7 Şubat 2012 Salı

Vitrindeki Gayrimüslimler/Rita Ender*

Kişinin siyasi haklarının başında gelir "seçilme hakkı".Türkiye'de bu hakkın,gayrimüslim vatandaşlar tarafından kullanılması istisna niteliğindedir.İstisnadır çünkü milletvekili seçilmekten korkarlar,istisnadır çünkü azınlıkların çoğunluk olmasından korkulduğunu da bilirler...

Seçilmek iktidarda veya iktidarın karşısında olmayı gerektirir.Oysa Sarkis Çerkezyan'ın söylediği gibi;"Türkiye'de Ermenilik ayrı bir şeydir."

"'Kanun nazarında herkes eşittir',bunların hepsi palavradır.Bir tane çöpçü yok,bir devlet dairesinde memur yok.Atatürk,sembolik olarak bir Rum,bir Yahudi,bir Ermeni'yi TBMM'ne sokardı.O da göstermelik bir şeydi..."(1)

Bu çalışmada,"sembol olarak" beşinci,altıncı ve yedinci dönemde TBMM'ne girmiş (veya sokulmuş) gayrimüslim milletvekilleri ele alınacaktır.Önce,Meclis'in bu dönemlerdeki genel görüntüsü sunulmaya çalışılacak,ardından gayrimüslim milletvekilleri tanıtılacak ve son olarak bu kişilerin ortak özelliklerine değinilecektir.

Beşinci,Altıncı ve Yedinci Dönemde TBMM

TBMM'nin,1 Mart 1935-5 Ağustos 1946 arasındaki beşinci,altıncı ve yedinci dönemlerinde,yedi hükümet görev yapmıştır.Bunlar sırasıyla;Yedinci İnönü Hükümeti (1 Mart 1935-1 Kasım 1937),Birinci Bayar Hükümeti (1 Kasım 1937-11 Kasım 1938),İkinci Bayar Hükümeti (11 Kasım 1938-25 Ocak 1939),Birinci Saydam Hükümeti (25 Ocak 1939-3 Nisan 1939),İkinci Saydam Hükümeti (3 Nisan 1939-8 Temmuz 1942),Birinci Saraçoğlu Hükümeti (9 Temmuz 1942-9 Mart 1943) ve İkinci Saraçoğlu Hükümeti (15 Mart 1943-5 Ağustos 1946)'dir.

1935-1946 arasındaki bu on yıllık sürecin cumhurbaşkanları;Mustafa Kemal Atatürk,Atatürk'ün ölümü sebebiyle bir gün süre ile Cumhurbaşkanlığı makamına vekalet eden Abdülhalik Renda ve İsmet İnönü'dür.

Bu dönemde 1924 Teşkilat-ı Esasiye Kanunu,yani 1924 Anayasası yürürlüktedir.1924 Anayasası'nın meclis hükümeti ile parlamenter rejim arasında karma bir sistem kurduğu söylenmektedir.Anayasada her iki hükümet şekline has özellikler yer almaktadır.Meclis hükümetini andıran bazı yönleri şunlardır;anayasaya göre "Türk milletini ancak Türkiye Büyük Millet Meclisi temsil eder ve millet adına egemenlik hakkını yalnız o kullanır." (madde 4) "Yasama yetkisi ve yürütme erki Büyük Millet Meclisi'nde belirir ve onda toplanır." (madde 5) Meclis,hükümeti her zaman denetleyebileceği ve düşürebileceği (madde 7) halde hükümetin meclisi feshetme yetkisi yoktur.Öte yandan,1924 Anayasası bazı yönleriyle de parlamenter sistemi andırır:Meclis yasama yetkisini kendi kullandığı halde,yürütme yetkisi ancak Cumhurbaşkanı ve Bakanlar Kurulu eliyle kullanılabilir.Yani,yürütme yetkisi teorik olarak mecliste bulunmakla beraber meclisin yürütme işlerini bizzat yapması sözkonusu değildir.(2)

Anayasanın sözkonusu hükümleri ile yürürlüğe girmesinin ardından gelen yıl;1925 yılı tek partili rejimin kurulması açısından bir dönüm noktası olmuştur.Bu noktayı belirginleştiren durumlar,Cumhuriyet Fırkası'nın Bakanlar Kurulu kararı ile kapatılması,Hıyanet-i Vataniye Kanunu ve Takrir-i Sükun Kanunu uygulamaları olmuştur.Tek parti rejiminin 1930'dan sonraki durumu ise,bu düzenin yerleşmesi açısından bir dönüm noktasıdır.1930'da Mustafa Kemal'in,Serbest Cumhuriyet Fıkrası'nı kurdurması ile "bir güdümlü muhalefet aralığı" yaşandıysa da,çok geçmeden bu parti kendini feshetmiştir.(3) Böylece,tek parti yönetimi yerleşmiş ve onbeş yıl kadar sürmüştür.

Tek parti rejimi Bülent Tanör'e göre;1924 Anayasası'nın teorik şemasını yani;parlamenter rejime özgü unsurlar içermekle birlikte,esas olarak kuvvetler birliği ve meclis üstünlüğü ilkelerini tersine çevirmiştir.Meclise ve hükümete egemen tek ve disiplinli bir parti ile güçlü liderler (Atatürk,İnönü) ekseninde işleyen siyasal rejim,sonuçta hükümetin yasamaya üstün çıkmasına yol açmıştır.Hükümet meclise değil,meclis hükümete ve liderlere bağımlı bir çalışma düzeni içinde olmuştur.(4) 1935 bağımsız milletvekili seçimleri,lidere bağımlı çalışma düzenine örnek gösterilebilir,zira Rıfat Bali'nin ulaştığı bir kaynağa göre,bu seçimler Atatürk'ün özel emriyle düzenlenmiştir.(5)

1935 seçimleri dahil;Türkiye'de 1943'e kadar yapılan seçimler iki aşamalı olarak yapılmıştır.Halk ikinci seçmenleri seçmiş,ikinci seçmenler de milletvekillerini seçmiştir.Aslında bu,Hakkı Uyar'a göre,seçimden ziyade iki aşamalı bir onaylamadan ibaretti,çünkü ikinci seçmenler CHP üyesiydiler ve parti tüzüğü gereği parti üyelerine oy vermek zorundaydılar.Bağımsız olarak ikinci seçmenliğe ya da milletvekilliğine soyunanların şansı bulunmamaktaydı.(6) Ancak,milletvekillerinin seçiminde ikinci seçmenlerin kilit bir rolü vardı.

Bu nedenle,Uyar'a göre,1935 seçimlerinde bazı illerde bağımsız milletvekillerinin aday olmasına olanak tanınması (bağımsız milletvekilliği için dördü azınlıklara ait olmak üzere 13 yer boş bırakılmıştı),CHP genel merkezinin fazlasıyla endişeye/vehme kapılmasına yol açmıştı.Bu endişenin etkisiyle de,CHP genel merkezi,tamamen kontrolünde olan ikinci seçmenlere,bağımsız adaylardan kendi istediklerini seçtirmişti.(7)

Bu adaylardan,Dr. Nikola Taptaş,Dr. Samuel Abrevaya,Av. İbrahin Naum,Av. İstemat Zihni Özdamar,Berç Keresteciyan (Türker) gayrimüslimdi ve "beşinci dönem Milletvekili" sıfatını kazanmışlardı.(8)

Dr. Nikola Taptaş,Berç Keresteciyan,İstemat Zihni ve Samuel Abrevaya bağımsız milletvekili olarak meclisin altıncı döneminde de görev yaptı.(9) 1943 seçimlerinin ardından,yedinci dönemde yine gayrimüslim azınlıklardan belli oranlarda mebus seçilmişti.Önceki dönemlerden farklı olarak,tarih çalışmaları ile tanınan Avram Galanti Bodrumlu ve Mihal Kayaoğlu milletvekili olmuştu.(10) Nikola Taptaş ve Samuel Abrevaya yedinci dönemde göreve devam etmemişti.

Bu durum;gayrimüslim azınlıklardan sembolik sayıda milletvekili adayı göstermek ve meclise sokmak Rıdvan Akın'a göre bir "teamül" olmuş ve sonraki seçimlerde,Demokrat Parti'nin iktidarı döneminde de uygulanmış bir "politika" olarak siyaset tarihindeki yerini almıştır.(11)

Gayrimülimler Meclise

Gayrimüslimlerin meclise girmesine Dolmabahçe'de karar verilmiştir:2 Şubat 1935'de Atatürk başkanlığında Dolmabahçe'de toplanan CHF Umumi Riyaset Divanı,Umumi İdare Heyeti,CHF Meclis Grubu İdare Heyeti ve İcra Vekilleri,yeni seçimle ilgili müzakerelerde bulunmuşlardır.Bu müzakerelerde,yapılacak olan milletvekili seçimlerinde bağımsız adaylar arasında azınlıklara da yer verilmesine karar verilmiştir.(12)

Aynı dönem,kadınlar hakkında da benzer bir karar alınmıştır:1935'de,yani beşinci yasama dönemi için yapılan seçimlerde kadınlar ilk kez parlamentoya girmiştir.Mustafa Kemal Atatürk'ün ısrarıyla o yılki seçimlerde 17 kadın milletvekili seçilmiştir.(13) Yani kadınlar TBMM'ne,Mustafa Kemal'in üyelerinin çoğunluğunu belirlediği son meclis döneminde azınlıklar ile beraber girmişlerdir.

Aşağıda,azınlık milletvekillerinin farklı yollarda,farklı yerlerde şekillenmiş özgeçmişlerine değinip;bu milletvekillerinin ortak özellikleri ortaya konmaya çalışılacaktır.

Berç (Keresteciyan) Türker:

Beşinci,altıncı ve yedinci dönemde bağımsız milletvekilliği yapmış olan Berç (Keresteciyan) Türker,25 Mart 1870'te İstanbul'da (Kandilli) doğmuştur.

Galatasaray Sultanisi ve Robert Kolej'i bitirmiştir.Ardından,iki yıl Maliye Nezareti'nde görev yaptıktan sonra,14 Temmuz 1887'de Osmanlı Bankası'na geçmiş ve 30 Ocak 1889'da muhasebeciliğe yükselmiştir.

Osmanlı Bankası için Kahire,İzmir ve İstanbul'da görev yapmıştır.1904'te şef yardımcısı,1910'da şef olmuştur.

Birinci Dünya Savaşı'nın başlangıcında,yabancı müdürler İstanbul'u terketmişler;Berç Keresteciyan Türker,İstanbul Merkez Müdürlüğü'nde,müdür yardımcılığına getirilmiştir.1927'ye kadar -emekli olana kadar- bu görevi yürütmüştür.

Meşrutiyet'in başlarında Hilal-i Ahmer (Kızılay) Cemiyeti'nin kurucu üyeleri arasında bulunmuş,yirmi yıl yönetim kurulu üyeliği yapmıştır.

Bir dönem,Aslan Eskihisar Çimento Şirketi Murakıplığı görevinde bulunan Türker,Ziraat Bankası'nda müşavirlik de yapmıştır.

Evlenmiştir ve bir kızı olmuştur.

Beşinci dönem seçimlerinde Afyon'dan bağımsız aday olmuştur.Yayımladığı programda;

"Ben Türk yurttaşıyım.Bu memleketin terakkisine bütün kalbimle çalışmak benim emelimdir...Ben azınlık mümessili olarak değil,sırf müstakil bir Türk yurttaşı olarak namzetliğimi koruyorum." demiştir.

666 oyla Aftonkarahisar milletvekili seçilmiştir.Bunun üzerine gazetecilere şunları söylemiştir:

"Yedi seneden beri işten çekilmiştim,fakat daima sevgili yurdum için çalışmak arzusunu duyuyorum.Bu sefer fırsat geldiğinden beni müstakil saylav seçmelerini Afyonlu yurttaşlarımdan rica ettim.

Türk Cumhuriyeti'ne sadık olan Ermenilerin azlık teşkil ettikleri için ayrı bir unsur addedilmemelerinin eskiden beri arzum olduğunu büyük bir kıvançla gördüm.

Evvelce Ermeni,Rum ve Musevi ekkaliyetlerine mensub olan yurttaşlar artık kendilerini öz Türk yurttaşı addederek bu yurdun terakki ve inkişafına daha fazla çalışmalıdırlar.

Beni müstakil saylav seçerek yüksek emniyetleriyle beni ağırlayan Afyonlu yurttaşlarıma son derece minnettarım."

8 Şubat 1935 tarihli seçim tutanağı ile 1 Mart 1935'te meclise katılmıştır.Dört toplantı yılında da İktisat Encümeni'nde görev almıştır.Genel Kurul'da 62 konuşma yapmış;Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı'na beş sözlü soru olmak üzere altı önerge vermiştir.

Ermenice,Rumca,Fransızca,İngilizce,İtalyanca,Almanca ve İspanyolca bilen Berç Türker altıncı ve yedinci dönemlerde de Afyonkarahisar'dan milletvekili seçilmiştir.

27 Temmuz 1949'da ölmüştür.İstanbul'da,Şişli Ermeni Mezarlığı'nda toprağa verilmiştir.(14)

Dr. Nikola Taptaş:

Beşinci ve altıncı dönemlerde bağımsız milletvekilliği yapmış olan Dr. Nikola Taptaş,25 Mart 1871'de İstanbul'da doğmuştur.

1889'da Galatasaray Lisesi'ni bitirmiş,ardından bir yıl Hukuk Mektebi'ne devam etmiştir.1890'da Askeri Tıp Mektebi'ne dışarıdan (harici) kabul edilmiştir.Ancak 1894'te,askeri okula dışarıdan öğrenci alımı kaldırılınca,Kadırga'da bulunan Sivil Tıp Mektebi'ne devam etmek zorunda kalmış ve 1896 yılında bu okulu bitirmiştir.Aynı yıl,kulak-burun-boğaz dalında uzmanlık eğitimi almak için Paris'e gitmiştir.

Daha sonra,Brüksel,Berlin ve Viyana'da ünlü tıp bilginleriyle çalışmış,1898'de İstanbul'a dönmüştür.Galata'daki Saint Georges Hastanesi Kulak-Burun-Boğaz Bölümü'nün başına getirilmiş ve bir dönem,Veliaht Reşad Efendi'nin doktorluğunu yapmıştır.Daha sonra,Etfal Hastanesi'ne atanmıştır.

İkinci Meşrutiyet'ten sonra,Kadırga Tıp Mektebi'nde yardımcı öğretim üyesi olarak ders vermeye başlamıştır.1910'da yeniden Etfal Hastanesi'nde görev alarak 1922 yılı sonuna kadar buradaki görevine devam etmiştir.

Rumca,Fransızca,Almanca ve İngilizce bilen Nikola Taptaş;tıp alanında kırktan çok eser üretmiştir.

Beşinci dönem seçimlerinde,Ankara'dan bağımsız milletvekili seçilen Dr. Taptaş,seçmenlere şöyle seslenmiştir;

"Ben azınlık mümessili değil Türk ulusunun mebusu olmak istiyorum ve buna her zaman sadık kalarak Meclis'te çalışacağım..."

Altıncı dönemde de Ankara milletvekili seçilen Dr. Nikola Taptaş,Eleni Hanım ile evlenmiş ve bir çocuk sahibi olmuştur.

2 Haziran 1955'te ölmüştür.İstanbul'da,Aya Triada Rum Kilisesi'nde toprağa verilmiştir.(15)

Samuel Abrevaya Marmaralı:

Meclisin beşinci ve altıncı döneminde bağımsız milletvekilliği yapmış olan Samuel Abrevaya Marmaralı,mezartaşına göre 1879,arşiv belgelerine göre 1880 yılında İzmir'de doğmuştur.(16)

Binyamin Efendi ve Rina Hanım'ın oğlu olan Samuel Abrevaya,1897'de İzmir İdadisi'ni bitirmiştir.1903'te İstanbul Mülkiye Tıbbiyesi'nden diplomasını almıştır.1904'te Selanik'e bağlı Tikveş kazasında,1904-1907 yılları arasında ise Dedeağaç'ta belediye tabibi olarak görev yapmıştır.

1909 yılında Darülfünun Tıp Fakültesi Seririyat Dahiliye Muallimliği'ne (asistanlığı) atanmıştır.1910-1914 arasında Dahiliye Şefliği,1914-1915 arasında İhtiyat Zabit Yüzbaşılığı,1918-1919 arasındaysa Tıp Fakültesi Müderris Muavinliği görevlerinde bulunmuştur.(17)

Evlenmiş ve üç kız çocuk sahibi olmuştur.

Dr. Abrevaya'nın Türk tıp tarihine katkıları olmuştur.Bunlardan en önemlisi,"Garip Bir Karın Sendromu" diye adlandırdığı ve günümüzde FMF (Akdeniz Aile Ateşi) diye anılan hastalığı teşhis etmiş olmasıdır.(18)

Beşinci dönem seçimlerinde Niğde'den milletvekili seçilen Dr. Abrevaya seçim öncesi verdiği bir demeçte şöyle söylemiştir;

"...Saylav seçilecek olursam,doktorluğu bırakacak değilim,mesleğime aşığım."(19)

Saylavlık dönemi boyunca Sıhhat ve İçtimai Muavenet Encümeni üyeliğinde bulunmuştur.

Atatürk'ü tedavi eden müşavir hekimler arasında yer alan Prof. Abrevaya,Atatürk'ün vefatından sonra TBMM'nde söz alıp bir konuşma yapmıştır.(20)

Meclisin altıncı döneminde de Niğde'den milletvekili seçilen Samuel Abrevaya Marmaralı,1950 yılında Yahudi Cemaati Cismani Meclis Başkanlığı'na da seçilmiştir.Fransızca,Almanca ve Rumca bilmekte olan Abrevaya aynı zamanda Or-Ahayim Hastanesi'nin fahri başkanlığını da yapmıştır.(21) 22 Mart 1953'te ölmüştür,İstanbul'da Arnavutköy Musevi Mezarlığı'nda toprağa verilmiştir.(22)

Mihal Kayaoğlu:

TBMM'nin yedinci döneminde bağımsız milletvekilliği yapmış olan Mihal Kayaoğlu 1893'te Ürgüp'te doğmuştur.

Hukuk Fakültesi'nde okumuş,mezun olduktan sonra Ankara'da serbest avukatlık yapmıştır.28 Şubat 1943 günü milletvekili seçilmiştir.Mazbatasını Meclis Genel Kurulu'na ibraz etmesinin ardından Ankara'nın temsilcileri arasındaki yerini almıştır.

Av. Mihal Kayaoğlu'nun bağımsız milletvekili görevi 5 Ağustos 1943'te sona ermiştir.(23)

İstemat Zihni Özdamar:

Kendisini "Türk Ortodoks" olarak tanımlayan İstamat Zihni Özdamar,meclisin beşinci,altıncı ve yedinci döneminde bağımsız milletvekilliği yapmıştır.

1879'da Bodrum'da doğmuştur.Yorgi Bey ve Hrisanti Hanım'ın oğludur,evli ve dört çocukludur.

Bodrum'da ilk ve ortaöğrenimini bitirmiştir.Lise öğrenimini ise İzmir İdadisi'nde yapmıştır.1908-1909 döneminde Hukuk Mektebi'nden mezun olmuş,ardından oniki yıl Aydın Bidayet Mahkemesi üyeliğinde bulunmuştur.

İstanbul Müddeiumumi Muavinliği'ne atanmış,fakat gitmemiştir.Milli Hükümet tarafından Denizli Mahkemesi üyeliğine atanmıştır.Bir yıl görev yaptıktan sonra istifa ederek Kayseri'de Türk Ortodoks Teşkilatı'nda görev almıştır.

İstanbul'da avukatlık yapmış olan İstamat Zihni Özdamar,beşinci dönem seçimlerinde Eskişehir'den bağımsız milletvekili seçilmiştir.

Dönem boyunca Gümrük ve İnhisarlar Encümeni üyeliğinde bulunmuştur.Adliye Vekaleti bütçesi,Atatürk'ün cenaze merasimi,1936 yılı Muvazenei Umumiye Kanunu,1937 yılı Maarif Vekaleti bütçesi,1937 yılı Milli Müdafaa Vekaleti bütçesi,1937 yılı Sıhhat ve İçtimai Muavenet Vekaleti bütçesi,1937 mali yılı muvazenei umumiyesine dahil bazı daire bütçelerinde değişikilik yapılması,1938 senesi Adliye Vekaleti bütçesi,1938 yılı Hariciye Vekaleti Bütçesi,Devlet Memurları Aylıklarının Tevhid ve Tedavülü Hakkındaki Kanun,Emekli Binbaşı Şükrü Aytuğ'un cezasının affı,Kızılay Cemiyeti varidatının artırılması,Polis Teşkilat Kanunu,Vakıflar Umum Müdürlüğü 1937 ve 1938 Yılı Bütçeleri Hakkındaki Kanun dolayısıyla Genel Kurul'da konuşmalar yapmıştır.

Fransızca ve Rumca bilen İstamat Zihni Özdamar,altıncı ve yedinci dönemde de Eskişehir'den milletvekili seçilmiştir.(24)

1962 yılında ölmüş,İstanbul,Şişli Rum Mezarlığı'na defnedilmiştir.(25)

Avram Galanti Bodrumlu:

Yedinci dönemde bağımsız milletvekilliği yapmış olan Avram Galanti,4 Ocak 1873'te Bodrum'da doğmuştur.

Altı yaşına geldiğinde annesi Coya Hanım'ın doğum yeri olan Rodos'a gönderilmiş;orada dört yıl boyunca Fransızca,İbranice ve Türkçe eğitim görmüştür.Dördüncü yılın sonunda Bodrum'a dönmüş ve eğitimine burada devam etmiştir.Daha sonra Rodos'a geri dönmüş ve idadiyeyi bitirmiştir.

21 yaşındayken,Rodos'ta "Tiferet Israel" adını taşıyan bir okul kurmuştur.Okulu parasal güçlükler yüzünden kapanınca idadiye önce Fransızca öğretmeni olarak atanmış,sonra matematik dersleri vermekle görevlendirilmiştir.Bu esnada Yunanca ve Almanca öğrenmiştir.1902 yılının sonuna doğru görevinden ayrılarak İzmir'e yerleşmiştir.İzmir'de Dar-ül İrfan adlı Türk özel okulunda Fransızca dersleri vermiştir.

Türk Hidmet,Yahudi Buena Esperansa,El Nouvelista,El Meserret,Rum Harmonia,Fransız Reforme gazetelerinde çeşitli konularda yazılar yazmıştır.

1904'ün sonuna doğru dönemin diğer aydınlarının genel eğilimine uyarak o da yurtdışına,Kahire'ye kaçmıştır.Kahire'de,La Vara adlı bir Yahudi gazetesi çıkartmıştır.

Avrupa'da incelemeler yapmak isteyen Galanti,14 Temmuz 1909'da Kahire'den ayrılarak İngiltere'ye gitmiş,Londra'da bir yıl kalmıştır.Akabinde bir yıl Berlin'de çalışmalarını sürdürmüştür.

İstanbul'a dönüşünde,Bahriye Nezareti'ne tercüman olarak atanmıştır. Türkiye Büyük Millet Meclisi açıldığında ise meclis için tercüman olarak hizmet vermiştir.

Çeşitli yayın organlarında yazmaya devam eden Galanti,1915 Darülfünun Islahatı'nda müderris (profesör) muavinliğine getirilmiştir.Savaşın bitiminde ise müderris olmuştur.

Darülfünun'un "üniversite"ye dönüştürülmesini de içeren 1933 Üniversite Reformu'yla öğretim üyeleri arasında yapılan tasfiyede Avram Galanti'nin de görevine son verilmiştir.(26)

TBMM'nin yedinci döneminde bağımsız olarak Ankara milletvekilliği yapmıştır.

8 Ağustos 1961'de ölmüş,İstanbul'da Arnavutköy Musevi Mezarlığı'na defnedilmiştir.

Sembolik Özellikler

Beşinci,altıncı ve yedinci dönemde mecliste yer alan gayrimüslim vekillerin bazı ortak özellikleri vardır.

Öncelikle,bu kişilerin hepsinin Türkçe soyadları (da) vardır.Türkçe soyadına sahip olmak sanki Türkiye'ye aidiyetlerini kanıtlamanın,'hepimiz Türk vatandaşıyız' demenin bir koşulu gibi görünmektedir.O dönemde,azınlıkların çoğunun böyle bir seçim yapmamış olması,oysa devletle diğerlerinden çok ilişki kuran bu kişilerin hepsinin bu seçimi yapmış olmaları,bu durumu,tesadüften öte kılar.Gayrimüslim milletvekillerinin o döneme hakim olan "Türkleştirme politikaları" hakkındaki tutumu da bu konuyla ilgilidir.İçlerinden bazılarının Türkleştirme akımında yer aldığı bilinmektedir.Örneğin,İstemat Zihni Özdamar,önderliğinde Rumları ve Ermenileri Türkleştirmeyi amaçlayan "Laik Türk Hristiyanlar Birliği" adında bir birlik kurulmuştur.(27)

Azınlık milletvekillerinden her biri,kendilerine yabancı olan şehirlerden milletvekili adayı olmuştur.İstanbullu Berç Keresteciyan Türker Afyonkarahisar'dan,İstanbullu Nikola Taptaş Ankara'dan,İzmirli Samuel Abrevaya Niğde'den,Ürgüplü Mihal Kayaoğlu Ankara'dan,Bodrumlu İstemat Zihni Özdamar Eskişehir'den,Bodrumlu Avram Galanti Ankara'dan bağımsız milletvekili seçilmişlerdir.Özgeçmişleri doğrultusunda,bu kişilerin temsilcisi oldukları şehirler ile o güne kadar bir bağ kurmuş olduklarını söylemek mümkün değildir.Aksine,örneğin Abrevaya'yı tanıyan bir meslektaşı,Niğde'den bağımsız milletvekili seçilmesinden sonra Abrevaya'nın Niğde'nin nerede olduğunu bulmak için ansiklopediye baktığını hatırlatmıştır.(28)

Daha önce de ifade edildiği gibi,sözkonusu gayrimüslim azınlıklar mecliste "bağımsız milletvekili" olarak bulunmuşlardır.Araştırmacı yazar Rıfat Bali'ye göre;bu kişiler,tek parti döneminde CHF'nin azınlıklara karşı dışlayıcı ve ayrımcı siyaseti yüzünden partiye üye olmamış;TBMM'nde bağımsız milletvekili olarak bulunmuş ve karar verici organlarda yer almamışlardı.(29)

Bu kişiler,seçildikleri dönemde gazetelere kendileri,hedefleri ve programlarına dair benzer demeçler vermişlerdir.Bu demeçlerdeki beş ortak nokta,Berç Keresteciyan'ın özgeçmişi üzerine yazdığı tez ile Semi Ertan tarafından tespit edilmiştir.Buna göre birinci nokta;hepsinin,azınlıkların değil,tüm Türk ulusunu temsil ettiklerini iddia etmeleridir.İkinci nokta;hepsinin azınlık-çoğunluk ikiliğini reddedip Türkiye'nin vatandaşı olduklarının altını çizmesidir.Üçüncü nokta,hepsinin rejime ve Cumhuriyet'e olan sadakatlerini ifade ediyor olmasıdır.Dördüncü nokta,hepsinin altı kuralı(30) benimsediğini belirtmesidir.Beşinci nokta ise,hepsinin memleketin yararı için çalışacağını,memlekete sahip çıkacağını ifade etmesidir.(31)

Bu noktalardan bazıları,Berç Keresteciyan'ın şu sözlerinde belirgindir:"Ben azınlık mümessili olarak değil,sırf müstakil bir Türk yurttaşı olarak namzetliğimi koruyorum."(32)

Samuel Abrevaya ise aynı noktaya şöyle değinmiştir:"Ben bir Türk yurttaşım ve öteden beri bu gaye ile yürümüştüm...Bazı gazeteler bizi azınlık namzedi diye gösteriyorlar.Halbuki benim nazarımda bir Ahmed ne ise Avram da odur."(33)

Nikola Taptaş'ın şu sözleri ise memleketin yararı için çalışıyor olma durumunun dillendirilişine örnek teşkil eder:"Ben Türk yurttaşıyım.Bu memleketin terakkisine bütün kalbimle çalışmak benim emelimdir..."

Gayrimüslim vekiller,"emellerini" belirtirken politik hayata uygun davranmış ve aslında bilinçli veya bilinçsiz olarak yaşanmışlara,gayrimüslim azınlıkların ortak hafızalarında yer alan olaylara ve hak ihlallerine değinmekten kaçınmışlardır.Örneğin,Samuel Abrevaya,World Jewry dergisinin muhabiri Betty Rose ile yaptığı söyleşide şöyle söylemiştir:

"Türkiye'de hayatımız emin ve saadetimiz mahfuzdur.Türkler çok misafirperver ve alicenap bir millettir...Türkiye'de en basit bir Yahudi aleyhtarlığı vaziyetini düşünmekten bile uzak bulunuyorum."(34)

Halbuki Yahudilerin yaşadığı "Trakya Olayları",o günlerin uzağında değildir.Yalnızca bir sene önce;3 Temmuz 1934'te yaşanan Trakya Olayları'nda Edirne,Çanakkale,Uzunköprü,Kırklareli gibi yerleşim yerlerindeki Yahudi evleri,işyerleri,mahalleleri yağmalanmış;kadınlara tecavüz edilmiştir.Bu olaydan sonra,Trakya'da yaşayan yaklaşık 15.000 Yahudi'nin 13.000'i İstanbul'a kaçmıştı.(35) Kaçan,kaçabilmiş olan bu 13.000 kişinin,huzurlu-iyi bir yaşam sürdüklerini,"saadetlerinin mahfuz olduğunu" söylemek gerçeğe aykırıdır.

Gerçeğe uygun olansa,Hrant Dink'in şu ifadesinde "mahfuzdur":

"Eğer akıllı uslu bir Ermeni iseniz -ki Türkiye'de böyle bir çoğunluk var- hak peşinde koşmayan,kendisine verildiği kadarıyla yetinen,gerektiğinde devletin reklamını yapmak için vitrinlere çıkan o zaman iyi yaşarsınız.Ama yurttaş olmaya çalışan,hakkınızı arayan bir Ermeni'yseniz bu bir sorun..."(36)

İşte bu sebeple,denilebilir ki;beşinci,altıncı ve yedinci meclis döneminde milletvekilliği yapmış gayrimüslimlerin,belki de en büyük ortak özelliği,sadece vitrinde olmalarıydı...

***

1-Yahya Koçoğlu,"Hatırlıyorum",1.bs.,Metis Yayınları,İstanbul,2003,s.50.

2-Ergun Özbudun,"Türk Anayasa Hukuku",7.bs.,Yetkin Yayınları,İstanbul,2002,s.31.

3-Bülent Tanör,"Osmanlı-Türk Anayasal Gelişmeleri (1789-1980)",9.bs.,Yapı Kredi Yayınları,İstanbul,2002,s.315.

4-Bülent Tanör,a.g.e.,s.316.

5-Rıfat N. Bali,"Devlet'in Yahudileri ve 'Öteki' Yahudi",4.bs.,İletişim Yayınları,İstanbul,2007,s.163.

6-Hakkı Uyar,"Tek Parti İktidarının Toplumsal Kökenleri",Toplumsal Tarih,Ekim 2002,sayı 106,s.54-58.

7-Hakkı Uyar,a.g.m.,s.54-58.

8-Rıfat N. Bali,a.g.e.,s.163.

9-Rıfat N. Bali,"Cumhuriyet Döneminde Azınlık Milletvekilleri",Toplumsal Tarih,Haziran 2009,sayı 186,s.63.

10-Rıdvan Akın,"Gazi'den Günümüze Cumhurbaşkanlığı 1923-2007",1.bs.,Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları,İstanbul,2009,s.32.

11-Rıdvan Akın,a.g.e.,s.37.

12-Rıfat N. Bali,"Bir Türkleştirme Serüveni (1923-1945)",7.bs.,İletişim Yayınları,İstanbul,2005,s.265.

13-Ahmet Kıvanç,"Türkiye Pazar Günü Atatürk'e Ait 1935 Tarihli Bir 'Rekor'u Kırdı",Radikal,24 Temmuz 2007.

14-İhsan Güneş,"Türk Parlamento Tarihi TBMM V. Dönem-Özgeçmişler",cilt II,Türkiye Büyük Millet Meclisi Vakfı Yayınları No:26,Ankara,2001,s.5-6.

15-İhsan Güneş,a.g.e.,cilt II,s.25-26.

16-Rıfat N. Bali,"Devlet'in Yahudileri ve 'Öteki' Yahudi",a.g.e.,s.161.

17-İhsan Güneş,a.g.e.,cilt II,s.600.

18-Rıfat N. Bali,"Devlet'in Yahudileri ve 'Öteki' Yahudi",a.g.e.,s.163.

19-Rıfat N. Bali,"Devlet'in Yahudileri ve 'Öteki' Yahudi",a.g.e.,s.164.

20-Rıfat N. Bali,"Devlet'in Yahudileri ve 'Öteki' Yahudi",a.g.e.,s.180.

21-Rıfat N. Bali,"Devlet'in Yahudileri ve 'Öteki' Yahudi",a.g.e.,s.184.

22-Rıfat N. Bali,"Devlet'in Yahudileri ve 'Öteki' Yahudi",a.g.e.,s.184.

23-Mihal Kayaoğlu hakkındaki bu bilgiler,"ırkçı" olarak nitelendirilebilecek ifadeleri ayırmak suretiyle Süleyman Yeşilyurt'un "Ermeni Yahudi Rum Asıllı Milletvekilleri" kitabının (Kültür Sanat Yayınları,10.bs.,Ankara,2009) 86 ve 87. sayfalarından derlenmiştir.

24-İhsan Güneş,a.g.e.,cilt II,s.284-285.

25-Bu bilgi,buraya alınmayan çirkin ifadelerle,Süleyman Yeşilyurt'un adı geçen kitabının 97. sayfasında yer almaktadır.

26-Çetin Yetkin,"Türkiye'nin Devlet Yaşamında Yahudiler",2.bs.,Gözlem Yayınları,İstanbul,1996,s.211-217.

27-Rıfat N. Bali,"Bir Türkleştirme Serüveni (1923-1945)",a.g.e.,s.273.

28-Rıfat N. Bali,"Devlet'in Yahudileri ve 'Öteki' Yahudi",a.g.e.,s.165.

29-Rıfat N. Bali,"Cumhuriyet Döneminde Azınlık Milletvekilleri",a.g.m.,s.60.

30-Buradaki "altı kural" ifadesi ile Cumhuriyet Halk Partisi'nin siyasi programını oluşturan altı ilkeden (Cumhuriyetçilik,Halkçılık,Milliyetçilik,Laiklik,Devletçilik,Devrimcilik) söz edilmektedir.

31-Semi Ertan,"An Armenian at the Turkish Parliament in the Early Republican Perion",Yüksek Lisans Tezi,Sabancı Üniversitesi,2005,s.109.

32-İhsan Güneş,a.g.e.,cilt II,s.284-285.

33-Rıfat N. Bali,"Devlet'in Yahudileri ve 'Öteki' Yahudi",a.g.e.,s.165.

34-Rıfat N. Bali,"Devlet'in Yahudileri ve 'Öteki' Yahudi",a.g.e.,s.168.

35-Yahya Koçoğlu,a.g.e.,s.134.

36-Filiz Kerestecioğlu,"Gitme Kal Bu Şehirde",Güncel Hukuk,Ağustos 2006,sayı 32,s.41.

---------------------------------------------------------------------------

*Rita Ender,Toplumsal Tarih,sayı:214,Ekim 2011,s.78-83.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder