18 Ocak 2012 Çarşamba

Diaspora'nın paradoksu Hrant/Ara Sarafian*

Uluslarası düzeyde tartışmalara neden olan "Mavi Kitap"ın editörü ve İngiltere'deki Gomidas Enstitüsü'nün Müdürü Ara Sarafian,Hrant Dink'in cenaze töreni için İstanbul'daydı.Sarafian'la Dink cinayeti ve Ermeni diasporası üzerine konuştuk.

-Hrant Dink'in öldürüldüğünü ilk duyduğunuzda ne düşündünüz,ne hissettiniz?

İnanamadım.Arkadaşımı aradım.O bu haberi doğruladı.O anda artık her şeyin çok daha zor olacağını düşündüm.Dink'in ölümü hem sağcı Türkler hem sağcı Ermenilerin işine gelen bir şey oldu.

-Hrant Dink'in öldürülmesi diaspora için ne anlama geliyor?

Diaspora yekpare değil.İstanbul Ermenileri dışındaki,genel olarak Türkiye ile ilgilenen tüm Ermeniler,politik partiler ve lobiler şeklinde örgütlüler.Hrant Dink'in öldürülmesi Ermeni lobileri için Türkiye karşıtı politikalarda kullanılacak bir konu oldu.Bu anlaşılabilir çünkü diaspora ile Türkiye arasında bir ilişki kurulmuyor.Diaspora'nın böyle bir gündemi yok.Diaspora,Türkiye devleti ve halkıyla ilişkilerin geliştirilmesi temelinde düşünmüyor.Böylece Türkiye içindeki demokratikleşme yönünde gerçekleşen değişim görülemiyor.Fransa'daki ve ABD'ndeki Soykırım yasa tasarıları gündemdeyken ve AB süreci işlerken böyle bir cinayetin işlenmesi Türkiye açısından çok kötü oldu.Bu olay pek çok Türk karşıtı grubun birleşmesine neden olabilir.Bence sorunlar böyle çözülmez.

-Dink'in diaspora üzerinde sağaltıcı etkisi olduğu vurgulanıyor,siz ne düşünüyorsunuz?

Evet.Hrant,diasporadaki gruplara Türkiye'yle sorunların nasıl çözülebileceğine dair önemli bilgiler veriyordu.Diaspora gözönüne alındığında burada bir paradoks oluşuyor.Hrant'ın Türkiye'deki Ermenilerin sorunlarını aktarması,diasporanın beklentilerine cevap niteliği taşıyordu.Ama öte yandan sorunların barışçıl yollarla çözüleceğine olan inancı ise diaspora tarafından paradoks olarak algılanıyordu.Sorunların barış ve diyalogla çözülebileceğine olan inancı Hrant'ın gücü oldu.

-İstanbul Ermeni cemaatinden de konuştuğunuz insanlar olmuştur.Onlardan aldığınız izlenim ne?

Gördüğüm kötümserlik karşısında çok şaşırdım.Özellikle de yüzbin kişinin sokaklara dökülmüş olmasına rağmen,ki bunun bir umut olması gerektiğini düşünüyordum,buradaki Ermenilerin böyle düşünmemesi ve hissetmemesi beni şaşırttı.Acaba fazla mı temkinliler yoksa durumu benden daha iyi mi anlıyorlar?Dürüst olmak gerekirse belki onlar benden daha iyi anlıyorlar çünkü onların kaybedecek daha çok şeyi var.Ben değişime inanan bir insanım.Ancak iki gün önce Türkiye'ye geldiğimde doğrusu değişime dair umudum şu ana göre çok daha fazlaydı.Umarım yanılıyorumdur.

-Yürüyüşe gittiniz mi?

Evet,çok etkileyiciydi.Türkler,Kürtler ve çoğunluğu genç bir kitle...Üstelik hafta içiydi.Bu da benim için umut verici.

-Dink'i kimin ya da kimlerin öldürtttüğüne ilişkin çeşitli fikirler var.En çok dile getirilen bir çete bağlantısı.Siz ne düşünüyorsunuz?

Bilmiyorum.Tayyip Erdoğan'ı beğendiğimi söylemeliyim.Erdoğan'ın resmi Türk tezini savunduğunu düşünmüyorum.Soykırımı savunduğunu da söylemiyorum ama onun özgürce diyaloğa ortam yarattığını görüyorum.Erdoğan'dan daha fazlasını da beklemiyorum zaten.Ama devlet kademeleri içinde farklı düşünenler olabilir.Önemli olan Hrant'ın değerlerini sürdürmek.Hrant'ın yaptıklarına önem veriyorsak,onun işlerini sürdürmemiz gerekir.Eğer sürdüremezsek o zaman bu suikast amacına ulaşmış olur.Bunu böyle soğukkanlı bir şekilde söylediğime bakmayın.Hrant'ın ölümü hepimiz için zor.Hrant,bence çok iyi yaptı işini.Bunun için de öldürüldü.Ve ona çok şey borçluyuz.Hrant gibi insanlar bize umut verdiler.

-Geçen Mart ayında İstanbul Üniversitesi'nde düzenlenen Ermeni Konferansı'na katıldınız.O konferansta Türk Tarih Kurumu Başkanı Prof. Yusuf Halaçoğlu size birlikte araştırma yürütme teklifinde bulundu.Bir gelişme oldu mu buna ilişkin?

Yusuf Halaçoğlu'nun benimle bağlantıya geçmesini bekledim ama olmadı.Bunu iyi ya da kötü bir şey olarak söylemiyorum.Sadece olanı söylüyorum.Onun teklifini kabul etmem üzerine diaspora bana tepki gösterdi.Bu beni çok üzdü.Yine de Halaçoğlu'na bir öneri getireceğim.

-Diaspora'dan ne tür tepkiler geldi?

Üzücüydü.Birlikte iş yapmanın anlamı idrak edilemiyor.Ben Fransa'daki yasa tasarısına karşı duruş sergiledim,çünkü bu benim için gerçekten bir ifade özgürlüğü meselesi.Ayrıca Fransız sağının Ermeni meselesini kendi çıkarları için kullanmasını da istemiyorum.

-Halaçoğlu'na nasıl bir teklif sunacaksınız?

Türkiye arşivlerin açık olduğunu söylüyor.1915 Tehcir Kanunu'nu okursanız bütün bilgilerin ne kadar detaylı olarak istendiğini görürsünüz.Tehcir edilecek bütün aileler,bu ailelerin mülkleri,tehcirden sonra yerleştirildikleri bölgelerde alacakları tazminatın miktarı...Bunların hepsi belliydi.Ben Harput'u örnek alalım diyorum.Harput'taki kırk köyün nüfusunun bütün bu bilgilerini edinmek istiyorum.Neden Harput?Çünkü orada ne Ruslar vardı,ne de çatışma.Harput üzerinden ben neden Ermenilerin soykırıma uğradığını savunduğumu söyleyeyim.Onlar da neden Ermenilerin "sürgün" edildiklerini ve soykırıma uğramadıklarını ispatlayacak kanıtlar sunsunlar...


*Ara Sarafian,Diaspora'nın paradoksu Hrant,Röportaj:Talin Suciyan,Nokta,1/14,1-7 Şubat 2007,s.24-25.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder