2 Haziran 2012 Cumartesi

Nazım Hikmet'in Ölümünden Sonra/Vartan İhmalyan

Nazım Hikmet'in ölümünden sonra Sovyetler Birliği'nde,ustanın sağlığında yapılanlardan daha pek çok şey yapıldı.Büyük usta,Gogol,Chekhov,Mayakovsky,Ehrenburg gibi ünlü yazar ve ozanların,bilimadamlarının,sanatçıların,seçkin komutanların ve devlet adamlarının gömülü bulundukları,Moskova'daki en büyük ve onurlu Novodevici Mezarlığına gömüldü.Ölümünden hemen sonra,Sovyet Yazarlar Birliği nezdinde büyük ozanın basılmış ve basılmamış tüm yapıtlarını içeren bir devlet arşivi kuruldu.Ondan sonra,yapıtlarıyla Türkiye'de de çok iyi tanınan Sovyet yazarı Konstantin Simonov'un başkanlığında,Nazım Hikmet'in yapıtlarını incelemek için bir komisyon kuruldu.

Bugüne dek zaman zaman,Sovyet dergilerinde,ozanın yapıtları üstüne inceleme yazıları çıkar.Sovyet Türkologlarından Ekber Babayev ve Rady Fish,Nazım'ın yaşamı ve sanatı üstüne birer kitap çıkardılar.Yevgeny Aleksandrovich Yevtushenko,Robert Ivanovich Rozhdestvensky,Boris Abramovich Slutsky gibi tanınmış Sovyet ozanları şiirler yazdılar Nazım için.

Sovyetler Birliği Bilimler Akademisi Doğu Bilimleri Enstitüsü'nün Türkoloji kabinesi,zaman zaman Nazım Hikmet'in yapıtları üstüne tartışma toplantıları düzenler.

Birkaç yıl önce,Yugoslavya'da yapılan Sovyet gemilerinden birine Nazım Hikmet adı verildi.Bu gemi Yugoslavya'dan Sovyetler Birliği'ne ilk seferinde Çanakkale ve İstanbul Boğazlarından geçerken,liman makamlarını şaşırtmıştı.

Nazım Hikmet'in 75. doğum yıldönümü dolayısıyla,Sovyet Posta-Telgraf Bakanlığı,üzerinde Nazım'ın resmi bulunan çok sayıda posta zarfı çıkarmıştı.

Büyük ozanın sağlığında olduğu gibi,ölümünden sonra da,Moskova'da birçok yayınevi,bu arada "Progres",Edebi Yapıtlar Yayınevi","Sovyetskiy Pisatel","Molodaya Gvardiya" ve "Nauka" yayınevleri Nazım Hikmet'in şiirlerini büyük tirajlarla bastılar.Bundan başka ozanın yapıtları bütün Sovyet cumhuriyetlerinde de basıldı.

Ayrıca Nazım'ın,konusu savaşa karşı olan bir senaryosu üstüne bir çizgi film,bir de yine ozanın senaryosu üstüne "Bir Mahallede İki Çocuk" adlı film çevrildi.

Nazım'ın oyunları şimdiye dek ülkenin değişik kentlerinde sahnelenmektedir.Bu arada,Moskova'dan başka Leningrad [Sankt-Peterburg]'da,Baku'da,Simferepol'da,Odessa'da,Novosibirsk'te Riga,Vilnius,Dushanbe,Kirovabad,Sverdlovsk [Yekaterinburg],Ivanovo ve Tashkent'te çok kez sahneye konulmuştur.

Nazım Hikmet'in her doğum yıldönümünde,Moskova'daki Yabancı Edebiyat Kitaplığı'nda ustayı anmak gelenek olmuştur.O gün,Nazım'ın oyunlarını sahneye koyan rejisörler,ozanlar,kendisini yakından tanıyanlar,birçok çağrılı karşısında onun oyunlarından,şiirlerinden söz eder,anılarını anlatırlar.Ozanlar,sanatçılar Nazım'ın şiirlerini Rusça,hatta Türkçe bile okurlar.

Vera Klimenko adında bir Sovyet kadın botanikçisi,yeni yetiştirmiş olduğu bir gül türüne "Nazım Hikmet" adını vermiş ve bu gülün,Sovyet halkının Nazım'a sevgisinin bir simgesi olmasını dilemiştir.

Onbir yıl kadar önce,safra kesesi hastalığından bir hastanede yatıyordum.Orada,benim gibi hasta genç bir fizikçiyle tanıştım.Adı Grigory Obuhov'du.Dost olduk.O sırada Münevver'le oğlu Memet Moskova'daydılar,işitmişler hasta olduğumu,beni görmeye gelmişlerdi.Canım Memet'in bir "Vartan Amca" deyişi vardı ki,yüreğime işliyordu.Münevver'le oğlu gittikten sonra,hasta arkadaş Grigory:"Sana gelenler kimdi?" diye sordu.Ben de Nazım'ın eşiyle oğlu olduklarını söyleyince,Grigory'nin gözleri parladı:"Ah,niye bana tanıştırmadın?" diye yakındı.Meğer Nazım'ı şiirleriyle tanır ve çok severmiş.Ben ondan önce çıktım hastaneden.Taburcu olduğum gün Grigory yanıma geldi,çok alçakgönüllü bir davranışla:"Kusura bakma", dedi "sizin büyük Nazım Hikmet için küçük bir şiir yazdım,andaç olarak sana veriyorum." Sağol deyip aldım.

Daha önce ben,Pablo Neruda'nın,Yevtushenko'nun ve Slutsky'nin Nazım üstüne yazdıkları şiirleri çevirmiştim.Ama fizikçi Grigory Obuhov'un şiirini okuduktan sonra diyebilirim ki,hepsinden çok beğendim ve onu da çevirip,hepsini birden Aziz Nesin'e gönderdim,"May" ve "Dost" dergilerinde çıktı.

Hastane arkadaşım fizikçi Grigory'nin şiiri şuydu:

Kendisi gibi bir oğul bıraktı Nazım,
Şarkılar bıraktı kendine özgü,
Ölümleri geride bıraktı Nazım
Ve işlenmiş toprakları Anadolu'da.
Güneşi cezaevi hücrelerinde,
Gülmeyi karların aklığında,
Dünyayı bombalar ve afetler içinde,
Türkiye'nin göklerini kirpikleri arasında bıraktı.
Acıları buruşturulmuş kağıt parçalarında,
Yüreği anlarda,dakikalarda,
Acımasız ayrılıklar ve bekleyişlerde kaldı.
Dostlarda sadakatın ışığını bıraktı,
Düşmanlarda kara öfke,
Güneye,Türkiye'ye özlemini bıraktı,
Sözlerde ölümsüzlüğü bıraktı,
Bir de kendi sesini...

Fizikçi Grigory Obuhov'un adresini yitirdiğim için,kendisini bir daha görüp de şiirinin Türkiye'de basılmış olduğunu bildiremediğime üzgünüm.Kimbilir ne kadar sevinecekti.

Bir gün de işe geç kaldığım için taksiye binmiştim.Bilindiği gibi taksi şoförleri kimi çok konuşkan olur,kimi de hiç konuşmaz.Bu şoför çok konuşkan bir gençti.Aksanımdan anladı benim Rus olmadığımı ve:"Siz Kafkaslardan mısınız?" diye sordu."Hayır,ben Türkiyeliyim" dememle şoförün gözleri parladı ve hemen:"Nazım Hikmet'i tanır mısınız?" diye sordu.Ve ben:"Tanımaz olur muyum?Çok iyi tanırım" der demez,Rusça olarak:

Ben yanmasam
sen yanmasan
biz yanmasak
nasıl çıkar karanlıklar aydınlığa?

diye,Nazım Hikmet'in "Kerem Gibi" şiirini okumaya başlamaz mı?Öyle duygulandım ki,bu olayı hiçbir zaman unutamam.

İşte büyük Nazım böyle sevilmiş,böyle sayılmıştı Sovyet yurttaşlarınca.

*Vartan İhmalyan,Bir Yaşam Öyküsü,İstanbul,Cem Yayınevi,1989,s.209-212.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder