14 Şubat 2012 Salı

Nizamname-i Millet-i Ermeniyan Anayasa Mıydı?/Aylin Koçunyan*

Kırım Savaşı'nı noktalayan 1856 Paris Antlaşması öncesinde ilan edilen Islahat Fermanı,İstanbul'un fethiyle Fatih Sultan Mehmed ve halefleri tarafından gayrimüslim cemaatlere tanınan imtiyazların "çağın gerekleri"ne göre gözden geçirilmesini öngörmüş;bunun sonucunda Ermeni cemaati 1863 yılında Bab-ı Ali'nin onayıyla yeni bir nizamname ilan etmiştir.(1) "Çağın gerekleri" deyimi,ondokuzuncu yüzyılın dünyasında bir bakıma Batılı hukuk standartları anlamına geliyordu.Zaten Osmanlı Devleti,Paris Antlaşması'nın yedinci maddesi uyarınca Avrupa kamu hukukunun bir parçası olmayı ve Avrupa Birliği'nin ondokuzuncu yüzyıldaki şekli olan Avrupa Konseri'ne ("Concert Européen") dahil edilmeyi kabul ediyordu.(2) Avrupa'daki anayasal gelişmelerden etkilenen Ermeni aydınların kaleme aldığı bu nizamname,Ermenice metinde "Ermeni Milleti Anayasası" anlamına gelen "Azkayin Sahmanatrutyun Hayots" başlığıyla yer almıştır.(3) Osmanlıca metin düsturda idare-i nizamat-ı müteferrikat başlıklı bölüm altında Ermeni Patrikliği Nizamatı(4) başlığı altında yer alırken,Ermeni harfli Osmanlıca metin Nizamname-i Millet-i Ermeniyan(5) başlığını taşımaktadır.

Kuşkusuz ki 1863 Nizamname-i Millet-i Ermeniyan,son tahlilde,Osmanlı Devleti gözetiminde gerçekleşen cemaat yönetimini,yazılı kurallara bağlayan bir metnin ötesine geçmeyi amaçlamamıştır.Aslında kağıt üzerinde halk temsiline dayalı bir cemaat yönetiminden bahsetse de,bu nizamnamede nihai söz Osmanlı Devleti'ne aittir.Ermeni Patrikliği,patrikhane dahilinde kurulan millet meclislerine başkanlık ve onların yürütme yetkisini elinde tutar ve özel şartlarda,Osmanlı Devleti'nin hükümlerini uygulayan bir aracıdır.Bu özel şartların ne oldukları belirtilmemiştir.Ancak bu nizamnamenin Bab-ı Ali tarafından onaylanmış olduğu ve cemaat işlerinin yönetiminin Osmanlı Devleti'nin özel izniyle bu nizamname çerçevesinde yürütüleceği düşünülürse,Osmanlı hükümeti bu iznin içeriğini belirleme ve hukuki metnin uygulanışına Ermeni Patriği aracılığıyla müdahale etme hakkına sahiptir.Ancak nizamname,cemaat-birey ilişkilerini hak ve görevler esasları üzerine oturtması,cemaat idaresinde kullanılacak erkin sadece patrik nezdinde toplanmasını engelleyecek güçler ayrılığı ilkesini getirmesi,belli bir toplumsal refah ve hukuka sadakat gibi kavramları geliştirmesi açısından modern anayasacılığın temel prensiplerini içselleştirmiştir.

Nizamname-i Millet-i Ermeniyan'a Giden Yol

17 Mart 1863 tarihinde resmen ilan edilen nizamname,1840'larda başlayan bir sürecin sonucuydu.Mıgırdiç Amira Cezayirliyan ve Hagop Gırcikyan bu sürecin öncüleri gibi görülebilir.Amiralık,onaltıncı yüzyılda ortaya çıkan,ancak daha çok onsekizinci yüzyılın ortalarından itibaren Ermeni toplumunda daha sıklıkla kullanılan onursal bir unvandı.Amiralar,icra ettikleri meslek itibarıyla ellerinde bulundurdukları maddi güç ve buna paralel olarak Osmanlı Devleti nezdinde elde ettikleri iktidar sayesinde Ermeni toplumu üzerinde belli bir nüfuz kurmuşlar ve Ermeni milleti ile Osmanlı hükümeti arasında bir aracılık rolü üstlenmişlerdi.Amira sınıfı,genellikle sarraflık mesleğini icra ediyor ve devlet hazinesi adına iltizam usulü vergi topluyordu.1850'lerin ve 1860'ların Ermenice gazetelerine göz atıldığında,amiraların maddi güçleri sayesinde Osmanlı'daki Ermeni milleti kurumlarını (okul,hastane,vb.) ayakta tutan önemli refah kaynakları oldukları görülüyor.(6) Ancak diğer yandan da bakıldığında,patrikhane ve cemaat işlerinin yönetiminde giderek oligarşik bir güç elde ediyor ve gelenekçi yaklaşımlarıyla toplumun dinamizmine önemli bir engel teşkil ediyorlardı.(7) Dönemin gazeteleri ışığında değerlendirildiğinde,Nizamname-i Millet-i Ermeniyan uygulamaya konulmadan önce,patrik seçimi için toplanan;amira,esnaf ve din adamlarından oluşan Patrikhane Genel Meclisi'nde son söz genellikle amiralara aitti.Masis gazetesi başyazarı Garabed Ütüciyan,anılarında 1831 yılında Genel Meclis'te gerçekleşen bir patrik seçimine yer vermiş;seçime katılan din adamlarından birine fikri sorulduğunda amiralardan farklı bir adayı tercih etme cüreti gösterdiği için başka bir yere sürüldüğünden bahsetmiştir.(8) Amiraların taşradaki uzantıları sayılabilecek çorbacılar,keyfi icraatlarıyla cemaat idaresinin Ermeni halkı nezdinde meşruiyetini kaybetmesine neden oluyor;bu meşruiyet krizi Osmanlı'da güçlenen Protestan ve Katolik misyonları karşısında Ermeni Apostolik Kilisesi'ni güçsüz bırakan etkenlerden biri haline geliyordu.Yükselen tartışmaların gerisinde cemaat yöneticilerinin halkoyuyla işbaşına gelmeleri ve icraatları için halka hesap vermeleri gerektiği fikri güçleniyordu.(9)

Mustafa Reşid Paşa'nın sarrafı Mıgırdiç Amira Cezayirliyan,diğer amiralardan farklı olarak,Ermeni Patrikhanesi yönetiminde yeni bir düzenlemeye gitmek istiyordu.Hagop Efendi Gırcikyan Reşid Paşa'nın Paris (1835-1838;1841-1843) ve Londra (1839) elçilikleri sırasında sefaret tercümanı,Paşa Hariciye Nazırı (1840) olduğunda müşavir ve ikinci kez Sadrazamlığa (1846) yükseldiğinde sadaret tercümanı ve müşaviri görevlerinde bulundu.Gırcikyan Paris'te bulunduğu süre boyunca Fransız siyasi yaşamını yakından teneffüs etme fırsatı buldu ve ekonomi politik derslerini takip etti.O dönemde gayrimüslimlerin yönetimi Hariciye Nezareti'ne bağlıydı ve konumu dolayısıyla Gırcikyan Hariciye Nazırı Ali Paşa ile de yakınlaşma olanağını buldu.Cezayirliyan ve Gırcikyan Reşid Paşa üzerindeki nüfuzlarını kullanarak patrikhane işlerinin idaresinde ruhani ve cismani olmak üzere iki meclis kurulması gerektiğini dile getirdiler ve bu konuda padişah fermanının 7 Mayıs 1847 tarihinde ilan edilmesini sağladılar.Hagop Efendi Gırcikyan 1847'de bu iki meclisin reisi seçildi.1847'den 24 Mayıs 1860 yılına kadar,Ermeni cemaatinin işleri bu iki meclis tarafından yönetildi.1853-1854 döneminde,Hagop Efendi Gırcikyan Cismani Meclis toplantısında cemaat işlerinin yönetimi için yeni bir nizamnamenin gerekliliğini de dile getirdi.(10)

1847'den 1863 tarihli Nizamname-i Millet-i Ermeniyan'ın ilanına kadar geçen süreçte,yeni bir nizamname gerekliliği konusundaki tartışmalar alevlenerek sürdü.O çalkantılı dönemin tüm ayrıntılarına bu kısa çalışmada yer vermek mümkün değil.Ancak bu dönemde kamusal alandaki nizamname tartışmalarına hakim olan aydın sınıf,Osmanlı bürokrasisinde kilit görevlere gelerek kendi fikirlerine meşruiyet kazandıracak bir zemin hazırladı.Bu yeni aydın-bürokrat sınıfın yükselişinde,gayrimüslimlerin Osmanlı Devleti hizmetine girmeleri önündeki engelleri kaldıran 1856 Islahat Fermanı'nın eşitlikçi çerçevesini de unutmamak gerekir.(11) İkinci ilginç husus ise,Paris'te hukuk eğitimi gören Krikor Odyan dışında,bu nizamnamenin hazırlanmasına katkıda bulunanlardan (Serviçen Efendi,Nahabed Rusinyan,Garabed Ütüciyan,vb.) hiçbiri,hukuk tahsili almamıştı.Mesela Serviçen Efendi ve Nahabed Rusinyan tıp tahsili almak üzere Paris'e gitmişlerdi.Garabed Ütüciyan,Paris'te ekonomi okumuş;özellikle J.B. Say ve Adam Smith'in düşüncelerinden etkilenmişti.(12) İstanbul'a dönüşünde,Ütüciyan 1852-1893 yılları arasında Masis gazetesini yayımladı.(13) Ancak bu aydınların ortak noktaları Paris'te eğitim almış olmaları,Fransız siyasi yaşamına ve anayasal gelişmelerine tanıklık etmiş olmalarıydı.(14)

Bu aydınlardan her birinin Nizamname-i Millet-i Ermeniyan'ın maddelerine nasıl şekil verdiklerini incelemek çok ilginç olurdu.Ancak araştırmalarım sırasında henüz böyle bir veriye rastlayamadım.Bununla birlikte,o dönemde yazdıkları yapıtlardan yola çıkarak hangi maddelerin kimler tarafından şekillendirildikleri konusunda akıl yürütmek olanaksız değildir.Mesela Serviçen Efendi'nin 1851 yılında yazmış olduğu Paroyagan Isgızpunk (Ahlaki Prensipler),sadece Ermenice ve Ermeni harfli Osmanlıca nizamname metninde bulunan "mebadi-i esasiye" (temel ilkeler) bölümüyle büyük bir benzerlik göstermektedir.(15) Diğer yandan,bu eserin 1851 tarihinde yayımlanmış olması,bir cemaat nizamnamesi fikrinin Ermeni cemaatinde bir bakıma Kırım Savaşı'ndan önce şekillendiğini gösteriyor.Fuad Paşa'nın özel doktoru(16) olan Rusinyan'a gelince,yeni fikirlerin yayılması ve Ermeni toplumunda cemaat yönetiminin yeniden şekillendirilmesi için Ermeni dilinin modernleşmesi gerektiğine inanıyordu.Nizamname-i Millet-i Ermeniyan'da "meclis jargonu" sayılabilecek kelimelerin Ermenice karşılıklarının çoğunu Rusinyan yarattı.Avrupa parlamento nizamnamelerini örnek alarak,patrikhane bünyesindeki Ermeni Millet Meclisi'nin iç tüzüğünü yazdı.Ermeni ruhban sınıfına karşı yürüttüğü muhalefet,Fransa'daki antiklerikal hareketin izlerini taşıyordu.(17) Dönemin tartışmalarından elde ettiğim izlenim,Nizamname-i Millet-i Ermeniyan'ı tasarlayan aydın sınıfın bir bakıma Fransız İhtilali'nden sonra kabul edilen Ruhban Sınıfın Sivil Anayasası'ndaki ("Constitution civile du Clergé") terminolojiden etkilenmiş olma olasılığıdır.(18) Nitekim Masis gazetesi,nizamname konusunda gelen izlenimleri sütunlarına yansıtırken,bazı kesimlerin Ermeni Patrikhanesi'nin dini otoritesinin siyasi bir terminolojiyle ifade edilmesine tepki duyanlara cevaben,kiliselerin de "anayasa" olarak ifade edilen yayımlanmış kurallarla yönetildiklerini ifade etmiş,"apostolik anayasa","konsil anayasaları","kilise anayasası" gibi kullanım örnekleri vermiştir.(19) Nizamnamenin Ermenice versiyonunda kullanılan anayasa sözcüğü,Nahabed Rusinyan'ın önerisidir.(20) Rusinyan'ın biyografi yazarlarından biri,biraz da mizahi bir dille,Ermeni Millet Meclisi'nin iç tüzüğünün uygulanamadığını çünkü Rusinyan'ın mütevazı kilise meclisini Avrupa'daki parlamentolarla karıştırdığını aktarmıştır.(21) Garabed Ütüciyan Papalığın cismani haklarının kısıtlanması konusunda Avrupa'da yapılan tartışmaları sütunlarına taşımıştır.Bu bağlamda,patriğin haklarının kısıtlanması konusunda,Fransa kadar İtalya'nın da Ermeni aydınları için bir model olduğunu düşünebiliriz.(22)

Nizamname,Ermeni toplumunun değişik kesimlerinde tepki topladığı gibi,aydın sınıfı nezdinde de zaman zaman eleştirilere hedef olmuştur.Dönemin liberal aydınlarını temsil etmekle birlikte,Vartan Paşa,Nizamname-i Millet-i Ermeniyan'a şiddetle karşı çıkar.(23) Vartan Paşa yazmış olduğu deneme niteliğindeki eserde,ondokuzuncu yüzyılda anayasal hareketin nasıl ortaya çıktığını incelemiş ve anayasaların genel anlamda monarşinin istismarlarından doğduğu sonucuna varmıştır.Ona göre,halkta mevcut olan anayasal duygunun yoğunluğu,daha önceki dönemlerde maruz kaldığı baskının göstergesidir.Bu genel bakış açısından sonra,Vartan Paşa,Ermeni toplumunun Nizamname-i Millet-i Ermeniyan'a geçiş için ne kadar hazır olduğu ve bu yeni düzenlemenin Batı'daki anayasa örnekleriyle ne oranda uyumlu olduğu hususlarını sorgular.Anayasanın her yerde aynı anlama gelmediğini ve dünyada farklı temeller üzerinde kurulu olduğunu vurgular.Ancak yine de her anayasanın kapsaması gereken bazı evrensel ilkeler vardır.Her şeyden önce,her anayasal düzenleme,halk tarafından tanınmalı ve verilen haklar halk katında belli bir farkındalık yaratmış olmalıdır.Ancak değişik toplumsal kesimlerin birbirleriyle yeterince iletişim halinde olmadığı toplumlarda,bazı istisnalar sözkonusudur.Vartan Paşa'ya göre,bu koşullarda,aydınlanmanın bütün toplumsal katmanlarda gerçekleşmesi o denli uzun bir süreçtir ki aydınlar toplumun geri kalanını anayasal düzene davet etmek zorunda kalır.Vartan Paşa bu durumun henüz anayasal bir sisteme hazırlıklı olmayan Ermeni cemaati için de geçerli olduğunu ifade eder.Ermeni toplumu,1856 Islahat Fermanı ile anayasal bir çerçeveye oturtulmak istenmiştir.Bu durum,ona göre,Nizamname-i Millet-i Ermeniyan'ın toplumsal bir iradenin ürünü olmadığının göstergesidir.Oysa saf bir anayasa mekanizması,Vartan Paşa'ya göre,ferman ve buyruklara dayandırılamaz.Nizamnamenin Ermeni aydın sınıfının bir yaratısı olduğu bir gerçektir.Ancak nizamname,Vartan Paşa'nın düşündüğü kadar da halk desteğinden yoksun değildir.Her yeni gelişme gibi,nizamname de Ermeni toplumunu ikiye bölmüş;taraftar kadar muhalif de toplanmıştır.Nizamname-i Millet-i Ermeniyan cemaat yönetimini dini ve zengin zümrelerin tekelinden kurtarmayı ve cemaat liderlerinin belli kurallar ve toplumsal meşruiyet ilkeleri çerçevesinde seçimle işbaşına gelmelerini va'detmiştir.Kağıt üzerindeki bu vaatler,belli bir toplumsal beklenti yaratmış olmalı ki Bab-ı Ali nizamnamenin onayını geciktirdiğinde,Ağustos 1862'de halk yığınları patrikhane yolunda toplanarak nizamnamenin toplumun ruhu olduğunu ifade etmişlerdir.(24)

Nizamnamenin Kurumları

Nizamname-i Millet-i Ermeniyan 1863 yılında nihai olarak Bab-ı Ali tarafından onaylanmadan önce 1857 ve 1860 taslakları kaleme alınmıştı.Üç metin arasındaki farklılıklar ayrı bir çalışma konusu olmakla birlikte,nizamnamenin ana çerçevesini çizerken,1860 ve 1863 metinleri arasındaki farklılıklara da örnekleme yoluyla kısaca değineceğim.1863 Nizamname-i Millet-i Ermeniyan,Ermeni cemaati idaresindeki yürütme gücünün bir yandan İstanbul Ermeni Patriği,diğer yandan da marhasalıklar,cemaat meclisleri ve komisyonlar arasında ve tanımlanmış yetkiler çerçevesinde paylaştırılmasını öngörüyordu.(25) Nizamname,sorumlulukların değişik organlara dağıtılmasını reform sürecinin ilk şartı olarak görmüş ve yönetim ve gözetim makamlarını ayrı cemaat otoriteleri arasında paylaştırmıştır.Bu bağlamda,cemaat liderlerinin seçimi (İstanbul ve Kudüs patrikleri),Ruhani ve Cismani meclislerin yetki alanlarını aşan sorunların çözümü konusunda iki meclisin gözetimi,nizamnamedeki ilkelerin korunması,Patrikhane Genel Meclisi'nin sorumluluk alanları arasında yer alıyordu.Nizamname uyarınca,Genel Meclis,İstanbul ruhban sınıfı tarafından seçilmiş yirmi ruhani temsilciden,taşradan seçilmiş kırk temsilciden ve İstanbul mahalleleri tarafından seçilmiş seksen kadar temsilciden oluşuyordu.Meclisteki bu dağılım,nizamnamenin cemaat işlerinin yönetiminde İstanbul'daki temsilcilere ve sekülerleşme göstergesi olarak sivil delegelere öncelik verdiğini göstermektedir.Ruhani ve Cismani meclislerin yanı sıra,nizamname,uzmanlık alanlarına göre,Cismani Meclis'in altında çalışan Maarif Komisyonu,İktisat Komisyonu,Yargı Komisyonu (diğer komisyonlardan farklı olarak Yargı Komisyonu karma bir komisyona bağlıydı),Manastırlar Komisyonu gibi alt organlar da öngörülüyordu.Taşra genel meclisleri ve taşra Ruhani ve Cismani meclisleri İstanbul'daki cemaat yönetiminin taşradaki uzantılarıydı.Böylelikle nizamname,her alt organın bir üstüne karşı sorumlu olduğu bir sorumluluklar halkası tanımlıyordu.Sözgelimi marhasalar Patriğe karşı,komisyonlar Cismani Meclis'e,Ruhani ve Cismani meclisler İstanbul Patriği'ne,Patrik ise Genel Meclis'e karşı sorumluydular.

1860 ve 1863 metinlerinde,bazı temel ilkelerin aktarıldığı bir mebadi-i esasiye bölümü yer almaktadır.Bu bölümde,Ermeni milleti bireylerinden her birinin ve milletin de o bireylerin her birine karşı yerine getirmesi gereken sorumlulukları olduğu ve bir tarafın sorumluluğunun diğer tarafın hakkı olduğu belirtiliyordu.Millet bireylerinden her birinin yerine getirmesi gereken sorumluluklardan en önemlisi,cemaatin ihtiyacı için gerekli olan harcamalara maddi gücü ölçüsünde katkıda bulunmaktı.Millet bireylerinin ahlaki,fikirsel ve maddi ihtiyaçlarını karşılamak;Ermeni kilisesinin inanış ve geleneklerini korumak;kız ve erkek çocukların eşit şekilde eğitimden faydalanmalarını sağlamak;kilise,hastane,okul gibi cemaat kurumlarını bayındır halde tutmak ve gelirlerini yasal yollarla artırmak;fakirlere yardım etmek;milletin bireylere karşı yerine getirmesi gereken sorumlulukların birkaçı arasında yer alıyordu.1860 metni,temel prensipler bölümünde,Osmanlı Devleti'nin özel izniyle Ermeni cemaatinin iç işlerini yönetmekle sorumlu olan millet idaresini,yukarıda sözü edilen hak ve sorumlulukların içeriğini belirleyen bir otorite olarak tanımıştır.1863 metni millet idaresinin otoritesini tanımakla birlikte,bu otoriteye kural koyucu bir fonksiyon yüklemek yerine,bu hak ve sorumlulukların yerine getirilmesinde yürütme ve gözetim yetkisi vermiştir.Her iki metinde de,kararların meşruiyeti oy çokluğuna dayanır.

1860 metni cemaat yönetiminin birinci organı olarak Genel Meclis'i tanırken,1863 metni yönetim hiyerarşisinde İstanbul Ermeni Patriği'ni en baş sıraya koymuş;Genel Meclis'e ise son sırada yer vermiştir.Her iki metin İstanbul Ermeni Patriği'ni tüm cemaat meclislerinin başkanı ve bu meclislerin icra ettikleri yürütme gücünün temsilcisi olarak tanırken,1863 metni İstanbul Ermeni Patriği'nin özel durumlarda Osmanlı hükümetinin emirlerinin yerine getirilmesinde bir aracı rolü üstleneceğini de belirtmiştir.1860 metni İstanbul Ermeni Patriği'nin seçilme koşullarını seçim başlıklı ayrı bir bölümde zikrederken,1863 metni bu koşulları İstanbul Ermeni Patriği maddesinin hemen altında,görev ve sorumluluklarından önce zikretmiştir.Özellikle 1860-1863 yılları arasında İstanbul Ermeni Patriği'nin hangi kurallara göre seçileceği konusu cemaatte yoğun tartışmalara neden olduğundan,muhtemelen devletin bu nizamnameyle açıklığa kavuşturmayı hedeflediği ilk konu Patriğin görev ve sorumluluklarından önce seçim şekliydi.

Ruhani Meclis'in sorumluluk alanına yaklaşımı açısından 1860 Nizamnamesi'nin daha seküler bir yapıya sahip olduğunu söyleyebiliriz.1863 Nizamnamesi,1860 metninden farklı olarak Ruhani Meclis'e cemaat okullarını ziyaret etme ve Hristiyanlık öğretilerinin eğitimini gözetleme ve cemaat içinde patlak veren dini anlaşmazlıkları kilise kanunlarına göre karara bağlama yetkisi tanımıştır.Ancak dönemin gazetelerine göz attığımızda boşanma gibi o dönemde dini nitelikte görünen birçok sorunun aynı zamanda dünyevi boyutu vardı ve Ruhani Meclis'in bu sorunları Cismani Meclis'in katkısı olmadan çözebileceği tartışma konusudur.

Nizamname,cemaat içindeki eğitim sürecinin düzenli işlemesini gözetmek üzere bir maarif komisyonunun kurulmasını öngörür.Komisyon,aynı zamanda,öğretmenlerin yaşam ve eğitim koşullarını iyileştirme,düzgün ders kitapları hazırlama gibi sorumluluklar da üstlenir;ancak cemaat içinde verilen dini eğitimin gözetimini Ruhani Meclis'e bırakır.1860 tarihli nizamnameye göre,maarif komisyonu,Ermeni toplumunun eğitim sürecini standart bir sürece oturtmak için okullarda uygulanması gereken nizamnameleri hazırlayan kural koyucu bir organ gibi de işler.Buna ek olarak,1860 Nizamnamesi'nde,İstanbul'un her mahallesinde ve taşrada çok gelişmiş bir ilköğretim ve mesleki okul ağı kurulması ve mesleki okullardan mezun olanlara öğretmenlik diploması verilmesi tasarlanmıştır.Diğer bir deyişle,1860 Nizamnamesi,Ermeni okullarına ders verecek öğretmenlerin eğitim sürecini kurumsallaştırmayı hedeflemiştir.Ancak bu maddeler,1863 Nizamnamesi'nde kaldırılmıştır.Benzer şekilde,cemaat kurumlarının finansal işleyişine ve mülklerinin yönetimine nezaret etmek üzere kurulmuş olan İktisat Komisyonu,1863 Nizamnamesi'nde,1860 metninden farklı olarak,cemaat içinde ekonomi ve kalkınma politikaları üretecek bir organ olmak yerine daha pasif bir yapıya oturtulmuştur.

Sonuç Olarak Anayasa/Nizamname Farkı

Tanzimat-ı Hayriyye,"kanunlaştırma hareketleri" ve "reform" aracılığıyla Osmanlı devlet ve toplum yapısını modernleştirirken,diğer yandan 1839'dan 1876'ya uzanan zaman diliminde toplum yapısına devlet müdahalesini artırarak Osmanlı yönetimini merkezileştirmeyi amaçlar.(26) 1860 ve 1863 metinleri arasındaki farklar da bu merkeziyetçi mantık çerçevesinde algılanabilir.Diğer yandan,nizam,nizamat veya nizamname,merkeziyetçi bir mantıkla,bu yeniden yapılanmanın terminolojik ifadesidir.Nitekim 1863 metninin Ermeni harfli Osmanlıca mukaddimesinde,nizamnamenin yürürlüğe girme gerekçesi olarak,1847 yılında teşkil edilen Ruhani ve Cismani meclislerin vazifeleri hakkındaki nizamatın yeterli olmayışı ve bazı usulsüzlüklerin meydana gelişi gösterilmiştir.Devlet açısından imtiyazların yeniden düzenlenmesi,cemaatte süregelen nizamsızlıkların ortadan kalkmasıydı.Dönemin Ermenice gazeteleri ışığında değerlendirildiğinde,bu yeni düzenlemeyi adlandırırken,aydınların başta kullandıkları ve nizamname sözcüğünün Ermenice karşılığı olan "ganonakrutyun" kelimesinden uzaklaşarak Ermeni dilinde "sınırlamalar sistemi" anlamına da gelen "sahmanatrutyun" yani anayasa sözcüğüne geçiş yapmalarının nedeni,artık işlemeyen 1847 Nizamnamesi'ne terminolojik olarak da mesafe almak istemeleridir.Ayrıca "sahmanatrutyun"la aynı kökten türeyen "sahmanel" (sınırlandırmak) kelimesi,Ermenice metnin satır aralarında bu düzenlemenin tüm ruhunun cemaatin değişik birimleri arasındaki yetki ve sorumlulukların sınırlandırılması üzerine kurulu olduğu hissiyatını vermektedir.Ayrıca ondokuzuncu yüzyılda,devlet veya kilise anayasası dışında,"kanun","nizamname" anlamlarında da kullanılan "sahmanatrutyun" kelimesinin(27) Ermeni aydınlarının kafasında taşıdığı sembolik anlamı da gözardı etmemek gerekir.Nizamnameden anayasaya geçiş,moderniteye ve seküler bir cemaat yapısına geçişin terminolojik bir yansımasıydı.Osmanlıca metinde kullanılan "Ermeni Patrikliği Nizamatı" ifadesi,devletin Ermeni toplumunu dini bir cemaat olarak patrikhane aracılığıyla algıladığını gösterirken,Ermenice metinde kullanılan "Ermeni Milleti Anayasası" ifadesi aydınların sekülerleşme çabasını yansıtmaktadır.(28) Ermeni harfli Osmanlıca metin ise,bu yaratılan ara dilin üstlendiği sorumluluğa paralel olarak,"Nizamname-i Millet-i Ermeniyan" ifadesiyle bu iki algı farklılığına ara bir formül bulmuştu.Ayrıca nizamat kelimesinin o dönemde anayasa anlamına gelen kullanımları da vardı.(29)

"Bilindiği gibi,Tanzimat dönemi ıslahatları evrenselcilik iddiasında olup bir Osmanlı cemaati yaratmaya ve Osmanlı Devleti'nin tebaası olan halkların devlete bağlılığını ve sadakatini temin etmeye çalışıyorlardı.Ne var ki,paradoksal bir biçimde,'Millet' sistemini pekiştirdiler."(30) Bu bağlamda,bir diğer soru,Bab-ı Ali'nin Gülhane-i Hatt-ı Hümayun'un geneli kavrayan eşitlikçi ve Osmanlıcı söyleminden Islahat Fermanı'nın ilanıyla cemaat nizamnamelerinin özelci dünyasına neden geçtiğidir.Tchihatcheff'in iddia ettiği gibi,yükselen Avrupa rasyonalizmine rağmen,ondokuzuncu yüzyılda din hala önemseniyordu ve insani tavır alışlarda önemli bir meşruiyet aracıydı.(31) Prens Gorchakov'a gönderdiği 29 Haziran 1854 tarihli mesajında,Neselrod Osmanlı Devleti'ndeki Hristiyanların haklarının pekiştirilmesinden bahis açarken,Osmanlı tebaalarına tanınan sivil hakların dini hakların ayrılmaz bir parçası olduğunu;biri olmadan diğerinin hiçbir anlam ifade etmeyeceğini iddia etmiştir.(32) Gülhane Hatt-ı Hümayunu'nun cemaat nizamnameleriyle birlikte var oluşu,sivil ve dini hakların birlikteliği anlamına geliyor ve böylece Rusya'dan gelen talepleri geçersiz kılıyordu.Kırım Savaşı boyunca Rum Ortodoks Kilisesi'nin hamisi gibi hareket eden ve imtiyazları konusunda müdahalede bulunan Rusya'ya karşı,Osmanlı Devleti'nin politikası,Fransa ve İngiltere'nin öneri ve desteğiyle,gayrimüslim cemaatlere tanınan imtiyazları kendi teşebbüsüyle yeniden gözden geçirerek nizamnameler yoluyla onları kurumsallaştırmak olmuştur.(33)

***

(*)Bu çalışma,2007 yılında Boğaziçi Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Tarih Bölümü'nde savunduğum "Hopes of Secularization in the Ottoman Empire:The Armenian National Constitution and the Armenian Newspaper,Masis,1856-1863" başlıklı master tezimin araştırma sonuçlarına dayanmaktadır.Bu bağlamda,başta tez danışmanım Prof.Dr. Edhem Eldem'e ve jürinin diğer üyeleri Prof.Dr. Selim Deringil ve Yrd.Doç.Dr. Vangelis Kechriotis'e çalışmama olan katkılarından dolayı teşekkürü borç bilirim.

1-Bkz. J.C. Hurewitz,"Diplomacy in the Near and Middle East:A Documentary Record,1535-1914"(New Jersey:D. Van Nostrand,c.1956),c. I,s.149-153.

2-Paris Antlaşması metni için bkz. J.C. Hurewitz,a.g.e.,c. I,s.153-156.

3-1863 tarihli nizamnamenin Ermenice metni için bkz. Azkayin Sahmanatrutyun Hayots (Ermeni Milleti Anayasası),(İstanbul:Hovannes Mühendisyan,1863).

4-Düstur,birinci tertib,cüz-i sani,(İstanbul:Matbaa-i Amire,1289 [1872]),s.938-961.

5-Ermeni harfli Osmanlıca metin,1863 tarihli Ermenice metnin sağ sütununda yer almıştır.

6-Hagop Barsoumian,"The Dual Role of the Armenian Amira Class within the Ottoman Government and the Armenian Millet (1750-1850)" içinde Christians and Jews in the Ottoman Empire,ed.Braude and Lewis (New York:Holmes & Meier Publishers,1982),c. I,s.171-184.

7-Socrates D. Petmezas,"The Formation of Early Hellenic Nationalism and the Special Symbolic and Material Interests of the New Radical Republican Intelligentsia (ca.1790-1830)",Historein,I(1999),s.57.

8-Garabed Ütüciyan,"Mangutyan Hişadagner (Çocukluk Anıları)",Masis,20 Mart 1893.

9-Tartışma örnekleri için bkz. Masis,23 Temmuz 1859;30 Temmuz 1859;3 Eylül 1859.

10-Arşak Alboyaciyan,"Azkayin Sahmanatrutyunı,İr Drzakumı yev Girarutyunı" (Millet Anayasası,Doğuşu ve Uygulaması),Intartsak Oratsuyts Surp Pırgiç Hivantanotsi Hayots (İstanbul:Surp Pırgiç,1910),s.229-231;301-314;347-351.Kevork Pamukciyan,"Biyografileriyle Ermeniler"(İstanbul:Aras Yayınları,2003),s.225-226.

11-Carter V. Findley,"Bureaucratic Reform in the Ottoman Empire:The Sublime Porte,1789-1922" (Princeton,N.J.:Princeton University Press,c.1980),s.202-207.Arşak Alboyaciyan,a.g.e.,s.347-351.

12-Hrant Asadur,"Timasdverner (Simalar)",(İstanbul,1921),s.32.Aktaran Vartan Artinian,"The Armenian Constitutional System in the Ottoman Empire,1839-1863:A Study of its Historical Development"(İstanbul:n.p.,1988),s.62.

13-H. Pastermadjian,"Histoire de l'Arménie depuis les origines jusqu'au Traité de Lausanne"(Paris:Librairie orientale H. Samuelian,1964),s.279.

14-Arşak Alboyaciyan,a.g.e.,s.233-237.

15-Serope Viçenyan (Serviçen),"Paroyagan Isgızpunk (Ahlaki Prensipler)",İstanbul:Hovannes Mühendisyan,1851.

16-Masis,25 Ağustos 1860.

17-Keğuni,1 Haziran 1902,s.43-44.Minas Tchéraz,"Mosaiques biographiques (Biyografik Mozaikler)",Paris,Imprimerie Nercés,1929,s.69.

18-Constitution civile du Clergé,1790.Metin için bkz. Pierre Larousse,Grand Dictionnaire universal du XIXéme Siécle (Paris:Administration du Grand Dictionnaire universel,[1865]),c. IV,s.1046-1047.

19-Masis,17 Ağustos 1861.

20-Anahide Ter-Minassian,"Ermeni Kültürü ve Modernleşme",çev.Sosi Dolanoğlu (İstanbul:Aras Yayıncılık,2006),s.126.

21-Hrant Asadur,a.g.e.,s.68.Aktaran Anahide Ter-Minassian,a.g.e.,s.126;145.

22-Örnekler için bkz. Masis,10 Ocak 1856;15 Ekim 1859;9 Ocak 1860.

23-Hovsep Vartanyan,"Sahmanatragan Cışmardutyunner (Anayasal Gerçekler)",İstanbul:Hovannes Mühendisyan,1863.

24-Masis,11 Ağustos 1862.

25-Télémaque Tutundjian,"Pacte politique entre l'Etat ottoman et les Nations non-musulmanes de la Turquie" (Lausanne:Imprimerie G. Vaney-Burnier,1904),s.84.

26-Cf. Stanford J. Shaw & Ezel Kural Shaw,"History of the Ottoman Empire and Modern Turkey" (Cambridge University Press,1997),c. II,s.55;İlber Ortaylı,"Studies on Ottoman Transformation" (İstanbul:Isis Press,c.1994),s.107-108.

27-Sözlük örnekleri için bkz. Pascal Aucher,"Dictionnaire abrégé Arménien-Français" (Venise:Académie arménienne de S. Lazare,1817),c. II,s.574;Arisdag & Stepanos Azarian,"Parkirk Hunaren,İdaleren,Hayeren,Dacgeren (Rumca,İtalyanca,Ermenice,Türkçe Sözlük)",(Vienna:Mechitarist Typography,1848),s.804.

28-Mesrob K. Krikorian,"Armenians in the Service of the Ottoman Empire,1860-1908" (London:Routledge,1977),s.5.

29-İsmail Kara,"İslamcıların Siyasi Görüşleri:Hilafet ve Meşrutiyet" (İstanbul:Dergah Yayınları,2001),s.179.

30-Anahide Ter-Minassian,a.g.e.,s.124.

31-P. de Tchihatcheff,"Une Page sur l'Orient" (Paris:Librairie J. - B. Bailliére,1877),s.304-305.

32-Kont Neselrod'dan Prens Gorchakov'a,Viyana,29 Haziran 1854.Aktaran Baron I. de Testa,"Recueil des Traités de la Porte ottomane avec les Puissances étrangéres" (Paris:Amyot,1876),c. IV,kısım II,s.138-141.

33-Cf. Erik-Jan Zürcher,"Turkey:A Modern History" (London:I.B. Tauris,1997),s.55-57;J.C. Hurewitz,a.g.e.,c. I,s.149.

---------------------------------------------------------------------------

*Aylin Koçunyan,Toplumsal Tarih,sayı:216,Aralık 2011,s.46-[52].

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder