen'i tercih ettiler!"Biyolojik" olarak Ermeni olmak kendileri için bir şey ifade etmedi!..En önemlisi tepesine bomba yağdırdıkları Dersim halkından da ne Sabiha Gökçen ne de Khatun Sebilciyan olarak özür dilediler..."

demiştim ki öngörümde yanılmadığımı Sayın Hatspanian sayesinde görmüş oldum ancak durum sandığımdan daha vahimmiş buyurunuz

"Sabiha Gökçen'in Ermeni olduğunu 1950'li yıllardan sonra öğrendiği ve bu bilgiyi de ona (A. Dilaçar) adıyla bilinen değerli Ermeni dilbilimci Hagop Martayan'dan öğrendiği ve onun 1979'da vefat etmesine kadar da Ankara'da hep yan yana geldikleri ve hatta ona 'Ben 9 yaşıma kadar konuştuğum Ermenice anadilimi hatırlıyorum,adımı-soyadımı da hiçbir zaman unutmadım,unutamazdım' dediği ve 2001'de kendi ölünceye kadar da hep hayatta kalan tek bacısını aramış olduğu,Ermeni camiasında hep fısıltılarla anlatılagelmiştir.Onun tek bacısı Ermenistan'da yaşıyordu ve ben o kadının ailesiyle,ailesinin tüm üyelerini yakından tanımışım.Zaten Ermenistan'dan İstanbul'a gelen öz yeğeni onun kendi teyzesi Khatun Sebilciyan olduğunu ısrarla belirtmiş ve ondan sonra Hrant Dink bu meseleyi Agos gazetesinde yayınlamıştı..."*Sarkis Hatspanian,5 Mayıs 2012

https://www.facebook.com/photo.php?fbid=268937556536205&set=a.121275731302389.22834.100002598872715&type=1&theater

lütfen dikkat edelim Gökçen şunları dile getiriyor

'Ben 9 yaşıma kadar konuştuğum Ermenice anadilimi hatırlıyorum,adımı-soyadımı da hiçbir zaman unutmadım,unutamazdım...'

demek ki Dersim'i bombalarken de İskenderun için tertiplenen psikolojik harekatta yer alırken de esasında "Khatun Sebilciyan" olduklarını biliyorlarmış...

bu bilinçle son günlerinde de olsa basının kamuoyunun karşısına çıkıp "yahu ben aslında Khatun Sebilciyan'dım beni alıp Sabiha Gökçen haline getirdiler.Dersim'de şurada burada kullandılar" dememiş yaptıkları tek şey biricik kızkardeşlerini aramak olmuş ki bunun da büyütülecek bir tarafını göremiyorum ayrıca kaldı ki neden aramışlar birlikte Khatun Sebilciyan olmak için mi yoksa onu da Sabihalaştırmak için mi?..

peki ne yapacağız şimdi ne söyleyebiliriz başka uzun uzun tahlillere gerek var mı?

lütfen yanlış anlaşılmasın Sabiha Gökçen'in tepesine bomba yağdırdığı Dersimlilerden özür dilemesi için ille de Khatun Sebilciyan olduğunu öğrenmesine de gerek yoktur aslında

görüyoruz ki kendileri hem esasında Khatun Sebilciyan olduklarının bilinciyle bu operasyonlara katılmışlar hem de vefat ettikleri 2001'e kadar da bu konuda ne Sabiha Gökçen ne de Khatun Sebilciyan olarak kamuoyu önünde herhangi bir özeleştiride bulunmuşlardır

şimdi de Halit Kıvanç'a söylediklerine bakalım

"'Eskişehir'de Tayyare Alayı'nda staj gördüğüm günlerden birinde,uçuştan indiğimde bölükteki fevkaladelik dikkatimi çekti.Hemen sordum.Bizim bölüğün Dersim Harekatı'na katılma emrinin geldiğini söylediler.Kalbim küt küt atmaya başlamıştı.Derhal bölük kumandanımıza koştum.O bölükten olduğuma göre,elbette ben de gidecektim.Ancak kumandan hiç de beklediğim cevabı vermedi.Alay kumandanına başvurmamı söyledi sadece...Bu sefer alay kumandanına koştum.Evet,gidebilirdim.Ama özel müsaade lazımdı.Bir kadın pilotun askeri harekata katılmasına tek başına karar veremiyordu.Bunun için de vakit yoktu.Çünkü bölük ertesi gün gidecekti.O zamanın tayyareleri bir kalkışta çok uzun mesafeyi katedemedikleri için arada inecek,yeniden havalanacaklardı.Bunu bir fırsat saydım ve benim de Ankara'ya kadar arkadaşlarımla uçabilmem için izin istedim.Bu masum isteğim kabul edilince ben de bölükle birlikte yola çıktım.

Ankara'ya vardığımda hava kararıyordu.Hemen Çankaya'ya koştum.Atatürk beni karşısında görünce,önce hayret etti.Arzumu anlamıştı.Daha doğrusu kendisine isteğim iletilmişti.Bu bakımdan ben daha bir şey söylemeden Atatürk konuşmaya başladı.Benim böyle bir harekata katılmamın güçlüğünü dile getiriyordu.'

Sabiha Gökçen,sakin görünüşlü bir insan...Heyecanını fazla belli etmiyor.Tatlı bir konuşma üslubu var.O gün de öyle yapmış olmalı ki,Atatürk onun dileğine hayır diyememiş.Fakat şu uyarıda da bulunmayı ihmal etmemiş:

'Bak Gökçen' demiş,'seni çok takdir ederim.Orada da görevini başaracağına inancım tam.Ancak çarpışacağın insanların eline düşersen,sana fena muamele etmelerinden korkarım.Buna çok üzüleceğimi bilirsin.'

Sabiha Gökçen birden gürlemiş,'emin olunuz' demiş,'kendimi onlara diri diri teslim etmem.'

İşte bu anda Atatürk birden tabancasını uzatmış hiçbir şey söylemeden...

Şimdi Sabiha Gökçen o anı yeniden yaşıyor gibiydi.Elindeki tabancayı gösteriyor ve şöyle diyordu:'İşte o tabanca...'"*Bulutlarla Yarışan Kadın:Halit Kıvanç,Sabiha Gökçen'le Söyleşiyor,1. bs.,İstanbul,Yapı Kredi Kültür Sanat Yayıncılık,1998,s.57-59.

soykırım kurbanı olmak cezai ehliyeti ya da sorumluluğu ortadan kaldıramaz...

üstelik Sabiha Gökçen Dersim'e askeri hiyerarşi doğrultusunda verilen bir emir-görevle gitmemişler yukarıda da anlaşılacağı üzere "gönüllü" olarak hem de esasında Khatun Sebilciyan olduklarını da bilerek operasyona katılmışlardır...

saygılarımla

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder