4 Şubat 2012 Cumartesi

Kastamonu Valisi Reşid (Paşa) Bey,Ermenileri Korudu Mu?/Fuat Dündar*

Taner Akçam,1999'da yayımlanan "İnsan Hakları ve Ermeni Sorunu" kitabında Kastamonu Valisi Reşid (Paşa) Bey'in,Ermenileri imha "emrine direnip","ben elimi kana boyamam" diyerek karşı çıktığını ve bu nedenle İstanbul tarafından görevden alındığını belirtmişti.Yerine de "Ankara'daki işini bitiren [katliam demek istiyor,FD] Atıf" Bey'in atandığını eklemişti.(1) Akçam bu saptamayı o günden beri,yazdığı tüm kitaplarda kelimesi kelimesine aynı şekilde kullanagelmiştir.(2) Ayrıca bu iddia,o günden beri diğer birçok araştırmacı tarafından hiç yargılanmadan,sorgulanmadan kullanılmış ve Kastamonu valisinin kurtarıcı olduğu yönünde neredeyse bir akademik mutabakat sağlanmıştı.Bu çalışmalardan biri de Ayhan Aktar tarafından kaleme alınan,Türk Milliyetçiliği,Gayrimüslimler ve Ekonomik Dönüşüm",(3) kitabı olup,kitabın merkezin emrine direnen Osmanlı bürokratlarının incelendiği bölümde,Akçam'a atıf yapılarak "Kastamonu Valisi Reşid Bey emre direnenler arasında yer alır" demişti.(4) Ama asıl önemlisi Aktar,kitabını "tehcir kararına farklı şekilde direnen" vali ve mutasarrıflara adarken bunlardan birisi olarak da Kastamonu valisini zikretmişti.Bununla da kalmamış,bir röportajda Ermenileri koruduğu için valinin heykelinin dikilmesini dahi istemişti.(5)

Oysa Kastamonu Valisi Reşid Bey'in,katliamı bilmem ama Ermeni tehcirini önlediği ve bu yüzden görevinden alındığı çok kuşkulu görünüyor.Aksine,Reşid Paşa'nın valiliğinin son günlerinde Kastamonu'dan tehcir yapılmasını istediği,cezalandırılmadığı,aksine ödüllendirildiği bile söylenebilir.

Hayatı:Kastamonu Valisi Mehmed Reşid Bey

Mektubizade Mehmed Reşid Bey (1868-1924),Mahkeme-i Temyiz üyelerinden Kazasker İzzed Molla'nın oğlu olup Şam doğumludur.İstanbul'da Nuruosmaniye İbtidai Mektebi,Soğukçeşme Askeri Rüştiyesi ve Mülkiye İdadisi'nde okumuş,ardından Mülkiye'nin yüksek kısmından 1888 yılı Ekim'inde mezun olmuştur.1890 yılı Ocak ayında Şurayı Devlet Muhakemat Dairesi'nde memur olarak işe başlamıştır.1891 yılında Serez İdadisi'ne müdür,daha sonra Trabzon'a maarif müdürü,1896'da Selanik İdadisi'ne müdür olarak atanmıştır.Ardından mutasarrıf ve valilik görevlerinde bulunmuştur;1906'da Serez Mutasarrıflığı,1910'da Edirne,1911'de Cezayir-i Bahr-i Sefid,1912'de Manastır,1913'te Ankara valiliklerinde bulunmuştur.Serez Mutasarrıflığı yaparken 1908 Devrimi'nde aktif yer alır ve İttihatçıların kamuoyunda tanınan figürlerinden biri olduğu bile söylenebilir.Mustafa Eski'ye göre;Kastamonu valiliğine 10 Haziran 1913'te atanan Reşid Bey,13 Eylül 1915'e kadar bu görevde bulunmuştur.(6)

Kastamonu Valisi Tehciri Önledi Mi?

Katliamlarla ilgili Kastamonu Valisi Reşid Bey'in neler yaptığını takip etmek mümkün değil,ancak Osmanlı dokümanlarından tehcire ilişkin tavrını anlamak bir nebze de olsa mümkün.Elimizde Reşid Bey'in tehcir zamanındaki pozisyonuna yönelik iddialara gölge düşürecek bilgi içeren,merkezden gönderilmiş bir şifreli telgraf var.Dahiliye Nezareti'nden Kastamonu'nun 30 Ağustos tarihli telgrafına cevaben yazılan 1 Eylül 1915 tarihli şifrede -yani Kastamonu Valisi Reşid Bey'in şehri terkedişinden oniki gün önce- "Vilayet dahilindeki Ermeniler kalacaktır"(7) emri verilir.Aslında bu,cevabi telgraftır.Ve büyük ihtimalle Kastamonu Valiliği,İstanbul'dan Kastamonu'da tehcir (devamı ya da başlanılmasını) istediği anlaşılıyor.Yani,katliamı ve tehciri önlediği ileri sürülen Reşid Bey'in görev süresi sırasında Kastamonu Valiliği'nin İstanbul'dan tehciri istediği ve İstanbul'un da bu talebe hayır yanıtı verdiği anlaşılmaktadır.

Üstelik İstanbul 23 Ekim 1915'e dek Kastamonu'ya gönderdiği üç telgrafta da,tehciri engelleyen emirler gönderir.(8) Murat Bardakçı tarafından yayınlanan "Talat Paşa'nın Evrak-ı Metrukesi" kitabında yer alan "Ermeni nüfusun tehcir sonrasındaki genel hesabı" (sf.109) tablosuna göre 9.052 Kastamonu Ermeni'sinden geriye vilayet sınırları dahilinde 3.437 Ermeni'nin kaldığını biliyoruz.Ama Kastamonu'dan kitlesel tehcirlerin hangi tarihlerde olduğuna dair elimde kesin bir bilgi yok.Bu tarihin aydınlatılması gerekmektedir.Ama tehcirleri sadece Atıf Bey'in göreve atanışına bağlamanın yanlış olduğunu gösteren emareler vardır.Mesela,Kastamonu'dan tehcirin Ekim ayı başlarında,Atıf Bey göreve başladıktan bir hafta sonra olduğunu ileri süren Raymond Kévorkian,bunu Atıf Bey ile bağlantılandırmaktadır.Oysa Atıf Bey'in göreve başlangıç tarihi 18 Ekim 1915'tir.(9) Üstelik İstanbul,Kastamonu vilayetinin de dahil olduğu birçok vilayete çektiği 21 Şubat 1916 tarihli telgrafta;kitlesel tehcirlerin durdurulması yönündeki kararın yanlış anlaşılarak "muzır" kişilerin tehcirinin de durdurulduğunun anlaşıldığı belirtilerek,ilgili vali ve mutasarrıflar uyarılıyordu (bkz. DH.ŞFR [Dahiliye Nezareti Şifre Kalemi] 61.72).Ermenilerin tehciri ve katliamı için Kastamonu'ya merkez tarafından atandığı iddia edilen Atıf Bey,neden merkezden bu uyarıyı alsın idi?Neden Ermenilere yönelik tedbirlerde esnek davransın idi?

Reşid Bey Görevden Alındı Mı?

Şimdi gelelim Kastamonu Valisi Reşid Bey'in Ermenileri katliamdan ve tehcirden koruduğu için görevden alındığı meselesine.Burada da bir yanlışlık yapıldığını düşünüyorum.Görevden alındığı iddia edilen valinin,İttihatçılar tarafından memuriyetten atılması ya da en hafif ceza olarak mevkiinin düşürülmesi gerekmez miydi?Ancak,görülen o ki,Reşid Bey'in mevkiinin düşürülmesi bir yana,yükseltilmiştir.Hemen birkaç ay sonraki ara seçimlerde (1916) mebus seçilerek,İstanbul'a yerleşecektir.Üstelik mebus seçildiği yer de çok manidardır.İttihat ve Terakki Cemiyeti ile ve cemiyet politikalarıyla ihtilafa düştüğü iddia edilen Reşid Bey,İttihat ve Terakki Cemiyeti için çok manidar bir yerden mebus seçtirilecektir;Ergani Madeni'nden.Bu seçim bölgesi,İttihatçıların önde geleni,en çok saygı ve hürmet gören Merkez Komite üyesi olan Ziya Gökalp'in mebus seçildiği (1912) yerdir.Bu bir cezalandırma mı yoksa onurlandırma mıdır?

Diğer yandan Reşid Bey'in cemiyetle ihtilafa düştüğü iddia edilir.Oysa kendi anılarından bunun tersini okuyabiliyoruz.Reşid Bey,cemiyet ile değil,hükümet ile sorunları olduğunu belirtip Talat Paşa'nın Dahiliye Nazırı sıfatıyla kendisini azlettiğini ama "cemiyet lideri sıfatıyla hatırı[n]ı okşama[k]" için "Ergani sancağından mebus çıkarttığını ve "yeni kurulan bankalardan birinin idaresine de aza seçtirdiğini" belirtir.Özetle,Reşid Bey'in İttihat ve Terakki Cemiyeti ile ve onun önde gelenleri ile hiçbir şekilde ihtilafa düştüğü doğru değildir.(10)

Peki,Bunun Kaynağı Ne?

Kastamonu Valisi Reşid Bey'in tehcir ve katliamı önlediğine ve bu yüzden görevden alındığına dair bilginin temel kaynağı,anlaşılan örfi idare zabıtları ve özellikle Katibi Mesuller Davası'nın karar suretidir.Akçam,1999 tarihinden beri,hemen hemen tüm çalışmalarının temel kaynağı olarak Divan-ı Harb-i Örfi kararlarını kullanır.Kendisi,bu mahkemelerle ilgili birkaç uzmandan biri sayılabilir,sayılmalıdır.Üstelik kendisi Dadrian ile birlikte saklanmamış,yok edilmemiş mahkeme ile ilgili çoğunluğu gazete haberleri olmak üzere,malzemeyi bir kitap halinde yayımlamıştır.(11) Şimdi bu kitaptan iki alıntı yapacağım:

"Altıncı Muhakeme'de (14 Mayıs 1335) yargılanan,Reşid Bey'in samimi arkadaşı olan Midhat Şükrü Bey,parti sekreterinin haberiyle değil 'aksine... hasta olduğu için' Kastamonu Valiliği'nden alındı'ğını belirtmiştir."(bkz.Akçam-Dadrian,sf.404).

"Ardından Atıf Bey (Reşid Bey'in yerine vekil olan Atıf değildir) ise Reşid Bey'in yaşlı valilerin değiştirilmesi gerektiği yönündeki kanuna uygun olarak Kastamonu Valiliği'nden alındığını ve 'sonra da mebus yapıldı'ğını belirtmiştir."(bkz.Akçam-Dadrian,sf.419).

Özetle,Reşid Bey hakkında ileri sürülen 'kahraman' iddialarının yeniden gözden geçirilmesi,bu makalede dile getirilen şüphelerin üzerine gidilerek gerçekliğin ortaya çıkarılması elzemdir.

***

1-Sf.270,275.İnsan Hakları ve Ermeni Sorunu:İttihat ve Terakki'den Kurtuluş Savaşı'na (1999,Ankara,İmge Kitabevi) kitabındaki sözkonusu satırlar şöyledir:"Vali Reşid,'ben elimi kana boyamam' dediği için görevden alınmıştır...Bu göreve Ankara'daki işini bitiren Atıf atanacaktır.(sf.270)...Kastamonu Valisi Reşid Bey,emre direnenler arasında yer almıştır."(sf.275).

2-From Empire to Turkish Republic,(2004),sf.171-173;Shameful Act (2006),sf.164;Ermeni Meselesi Hallolunmuştur,(2008),sf.161;1915 Yazıları,(2010),sf.206-207.Benzer ifadeleri Akçam gazete makalelerinde de kullanmıştır,(bkz."Tarih Üzerine Konuşmak",Radikal,18 Mayıs 2004 http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=116741).

3-İstanbul,İletişim,2006,sözkonusu makale "Osmanlı Meclisi Ermeni Meselesini Tartışıyor:Kasım-Aralık 1918".

4-Aktar,sf.91.Alıntı yapılan kaynak:Taner Akçam,İnsan Hakları ve Ermeni Sorunu,Ankara:İmge Kitabevi,1999,sf.275.

5-Ayhan Aktar:"Heykelini Dikerdim",15 Şubat 2006,http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=178732.

6-Bkz.Mustafa Eski,Kastamonu Valileri 1838-2000,Kastamonu Valiliği yay.,Ankara,2000.

7-DH.ŞFR [Dahiliye Nezareti Şifre Kalemi] 55.349.1 Eylül 1915.

8-DH.ŞFR 57.82.23 Ekim 1915.Aynı içerikteki şifre 28 Eylül 1915'te de gönderilmişti,bkz.DH.ŞFR 56.226.DH.ŞFR 56.208.28 Eylül 1915.

9-Raymond Kévorkian,Le génocide des Arméniens,Paris:O. Jacob,2006,bkz.Kastamonu bölümüne.

10-Reşid Paşa,Sivas Valisi Reşid Paşa'nın Hatıraları,haz.Cevdet R. Yularkıran,Siskav,2002.

11-Tehcir ve Taktil.Divan-ı Harb-i Örfi Zabıtları:İttihat ve Terakki'nin Yargılanması 1919-1922,İstanbul:Bilgi Üniversitesi Yay.,2008.

---------------------------------------------------------------------------

*Fuat Dündar,Toplumsal Tarih,sayı:200,Ağustos 2010,s.94-95.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder