20 Şubat 2012 Pazartesi

"Musa Dağ'da Kırk Gün" Romanı ve Ermeniler/Doç.Dr. M. Çağatay Okutan

Yahudi asıllı ve Çekoslovakya doğumlu olan Franz Werfel tarafından 1933 yılında Avsuturya'da yayınlanan "Musa Dağ'da Kırk Gün" adlı roman,Türkiye'de çok ciddi tepkiler doğurdu.Roman,1915 Ermeni tehcirini konu almaktaydı.Romanın kahramanı Gabriel Bagratyan,Antakya Yoğunoluk köyünde örgütlediği Ermenilerle birlikte Musa Dağ'a çıkarak,4 Ağustos 1915 tarihinde başlayan ve kırk gün süren bir direniş gerçekleştirir.Roman yayınlandıktan sonra,Avusturya ve İsviçre'de tepkiler aldı.Ardından Türkiye'den de tepkiler gelmeye başladı.Bu tepki,1934 yılından itibaren de,romanın filme çekilmesinin gündeme gelmesiyle doruğa ulaştı.(1)

Romanda Türklere isnad edilen suçlamaların asılsız olduğunu ileri süren Türk gazeteleri,1935 yılının Aralık ayından itibaren konu üzerinde yoğun bir şekilde durmaya başladılar.Sözkonusu romanı filme çekme girişiminde bulunan Metro Goldwyn film şirketinin bütün filmlerinin protesto edilmesi gereği üzerinde de duruldu.(2)

Cumhuriyet gazetesinin "alçakça bir eser"(3) olarak nitelediği romanı,Yunus Nadi şu şekilde değerlendirmekteydi:

"Franz Werfel isminde bir Yahudi muharriri vardır ki hayatını namus ve ahlak kayıtlarından tamamen ari sansasyonel eserler yazarak beşerin saffet ve gafletini istismar etmek yoluna dökmüş olmakla maruftur.Bu serserinin (Musa Dağ'da Kırk Gün) adıyla yazmış olduğu namussuzca kitap,çıktığı günden beri bizi ve başkalarını birçok defa işgal etti.Musa Dağ'da Kırk Gün sözde Türklerin Genel Savaş'ta Ermenilere yapmış olacakları zulümlerin feci hikayelerini tasvir etmek üzere kaleme alınmış hayali bir eserdir.İnsanların birbirleriyle boğuştukları Genel Savaş'ta bir Ermeni meselesi olmamış değilse de onda kimin zalim,kimin mazlum olduğunu tayin edebilmek de zannolunduğu kadar kolay değildir.(...) Nihayet bu meselede güya Türklerin zalim mevkiinde bulunduklarının iddiası bir Yahudiye düşmezdi."(4)

Romanın bir Yahudi tarafından yazılmış olması,Türkiye Yahudilerini de ciddi şekilde etkiledi ve Franz Werfel şiddetle eleştirildi.Yahudilerin bu tavrı Cumhuriyet gazetesi tarafından memnunlukla karşılandı ve bu memnuniyet,"Musevi vatandaşlarımız büyük Türk milletinin bir cüzü olarak,memleketimize karşı irtikab olunan bu suikastle her suretle mücadele etmek azim ve kararındadırlar,onların da bu yurtseverliklerini en samimi takdirimizle selamlarız"(5) şeklinde ifade edildi.Cumhuriyet gazetesi aynı "selamlama"yı Ermeniler için de yaptı.(6) Nitekim Ermeniler,romana Yahudilerden daha çok tepki gösterdiler.Ermeni cemaatinin önderlerinden biri olan Dr. Arşak Sürenyan yaptığı bir açıklamayla,Türkiye Ermenilerinin duyduğu üzüntüyü şu şekilde ifade ediyordu:

"Franz Werfel'in Musa Dağ'da Kırk Gün isimli eserinin filme çekileceği haberi bütün Türk Ermenilerini müessir etmiştir.Bunun başlıca sebebi,bir Yahudinin sırf maddi endişelerle hareket ederek Ermenileri istismar etmeye kalkışması,diğer bir Yahudi müessesesi olan (M.G.M.) film şirketinin de buna iştirak etmesidir.Ermeniler bu kitabın muharririni tanımıyorlar.Kitabın neşrinde de herhangi bir Ermeninin rolü veya yardımı olmamıştır.Bu yoldaki iddiaları nefretle reddederiz."(7)

Dr. Sürenyan'ın bu açıklamasının hemen ardından Ermeni Cemaati İdare Heyeti,kitabı protesto etme kararı aldı.(8) Protesto,Franz Werfel'in resminin ve romanın yakılması suretiyle gerçekleştirildi.(9) Protestonun yapıldığı gün çeşitli açıklamalar da yapıldı.Örneğin,İdare Heyeti Başkanı Bedros,"Musa Dağ'da Kırk Gün isimli kitabın münderecatını nefretle reddediyoruz.Biz bu memleketin;vatana,çözülmesi kabil olmayan bağlarla bağlanmış evlatlarıyız"(10) diyordu ve benzer ifadeler içeren bir beyanname de İdare Heyeti imzasıyla gazetelere verildi.Beyannamede şunlar söyleniyordu:

"Yabancı bir memlekette ortaya atılan bu oyunların,Türk ülkemizde ayrılık ve gayrılığa ait zehirli tohumlarını saçmasından başka bir maksada hadim olmasa gerektir;ve lakin biz,Türk Ermenileri yurdumuza ve Türklüğe öyle kavi ve çözülmez bir bağla bağlı bulunuyoruz ki,bu gibi fesatlıkların sevgili vatanımıza sarsılmaz merbutiyetimize ve Türk birliği mefkuresine zerre kadar tesiri olmayacaktır."(11)

Ermeni Cemaati İdare Heyeti'nin beyannamesi,Türkiye'deki bütün Ermeniler adına ilan edilmişti.Ancak,Ermenilerin,Beyoğlu Ermeni Kilisesi'nde tertip edilen protestoya ilgileri oldukça sınırlı kaldı.Cumhuriyet gazetesinin de "Ermeni vatandaşlarımızın bu tezahüre iştiraklerini isterdik" şeklinde dile getirdiği(12) bu ilgisizlik,üzerinde düşünülmesi gereken bir konudur.Zira,romanın Ermeniler üzerinde ciddi bir üzüntü yarattığı şeklindeki ifadelerin gerçeği yansıtmadığı düşünülebilir.Dolayısıyla,romanın,Türkiye Ermenileri üzerinde,cemaat önderlerinin ifade ettiklerinin aksine bir etki bırakmış olabileceği ihtimali vardır.Bu konuda kesin yargılara ulaşmak mümkün değilse de,romanın içeriğinin doğru ya da yanlış olmasına bakılmaksızın,Musa Dağ'daki direniş tasviri,Türkiye Ermenileri tarafından pekala Ermeni ulusal direnişine bir örnek olarak algılanmış olabilir.

Romanla ilgili tartışmalar yıllarca sürdü.1982 yılında filme çekildi.Ancak,1930'larda olduğu gibi,basın ve hükümet tarafından herhangi bir tepki gösterilmedi.(13)

***

1-Rıfat N. Bali,"Musa Dağ'da Kırk Gün'ün Hikayesi",Tarih ve Toplum,sayı 170,Şubat 1998,s.21,23.

2-Haber Akşam Postası,no:1406,5 İlkkanun 1935,s.1.

3-Cumhuriyet,no:4160,12 Birincikanun 1935,s.5.

4-Yunus Nadi,"Türkler Aleyhindeki Filmi Yapmakta Israr mı Ediyorlar?",Cumhuriyet,no:4160,12 Birincikanun 1935,s.1.

5-Cumhuriyet,no:4162,14 Birincikanun 1935,s.1.

6-Cumhuriyet,no:4162,s.1.

7-Cumhuriyet,no4161,13 Birincikanun 1935,s.1.

8-Haber Akşam Postası,no:1415,14 İkincikanun 1935,s.3.

9-Zaman,no:539,16 Birincikanun 1935,s.3.;Haber Akşam Postası,no:1417,16 İkincikanun 1935,s.1.

10-Son Posta,no:1930,15 Birincikanun 1935,s.8.

11-Son Posta,no:1931,16 Birincikanun 1935,s.2.

12-Cumhuriyet,no:4164,16 Birincikanun 1935,s.1.

13-Rıfat N. Bali,a.g.m.,s.33.

---------------------------------------------------------------------------

*Doç.Dr. M. Çağatay Okutan,"Tek Parti Döneminde Azınlık Politikaları",1.bs.,İstanbul,İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları,2004,s.265-268.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder