2 Haziran 2012 Cumartesi

Nazım Hikmet:"Kardeşim Bu akşam Kadir Gecesidir Beni Camiiye Götürmeni İstiyorum"/Prof.Mustafa Mehmet*

"Nazım Hikmet,Nisan 1957'de Bükreş'e geldiğinde Romanya Komünist Partisi tercüman olarak beni görevlendirdi.Nazım Hikmet,Athena Palace Oteli'ndeki odasında bana 'Kardeşim,bu akşam Kadir Gecesi.Bu akşam beni camiiye götür' dedi.Onu Komünist Partisi'nin bilgisi dışında,gizlice Carol Camiisi'ne götürdüm.Ama orada başıma neler geldi neler..." Prof. Mustafa Mehmet yıllarca sakladığı bu sırrı anlatırken heyecandan terliyordu.

Yıl 1957,Ramazan ayının 27. günüydü.Romanya Bilimler Akademisi Tarih Enstitüsü'nde çalışıyordum.Enstitü Müdürü beni odasına çağırınca çok heyecanlandım.Komünist rejimde bir işçinin müdürü tarafından odasına çağrılması pek hayra alamet değildi çünkü.Bana "Otur" dedi."Scinteia Gazetesi'ni okudun mu?" O gazete İşçi Partisi Merkez Komitesi yayın organıydı.Evet,dedim."O zaman Nazım Hikmet'in Bükreş'te olduğunu duymuşsundur" dedi.Beni şöyle aşağıdan yukarı doğru süzdü."Hemen evine git,elbiselerini değiştir ve Athena Palace Oteli'nde kalan Nazım Hikmet'in yanına git.Nazım Hikmet Türkçe bilen biriyle konuşmak istiyormuş.Ne isterse ona göre hareket et." Ardından "Bize de bilgi ver" diye ekledi.

Athena Palace Oteli'nde Nazım Hikmet'in odasının kapısını ürkek ürkek tıklattım.Kapıyı kendisi açtı.İriyarı bir insandı.Çok heyecanlanmıştım.İçimden "Ey garip Mustafa,sen nire,Nazım Hikmet nire" dedim."Türkçe konuşan sensin değil mi?" diyerek beni odasına buyur etti.Odada Ankara mı,İstanbul mu bilemediğim bir radyo çalıyordu.Yanında sonradan adını yanlış hatırlamıyorsam Galina (Nazım'ın doktoru ve sevgilisi Galina Grigoryevna Kolesnikova olsa gerek) olduğunu öğrendiğim hanım da bana tebessüm etti.

Şoför Gittiğimiz Yeri Bilsin İstemedi

Nazım Hikmet bana ne iş yaptığımı sordu.Gözlerinden Türkçe bilen biri ile konuşmanın mutluluğunu okuyordum.Birden sandalyeden ayağa kalktı ve bana tok bir sesle "Oruç tutuyor musun?" dedi."Kardeşim bu akşam Kadir Gecesidir.Beni camiiye götürmeni istiyorum."

Şaşkınlık içinde,olur efendim,diyebildim.İçimden,"Allah Allah!Koskoca bir komünist nasıl olur da..." diye geçirdim.Siz akşam ezanından sonra hazır olun,dedim.Devlet ona bir araba tahsis etmişti.Teravihe kadar camiiyi ziyaret ederiz diye anlaştık.Odadan çıkınca beni bir panik aldı.Teşkilata haber versem bir türlü,vermesem bir türlü.Şimdi yıkıldı orası ama Carol parkının içinde bir göl,ortasında bir adacık,onun üstünde de şirin bir camiimiz vardı.İmama önceden haber verdim.Çok önemli bir misafiri akşam ile teravih namazı arasında camiiyi ziyarete getireceğimi ve küçük bir mevlit programı yapmasını istedim.

Nazım ve yanındaki hanımla camiiye doğru yola çıktık.Nazım Hikmet,gittiğimiz yeri şoförün bilmesini istemiyordu.Arabayı camiiye uzak bir yerde durdurttu,şoförü yolladı.Camii yarıya kadar doluydu ve mevlit okunuyordu.Nazım Hikmet için camiinin ortasına bir sandalye konulmuştu.Nazım sandalyeye oturdu.Yanındaki hanım ise ayakta durdu.İmam bana mevlitten kısa bir parça okumamı istedi.Ben de Ey Azizleri okudum.Nazım dinledi.Sonra cemaate ünlü şairin aramızda bulunduğunu duyurdum.İşte bu sırada Nazım kalkıp,cemaate "Ben komünistim.Ama sizleri böyle camii gibi kutsal bir mekanda derli toplu görmekten son derece mutlu oldum ve çok duygulandım" dedi.

Camiiden Çıkınca Fenalaştı,Yığıldı

Vedalaştık ve camiiden çıktık,köprüyü geçtik.Birkaç adım attıktan sonra Nazım sendelemeye başladı.Eliyle göğsünü tuttu."Kardeşim ben ölüyorum" dedi.Yere doğru yığılırken,bir kolundan ben diğer kolundan ona eşlik eden hanım zorlukla doğrultup parktaki bir kanepeye yatırdık.Hayatımın en güç anlarını yaşıyordum.İçimden "Burada ölürse ben Komünist Partisi'ne ne derim" diyordum."Onu neden camiiye götürdün" diye sorduklarında ne cevap verecektim?Yanındaki hanım Nazım'ın başını dizlerine koydu.Çantasını karıştırıp bir ilaç verdi,taksi çağırmamı istedi.Nazım arabaya biner binmez nefes almakta zorluk çektiği için bütün camları açmamızı istedi.Şoföre bizi ormanlık Herastrav Parkı'na götür dedim.Nazım biraz açılır gibi oldu.Karnının aç olduğunu söyleyerek gittiğimiz yerde lokanta olup olmadığını sordu.Lokantada kendine geldi.

Dört ay sonra Nazım Hikmet'le bir kez daha karşılaştım.Akrabalarımı ziyaret etmek için Bulgaristan'a gitmiştim.Eski bir gazeteci arkadaşımla Sofya'da buluştum."Tam zamanında geldin.Sana bir sürprizim var" dedi.Beni Sofya'nın en lüks lokantasına götürdü.Uzun bir masada Nazım Hikmet Bulgar yazarlarıyla dondurma yiyordu.Kollarını sıvamış dondurmayı kaşıklarken,göz göze geldik.Beni kucaklayıp,"Kardeşim,beni sen kurtardın" dedi.Arkadaşımın Bükreş'teki olayları bilmesini istemediğim için,Nazım'ı Bükreş'te görmüştüm,kısa bir tanışıklılığımız olmuştu, diyerek vaziyeti geçiştirdim.

Birinci Sayfada Haber Olmuş

Bükreş Akademi Kütüphanesi Şefi Prof. Marilena Apostolescu,Nazım Hikmet'in 23 Nisan 1957'de Bükreş'i ziyaretini haber veren İşçi Partisi'nin yayın organı Scinteia (Kıvılcım) gazetesini gösteriyor.Birinci sayfada,sağ alt köşede haber:"Tanınmış şairlerden Nazım Hikmet pazartesi öğleden sonra başkente gelmiştir.Dünya Barış Komitesi'nin üyesi olan Nazım Hikmet'i Romanya Yazarlar Birliği ile Romanya Barış Komitesi temsilcileri karşılamışlardır..."

20 yaşında camii şiiri yazdı 60 yaşında camiiye gitmedim dedi

Ağa Camii

Ey bu Caminin
ruhu:
Bize mucize göster
Mukaddes huzurunda el bağlamayan bu yer
Bir gün harap olmazsa Türkün kılıç kınıyla
Baştan başa tutuşsun göklerin yangınıyla

Röportaj:Celal Demirbilek,Hürriyet,7 Şubat 2004.

http://hurarsiv.hurriyet.com.tr/goster/ShowNew.aspx?id=201117

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder