24 Nisan 2012 Salı

Yılmaz Güney Ermenilere yapılan Soykırımı mahkûm ediyor...*

Sinemacı Yılmaz Güney'in Halkların Sürekli (Permanent) Mahkemesi Başkanlığı'na sunduğu mesaj (1984)-Paris/Fransa

"Sn. Başkan

Değerli mahkemenizin Ermenilere yapılan soykırımla ilgili bir duruşma yapacağını ilgiyle öğrenmiş bulunuyorum.Bu sorun,adâletsever ve en azından benim gibi Türkiye asıllı insanları duyarsız bırakamazdı.Bunun için de bazı gözlemlerimi düşüncelerinize sunmak istiyorum:

1-Bu soykırımın gerçek olduğu,bana göre hiçbir kuşkuya yer bırakmamaktadır.Agresif karakterde bir ulusçuluğa kapılan dönemin yöneticilerinin rüyası Türkiye'den Orta Asya steplerine kadar uzanan Pan-Turanist bir imparatorluk kurmaktı.Ancak,Türkiye'de Türklerin yaşadığı topraklarla Kafkasya ve Orta Asya'da yaşayan Türkî halkları birbirinden ayıran bölgelerde Kürtler ve Ermeniler yaşıyordu.Bu 'engeli' ortadan kaldırmak için,İttihat ve Terakki hükümeti bu iki halkı fiziken ortadan kaldırmayı kararlaştırdı.1915'ten itibaren uygulanan plânlı ve sistematik bir politikayla,kolektif katliamlar ve zorunlu yığınsal göçler,Ermenilerin Türkiye'den yok olmalarıyla sonuçlandı.Birinci Dünya Savaşı sırasında,bu aynı politika kapsamında 700 bin Kürt İç Anadolu'ya sürüldü.

2-Bu soykırım eğer zamanında uluslararası toplum tarafından tanınmış,Uluslar Cemiyeti 1920'lerden itibaren insanlığa karşı işlenmiş bu suçu yargılamış ve sert bir cezaya çarptırmış olsaydı,Kemalist yöneticiler muhtemelen kendi yönetimleri altındaki Kürtlere de Ermenilere yapılanı reva görüp,1924'ten 1940'a dek onların üçte birine sürgün ve kırım uygulamayı denemezdi.

3-Demokratik bir rejim tarihsel gerçeği tanımış,bu suçu işleyenleri mahkûm etmiş,sonunda kendi Türk halkının böyle anlamsız bir katastrofa sürüklenmesine sebep olmazdı kuşkusuz.En azından şehit Ermeni halkının anısı önünde saygıyla eğilmişti.Adâlet ve onur kaygısı,tüm gerçeğin ortaya koyulmasını ve ilân edilmesini sağlayan,aynı sizinki gibi bir mahkemenin Ankara'da yapılmasını gerektirirdi kuşkusuz.Ne yazık ki kendi halkını ezen,ona terör uygulayan Türk rejimi böylesi onurlu bir davranışta bulunmaktan uzaktır.Türkiye nüfusunun dörtte birini oluşturan milyonlarca Kürt'ün kendi toprağı üzerindeki varlığını bile inkâr etmeyi sürdürdüğü bilindiğinden bu rejimden başka ne istenebilirdi ki!Ve Kürtler spesifik/özel haklar isteminde bulundukları zaman,Ankara'daki yöneticiler onları basit olarak Ermenilerin uğratıldığıyla tehdit ediyorlar.Diktatörlük,gerçekte yurtdışındaki müttefikleriyle finansörlerine yönelik damla damla akıtarak oluşturduğu yalanlarla propaganda yapmaktadır.

4-Büyük güçler tarafından cezalandırılmaktan korkmayan,aksine onların,özellikle de ABD ve Federal Almanya tarafından yardım ve destek gören Türk askerî diktatörlüğünün,öte yandan da özgürlük ve insan haklarıyla ilgili açıklamalarda bulunmaktan vazgeçmediğini tespit ediyorum.

5-Tarihsel gerçeğin tanınması bölgenin sınanmış halklarından birini öbürüne karşı çıkarma ve ırkçı nefret uyandırmayı getirmemelidir.Günümüz Türkleri,bundan altmış seneden de fazla zaman öncesi,bitmekte olan despot,kriminal bir İmparatorluk rejimince atalarının işlediği suçlar için sorumlu tutulamazlar.Anti-Türk ırkçılığı,bana Ankara'daki yöneticilerin anti-Ermeni ve anti-Kürt histerisi kadar mahkûm edilesi geliyor.

Sn. Başkan,izninize sığınarak,büyük bir sessizlik ve kayıtsızlık şartları altında Ermeni halkının başına getirilenlerin artık hiçbir zaman tekrarlanmaması amacıyla yapılan bu gözlemler ışığında formüle edilen arzum,mahkemenizin alacağı kararın uluslararası makamlar tarafından kaale alınmasıdır...

Yılmaz Güney"

*Sarkis Hatspanian tarafından Fransızca'dan Türkçe'ye tercüme edilen yazı için bkz. (Tribunal Permanent des peuples,Le Crime de silence,préface de Pierre Vidal-Naquet,Paris,Flammarion,1984.)

https://www.facebook.com/#!/photo.php?fbid=246468712116423&set=a.121275731302389.22834.100002598872715&type=1&theater

7 yorum:

  1. Rica etsem kaynağı paylaşabilir misiniz? Biraz daha bilgi? Bu çok önemli çünkü. O yıllarda sol derin uykulardaydı.

    YanıtlaSil
  2. Devedjian'ın Tanığı Yılmaz Güney*

    Ünlü tarihçi Bernard Lewis'i suçlayan Patrick Devedjian ve dört kişilik davacı avukatları,ithamları arasında Yılmaz Güney'in "Eğer TC,1915-1916 yıllarında yapılan Ermeni Soykırımı'nı tanıyıp kabul etseydi,bugün Kürtlere aynı kıyımı uygulayamazdı..." sözlerine delil olarak yer verdi ve "Bugün Türkiye'nin yaptığı Kürt katliamını önlemenin en iyi biçimi,uluslararası platformda Ermeni Soykırımı'nı kabul ettirmektir..." dedi.

    *Mine G. Saulnier,Bernard Lewis Davası:Bir Tarih Yargılanıyor,Milliyet,4 Haziran 1995,s.25.

    YanıtlaSil
  3. Sayın Günaysu

    değerli alakanıza teşekkür ederim

    "Yılmaz Güney Ermenilere yapılan Soykırımı mahkûm ediyor..." paylaşımının kaynağı benim açımdan Sayın Sarkis Hatspanian'dır ancak Sayın Hatspanian bu bilgiye nereden ulaşmıştır bilemiyorum

    bununla birlikte Mine G. Saulnier [Kırıkkanat]'in Devedjian'a atıfla yazı dizisinde bu konuya yer verdiğini düşünürsek bilginin sahih olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz

    saygılar

    YanıtlaSil
  4. Aaa, bu ne hoş bir sürpriz böyle... Yılmaz abinin bu yazısını ben 2008 yılında mahpusanedeyken Türkçe'ye tercüme edip yayınlanması için avukatımla dışarı çıkarmıştım... Yıllar sonra bu yazıya ilk defa rastladığım ve yayınlanmış olduğunu gözlerimle görmüş olduğum için çok sevindim doğrusu. Paylaştığınız için size de ayrıca teşekkür ediyorum.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. rica ederiz Sn. Hatspanian
      değerli alakanız ve kaynak konusundaki açıklamanız için biz teşekkür ediyoruz size
      saygılar

      Sil
  5. Bu yorum yazar tarafından silindi.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yılmaz Güney'le zaten talebesi olduğum Sorbonne Üniversitesi'nde yapılan oturumlara katılmıştım. Fransızca'dan Türkçe'ye tercüme ettiğim yazının yayınlanmış olduğu kitap ise budur. "Tribunal Permanent des peuples, Le Crime de silence,
      préface de Pierre Vidal-Naquet, Paris, Flammarion, 1984."

      Sil