12 Ocak 2012 Perşembe

Milli Mücadele Yılları:Dış Savaş Sürecinde İç Savaş Hazırlıkları/Suat Parlar

Devletin çelik çekirdeğinin işleyişiyle,kontrgerilla düğümlerine ilişkin temel düzenlemelerde milli mücadele yılları oldukça önemlidir.Amacımız tarih yazmak olmamakla birlikte,olguların içinde yoğrulduğu dönemeçleri ana hatlarıyla çizmek durumundayız.Bu arada konuya ilişkin birçok veriyi teorik çerçevenin dışında tutuyoruz.Dönemlendirmelerde,iktisadi,siyasi,sınıfsal dinamiklerin konumuzla ilgili teorik ve olgusal alan içindeki işlevi,prizmatik bir yansıma ölçeğinde tutuluyor.Bu yöntemsel hatırlatmadan sonra,milli mücadele yıllarında devletin çelik çekirdek yapılanmasına dönebiliriz.

Liderlerinin ülkeyi terketmesinden sonra İttihat ve Terakki Cemiyeti,kendisini feshetmiştir.İttihatçılar,Teceddüd adıyla yeni bir fırka kurarlar.Bu arada gerçekleşen iktidar değişikliği,İttihat ve Terakki'yi,siyasi yaşamın dışına çıkaramamıştır.Bürokrasi,gizli polis,ordu hala İttihatçıların elindedir.Teşkilat-ı Mahsusa yine oldukça güçlüdür.Ayrıca,birçok yan örgüt faaliyetlerini sürdürmektedir.Bunlar arasında;Hilal-i Ahmer,Türk Ocağı,Milli Talim ve Terbiye Cemiyeti sayılabilir.1918'de,Türk Ocağı yalnızca İstanbul'da 2743 üyesi ve 28 şubesi ile önemli bir güç olma özelliğini korumaktadır.(1) Pan-Türkist ideolojiden ilham alan örgüt,Ziya Gökalp'in önderliğinde kurulmuştur.Bu dönemin örgütlerini irdelemek,Cumhuriyet kurumlaşmasında billurlaşan çelik çekirdeğin niteliğini çözümleyebilmek açısından aydınlatıcı veriler sunmaktadır.

Bu dönemin en önemli örgütlerinden biri de Karakol örgütüdür.1918 Ekim'inin son haftasında,Enver Paşa'nın Kuruçeşme'deki yalısında yapılan bir toplantıda örgütün temelleri atılmıştır.Fiili kurucuları,İttihat ve Terakki'nin sivil kanadından Talat Paşa'nın sağ kolu olan Kara Kemal ile askeri kanattan Miralay Kara Vasıf Bey'dir.Başkentteki İTC örgütünün başı olan Kemal Bey,örgütün,esnaf ve işadamlarıyla ilişkilerinde de yönlendiricidir.Karakol örgütü,İTC'nin hücre sistemine göre örgütlenmiştir.Hücrelerde yedi kişi bulunmaktadır.Örgütte,Teşkilat-ı Mahsusa'dan önemli isimler bulunmaktadır (Ali Çetinkaya,Yenibahçeli Şükrü,Çerkez Reşit bunlardan birkaçı).Anadolu'ya silah ve adam kaçırılmasında,etkili olan örgütün dayanakları Esnaf örgütü ile Teşkilat-ı Mahsusa'dır.Esnaf örgütü,İttihatçı İaşe Nazırı ve sivil kanattan Kara Kemal'in eseridir.Türk-Müslüman işadamlarını,mesleki kuruluşlar etrafında,devletin çelik çekirdeğinin politikaları doğrultusunda örgütleme fikri onundur.Güçlü bir orta sınıf ve giderek büyük sermayeyi temsil eden siyasetler,Kara Kemal'in damgasını taşır.Karakol türünde militer bir örgütlenme içinde,kadim ortağı Teşkilat-ı Mahsusa ile kolkola olan işadamları topluluğu,milli mücadeleye büyük hizmetlerde bulunmuşlardır.Rum ve Ermenilerin elindeki ticaret ve sanayinin zorla Türkleştirilmesi sürecinde önemli roller oynayan Teşkilat-ı Mahsusa'da,Karakol'un dayanaklarından bir diğeridir.Ayrıca,burada,İttihat ve Terakki'nin milli mücadeleye ilişkin hazırlıklarına değinmek gerekliliği ortaya çıkıyor.

1918'de İttihatçılar,direniş iradesini oluşturmaya başlamışlardır.Bu konuda Enver Paşa,Hüsamettin Ertürk'e şunları söylüyor:"Erzurum ve Kafkasya'daki kıtalarımızın dağıtılmaması,silah ve cephanelerinin teslim edilmemesi ve Ahmet İzzet Paşa'dan gelecek emirlere itaat edilmemesi için gerek amcam Halil Paşa'ya,gerek kardeşim Fahri Ferik Nuri Paşa'ya ve gerekse Çerkez Yusuf İzzet Paşa'ya lazım gelen talimat verilmiştir.

Bu yazılar,Harbiye Müsteşarı İsmail Hakkı Paşa tarafından İdare-i Mahsusa vapurlarıyla gönderilmiştir...Harbin son yılında Kırım'da kurduğunuz (İslam Cumhuriyeti) ve onun değerli reisi Seyyid Cafer Bey'e de talimat gönderdik.Bu cumhuriyeti asla lağvetmemesini,Karargah-ı Umumiye'den kendisine bildirdim...Şimdi bu cihan harbinin ikinci safhası başlamak üzeredir."(2)

Konuşmanın bundan sonraki bölümünde,Enver Paşa;"Bu devleti ortadan kaldıramayacaklardır" demiş ve "Teşkilat-ı Mahsusa'yı resmen lağvedeceksiniz fakat hakikatte bu teşkilat asla ortadan kalkmayacaktır.Bu galip devletlere karşı böyle olacak.Ahmet İzzet Paşa ile konuştuk tamamen mutabık kaldık" talimatını vermiştir.(3) Ahmet İzzet Paşa'nın da içinde yer aldığı siyasi muvazaanın amacı,devletin çelik çekirdeğinin vurucu ve planlayıcı gücünü korumaktır.Enver Paşa,Teşkilat-ı Mahsusa türünde bir örgütlenme olmadan devleti elde tutmanın imkansızlığının bilincindedir.Ordu Alman Genelkurmayına,ekonomi Düyun-u Umumiye'ye bağlanabilir,ancak,çelik çekirdeğin örgütleri egemen sınıfların temsilcisi,silahlı bürokrasinin tasarrufunda olmalıdır.Halkını,katliam,sürgün ve cinayete suç ortaklığı temelinde ezme imtiyazından vazgeçmeyi,istiklalin elden gitmesi sayar bu anlayış.İttihatçıların ve sonrakilerin,siyasi etik açısından eylem pratiklerini ve anlayışlarını yorumlamak bir yana,Teşkilat-ı Mahsusa'yı yaratan ortamın bugün de verimli bir biçimde ortada durduğunu saptamak,çok da yanlış olmasa gerek.

Teşkilat-ı Mahsusa'ya,savaşın ikinci evresine hazırlık emrini veren Enver Paşa,ikinci evrenin bir iç savaş anlamına geldiğini bilmektedir elbette.Ermeni ve Rum Tehciri,savaş zenginleri,gazeteci cinayetleri,terörle ezilen muhalefet,saray destekli Hürriyet ve İtilafçılar;ülkenin kör bir iç savaş zembereğinde dış düşmandan çok,yeniden tanzim edilecek devletin iç düşmanlarıyla verilecek kavga önemlidir.Devletin iç düşmanlarını tarif etmede kutsal görevini,egemen sınıflar adına yapacak kadrolar,geleceğin sahibidir.Enver Paşa,bu bilinç içinde hazırlıklarına başlamış ve görevi (Teşkilat-ı Mahsusa'ya) vermiştir.Diğer yandan,Bandırma,Balıkesir ve Karesi de güçlü bir direniş grubu kurmuştur.

Birinci Dünya Savaşı sona ermeden,Ecevit Ormanları'nda,Pozantı'da,Ankara'da,Bozdağı'nda,Toros,Sille ve Madran Dağları'ndaki gizli depolara Teşkilat-ı Mahsusa'nın silah depoladığı diğer yerler arasında,Pan-Türkist eylem jeopolitiğinin kadim merkezi Erzurum,Kastamonu ve Salihli vardır.(4) Ayrıca,Teşkilat-ı Mahsusa'nın silahşorlerinden Çerkez Ethem'e de,Salihli'de Kuşçubaşı Eşref'in çiftliğinde silah deposu kurma emri verilmiştir.Teşkilat-ı Mahsusa adına daha önce çiftliğe gönderilen paranın,Çerkez Ethem'e devredilmesi emrini Rauf (Orbay) vermiştir.Teşkilat-ı Mahsusa'nın yeni yan örgütlerinden Karakol da değişik bölgelere adamlarını göndermiştir.Teşkilat-ı Mahsusa ajanlarından Yenibahçeli Şükrü'nün kardeşi Nail Batum,meslektaşı Filibeli Hilmi ve Albay Halit'in kuracakları yeraltı direniş örgütü için Erzurum'a gönderilmişlerdir.Halit Bey,çete savaşlarında sivrilmiş ve Teşkilat-ı Mahsusa fedailerinden Yakup Cemil'le çalışmış bir komutandır.Örgütün talimatıyla 3 Ocak 1919'da,Ardahan,Ahıska,Ahılkelek,Kağızman ve Oltu delegelerinin katıldığı Ardahan Kongresi'ni birkaç İttihatçıyla birlikte düzenlemiştir.Kongre'de,Kars merkez olarak tek yönetimde birleşme kararı almıştır.18 Ocak Kars Kongresi'nde ise Güneybatı geçici Kafkas hükümeti kurulmuştur.Teşkilat-ı Mahsusa'nın bu siyasi coğrafyada kurduğu Batı Trakya hükümetinden sonraki,ikinci hükümettir Kars'taki hükümet...

İTC,direnme kararını oldukça erken almış ve çalışmalarına başlamıştır.Niteliği,devlet içindeki karanlık konumu,iç savaştaki acımasızlığı ve çelik çekirdeğin vurucu gücü olmasıyla beliren Teşkilat-ı Mahsusa,bu çalışmalarda başı çekmektedir.Bugünkü devlet yapısını temellendiren dinamikleri aydınlatmada,bu ilişkiler ve olaylar örgüsünün anlaşılması oldukça önemlidir.O nedenledir ki milli mücadelenin atmosferi içinde,Teşkilat-ı Mahsusa'yı izlemeye devam edeceğiz.

Anadolu'daki örgütlenmesini yeni bir iç-dış savaş doğrultusunda güçlendiren İTC,en çok Rum ve Ermeni Tehciri'nden sorumlu eşraf ve yeniyetme işadamlarına dayanmıştır.Deportasyonda,Teşkilat-ı Mahsusa çeteleriyle suç ortaklığı yapan büyük tüccar,fırıncı,kayıkçı,üzüm-incir üreticisi vs. küçük burjuvazi ve kutsal Cihad'ın gönüllü bayraktarları temelinde Hristiyan unsurların yok edilmesini destekleyen din adamları,direnişin çekirdeği olmuşlardır.Direnişi,sınıfsal bir varoluş kavgası şeklinde algılayan ve ilkel sermaye birikiminin,katliam,şovenizm,dincilik sarmalında tutunmaya çalışan bu milli sınıflar,hızla örgütlenmişlerdir.Ermeni ve Rumlardan yönelecek tehditleri önleme azmiyle milislerini kurmuşlardır.

Ege'de;İttihatçı yetiştirmesi milli tüccarlardan Topçuoğlu Nazmi Bey,Hoca İbrahim (Tahtakılıç),Denizli Müftüsü Ahmet Hulusi Efendi,Eşme Müftüsü Hacı Nafiz ve Hacı Süleyman gibi ulvi kişiliği ağır basan dinci İttihatçılar,Rum Tehciri'ne adı karışmış İzmir polis müdürlerinden Hacim Muhittin,direnişin arka planında önemli roller oynarken,Pan-Türkist kadrodan,Türk ocaklarında yetişmiş Refik Şevket (İnce),Necati,Vasıf,Şükrü (Saraçoğlu) gibi İttihatçı Türk-İslam sentezinin,militan kadroları da bölgeye gönderilmiştir.Ayrıca,Ermeni ve Rum Tehciri'nden sorumlu tutularak sorgulanan İTC İzmir Katib-i Mesul-ü,Teşkilat-ı Mahsusa'cı,Türkiye Cumhuriyeti'nin sonraki cumhurbaşkanlarından Celal Bey de direnişin öncülerindendir.

Doğudaki atmosfer de farklı değildir.Pan-Türkist merkezlerden biri olan Erzurum'da,İttihatçılar gizli örgüt kurmuşlardır."İttihatçı,genel merkez üyesi Hilmi ve Ermeni sürgününden zenginleşen,Erzurum'un İttihatçı kabadayılarından Ebul Hindili Cafer ve Teşkilat-ı Mahsusa'dan Gürcü ve Ermeni olaylarında ön planda rol oynayan Deli Halit (Paşa) bu örgütün üyelerindendir."(5)

Karadeniz'e gelince;Giresun'un ünlü kabadayılarından,Teşkilat-ı Mahsusa'cı Topal Osman da Ermeni Tehciri'nin suçlularındandır.Balkan Savaşı'nda gayrinizami harpte çatışmalara katılan Osman Ağa'nın tekrar göreve davet edilmesi ilginçtir.Ağa'nın Trabzon'daki iç savaş aygıtının başına getirilmesi,hiç yabancılık çekmeyeceğimiz izlenimleri taşımaktadır.Bugün suç işlemiş korucu başlarına,devletin yaptığı muamelenin iç savaş konjonktürüyle bağlantılı ipuçlarını sergilemektedir.Erzurum Kongresi'nin İttihatçı delegelerinden biri anlatıyor:"Onun da silahlı bir çetesi vardı.Fakat Ermeni sürgününden sorumlu olarak İstanbul hükümetince aranıyordu.Bu nedenle,Keşap taraflarına gitmişti.Gidip kendisiyle görüşmek ve Giresun'a gelmesini sağlamak kararını verdik.Önce Giresun Kaymakamı Pertev Bey'le anlaştık.Sonra Keşap'a gidip Osman Ağa'yı bulduk,durumu anlattık,Kaymakamın göz yumacağını bildirdik,birlikte çalışmayı önerdik.Kabul etti ve Giresun'a geldi".(6)

Osman Ağa türünden,katliamlara katılmış bir çeteci,devletin kaymakamının göz yumacağına söz vermesi üzerine Giresun'a gelir.Osman Ağa,Giresun'dan,Samsun'a kadar derebeyliğini ilan eder.Rum ahaliye kan kusturur.Erzurum'da toplanan kongrenin,İttihatçıların yeni bir girişimi olduğunu anlayınca muhalefet eden Kitapçızade İbrahim Hamdi (Ermeni Tehciri'nde birinci dereceden sorumlu),Havza'dan itibaren Mustafa Kemal'e bağlanan bu çeteci için şunları söylüyor:"Buyruğundakilerin hepsi kolaylıkla suç işleyebilecek kişilerdi.Topal Osman'ın her an Ermenilere kötülük ettiği yolunda adı çıkmıştı...Topal Osman,Ermeni ve Rum çetelerini bastırıyordu.Fakat Müslümanlara ve Türklere de kötülükleri dokunuyordu.Kimsenin yaşam,mal,ırz güvenliği kalmamıştı."(7)

İttihatçıların Anadolu'daki bu örgütlenmesi,Avrupa basınının da dikkatini çekmiş olmalı ki;"İttihat ve Terakki Cemiyeti'nin örgütü,Jön Türkler'in terhis edilen askerlerin silahlarının alınmadığı ve geniş bir çeteler sisteminin gizlice örgütlenmekte olduğu Küçük Asya'da faaliyetini sürdürüyor"(8) diye bir habere yer vermektedir.Başka bir haberde ise;"İç Anadolu'da da kargaşa hüküm sürüyor.Hala İTC partizanları olan memurları görevinden uzaklaştıramayan hükümet,gösterileri önlemekten aciz.İTC,katliam bölgelerinde fanatizmi en üst noktasında tutmak için elinden geleni yapıyor"(9) diye yazılmaktadır.Fanatizmi en üst noktada tutma çabasındaki İTC fedaileri ve Teşkilat-ı Mahsusa'cılar,Anadolu'ya yayılmışlardı.Dayı Mesut,Yahya Kaptan,Kara Arslan,İpsiz Recep gibi Rum ve Ermeni Tehciri'nden ötürü arananlar,İstanbul,Adapazarı hattında 22 çeteye hükmediyorlardı.(10)

Diğer yandan,Anadolu'da iç ve dış savaşa yönelik direniş ortamını hazırlayan Karakol,bir lider aramaya başlamıştır.Önce Enver'in amcası Halil Paşa'yı,daha sonra Yenibahçeli Nail Bey'i ve Hilmi Bey'i düşünmüşlerdir.Sadrazam İzzet Paşa,bu subayların Anadolu'ya atanmaları için söz vermiş ama,böyle olması gerekirken,Halil Paşa Osmanlı temsilcisi olarak Erivan'a atanmıştır.Halil Paşa ve Enver Paşa'nın güçlerinin birleşmesinden çekinen Sadrazam,Enver Paşa'nın Kafkaslar'da olduğunu duyunca,Halil Paşa'yı Kafkasya yolundan geri çağırmıştır.Karakol'un perde arkasındaki patronu aslında Enver Paşa'dır.Ancak,örgütün yakınında olabilecek bir lidere ihtiyaç duyulmaktadır.

Karakol mensupları kendi aralarında liderlik meselesini tartıştıktan sonra,yaveri Teşkilat-ı Mahsusa üyesi olan Cevat Abbas aracılığı ile,liderliği üstlenmesi için Mustafa Kemal Paşa'yla temas kurulmuştur.Karakol,direniş hareketinin liderliğini üstlenebileceği umuduyla,onun için kulis yapmaya başlamıştır.Karakol,Erkan-ı Harbiye Reisi Cevat Paşa'yı,o da Şeyhülislam Mustafa Sabri Efendi'yi,Mustafa Kemal'in İttihatçı olmadığına dair ikna etmiş ve Mustafa Kemal'in Heyet-i Vekile seviyesinde kurnazlıkla yapılan bu reklamıyla,onun Anadolu'ya tayin edilmesini kolaylaştırmıştır.

1919-1920 yıllarında,Anadolu'ya geçen subayların ve sivillerin kimlik belgelerinin üzerinde Karakol'un damgası bulunmaktadır.Artık örgüt,devlet içinde devlet gibidir.Mustafa Kemal Anadolu'dayken,bir seferinde bazı subayların isimlerini vererek istemiş ve bunun üzerine Karakol,Harbiye Nezareti Personel Dairesi ile temasa geçerek,bu subayların Anadolu'ya atanmalarını sağlamıştır.Devletin,siyasi polis,askeri istihbarat,vurucu güçler ve paramiliter yan kuruluşları anlamında çelik çekirdeği,TM dolayısıyla Karakol'un kontrolü altına girmiştir.Mustafa Kemal,örgüt kendi amaçlarına hizmet ettiği sürece sorun çıkarmamış,ancak dizginleri ele geçirip,çelik çekirdeğin politik iradesini temsil etmeye başladığı andan itibaren durum değişmiştir.

Diğer yandan,tarikatlardan,dini örgütlerden yararlanma konusunda usta olan Teşkilat-ı Mahsusa,Özbekler Tekkesi'ni de Anadolu'ya uzanan menzil hattında kullanmıştır.Tekkenin başında,TM'nin propaganda kolu üyesi Şeyh Ata bulunmaktaydı.TM ve Karakol,tehcir neticesi Rum ve Ermenilerin İtilaf devletleri desteğindeki intikam eylemlerinin propagandasını da yapıyordu.Eski İttihatçılar Anadolu'nun tümünde dinsel fanatizm ve şovenizmden hız alan müthiş bir Rum,Ermeni ve Hristiyan düşmanlığı yaratmaktaydılar.Ancak bu propaganda ile,ABD,Britanya ve Fransa gibi büyük emperyalist güçler hedeflenmiyordu.Şair Mehmet Akif,camiileri dolaşarak müminleri davaya kazandırmaya çalışmaktaydı.Hazret,çelik çekirdeğin pragmatizminden habersiz,İslam davasına hizmet amacıyla TM'nin propaganda kolunda görevli olarak vaazlarına devam etmekteydi.Karakol'un başta gelen hedeflerinden biri,İTP'nin taşra örgütlerini yeniden canlandırmaktı.Kara Kemal,kendi inisiyatifiyle Beşler adı verilen başka bir gizli hücre kurmuştu.Bu hücre,yenilenmiş ama,yasadışı İTP merkez komitesine dönüşmüştü.Hücrenin üyeleri;Beylerbeyli Ali İhsan,Vehbi (bir işadamı),Çolak Selahattin,Memduh Şevket (Esendal) ve Dr. Dağıstanlı Hüseyinzade Ali Bey'di.Bu örgütte yer alan Memduh Şevket Bey,İTP Merkez-i Umumisi'nin savaştan önce İstanbul müfettişliğini yapmıştı.İstanbul liman işçileri ve gümrük hamallarının,TM adına örgütlenmesini sağlamış,ayrıca İttihatçı ve Kemalist eylem jeopolitiğinin en önemli merkezi olan Azerbaycan'da Mustafa Kemal'in temsilcisi olarak bulunmuştu.CHP Genel Sekreterliği gibi önemli bir görevde de bulunan bu gizli örgütçü,gösterilebilecek yüzlerce örnekten sadece bir tanesidir.

Karakol'un önderlerinden Kara Kemal ve Kara Vasıf ile sevkiyatçı Ali Rıza'nın,Mustafa Kemal'le ilişkilerine dair birçok kaynakta bilgi bulmak mümkündür.İstanbul'da da güçlü olan örgütün,üyelerinin niteliğine baktığımız zaman ilginç ipuçlarıyla karşılaşıyoruz.Sadece Kadıköy ilçesinde;"Tarikat erbabından Şeyh Münir Efendi,Sadrazam Müşir Ahmet İzzet Paşa'nın yaveri piyade yüzbaşısı Naci Bey,Sultan Abdülhamid'in meşhur şeyhülislamı Cemalettin Efendi'nin damadı ve mason localarının üstadı Cemil Topuzlu,masonların Maşrık-ı Azamı Hakkı Şinasi Paşa,Dr. Necmeddin Rıfat,ünlü tüccar Kocabaş Arif Bey,Hakim Suphi Bey,Dr. Hayri Bey,Bektaşi dedelerinden İbrahim Mihrabi Baba..."(11) gibi önemli isimlerle karşılaşabiliyoruz.Ayrıca,İstanbul'un;Çengelköy,Bakırköy,Şehremini,Topkapı,vs. pek çok semtinde büyük bürokrat,tüccar,serbest meslek sahiplerinden oluşan oldukça güçlü milliyetçi çekirdek gruplar bulunmaktaydı.Karakol,tüm bunların örgütlenmesinde önemli bir rol oynamıştır.Bu grupların önderleri,Cumhuriyet dönemi siyasetlerinde İstanbul sermayesinin sözcü ve temsilcileri olmuşlardır.

Müdafaa-i Milliye'nin,kısaca MM denilen grubun liderleri de Karakol üyesiydiler.Devlet içindeki istihbarat ağını kontrol eden MM,anti-milliyetçi nitelikte çabalara karşı aktif casusluk operasyonlarına girişmekteydi.MM'nin İstanbul'da tuttuğu ilk köprübaşı,Topkapı semtinde kurduğu şube olmuştu.Şehremini şubesini,bir TM mensubu olan Topkapılı Canbaz Mehmet Bey örgütlemişti.İstanbul'un birçok hırsız ve yankesici çetesiyle aşinalığı olan bu şahıs,arabacı ve hamallardan da güçlü bir teşkilat oluşturmuştu.Canbaz Mehmet Bey,bir süre de Mustafa Kemal'in özel muhafızlığını yapmıştır.(12)

MM grubunun bir diğer üyesi ise,İstanbul Polis Müdürü Albay Esat Bey'dir.Yaklaşık 3.000 polisin başında bulunan Esat Bey'in,milliyetçilere önemli hizmetleri olmuştur.Bu konuda,Fransız istihbarat raporlarında şu bilgiler yer alıyor:"Esat Bey emniyet teşkilatına sadece Kuvay-ı Milliyecileri almak suretiyle polisi dönüştürmenin peşinde.Bu şekilde o,İstanbul şehrinde,milliyetçilerin gizli düzenlerine göz yumarak,onlara yardımcı olacak.Üç bin polisten oluşan bir gücü elinin altında bulunduruyor."(13) Polisin,hırsız ve yankesici çeteleriyle birlikte örgütlenmesi,ancak milliyetçi bir davanın zorunluluklarıyla izah edilebiliyor ki,o dönemin koşullarında bu tip bağları meşru sayacak bir ortamın varlığı mevcuttur.Arkasından gelen tarihlere baktığımızda ise,mafyoz bağlantı biçimlerinin devletin istihbarat raporlarına kadar yansıması,bu tür örgütlenme yöntemlerinin devlet içindeki kalıcı yönlerine işaret etmektedir.

Diğer yandan,TM'nin ajan olarak yetiştirdiği Tatar gençleri,Türk milliyetçileriyle Beyaz Rus ordusu arasında önemli bir halka oluşturmuşlardır.Wrangel komutasındaki Beyaz Rus birliklerinin milliyetçilere karşı savaşması gündeme geldiğinde,merkezi Tatar Himaye Cemiyeti olan bir karşı propaganda başlamıştır.Savaş sırasında,TM'nin Çarlık Rusyası'na karşı çalışmak üzere eğittiği Tatarlar,Wrangel ordusundan Amiral Sadik Islavov ile temasa geçmişlerdir.Bu şahıs,Ankara'daki milliyetçilerin Bolşevik olmadıklarını ve bu nedenle Wrangel ordularının tıpkı kendileri gibi yurtseverlerden oluşan Türk ordusuna karşı savaşmaması gerektiği mesajının askerler arasında yayılmasına yardım etmiştir.Tatarların meydana getirdiği bu grup,İkinci Dünya Savaşı sırasında Nazilere oldukça yardım etmiştir.Kökeni TM'ye kadar uzanan bu grubun hizmetlerinden,Soğuk Savaş yıllarında CIA bile yararlanmıştır.

Teşkilat-ı Mahsusa geleneğinden gelen Kuvay-ı Milliyeciler,İttihatçılardan farklı bir politik tavırları ve programları olduğunu ispat çabası içinde Felah grubunu kurmuşlardır.Kuvay-ı Milliye'nin bu güçlü istihbarat örgütünün merkezi Ankara'da oluşturulmuştur.Matbuat ve İstihbarat Müdüriyeti'nde çalışmalarını sürdüren Felah grubu,karşı casusluk,siyasi polis,propaganda işlevini yerine getirmiştir.

Grup üç bölümden oluşmaktadır;

a)İstihbarat Dairesi:Bu bölüm,İstanbul'daki Fransız Genel Karargahı'nın İkinci Bürosu ile yakın ilişkiler içindedir.Yunan birliklerinin durumlarına ve konumlarına ilişkin askeri bilgiler elde edilmesinde Fransızlardan çok yardım görmüştür.Fransızlar,İngiliz karargahından elde ettikleri bilgileri ve verileri,doğrudan bu bölüme aktarmaktaydılar.

b)Emir Subaylığı:Bu bölüm,Anadolu'daki Kuvay-ı Milliyeci güçlere katılmayı arzu eden subayları gönderiyor ve benzeri şekilde uzmanların (telgrafçı,telsiz operatörü vs.) aktarılmasını düzenliyordu.

c)Levazım Dairesi:Silah,cephane,vb. satın alınmasıyla görevliydi.

Öte yandan,müdüriyet kısaltmasıyla faaliyetlerini sürdüren örgüt,AYN PE teşkilatını da içermekteydi.AYN PE,askeri bir polis örgütü olup,Anadolu'nun iç kısımlarında ve deniz kıyısındaki önemli şehirlerde şubeler açmıştır.Anadolu'daki yabancıları gözetim altında tutan,muhalifleri izleyen,karşı casusluk görevlerini yerine getiren AYN PE,devletin ilan edilmemiş sürekli sıkıyönetimini emniyet çağrışımı altında halkın belleğine yerleştirmede önemli hizmetler görmüştür.Felah örgütü ise,İmalat-ı Harbiye ve Muavenet-i Bahriye gruplarını koordine etmiştir.Diğer yandan,İTC'nin yan kuruluşu olan Hilal-i Ahmer Cemiyeti,gizli siyasi faaliyetlerin içinde olmuştur.Hindistan'daki Pan-İslamcılarla da ilişkisi bulunan Hilal-i Ahmer Cemiyeti,ilginç bir geleneğin başlatıcısıdır.(İttihatçı doktorların kurucusu olduğu Kızılay da,bugün devletin istihbarat örgütleriyle içli-dışlı konumuyla bilinen,bilinmeyen birçok görevi yerine getirmektedir).Böylece,Harbiye Nezareti'nin kontrolü altındaki silahların sevkinden,Dr. Nihad Reşad'ın Hindistan'dan para taşımasına kadar Hilal-i Ahmer (Kızılay),birçok devlet görevini yerine getirmiştir.

Bu arada,Hürriyet ve İtilaf Partisi'ne bağlı saltanat yanlısı anti-milliyetçi gruplar da,yeraltı örgütlenmesine gitmişlerdi.Ancak,muhalefeti temsil eden ve hain ilan edilen güçlerin kaynağında da yine İTC bulunmaktaydı.Ana örgüt İTC ve TM olduğu ve devlet aygıtının sürekliliği içinde kalıcı dinamikleri onlar temsil ettiği için,kısa sürede tasfiye edilen örgütler üzerinde fazla durmuyoruz.Anti-milliyetçi ve saltanatçı temelde örgütlenen İngiliz Muhipleri Cemiyeti,Osmanlı İlay-ı Vatan Cemiyeti ve bu derneğin Tarikat-ı Salahiye türünden dinci uzantıları,İTC örgütlenme modelinin kaba taklitleridir.

MM grubu,mistik ayinleriyle bir tür İslami mason örgütü olmaya özenen Tarikat-ı Salahiye Cemiyeti'ne sızmayı başarmıştır.Tarikat-ı Salahiye,Anadolu'da dini eğitim yapan 24 okula Sultan-Halife kaynaklı para yardımında bulunmuştur.Darü'l-Hilafetül-Aliye Medreseleri adı verilen bu kurumlar,devlet destekli bir şekilde Anadolu'da kök salmışlardır.İç savaşın cepheleşen kadroları;İttihatçılar,Kemalistler,Saltanatçılar ve emperyalistler,her biri kendi İslamını yaratmıştır.

Bu arada,Saltanatçı Hürriyet ve İtilaf Partisi'nin,klasik eylem jeopolitiğine uygun bir Kafkasya politikasının olduğu bilinmektedir.HİP (Hürriyet ve İtilaf Partisi) ve Müsavat Partisi üyeleri tarafından desteklenen Nigehban-ı Zabitan Cemiyeti,Azerbaycan'a Türk subayları göndermenin hazırlıklarını yapmışlardır.Bu subaylar,oradaki Bolşevik hükümetine karşı düzenlenecek ayaklanmaya öncülük edeceklerdir.Kafkas eylem jeopolitiğinin İttihatçı ve İtilafçı ayrımı dışında bir devlet siyaseti kurgusuna oturduğu,bugünden bakıldığında daha iyi anlaşılmaktadır.Türkiye Cumhuriyeti de,1990'larda Azerbaycan'da sosyalizmin çözülmesinden,darbe planlamaya kadar birçok siyasi eylemin içinde yer alabiliyor.

***

1-Tarık Zafer Tunaya,"Partiler",s.382.

2-Hüsamettin Ertürk,(Anlatan),Semih Nafiz Tansu,"İki Devrin Perde Arkası",s.175.

3-Hüsamettin Ertürk,a.g.e.,s.176.

4-Cemal Kutay,"Milli Mücadele Öncekileri ve Sonrakileri",s.22.

5-Doğan Avcıoğlu,"Milli Kurtuluş Tarihi",s.1183.

6-Mahmut Goloğlu,"Erzurum Kongresi",s.24.

7-Mahmut Goloğlu,a.g.e.,s.152.

8-Erik-Jan Zürcher,"Milli Mücadelede İttihatçılık".

9-Le Temps,5 Şubat 1919.

10-The Times,14 Nisan 1919.

11-Hüsamettin Ertürk,a.g.e.,s.224-225.

12-Kemal Koçer,"Kurtuluş Savaşlarımızda İstanbul:(M.M Grubu)Yeni Sabah,14 Temmuz 1939.

13-Sami Sabit Karaman,"İstiklal Mücadelesi ve Enver Paşa",s.14.

---------------------------------------------------------------------------

*Suat Parlar,Osmanlı'dan Günümüze Gizli Devlet,3. bs.,İstanbul,Genç Mephisto Kitabevi,2005,s.91-105.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder