9 Ocak 2012 Pazartesi

Sayısal Boyut,"Talat Paşa'nın Defteri" ve Sonuç/Fuat Dündar

Tehcire tabi tutulan Ermenilerin miktarını da içeren ve kamuoyuna "Talat Paşa'nın defteri" ismiyle sunulan defter,DH.ŞFR [Dahiliye Nezareti Şifre Kalemi] kataloglarının açıldığı 1988'den beri en önemli gelişmedir.Bu defterin en önemli özelliği,İttihatçılar tarafından Ermeni nüfusunun,1.251.785 değil,1,5 milyon olarak kabul edilmiş olduğunu gözler önüne sermesidir.1919 yayımı ile resmi veri halini alacak İttihatçı gizli sayımdan elde edilen rakama güvenilmemiş ve yaklaşık yüzde 20 bir ekleme yapılmıştır.Anadolu'da kalan Ermenilerin miktarını net olarak saptama kaygısıyla,kabul edilen bu rakamın akla yatkın olduğunu ve tarafların öne sürdüğü (Osmanlı tarafı 1.251.785 ve Patriklik tarafı 1.915.858) iddialara da son verdiğini düşünüyorum.(1)

Defter,tehcir edilenlerin miktarını saptamamız açısından en önemli kaynaktır.En önemli eksikliği düzenlendiği tarihin belirtilmemiş olmasıdır.Ama büyük ihtimalle bu 1916'nın ilk yarısında hazırlanmıştır.Bu defteri analize geçmeden önce,bunun bir önceki adımını teşkil ettiğini düşündüğüm "Sevk ve teb'idleri mukarrer Ermeni ahalinin vilayet ve müstakil liva üzerine mikdarını irae eder" adlı tabloya değinmek gerekir."Altı vilayet" ve bir kısım Anadolu vilayetlerini içeren bu tablonun,her ne kadar belirtilmese de Temmuz 1915'ten önce hazırlandığını düşündürten iki neden var.Tabloda belirtilen birçok vilayetin nüfusu 1914 nüfusundan daha azdır.Büyük ihtimalle,bir önceki ve henüz yenilenmeyen nüfus tablosu esas alınarak hazırlanmıştır.Diğer neden de,tehcire tabi tutulduğundan emin olduğumuz vilayetlerin bu tabloda tehcire henüz tabi tutulmamış olarak gösterilmesidir.Bu tabloyu Talat Paşa Defteri'nden farklı ve özgün kılan nokta,sevke başlanıldığı sırada nüfusun bir "kısmının firar" ve "telef" olduğu "izahatı"na yer vermesidir.(2)

Talat Paşa Defteri'ndeki tablo ise,birkaç il dışında tüm Osmanlı vilayetlerini kapsamaktadır.Tablo,sırasıyla "1914 nüfus kaydına göre" vilayet ve sancakların içerdiği nüfustan,idari sınırlar dahilinde bırakılan nüfus ("mevcut yerli nüfus"),diğer bölgeden gelenler ("yabancı nüfus") ile "diğer bölgelerde" bulunanları belirler.Bu tabloya göre,1914 Vilayat-i Şarkiye Anlaşması kapsamındaki vilayetlerde hiçbir Ermeni nüfus kalmamıştır.Yukarıda belirttiğimiz gibi aslında Van,Bitlis ve Erzurum vilayetlerindeki Ermenilerin büyük bir kısmı Rusya'ya kaçmıştır.Ermeni nüfusunun sadece yüzde 20'sinin sürülmediği görülüyor.Urfa,Maraş,Halep ve Adana'da (ki son ikisi Cemal Paşa'nın idaresindeki bölgelerdir) Ermeni nüfusun İslam nüfusuna oranı yüzde 5 civarında iken,Zor'da bu oranın yüzde 10'u tutturduğu görülüyor.(3)

Diğer önemli istatistiki sorun,Ermeni nüfustaki kaybın miktarını tespit etmektir.Genellikle 1914 nüfusundan 1918'de hayatta kalan nüfus çıkarılarak elde edilir.Ancak iki nokta önemlidir:Bu çalışmanın gerektirdiği şey,tehcirin neden olduğu ölümleri bulmaktır.Ne yazık ki bu kayıpları diğer -organize veya değil- katliamlardan ayırdetmek mümkün değildir.İkinci nokta genel kaybın miktarını hesaplamakta karşılaşılan zorlukta yatmaktadır.Çift taraflı bir zorluk sözkonusudur,ne 1914 Ermeni nüfusu net olarak bilinmektedir ve ne de 1918'de kalan nüfus.Ben daha fazla olduğuna inansam dahi,Talat Paşa defterinde belirlenen 1,5 milyonu referans alacağım.Geriye sağ kalan nüfusu belirlemek kalıyor.Ama bunun için de hem metodolojik ve hem de teknik sorunlar karşımıza çıkıyor.Kayıpları hesaplarken,karşımıza çıkan en önemli sorun,hangi tarihsel dilimin ele alınması gerektiği sorunudur.İttihatçı iktidarın bitiş tarihine kadar gerçekleşen kayıpları mı,yoksa İttihatçı politikadan kaynaklanan ve 1919-1920'ye kadar süren ölümleri mi de hesaba katmalı?Çünkü,İttihatçı dönem sona erdikten sonra bile,açlık ve hastalıktan kaynaklı ölümler devam edecektir.(4) Diğer bir sorun da,İttihatçılara rağmen hayatta kalmış olanları sağ kalanlar olarak değerlendirmenin ne kadar doğru olacağı sorunudur.Çünkü uluslararası yardımlar olmasaydı,Suriye ve Kafkaslardaki Ermenilerin bir kısmı hayatta kalamayacaklardı.Ayrıca,Musa Dağ Ermenilerinin de büyük bir kısmı kaçmasalardı bugün hayatta olamayacaklardı.(5)

Ancak böylesi bir hesap çok mümkün olmadığından,1918 yılı sonlarında "sağ kalan" olarak kayıtlara geçen nüfus gözönüne alınacaktır.Sağ kalan nüfus üç grupta toplanabilir:Anadolu'da bırakılanlar,tehcir edilenler ve Osmanlı sınırları dışına kaçarak canını kurtaranlar.İlk grup için 281.000(6) rakamı telaffuz edilebilir.Bunların çoğunluğu İstanbul (100.000),(7)Aydın (21.000),(8)Edirne (25.000)(9) ve Konya (10.000)(10) illerindeki nüfustur.Bu "istisna bölgelere" ek olarak,kalmasına izin verilen diğer "ayrıcalıklı aileler" vardır.Bunlar da sırasıyla yaklaşık bir hesapla 75.000 civarında Katolik ve Protestan,zanaatkar ve asker aileleri ve 50.000 civarında mühtedi,kadın ve yetim çocuklardır.(11) İkinci grup,tahmini belki en zor olan ve tarafsız araştırmacılara bile üzerinde az durulan,iskan bölgesinde hayatta kalanlardır.Bu konuda tam bir kara delik sözkonusudur.Ancak tüm bunlara rağmen bir tahmin vermek gerekirse,300.000(12) civarında Ermeninin sağ kalmış olabileceğini söyleyebilirim.(13) Üçüncü grup,sınırdışına kaçanlar için ise 255.000 rakamı rahatlıkla önerilebilir.Büyük çoğunluğu Rusya'ya kaçanlardır.Bu konuda oldukça farklı rakamlar öne sürülmesine rağmen,en akla yatkın tahmin 225.000 rakamıdır.(14) Buna İran'a sığınan 10.000,(15) Avrupa ve Amerika'ya sığınan 20.000 Ermeni eklenmelidir.Toplamda 836.000 Ermeni'nin,yani 1914'teki 1,5 milyon nüfustan yüzde 55'inin sağ kaldığı söylenebilir.(16) Ancak bu rakamdan,canlarını kaçarak kurtaranlarla İslam nüfusuna eklenerek (ihtida,evlilik,vs.) hayatta kalanları çıkarırsak,yüzde 30 civarı bir oranı elde ederiz.Bunun anlamı kaçmayıp ve İslamlaşmayıp Ermeni olarak İttihatçıların insafına kalmış nüfusun çok daha az bir oranının 1918 sonunda hayatta kaldığıdır.

Talat Paşa'nın hem tehcir sırasındaki rakamları ve hem de Ermenilerdeki "telafat"ı hesapladığını yukarıda belirtmiştik.İki ayrı kaynağa göre,1916 Bahar aylarında Talat Paşa resmi bir açıklama yaparak,tehcir edilen Ermenilerin 800.000 ve kayıpların da 300.000 olduğunu belirtmiştir.İlk kaynak,Faiez al-Ghocein olup,al-Mokattam gazetesinin 30 Mayıs 1916 sayısına dayanarak,Osmanlı içişleri bakanının "sürülen Ermenilerin 800 bin" ve bunların arasında da "300 bin" kayıp olduğunu söylediğini aktaran kaynaktır.(17) Diğer kaynak ise Mr. Ryan adlı -savaş sırasında İstanbul'da bulunan- bir Amerikalı'dır.Kendisi de sözkonusu resmi beyanatı kelimesi kelimesine doğrulayarak,Osmanlı içişleri bakanının resmi beyanatında 800 bin tehcir edilen Ermeni olduğunu ve bunlardan 300 bininin kayıp olduğunu aktarır.(18) İttihatçılar sonrası işbaşına gelen hükümetin İçişleri Bakanı Cemal Bey de,sözkonusu verileri kullanarak,sürülen Ermenilerin 800 bin ve kayıpların 300 bin olduğunu beyan edecektir.(19) Talat Paşa bu kayıp hesabını 1916 Bahar aylarında sevkedilen Ermeni sayısından sevk yerine varan Ermenileri çıkartarak bulmuştur.Bu durumda,Anadolu'dan sürülen 800.000 Ermeni'den,kayıp 300.000 sayısını çıkararak,500.000 Ermeni'nin iskan yerine vardığı anlaşılır.(20)

Sonuç

"İstisnasız tüm Ermenilerin" tehciri ile ilgili en önemli argüman,Ermenilerin isyan ettiğidir.Ancak bu argüman sonradan yaratılmıştır.Tehcir öncesi yazışmalarda Ermenilerin isyan hazırlığında olmadığı ve tehcir sırasında da ciddi ve genel bir isyandan bahsedilmemektedir.Yukarıda belirtildiği gibi savaş öncesi,"Ermeniler arasında bir ihtilal hareketi" olup olmadığı yönünde tahkikat yapılmış bunun bir işaretinin "görülmediği ve buna cesaretlerinin olmadığı" tespit edilmişti.(21) 24 Nisan 1915 tarihli Ermeni operasyonunu başlatan şifreli emirde de "genel bir isyan" olduğu yönünde bir ifadeye rastlanmaz.Bu telgrafta Talat Paşa,bir olasılık üzerine Ermeni komitacılarına karşı operasyonu başlattığını belirtmiştir;'arkadan vurma gibi hainhane faaliyetlerinin olabileceği'.(22) İki ay sonra,Van isyanı sonrası ve kitlesel katliamların gerçekleştiği günlerde bile,Enver Paşa genel bir isyandan değil olasılıktan bahsetmiştir:"Onların [Ermeniler] ayaklanma hazırlığı içinde bulunmaları nedeniyle".(23) "İsyan" argümanı yaz aylarından itibaren,İttihatçı propaganda çalışmaları sırasında belirlenir.Sonbahar başlarında padişahın,Papa Benois XV'e gönderdiği mektupta bu argüman kullanılır;"Ermeni ihtilal komitelerinin Anadolu'nun her köşesinde şubeleri bulunduğundan bunlar tarafından tertib olunan ve düşmanlarımız tarafından teşvik ve yardım gören isyan,umumi bir mahiyette olmuştur.Böyle bir hal muvacehesinde kendi halinde yaşayan anasır ile intizam-ı umumiyi ihlal eden anasırı yekdiğerinden tefrik edebilmek me'muriyetimizce fi'len gayr-i mümkin olduğu cihetle" denilerek,topyekun tehcir meşrulaştırılır.(24)

İttihatçı propagandanın bir argümanı olan isyan nedeniyle Ermenilerin toptan tehcir edildiği yönündeki argümanı,aslında İttihatçıları da çok fazla ikna etmeyecektir.Mesela,Talat Paşa 24 Eylül 1917 tarihli Cemiyet kongresinde yaptığı konuşmada,Ermeni komitacılarının sükunetten isyan haline,sadakatten fesada geçtiklerini söyler.(25) Katliama bizzat iştirak etmiş nadir valilerden biri olan Diyarbekir Valisi Reşid Bey'in anılarında da bu mantık öne çıkar.Ermenilerin "kıyam ve isyan için vakit ve saatini beklemekte..." olduklarını belirtir.(26)

Yani İttihatçılara hakim olan zihniyet,Ermenilerin er ya da geç isyan edecekleridir.Onlar uygun zamanı beklemektedirler.Bu nokta çok önemlidir ve Ermeni karşıtı operasyonun özünde yatan neden de budur.İttihatçılar için,Ermeniler isyan etmemiş olsa bile isyan potansiyeli taşımaktadır.Aslında böylece,sırf komitacılar değil,Ermeni nüfusun kendi başına,sessizliği ve masumiyeti de hedefe alınmış olur.Sıradan,kendi halindeki nüfus isyan etmemiş olsa dahi her an isyan etme karakteri ile zanlı hale getirilmiş oluyordu.Talat Paşa'nın Morgenthau'ya dedikleri de bu açıdan çok çarpıcıdır:"Masum ve suçlu Ermeniler arasında bir ayrım yapmadığımız için suçlanmaktayız;bu hiçbir şekilde mümkün değildi,zira bugünün masumları yarının suçluları olabilirdi."(27)

İttihatçı sözlüğün favori kelimesi olan "fesad ocakları" da Ermeni nüfusa bakışı açık bir şekilde göstermektedir.Eylem halinde olmasa dahi,hem komitacılara "yataklık" eden ve hem de gelecekte isyan etme potansiyeline sahip bir nüfustur fesad ocakları.Kendi halindeki Ermeni nüfus da bir tehdit olarak görülmüştür.Fizikteki "statik hal"in "kinetik hal"e dönüşümü gibi,kendi halindeki Ermeni nüfusun bir gün isyan haline geçmesinden çekinilmiştir.Ermeni nüfus en "statik hal"iyle bile bir tehdittir.Bu statik halin diğer görünümü istatistiktir.Kendi halindeki Ermeni nüfusun,istatistik açısından da nasıl tehlike olarak algılandığına aşağıda değineceğiz.

Diğer yandan,"isyan saatini bekleme" ifadesi,İttihatçıların "zaman" ile sorunları olduğunu da ortaya çıkarmaktadır.Bu sadece Türkleştirmenin bir "zamanlama" meselesi olduğu uygun bir anda ve kısa sürede hayata geçirilmesi gerektiği yönündeki inançlarından değil,ama aynı zamanda "gelecek korkusu"nun onlara derinlemesine nüfuz etmesinden de kaynaklanmaktadır.Devleti kurtarma adına yapılmış 1908 Devrimi'nden beri,her yeni gün,yeni toprak kayıpları getirmiş,zaman başlı başına bir "tehdit" olarak zihin dünyalarında yer etmiştir.Talat Paşa'nın Morgenthau'ya yaptığı açıklamalarda bunun izleri görülmektedir:"Bu halk ... silahları bırakın yönündeki emrimize uymuyorlar.Van ve Zeytun'da bize karşı çıkıyor ve Ruslara yardım ediyorlar.Onlara karşı gelecekte kendimizi savunmamız için tek yolumuz var,bu da onları sürmektir."(28)

Toplu tehcirin diğer önemli İttihatçı argümanı Ermenilerin güçlü,dayanışmacı ve coğrafi olarak çok yaygın örgütlenme ağına sahip olmalarıdır.Reşid Bey,Ermeni teşkilatlarının,"korkunç ve müthiş teşkilatları var ve yalnız bulundukları bölgede değil,memleketin dört bir yanına uzanan kolları ile bu teşkilat..."ların ölümcül bir tehdit olarak göstermeye çalıştığında göze çarpmaktadır.(29) Cemal Paşa da bu noktalara hayranlıkla karışık bir şekilde dikkat çeker;"en büyük köylerden en küçük köylere varıncaya kadar Osmanlı memleketi dahilinde Ermeni ihtilal komiteleri tarafından gizli teşkilatlar meydana gelir ki",diyerek Ermenilerin,"bir yılan telakki" edilmelerine "haklı" olarak yol açtığını belirtir.(30) Ermenilerin ale'l-umum teb'id edilmeleri" bir Hariciye yetkilisi tarafından "tamamıyla mütesanid [dayanışmacı] olarak hareket etmeleri... hiç kimsenin bi-günahları tehcirden kurtarmak içün hükümete ihbaratda bulunmamış olması" olarak gösterilir.(31)

Ermeni olayları,üç önemli aşama geçirmiştir;polisiye takip,kitlesel tehcir ve katliam.İlk aşama,politik takibat aşaması olup,Bahaeddin Şakir'in 1914 Yazı'nda Erzurum'da Ermeni komitacıları ile görüşmesinin ve bir "anlaşma" sağlanamaması ardından başlatılabilir.EUM [Emniyyet-i Umumiyye Müdiriyyeti]'nin 6 Eylül 1914'teki genel talimatı ile,tüm vilayet ve sancaklar "öteden beri siyasi emeller peşinde koşan" Ermeni partileri ve ileri gelenlerinin "hal ve hareketlerinin takib" edilmesi yönünde uyarısıdır.(32) Bu takibatlar sadece sınırlı bir kesimi,komitacıları değil,Ermeni sivil halkı da hedeflemiş ve baskılar öyle bir dereceye varır ki,Talat Paşa dahi yerel yöneticileri uyarmak zorunda kalır.(33) Sarıkamış operasyonunun beşinci günü EUM tarafından,"şer olmaları melhuz bulunan" ve "kendilerine itimad kalmamış olanların,polis,komiser ve memur" Ermenilerin görevlerine son verilmeleri emredilir.(34)

İkinci aşama kitlesel tehcir aşaması olup,Cemal Paşa'nın idaresindeki Adana-Halep bölgesinde tetiklenir.Süveyş seferinden yenik dönen komutan,çareyi bölgesindeki gayritürk ve gayrimüslim nüfus gruplarına yönelmekte bulur.Düşman ilerlemesini engellemenin tek yolu,nüfusun etnik kompozisyonuna müdahale etmektir.Zeytun ve Dörtyol Ermeni olayları Şubat ayında,ayağının tozuyla Şam karargahına döndükten sonra hedef seçilir.Ve ilk sürgün kararı 26 Şubat 1915,bir kısım Ermeni ailesinin Konya gibi Anadolu'nun iç kesimlerine sürülmesiyle başlatılır.(35) Talat Paşa'nın anılarında belirttiği gibi bu sürgünler İstanbul'da Ermeni aydınlar arasında heyecan ve panik yaratmış;ve 24 Nisan Ermeni operasyonu da bu yüzden başlatılmıştır.Yani,Ermeni nüfusuna yönelik nüfus operasyonunu daha rahat gerçekleştirmek için topyekun operasyon başlatılmıştır.İstanbul'da polisiye operasyonlar ile Ermeni komitacılar ve ileri gelenler tutuklanırken Ermenilerin konvoyları güneye,çöl bölgelerine yöneltilirler.

Tutuklamalar ve çöl bölgesine sürgünler Ermeni nüfus arasında "beklenen sonun geldiği" inancına yol açar.Sınır vilayeti Van'da,Ermeni nüfusun en yoğun olduğu vilayette,Cevdet Bey'in aşırı taleplerine yönelik başlayan lokal direniş,bu korku ile birlikte isyan halini alır.İstanbul'un bu olaylar karşısında önerdiği çözüm,Ermenilerin "yoğun" olduğu Van ve Bitlis gibi bölgelerden "güney bölgeleri"ne tehcirlerini emretmektir.(36) Ancak tam olarak bilinmeyen nedenlerle,9 Mayıs 1915'teki bu emir hayata geçirilmez.İki ihtimal vardır,ya Ermeniler direnmiştir ya da bölgenin askeri yetkilileri böylesi bir emrin hayata geçirilmesinin daha da büyük sorunlara yol açacağından korkmuş ve bu emri hayata geçirmemişlerdir.Nitekim,Van düştükten bir gün sonra bu bölgedekilerin tehciri yeniden emredilir.23 Mayıs 1915 tarihli bu emir yine hayata geçirilemez.Ve Van,Bitlis ve Erzurum ('un doğu kesimi) Ermenileri Rus tarafına kaçacaklardır.Bu kaçışlar politikalarda dönüm noktası olacağından üzerinde durulması gerekmektedir.

Bu kaçışı birçok farklı kaynak ispatlamaktadır.Tehcir edilen Ermenileri sayan İttihatçı hükümetin hazırladığı cetvellerden biri -büyük ihtimalle "Talat Paşa'nın Kara Kaplı Defteri"nden önce hazırlanmıştır-,olan "Sevk ve teb'idleri mukarrer Ermeni ahalinin vilayet ve müstakil liva üzerine mikdarını irae eder" adlı cetvel bu gerçeği göstermektedir.Bu cetvele göre Van'ın tamamı,Bitlis'in büyük kısmı ve Erzurum vilayetinin bir kısmı "firar etmiş"tir.Bu üç vilayetin 305 bin Ermeni nüfusunun ancak 140 bininin sevke tabi tutulabildiği ve geri kalan 165 bin nüfusun "müsademelerde telef" olduğu veya "firar ettiği" belirtilmiştir.Keza "Talat Paşa'nın Kara Kaplı Defteri"nde de,bu illerin tamamen boşaldığı görülmektedir.Diğer yandan "The Armenian Refugees Fund" rakamlarına göre de Ekim 1915'te Rusya tarafına sığınan Ermeni nüfus 250 bindir.(37) Birbirini doğrulayan bu farklı kaynaklar bize Ermenilerin büyük bir kısmının kaçtığını ispatlamaktadır.(38)

İlk defa bir şehir (Van),yerli halkın direnişi ile düşmüş ve Rus ordusu da hızlı bir şekilde yaklaşmaktadır.Üstelik güneye sevkedilmek istenen sınır vilayetlerinde sakin Ermenileri Rusya tarafına kaçmıştır.Lokal ölçekte askeri kaygıların yanı sıra,merkez İttihatçı nüfus politikası için de bu kabul edilmez bir şeydir.Yukarıda gösterildiği gibi 2 Mayıs 1915 tarihli İnönü'nün,Ermenileri Rusya tarafına sürme önerisi İstanbul tarafından kabul edilmemişti.Her ne kadar Ermeni nüfus istenmeyen nüfus olsa da düşman topraklarına geçmesine de izin verilemezdi,bu hiçbir şekilde kabul edilemezdi.Rum bölümünde de gösterildiği gibi,Birinci Dünya Savaşı'na giriş kararlaştırıldığı andan itibaren İttihatçılar,kovma yerine Anadolu'nun iç bölgelerine sevketmişlerdi,hem Yunanistan'a karşı rehin olarak kullanmak hem de kıyıdan kaçışlarını engellemek için.Çünkü kovulacak ve kaçacak her Rum,Yunanistan'ın savaşa girmesi durumunda,asker olarak geri dönecekti.Bu zihniyet,Ermeni nüfus politikasını da belirleyecektir.Ermenileri Rusya'ya kovmayıp çöl bölgelerine,Rus ordusunun ulaşamayacağı bölgelere sürmek,aynı zamanda bir nebze onları coğrafi olarak rehin almak amaçlıydı.

Oysa sınır bölgelerindeki Ermeniler kaçmış ve bir kısmı da daha şimdiden Rus ordusu saflarındaki Ermeni gruplara katılmışlardı.Üçüncü Ordu kumandanı Mahmud Kamil Paşa'nın 19 Haziran'da belirttiği gibi,"Erzurum,Van ve Bitlis illerindeki Ermeniler,düşman tarafına firar ederek,çeteler halinde yolları kesip halkı katlederek,depoları yağmalayarak gerçek yüzlerini göster"mişlerdir.Üstelik orta kuşaktaki (Sivas,Diyarbekir,Ma'muret'ül-aziz) henüz tehcir edilmemiş "meskun Ermenilerin aynı maksad ve emelde oldukları" ve bu vilayetlerin böylesi "husema-yi dahiliyye [iç düşman]" dolu olmasını bir tehdit olarak betimler.(39) Ordu kendini iki ateş arasında bulduğunu düşünmektedir.Sınırdaki Ermeniler kaçmış ve henüz tehcir kararı verilmemiş Sivas,Diyarbekir,Ma'muret'ül-aziz vilayetlerindeki Ermeniler ordunun gerisinde olası düşman olarak durmaktadır.

Ermeni çeteleri saflarına katılan Osmanlı Ermenileri Rus ordusunun işgalinden faydalanıp Müslüman köylere saldırılarda bulunmaktadır.Ordu kendini kuşatılmış hissettiği yetmiyormuş gibi gelen saldırı haberleri ile geri çekilen nizami-gayrinizami birimler orta kuşaktaki sakin Ermenileri karşısında öç alınacak nüfus olarak görecektir.Ermeniler bizi katletmeden önce tedbir alınmalı.Talat Paşa'nın da belirttiği gibi "biz onlara yapmasaydık onlara bize yapacaktı,nitekim yapmaya başlamıştı bile"(40) düşüncesi bu lokal nedeni net olarak açıklamaktadır.

Bu lokal askeri nedenin yanı sıra,diğer bir neden de,merkez açısından istatistik kaygısıdır.Her kaçan Ermeni asker döneceği gibi,Rus ordusu ile gerisin geri iskan olacağı düşüncesi vardır.Bu yüzden sınırdaki Ermenilerin güneye tehciri istenmesine rağmen bu gerçekleşmemiş,yüz binlerce Ermeni Rus tarafına kaçmıştır.Kaçan Ermenilerin Osmanlı ordusu karşısında ezici üstünlüğe sahip Rus ordusu ile mutlaka geri döneceği açıktır.Müslümanların Rus ordusu önünde kaçışması durumunda,Ermenilerin bölgede çoğunluk olacağı kesindir.Hatırlanacağı gibi savaş öncesi İttihatçıların kabul etmek zorunda kaldığı Ermeni reformunun en önemli maddelerinden biri,'ileride gerçekleşecek bir nüfus sayımı' şartı idi.Üstelik savaş sonunda bölgenin kaderinin belirlenmesi için bir nüfus sayımı ve/veya plesibite başvurulacağı ihtimali de vardır.Bu durumda Ermenistan'ı Ermenisiz bırakmak gereklidir.(41)

Bir paragrafla özetlemek gerekirse,İttihatçı hükümetin "Ermeniler arasında komitacılık ruhunu ezmek";Ermeniliğe ait tüm kişisel ve kurumsal temsiliyetleri yok etmek;geri kalan masum Ermeni nüfusunu ıslah etmek için "ıslah edilmemiş" çöl bölgelerine sürerek "faideli bir unsur" haline getirmektir.Bu sırada gayrinizami güçlerin gerçekleştirdiği "imha siyasetini" gerektiği anda durdurmaktır.

***

1-Raymond H. Kévorkian ve Paul B. Paboudjian,Les Arméniens dans l'Empire Ottoman a la vielle du génocide,Paris,Arhis,1992,Bölüm IV.

2-Arşiv Belgeleriyle Ermeni Faaliyetleri (1914-1918),cilt I,Ankara,Genelkurmay Basımevi,2005,s.455.

3-Şükrü Bey Alman Konsolosu Rössler'e şöyle der:"Ne istediğimizi anlamıyor musunuz.Ermenisiz bir Ermenistan istiyoruz",Vahakn N. Dadrian,"The Naim-Andonian Documents on the World War I destruction of Ottoman Armenians:The Anatomy of a Genocide",IJMES 18 (1986),s.311-360,s.332.

4-Mesela,1919 senesinde dahi,Kafkaslardaki Ermeni mülteciler arasında ölümler devam etmektedir.Erivan Fransız askeri ataşesi A. Poidebard'a göre,1918 sonlarında,Kafkaslardaki "400 bin Osmanlı Ermeni" mültecisi arasında 300 bin kişi sadece ot ile beslenmekte ve "günde 1.000 ölüm"e rastlanmaktadır,C.P.C. (1918-1940)Levant(1918-1940)E-Levant(1918-1929)Arménie [s.s.] 3.Dossier général MF,s.47.Ermenistan Cumhuriyeti'nin 1919 verilerine göre:Yıl içinde 200.000 kişi -toplam nüfusun yüzde 20'si- hayatını kaybetmiş,doğum oranı yüzde 0,87 iken ölüm oranı yüzde 20,4 gibi çok yüksek seviyelerdedir.Bkz.Richard G. Hovannisian,The Republic of Armenia (1918-1919),cilt 1,University of California Press,Londra,1971.

5-C.P.C. (1918-1940)Levant(1918-1940)E-Levant(1918-1929) ARMENIE 3.Dossier général MF,s.47.

6-"Talat Paşa Defteri"ne göre -1916 ortalarına kadar-,tehcir edilmeyen nüfus 350-400.000'dir.

7-Osmanlı verilerine göre 83.000 iken Ermeni patrikliği verilerine göre 161.000 Ermeni nüfusa sahiptir.

8-1333 senesi Tevellüdat ve Vefeyat İstatistiği,Aydın Vilayeti İstatistik Müdüriyeti,(yay.haz.) Erkan Serçe,İzmir ve Çevresi Nüfus İstatistiği,İzmir:Akademi,1998.

9-Osmanlı verilerine göre 20.000,Ermeni verilerine göre 30.000 Ermeni nüfusuna sahiptir.

10-Bir Ermeni'ye göre,1918'de 20.000 Ermeni vardır (bkz.Arthur Beylerian,Les Grandes puissances,l'Empire ottoman et les Arméniens dans les archives françaises (1914-1918),Paris:Publications de la Sorbonne,1983,s.509)."Talat Paşa Defteri"ne göre bu sayı 18.000'dir.

11-"The Armenian National Relief Committee"ye göre 1919 yılında,kadın ve çocukların miktarı;"Already collected 10.000,scattered in Turkey 40.000",FO (Foreign Office) 608/111,s.302.Diğer yandan "Talat Paşa Defteri"ne göre kayıtlı Ermeni yetimi sayısı 10.314'tür,Murat Bardakçı,"Talat Paşa'ya göre 1914 yılındaki Ermeni nüfus 1 milyon 256 bin 403",Hürriyet,26 Nisan 2005 (URL:http://hurarsiv.hurriyet.com.tr/goster/haber.aspx?id=314613&yazarid=28).Yine bir başka Ermeni kaynağa göre,20-25 bin çocuk ve 30-40 bin kadın Müslüman hanelere alındı,bkz. Beylerian,a.g.e,s.509.

12-Nubar Paşa'ya göre 1919 yılı itibarıyla sadece Kilikya bölgesine geri dönen Ermeni sayısı 130.000'dir.C.P.C. (1918-1940)Levant(1918-1940)E-Levant(1918-1929)ARMENIE 8.Dossier général MF,s.109-110.Diğer yandan Kevorkian'a göre,sürgün edilenlerden hayatta kalanların sayısı 115.000'dir.

13-8 Şubat 1916 tarihli Halep Amerikan konsolosu ve "The American Committee for Armenian and Syrian Relief"in 1916 Şubatı için sürgün yerine varan Ermenilerin sayısını 486.000 olarak veren 24 Mayıs 1916 tarihli raporuna göre İstanbul ve İzmir yöresinde sürgün edilmeyen Ermeni sayısı 150.000 civarıdır,bkz.James Bryce,Arnold Toynbee,The Treatment of Armenians in the Ottoman Empire 1915-1916:Documents Presented to Viscount Grey of Fallodon by Viscount Bryce,(ed.) Ara Sarafian,Gomidas Institute,2. bs.,2005,s.557.

14-"The Armenian Refugees (Lord Mayor's) Fund"a göre,Ekim 1915'te "Rusya Kafkasyası'nda 250.000 [Osmanlı] Ermenisi" vardır.Bkz.FO 96/205,ayrıca bkz. www.nationalarchives.gov.uk/pathways/firstworldwar/spotlights/armenian.htm.1918 sonlarında bu nüfusun en iyi ihtimalle yüzde 10'unun hayatını kaybettiği hesaba katılmalıdır.Diğer tahminlere bakalım:"The Ministry of Welfare of the Armenia"nın 1920 yılı başı için verdiği rakam 310.785'tir.(Richard G. Hovannisian,The Republic of Armenia (1919-1920),a.g.e.,cilt 2,s.301.)Ermenistan Cumhuriyeti Sosyal Yardım Bakanı Alex Khatissian'ın 17 Aralık 1918 tarihli Fransız misyonuna sunduğu "Note sur la situation des réfugiés arméniens se trouvant dans la république arménienne" raporuna göre 450.000 mülteci vardır.(C.P.C. (1918-1940)Levant(1918-1940)E-Levant(1918-1929)ARMENIE 3.Dossier général MF,s.37.)29 Eylül 1919 tarihli "The Armenian Red Cross&Refugee Fund" verilerine göre,aralarında 30.000 öksüzün bulunduğu 330.000 mülteci vardır.(FO 608/79 C.P.19567,s.333.)Antranik Paşa ise oldukça abartılı bir rakam vermektedir,1919 sonları için 500.000 (Aiguillon [Ermeni gazetesi],no. 45,[okunamıyor] 1919,C.P.C. (1918-1940)Levant(1918-1940)E-Levant(1918-1929),ARMENIE 8.Dossier général MF içinde.

15-Boghos Nubar Paşa'ya göre 40.000 Ermeni İran'a sığınmıştır.Oysa bu 40 bin rakamı içinde Nasturiler de vardır.11 Aralık 1918 tarihli raporu için bkz. C.P.C. (1918-1940)Levant(1918-1940)E-Levant(1918-1929),ARMENIE 2.Dossier général MF.

16-Boghos Nubar Paşa,1918 sonundaki geride kalan Ermeni nüfusunu 700.000 olarak kabul eder.Bu rakama kadın ve yetimler ile ihtida eden nüfus dahil değildir.Bkz.Echo de Paris,5 Kasım 1918.

17-Al-Mokattam (30 Mayıs 1916,no. 8.270) gazetesinden aktaran Faiez al-Ghocein,Les massacres en Arménie turque,1917.

18-"The Turkish Minister of the Interior has stated that about 800.000 Armenians have been deported,and that about 300.000 of these people have been killed or have perished from other causes."Tarih belirtilmemiştir,Bryce-Toynbee,a.g.e.,s.69.

19-"İttihat ve Terakki'nin yaptığı cinayattan bahsederken sekiz yüz bin Ermeni tehcir ve taktile uğradı.Dedim.Fakat sekiz yüz bin Ermeni kesildi.Demedim",bkz.Alemdar,18 Mart 1919,"800.000 Yalnız Taktil Değil,Tehcir de Dahil-Cemal Bey Efendi'nin Beyanatı".

20-Büyük ihtimalle,Halep Amerikan konsolosunun 8 Şubat 1916 tarihinde,sürgün bölgesinde 500.000 Ermeni'nin bulunduğu yönündeki "sağlam kaynaklara" dayandırdığı rapor,bu resmi Osmanlı verileridir.US State department Record Group 59,867.48.271'den aktaran (ed.) Ara Sarafian,United States Official Records on the Armenian Genocide 1915-1917,Londra:Gomidas,2004,s.112-113,belge 58.

21-DH.EUM 2.Şb. (Dahiliye Nezareti Emniyet-i Umumiye Müdüriyeti İkinci Şube) 68.17.

22-DH.ŞFR (Dahiliye Nezareti Şifre Kalemi) 52.96-97-98 (24 Nisan 1915).

23-ATBD (Askeri Tarih Belgeleri Dergisi),sayı:85,b.1999.Diğer yandan,Talat Paşa ve Enver Paşa gibi ülkeyi yöneten temel iki aktör dışında Osmanlı Dışişleri yetkilileri de ilk yazışmalarında genel bir isyandan değil bir ihtimalden bahsetmektedir;"ve bu hususda edilecek küçük bir kusurun orduyu önden ve arkadan ateşe ma'ruz bırakabileceği" belirtilerek topyekun tehcir meşrulaştırılmaya çalışılır,bkz. Dışişleri müfettişi Mehmed Münir Bey'in raporu,HR.HU (Hariciye Nezareti Hukuk Kısmı Evrakı),Kr.173.5

24-10 Eylül 1915 tarihli mektup için bkz. HR.SYS (Hariciye Nezareti Muhaberat-ı Umumiye Dairesi Siyasi Evrakı Kataloğu) 2799/43-14.

25-İkdam gazetesinin 25 Eylül 1917 tarihli sayısı,bkz.Beylerian,a.g.e.,s.417.

26-Dr. Mehmed Reşid Şahingiray Hayatı ve Hatıraları,(ed.)Nejdet Bilgi,İzmir:Akademi,1997,s.104.

27-URL:http://www.imprescriptible.fr/documents/morgenthau/chapitre25.htm

28-a.g.e.,s.230.

29-Ayrıca,"Şayet onlar yerinde bırakılmış olsalardı çevremizde canlı olarak bir tek Türk bulmak,bir tek Müslüman yaşadığını görmek imkansız olacaktı," dediğini aktarır;bkz.Mithat Şükrü Bleda,İmparatorluğun Çöküşü,İstanbul,1979,s.57-58.

30-Cemal Paşa,Hatıralar,(ed.)Behçet Cemal,İstanbul:Selek,1959,s.345.

31-Hariciye Nezareti müfettişi Mehmed Münir Bey'in raporu HR.HU,Kr.173.5.

32-DH.ŞFR 44.200 (6 Eylül 1914).

33-DH.ŞFR 45.237 (10 Ekim 1914).

34-DH.ŞFR 48.166 (26 Aralık 1914).EUM (Emniyyet-i Umumiyye Müdiriyyeti)'den Erzurum,Van ve Bitlis'e çekilen şifre.

35-DH.ŞFR 50.141 (2 Mart 1915).EUM'den Adana'ya çekilen şifre.

36-Van (Cevdet Bey),Bitlis (Mustafa Abdülhaluk Bey) ve Erzurum (Tahsin Bey) valilerine yollanan emir için bkz. DH.ŞFR 52.200 ve DH.ŞFR 52.281-282.

37-FO 96/205,ayrıca bkz. www.nationalarchives.gov.uk/pathways/firstworldwar/spotlights/armenian.htm

38-Ama bu aynı zamanda,Ermeni nüfusun Osmanlılar tarafından eksik sayıldığını ispatlamaktadır.Şöyle ki,Osmanlı verilerine göre ele geçirilemeyip kaçan ve telef olan 165 bin nüfus -tamamının sağ salim Rusya tarafına geçtiğini kabul etsek bile-,Rusya tarafında 250 bin olarak gözükmektedir.

39-Arşiv Belgeleriyle Ermeni Faaliyetleri (1914-1918),a.g.e.,cilt I,s.198.

40-Halil Menteşe,Osmanlı Mebusan Meclisi Reisi Halil Menteşe'nin Anıları,İstanbul:Hürriyet Vakfı,1986.

41-Bir Rus ordusu yetkilisi "Turkey has left us an Armenia without Armenians" der,bkz. Peter Holquist,"The Politics and Practice of the Russian Occupation of Armenia,1915-Feb. 1917",Armenian-Turkish Workshop,Stanford Universitesi 7-9 Aralık 2007.

---------------------------------------------------------------------------

*Fuat Dündar,"Modern Türkiye'nin Şifresi:İttihat ve Terakki'nin Etnisite Mühendisliği,1913-1918",3. bs.,İstanbul,İletişim Yayınları,2008,s.335-349.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder