14 Şubat 2012 Salı

Türkiye'deki İlköğretim ve Ortaöğretim Ders Kitaplarında Rus İmajı/Yrd.Doç.Dr.Nil Türker Tekin*

Türkiye'de ilk ve ortaöğretimde tarih eğitimi,Milli Eğitim Bakanlığı Talim ve Terbiye Kurulu tarafından kabul edilen ders kitabına bağlı kalınarak işlenmekte ve derslerde öğretmenin telkini önemli rol oynamaktadır.Her ne kadar son yıllarda "yeniden yapılandırmacı sistem" ile öğrenciye keşfettirici,ezberden uzaklaştırıcı,analitik düşünceye dayalı bir tarih eğitimi verilmesi hedeflenmekte ise de uygulamada bu amaca ulaşılamadığı gerçeği değişmemektedir.Milli Eğitim Bakanlığı bünyesindeki tarih öğretmenlerinin bu yapılandırmacı eğitim ilkeleri konusuna yabancı olmaları,hatta çoğunun buna inanmaması,kitap yazarlarının yeniden yapılandırıcı sistemi yalnızca yabancı kitaplardaki örneklerle bire bir kopya şeklinde yansıtmaları sonucu tarih ders kitapları amaçlanan hedeflerden uzakta kalmıştır.Yukarıda da belirttiğimiz gibi Türkiye'de tek tip kitap uygulaması yapılmaktadır.Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı Talim ve Terbiye Kurulu'nun kabul ettiği kitap;Türkiye'de Milli Eğitim Bakanlığı'na ait okullarda okutulan tek kitaptır.Ancak bazı özel okullar ve yabancı okullarda bu konularda esnek uygulamalar gerçekleşmektedir.Milli Eğitim Bakanlığı'nın kabul ettiği ders kitapları Bakanlığın normlarının geçerli olduğu kitaplardır.Kitap yazarlarına önceden verilen ve kitabın nasıl hazırlanacağına ve içeriğine ilişkin önergeler bunu doğrulamaktadır.Ders kitaplarındaki bu durum;tartışmalı olan konuların kesin bir ifadeyle aktarılmasına;ulusalcı kimliğin ön planda tutulmasına ve hümanist değerlerin Türk kimliğinin gereği olduğunun kesin bir dille belirtilmesine neden olmaktadır.

İlköğretimden başlayarak ortaöğretim tarih ders kitaplarında da devamlılık gösteren şekilde en çok sözü edilen konu başlıklarından biri Rusya ve Ruslardır.Tarih ders kitaplarındaki Rus imajını oluşturan unsurlara baktığımızda özellikle şu noktalar dikkat çekmektedir:Osmanlı tarihi boyunca Osmanlı Devleti'ni sürekli zor durumda bırakan devletin Rusya olduğu imajı,Rusların sürekli sıcak denizlere inme isteği ve yol güzergahı üzerindeki Osmanlı topraklarının hedef haline gelmesi,asimilasyon politikası imajı,Osmanlı Devleti için Rus çarının yaptığı "hasta adam" tiplemesi imajı,Rusların Panslavizm politikası ile Osmanlı topraklarını bölen devlet olması imajı,Osmanlı Devleti'nin Ermeni sorununun baş aktörü olan Rusya imajı,sosyalist devrim ile değişen Rusya imajı,İkinci Dünya Savaşı ve sonrası,özellikle "Soğuk Savaş Dönemi'nde" olumsuz olarak değişen Rusya imajı ve Sovyetler Birliği'nin parçalanma sürecindeki Rusya imajı.

Osmanlı tarihi boyunca Osmanlı Devleti'ni sürekli zor durumda bırakan devlet imajı:Bu imaj özellikle Çeşme,Navarin ve Sinop olayları ile örneklendirilmektedir.Bu olaylar 1768-1774 Osmanlı-Rus Savaşı,1827 Yunan isyan hareketleri ve 1853 Kırım Savaşı sırasında Osmanlı donanmasının yakılmasıyla ilişkili olup Osmanlı Devleti'ni hem madden hem de prestij olarak kayba uğratan olaylardır.Kitapta,bu olaylarda başrolü oynayan devletin Rusya olduğu vurgulanmaktadır:"1768-1774 Osmanlı-Rus Savaşı sırasında Ruslar Çeşme'de Osmanlı donanmasını yakmışlardır:Bu olay sonrası imzalanan Küçükkaynarca Antlaşması ile Osmanlı Devleti Kırım'ın bağımsızlığını kabul etmiş ve Ruslara Boğazlar'dan serbest geçiş hakkı verilmiştir."(1)"1853 tarihinde Ruslar,Sinop'taki Osmanlı donanmasını yakmışlardır.Bu olay sonrası bir yandan Paris Antlaşması ile Osmanlı Devleti'nin toprak bütünlüğü Avrupalı devletlerin kontrolüne girerken,öte yandan Kafkasya'dan birçok göçmen Osmanlı Devleti'ne sığınmak zorunda kalmıştır."(2) Onuncu Sınıf Tarih Ders Kitabı'nda "Rus Prensi Potemkin'in Grek ve Dakya Projeleri",Doğu sisteminin büyük planı ve Osmanlı Devleti'ni yıkma projeleri olarak yer almaktadır.(3)

Rusların sürekli sıcak denizlere inme isteği ve yol güzergahı üzerindeki Osmanlı topraklarının hedef haline getirilmesi ve asimilasyon politikası imajı:Bu ifadeye sıklıkla rastlanmaktadır.Yedinci Sınıf Sosyal Bilgiler Kitabı'nda "Rusya,İstanbul ve Çanakkale boğazlarını kullanarak sıcak denizlere ulaşmak istemekteydi"(4) şeklinde bu konuya değinilirken;Sekizinci Sınıf Türkiye Cumhuriyeti İnkılap Tarihi ve Atatürkçülük Ders Kitabı'nda "tarih boyunca en büyük hayalimiz Boğazlar'ı ele geçirerek,sıcak denizlere inmek ve merkezi İstanbul olmak üzere bir Slav İmparatorluğu kurmak" cümlesi Rus Çarı II. Nikola'nın ağzından aktarılmıştır.(5) Onuncu Sınıf Tarih Ders Kitabı'nda ise Rus Çarı I. Petro'nun temel hedefi,"Osmanlı Devleti'nden Kırım'ı alıp Karadeniz'e ulaşmak,daha sonra Balkanlar'ı ve Boğazlar'ı alarak Ege Denizi ve Akdeniz'e inip dünyada söz sahibi olmak istiyorum" şeklinde aktarılmıştır.(6) Aynı ders kitabında Sultan Abdülaziz'in yurtdışı gezisinin hedefleri arasında,"Rusya'nın korkunç planlarını anlatıp,Avrupa'da endişe uyandırmak"(7) şeklindeki sözleri aktarılmıştır.Rusların asimilasyon politikası ise iki farklı dönemde de uygulanan bir politika olarak yani hem Rusya'nın hem de Sovyet Rusya'nın tarihi emelleri olarak aktarılmaktadır.Onuncu Sınıf Tarih Ders Kitabı'nda bu konuyla ilgili olarak Rus Çarı I. Alexander'in hedefleri bir çerçeve yazı ile belirtilmiş,bu yazıda "...Rusya sıcak denizlere ulaşabilmek için bir yandan Osmanlı politikasına ağırlık verirken bir yandan da Orta Asya'ya doğru Türk-İslam ülkelerine yayılma politikasına ağırlık vermiştir...Rusya Orta Asya pamuğunu ele geçirmek ve sömürgeler kurmak için Orta Asya'yı işgale başlamıştır...Türkmenlere uygulanan Rus baskıları Sovyetler Birliği döneminde de devam etmiştir" şeklinde bir ifadeye yer verilmiştir.(8) Bu arada özellikle 93 Harbi sonrası yaşanan göç olaylarında çok kayıp veren ve sıkıntı çeken Müslüman Türkler konusu aktarılırken,bu sıkıntıda en çok payı olanların Ruslar olduğu vurgulanmıştır.(9) Yukarıda da değindiğimiz gibi,Sovyet Rusya'nın sosyalist rejim sonrasındaki asimilasyon hareketlerine de değinilmiştir.Onikinci Sınıf Tarih Ders Kitabı'nda bu durum bir çerçeve yazı ile daha dikkat çekici bir hale getirilmiş ve dil,din,kültür gibi konularda uygulanan asimilasyon politikası ve bu politikaya tepki olarak ortaya çıkan "Basmacı Hareketi" ayrıntılı bir şekilde anlatılmıştır.(10) Ayrıca Türkiye açısından önemli bir dış politika sorunu,Azerbaycan açısından da hem iç hem dış politika sorunu olan "Karabağ sorunu"nda Rusya'nın etkin politikasının Çarlık Rusya'sından başlayarak sosyalist rejim döneminde de devam ettiği çerçeve yazı ile aktarılmıştır.(11)

Rus çarının Osmanlı Devleti için yaptığı "hasta adam" tiplemesi imajı:En sık kullanılan imajdır.Bu isimlendirmenin akılda kalıcılığını da dikkate alırsak tarih dersinde başarısı yüksek olmayan öğrencilerin bile Rusya denildiği zaman kolaylıkla aklına gelebilen "hasta adam" imajı adeta bir karakter taslağı(12) haline getirilmiştir.Onuncu Sınıf Tarih Ders Kitabı'nda bu konuyla ilgili bir örnekleme yapılmış ve Rus Çarı I. Nikola'nın İngiliz Büyükelçisi Sir Hamilton ile yaptığı konuşma bir çerçeve yazı ile öğrenciye aktarılmıştır.Çerçeve yazı içinde Rus çarının Osmanlı Devleti için yaptığı "hasta adam" tiplemesi ile beraber bu betimlemenin daha sonra uluslararası politikadaki yeri ve Türk imajını nasıl olumsuz etkilediği aktarılmaktadır.(13)

Rusların Panslavizm İdeali imajı:Türkiye'de okutulan tarih kitapları genelde bir yandan öğrenciye milliyetçi bir bakış açısı kazandırmaya çalışırken,öte yandan Ruslardaki Slav milliyetçiliğini ırkçılık olarak yorumlayarak,zararlarına dikkat çekmektedir.Rusların Panslavizm propagandası Osmanlı Devleti'ndeki çözülmenin temel nedenlerinden biri olarak aktarılmaktadır.Örneğin Sekizinci Sınıf Türkiye Cumhuriyeti İnkılap Tarihi ve Atatürkçülük Ders Kitabı'nda Rus Çarı II. Nikola'nın tarihi hedefleri içinde onun ağzından şu sözlere yer verilmiştir:"...amacımıza ulaşmak için de Balkanlar'da Panslavist hareketlere destek veriyoruz.Osmanlı ülkesinde yaşayan Ortodoksları da isyana teşvik ediyoruz."(14) Aynı konu Onuncu Sınıf Tarih Ders Kitabı'nda Rus casuslarının milliyetçilik ve bağımsızlık konusundaki faaliyetleri,Yunan İsyanı'nın çıkmasında ve Etniki Eterya Örgütü'nün kurulmasındaki rolleri olarak vurgulanmakta ve Panslavizm konusu daha da dikkat çekici bir şekilde çerçeve yazı olarak öğrenciye aktarılmaktadır.(15)

Osmanlı Devleti çerçevesindeki Ermeni sorununun baş aktörü olan Rusya imajı:Ermeni sorunu ondokuzuncu yüzyıldan beri Osmanlı Devleti'nin en önemli sorunlarından biri olmuştur.Fransız İhtilali sonrası tüm dünyaya yayılan milliyetçilik akımı en çok Osmanlı Devleti üzerinde etkili olmuştur.Çokuluslu bir kimliğe sahip olan Osmanlı Devleti'nde parçalanma sürecini hızlandıran bu akımdan Osmanlı toprakları üzerinde yaşayan Ermeniler de etkilenmiş ve isyan hareketlerine girişerek olayı uluslararası platforma taşımaya başlamışlardır.Tarih ders kitaplarında Ermeni sorununun veya diğer milliyetçi isyanların ortaya çıkışında yalnızca milliyetçilik ideolojisinin değil,Batılı devletlerin kışkırtmalarının da çok etkili olduğu görüşü öne çıkmaktadır.Batılı devletler içinde de en çok Rus Çarlığı'nın ön planda olduğu vurgulanmaktadır.Sekizinci Sınıf Türkiye Cumhuriyeti İnkılap Tarihi ve Atatürkçülük Ders Kitabı'nda,"Rusya ve İngiltere kendi çıkarları doğrultusunda Ermenileri kışkırtmışlardır.Kafkas Cephesi'nde bu nedenle Ermeniler Rusların yanında yer almışlardır" ifadesine yer verilmiştir(16) Yine aynı ders kitabında "Rusların Ermenileri desteklemelerindeki amaçları ne olabilir?" sorusu sorulmakta ve bir dizi cevap sıralanmaktadır.Özellikle Birinci Dünya Savaşı'nda Kafkas Cephesi'nde yaşananların bu ittifakla ilgisi olduğu aktarılmaktadır.(17) Ermeni sorunu ve isyanları ile ilgili şüphesiz en önemli cemiyetlerden biri Hınçak,diğeri de Taşnak Cemiyeti'dir.Ders kitapları,bu cemiyetlerin kuruluşuyla ilgili olarak yine Rusya'nın ön planda olduğunu vurgulamaktadırlar.Örneğin Onuncu Sınıf Tarih Ders Kitabı'nda Taşnak Cemiyeti'nin 1889 tarihinde Rusya'da kurulduğu ve Rusya tarafından desteklendiği vurgulanmaktadır.(18) Yine aynı ders kitabında,"Ruslar Ermeni çetelerini kışkırttılar ve Osmanlı ordusu 93 Harbi'nde Kafkasya'da iki ateş arasında kaldı" söylemi ile Osmanlı ordusunun uğradığı yenilginin en önemli nedeninin Rus ve Ermeni ittifakı olduğu sıklıkla vurgulanmaktadır.(19) Kışkırtıcı bir imaj taşıyan Rusya'nın bu politikasının,Birinci Dünya Savaşı yılları içinde de fazlasıyla uygulandığı yine Onuncu Sınıf Tarih Ders Kitabı'nda Rus Bolşeviklerinin [deşifre ettiği] gizli antlaşmaları ile kanıt olarak sunulmakta,böylece belgeye dayalı "inandırıcı" bir bilgi olarak öğrenciye aktarılmaktadır.(20)

Sosyalist devrim ile değişen Rus imajı:Yirminci yüzyılın şüphesiz en önemli olaylarından biri Bolşevik Devrimi'dir.Bilindiği gibi ihtilalin nedenlerini ondokuzuncu yüzyılda Rusya'da ortaya çıkan fikir akımlarında aramak gerekmektedir.Mevcut çarlık düzenine karşı olan bu akımlar siyasal düzeni değiştirmenin yolunu sosyal yapıda da yapılacak değişimde görmüşlerdir.Özellikle Rus köylüsü ve Rus işçisinin içinde bulunduğu olumsuz koşullar bu akımların ortaya çıkışını beslemiştir.Bu konuyu vurgulamak açısından Onikinci Sınıf Tarih Kitabı'nda Maxim Gorky'nin "Ana" adlı eserinden alıntılar yapılmış,devrim öncesi Rusya'dan örnekler verilmiş ve bu şekilde yayılmacı Rus kimliğinin yerini,ezilen,sömürülen bir Rus halkı kimliği almıştır.(21) Birinci Dünya Savaşı'nın başlaması,savaşın yarattığı kaos;savaşta alınan yenilgiler,Rusya'nın müttefiklerinden yardım alamaması,yükselen fiyatlar ve grevler gibi etkenlerin yol açtığı ekonomik sıkıntılar 1917 yılında sosyalist ihtilalin patlamasına neden olmuş ve nitekim 1921 yılına kadar süren bir iç savaşın ardından Rusya'da sosyalist rejim kurulmuştur.Yeni Rus rejiminin emperyalizme karşı aldığı olumsuz tavır,Anadolu'da emperyalizme karşı bağımsızlık savaşı veren Türk halkını yakınlaştırmıştır.Onikinci Sınıf Ders Kitabı'nda,Rusların Bolşevik İhtilali sırasında ve sonrasında,içinde Rus Çarlığı'nın da bulunduğu İtilaf Devletleri'nin kendi aralarında imzaladığı ve "Osmanlı Devleti'ni paylaşım projesi" kimliği taşıyan gizli antlaşmaları vurgulanmaktadır.(22) Ayrıca aynı kitapta,Milli Mücadele yılları ve Lozan Barış Antlaşması için toplanan konferans sırasında Türk-Rus ilişkileri olumlu ve birbirine destek olan iki devlet olarak aktarılmaktadır.(23)

İkinci Dünya Savaşı sırasında ve Soğuk Savaş döneminde yeniden olumsuzluğa bürünen Rus imajı:İkinci Dünya Savaşı sırasında Stalin dönemi Rusya'sının yayılmacı kimliği Türkiye-Sovyetler Birliği ilişkilerinde olumsuz koşulların oluşmasına yeniden zemin hazırlamıştır.Soğuk Savaş döneminin başlangıcı olarak kabul edilen Yalta Konferansı'nda (4-11 Şubat 1945) Boğazlar'ın statüsünün Sovyet Rusya'nın lehine değiştirilmesi konusunun Türkiye'ye bildirilmesine de karar verilmiştir.Bu durum Onikinci Sınıf Tarih Ders Kitabı'nda,Sovyet Rusya'nın kendi çıkarları için Türkiye'yi İkinci Dünya Savaşı'na sokmaya çalıştığı ve Boğazlar üzerindeki isteklerinin olası uluslararası konferansları engellediği şeklinde vurgulanmıştır.(24) İkinci Dünya Savaşı'nın son dönemlerinde yaşanan olaylar Sovyet emğeryalizmi gerçeğini ortaya çıkartmıştı.Özellikle Yunanistan ve Türkiye üzerinden Doğu Akdeniz,İran üzerinden Ortadoğu,Basra Körfezi'nden de Hint Okyanusu hakimiyeti Sovyet Rusya'nın hedefleri olarak kendini göstermişti.Daha önceleri bu bölgelerin jandarmalığına soyunan İngiltere ise İkinci Dünya Savaşı sonrası kendi derdine düştüğü için bu bölgelerin savunma gücünü Amerika Birleşik Devletleri üstlenmeye karar vermiştir.Artık Amerika Birleşik Devletleri,gelişen komünizm tehlikesine karşı uluslararası ilişkilerde bu ilişkilerin bir parçası olmak,kapitalist-liberal düzenin korunmasında ön planda olmak gibi bir sorumluluğu kendinde bulmuştur.Soğuk Savaş dönemi için vurgulanan Sovyet Rusya tehdidinde Amerika Birleşik Devletleri ile yakınlaşmanın,tehditten kurtulmanın en önemli çözüm olduğu söylemi ise Onikinci Sınıf Tarih Ders Kitabı'nda sıklıkla vurgulanan kavramlar arasındadır.(25) Stalin'in ölümü sonrası Doğu Bloğu ülkelerinde başlayan ayaklanmalar,ayaklanmaların Sovyet ordusu tarafından bastırılma yöntemleri Onikinci Sınıf Ders Kitabı'nda karikatür ve resimlerle aktarılmış ve bu durum Sovyet yayılmacılığının başka türlü bir yüzü olarak vurgulanmıştır.(26) Soğuk Savaş döneminde Sovyet Rusya'nın gücünün Amerika Birleşik Devletleri'nin gücüne eşdeğer olduğu ders kitabında "dehşet dengesi" sözüyle aktarılmıştır.(27)

Sovyetler Birliği'nin parçalanma sürecindeki Rus imajı:1985 yılında Sovyet Rusya Devlet Başkanı olan Mikhail Gorbachev'in "Glasnost" (açıklık ve şeffaflık) ve "Perestroika" (yeniden yapılandırma) politikaları Rus toplumunda dönüşümün adı olmuş,ekonomide başlayan değişim her alanda kendini hissettirmeye başlamış ve 1990 yılı itibarıyla Kafkasya'dan Orta Asya'ya ve Baltık Bölgesi'ne kadar ulusalcı ayaklanmaların başlamasına neden olmuştur.Bu durum Sovyetler Birliği'nin dağılma süreci olarak yirminci yüzyılın sonunda "Küreselleşen Dünya" söylemi ile dünyada yeni bir yapılanmayı başlatmıştır.Bu değişim ders kitaplarında olumlu bir süreç olarak yorumlanmış,özellikle Kafkasya ve Orta Asya Türk dünyası üzerindeki olumlu yanı,kurulan bağımsız Türk devletleri kapsamında aktarılmıştır.(28) Ayrıca Mustafa Kemal'in 1933 yılında Sovyetler Birliği ile ilgili sözleri bir çerçeve yazı ile vurgulanarak,Mustafa Kemal'in ileri görüşlülüğü vurgulanmıştır.(29) Sözkonusu yazıda,Mustafa Kemal Sovyetler Birliği'nin parçalanacağı öngörüsünü dile getirmektedir.

Yukarıda ele alınan ders kitaplarına baktığımızda,Ruslar ya da Sovyetler Birliği ile ilgili olaylar ayrı bir başlık altında değil,genel olarak Türk tarihi içinde vurgulandığı anlaşılmaktadır.Rus politikasının bazı istisnai dönemler dışında genelde Türk ve Türkiye karşıtı olduğu görüşüne ağırlık verilmiştir.Ayrıca tarih ders kitaplarında genel olarak "öteki" kimliğini de anlamaya çalışan bir bakış açısından uzak bir anlatım tarzı benimsendiği görülmektedir.

***

(*)Burada ele alınan konu,5 Ekim 2010 tarihinde İstanbul Üniversitesi Avrasya Enstitüsü'nde yapılan "Tarih Boyunca Türk-Rus İlişkileri Yuvarlak Masa Toplantısı"nda bildiri olarak sunulmuştur.

1-Yedinci Sınıf Sosyal Bilgiler Kitabı,s.71.

2-a.g.e.s,.71.

3-Onuncu Sınıf Tarih Ders Kitabı,s.130.

4-Yedinci Sınıf Sosyal Bilgiler Ders Kitabı,s.161.

5-Türkiye Cumhuriyeti İnkılap Tarihi ve Atatürkçülük Ders Kitabı,s.31.

6-Onuncu Sınıf Tarih Ders Kitabı,s.119 ve 128.

7-a.g.e.,s.172.

8-a.g.e.,s.151.

9-a.g.e.,s.177-178.

10-Çağdaş Türk ve Dünya Tarihi,s.12.

11-a.g.e.,s.182.

12-Robert Stradling,"Yirminci Yüzyıl Avrupa Tarihi Nasıl Öğretilmeli",Türkiye Ekonomik ve Toplumsal Tarih Vakfı Yayınları,İstanbul,2003,s.133.

13-Onuncu Sınıf Tarih Ders Kitabı,s.162.

14-Sekizinci Sınıf Türkiye Cumhuriyeti İnkılap Tarihi ve Atatürkçülük Ders Kitabı,s.31.

15-Onuncu Sınıf Tarih Ders Kitabı,s.161.

16-Sekizinci Sınıf Türkiye Cumhuriyeti İnkılap Tarihi ve Atatürkçülük Ders Kitabı,s.31.

17-a.g.e.,s.58.

18-Onuncu Sınıf Tarih Ders Kitabı,s.179.

19-a.g.e.,s.176.

20-a.g.e.,s.201.

21-Çağdaş Türk ve Dünya Tarihi,s.8.

22-a.g.e.,s.13.

23-a.g.e.,s.32.

24-a.g.e.,s.68-69.

25-a.g.e.,s.79.

26-a.g.e.,s.81-84.

27-a.g.e.,s.177.

28-a.g.e.,s.174-175.

29-a.g.e.,s.179.

---------------------------------------------------------------------------

*Yrd.Doç.Dr.Nil Türker Tekin,Toplumsal Tarih,sayı:216,Aralık 2011,s.84-87.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder