2 Ocak 2012 Pazartesi

Cemal Paşa ve Ahmed Rıza Bey'in Muhalefeti ve Propaganda Faaliyetleri/Fuat Dündar

Ermeni tehciri sırasında,Meclis'te ve İttihatçılar içinde farklı görüş ve düşüncelere rastlanır.Yerel otoritelerin kendi yerel ihtiyaçlarından kaynaklanan nedenlerle İstanbul'dan gelen emirlere muhalefet ettiklerine rastlanır.Ancak en ciddi eleştiri Ahmed Rıza Bey'in Meclis'i Ayan'daki tek kişilik muhalefetidir.Diğer önemli nokta,24 Mayıs'ta yayımlanan İtilaf devletlerinin deklarasyonu ve özellikle ABD'nin artan baskısı ve bu yüzden İttihatçıların propaganda faaliyetlerine ihtiyaç duymuş olmaları ve bu amaçla bilgi ve belge toplamaya girişmeleridir.

Halep'in İskan Bölgesine Dahil Edilmesi Meselesi ve Cemal Paşa

Böylesi büyük çaptaki bir nüfusun sürgünü ve iskanının,İstanbul'dan organize edilmesi mümkün olmadığından,Halep bu işler için Ağustos 1915 ayında merkez seçilir.(1) İstanbul -ara sıra- devreye girse de,Ermenilerin bölgede dağıtımı ve iskanından bundan böyle Halep İAMM [İskan-ı Aşair ve Mhacirin Müdüriyeti] şubesi belirleyici olacaktır.Bu yüzden,İstanbul'dan çekilen şifrelerle,Halep'ten yürütülen politika ve uygulamaları -detayları ile- ortaya koymak mümkün olmayacaktır.

İAMM Müdürü Şükrü Bey(2) Halep'e tam yetkili olarak atandıktan çok sonra,sevk ve iskan şartlarını belirleyen "Muamele-i Umumiye-i Sevkiye Hakkında Talimatname"si 7 Ekim 1915'te yayımlanır.55 maddeden oluşan talimatname;Halep,Katma,Müslime,Suruç,Resulayn,Rakka,Harran ve Zor'u iskana tahsis edilen bölge olarak belirler;Musul'un belirtilmesi dikkati çekmektedir.Bu talimatnamenin hayata geçmesinden Halep,Zor,Urfa ve Maraş vali ve mutasarrıfları ile İAMM'nin genel müdürü sorumlu tutulur.(3)

Şükrü Bey,görevi için Ağustos'ta İstanbul'dan yola çıkar;(4) Halep'e varıncaya kadar yolu üzerinde kümelenmiş Ermeni kafilelerinin sevkiyatını da organize eder.Konya(5) ve ardından Adana'daki Ermenilerin sevkini organize ettikten sonra,(6) Halep'e varır.(7) Ancak,bölge Cemal Paşa'nın kontrolünde olduğu için İstanbul'dan aldığı direktifleri uygulamakta zorlanır.Yaşanan ihtilaf öylesine artar ki,İstanbul Cemal Paşa'nın Şükrü Bey'e yardımcı olması gerektiğini hatırlatmak zorunda kalır.(8) Ayrıca Zor ve Urfa mutasarrıfları,Talat Paşa tarafından Halep'e Şükrü Bey'den,merkezden gönderilen talimatları almaları için gitmelerini emreder.(9)

Şükrü Bey ile Cemal Paşa arasındaki sorun,aslında aynı nüfus politikasının iki farklı kontekse uygulanması sorunundan kaynaklanmaktadır.Bu,merkez (yani Talat Paşa) ile taşranın (yani Cemal Paşa) arasındaki en ciddi krizdir.Çünkü,bölgenin etnik-dinsel nüfus denkleminden kaynaklanan yerel ve daha acil sorunları vardı.Kuzeyinde Ermeniler,batısında Maruniler,Dürziler ve Yahudilerin nüfus olarak yoğunlaştığı ve beraberinde bir dizi siyasi talebin varolduğu bir bölgedir.Ama asıl tehlike bölgenin nüfus çoğunluğunu teşkil eden Araplardır.İşte bu etnik-dinsel denklem içinde -Zeytun ve Dörtyol meselesi halledildikten sonra- Ermeniler ciddi bir demografik sorun teşkil etmezler.Cemal Paşa'nın politikasını kendisi mükemmel bir şekilde şöyle özetler:Bu politika,"Anadolu'daki zararlı Ermeni külliyetlerinden,Suriye'de zararsız Ermeni cüz'iyetleri" oluşturmak politikasıdır.(10)

Gerçekten de Halep,İstanbul'u Arap topraklarına bağlayan geçit,en büyük problemi -hele Zeytun ve Dörtyol Ermenisizleştirildikten sonra- Arap nüfusu ve Arap milliyetçiliği olan bir vilayettir.Özellikle,Manastır Valisi Ali Münif Bey'in vali olarak atanmasından sonra,Arap milliyetçiliğinin entelektüeller arasında bir tepki olarak daha da arttığı gözlemlenir.(11)

Bu durumda,İttihatçıların klasik reçetesi olan her türlü sorunu nüfusun etnik kompozisyonuna müdahale ile çözme politikası,bu bölgede de sahneye konur.Anadolu'dan sürülmüş Ermeniler,bu bölgede nüfusun çoğunluğunu teşkil eden Araplara karşı,Cemal Paşa için yararlı bir nüfus demektir.Ayrıca Ermenilerin zanaatkarlık ve ticari kabiliyetleri sayesinde,bölgedeki Arapların ekonomik nüfuzuna bağımlılık da azalabilecekti.(12) Kamuran Gürün'ün de belirttiği gibi,Cemal Paşa "göç ettirilecek Ermenilerin kendisine bırakılmasını,bunları Suriye içlerine oturtacağını,bu sayede de aşırı Arap milliyetçiliğine karşı bir güvence sağlamış olacağını" düşünmüştür.(13)

İşte bu yüzden,Cemal Paşa Hama,Havran,Kerek ile Halep'in güneyi ve batı bölgesinin bir kısmının Ermenilere ayrılmasını İstanbul'a kabul ettirme uğraşına girer.(14) Ama Şükrü Bey,genel çıkarlar açısından Halep'in sadece doğu ve güney kesimlerinin tahsis edilmesinde ısrarlıdır.Yaşanan sorunu çözmek amacıyla aralarında kendisi,Cemal Paşa ve bölge yetkililerinin de bulunduğu bir toplantı Kasım 1915'te yapılır.Ermenilerin il ve ilçe merkezlerinde yüzde 2 oranında iskan edilebilecekleri kararlaştırılır.Bunun bir başka açıdan okuması şudur:İstanbul Cemal Paşa'ya bölgesinde Ermenilerin iskanına ancak yüzde 2 oranında izin vermiştir.(15) Yani geri kalan nüfus,diğer bölgelerde olduğu gibi köylere veya çadır kamplara dağıtılacaktır.Ancak bunların da "vaktiyle me'mur veyahud hizmet-i devletlerinde olup da devlete ifa-yi hüsn-i hizmet edenlerin ve bir fikr-i mefsedet beslememiş olanlar"dan seçilmesine dikkat edilmelidir.(16)

Bu uzlaşıya rağmen yeni sorunlar çıkar ve Talat Paşa,Cemal Paşa'ya bazı mutasarrıf ve kaymakamları görevden aldığı için,sorumluluğunun sınırlarını hatırlatmak zorunda kalır.(17) Osmanlı subayı Ali Fuat Elden'e göre Cemal Paşa,"Ermenilerin tehcir fikrinin şampiyonu" olarak nitelenen Bahaeddin Şakir ile de karşı karşıya gelmiştir.Avcıoğlu'na göre ise Bahaeddin Şakir,Cemal Paşa'ya şöyle bir şifre geçmiştir."Biz Trabzon,Erzurum,Sivas,Bitlis,Ma'muretü'l-aziz ve Diyarbekir'deki yüzde 95 muhacirleri [Ermeniler] Musul'un güneyindeki illere gönderiyoruz.Ama siz Halep'e sevkediyorsunuz..."(18)

Cemal Paşa'nın idaresindeki bölgenin farklı denklemi ve kendisinin aktif girişimiyle,binlerce Ermeni'nin hayatı kurtarılır.Kendisine göre,"Cemal'in Ermenileri" denilen "150.000 Ermeni"yi,(19) Hama ve Şam arasındaki bölgede iskan ederek hayatlarını kurtarmıştır.(20)

Ayan Ahmed Rıza Bey'in Meclis'teki Muhalefeti

İttihat ve Terakki Cemiyeti'nin isim babası ve kurucularından Ahmed Rıza Bey,Ermeni tehcirine en sert eleştiride bulunan kişidir.(21) Meclis'i Ayan'ın 29 Eylül 1915'te yeniden açılışından itibaren yapılan birçok oturumda İttihatçı hükümete hesap sorar.İlk oturumda sunduğu takrirde,hükümetin Meclis'in kapalı olduğu süre -altı ay- zarfında hayata geçirdiği Ermeni politikasını açıklamaya davet eder.(22) Bir sonraki oturumda da,takririnin bir an önce gündeme alınmasında ısrar eder.4 Ekim 1915'te bir başka takrir daha sunar.Mebus Topçu Refik Rıza Paşa,kendisini şert şekilde eleştirerek,böylesine "fevkalade mühim,nazik zamanda" hükümeti "içişleri ile ilgili sualler ile meşgul etme"mesini ve takririni geri almaya davet eder.Meclis'in Müslüman çoğunluğunun alkışlarla desteklediği itiraz sonrası,Ahmed Rıza Bey "çoğunluk arzusuna uymayı vazife kabul" ettiğini ama "bu takririmin vakti aherde münasip ve müsait bir zamanda tekrar müzakeresi icra edilmek üzere hifedilmesini rica" ederek konuşmasını şöyle noktalar:

"Bundan başka,bugün ve dağlarında sefil ve sergerdan [şaşkın] bir halde sürünüyor.Kış mevsimi bastırmadan evvel bunların,ya yurtlarına iade edilmesini veyahut menfaatleri nereleri ise oralarda iskan olunmasını hükümetin nasaafet [insaf?] ve adaletinden beklerim."(23)

11 Ekim tarihli oturumda,26 Eylül 1915'te yürürlüğe giren "Emval-i Metruke" geçici kanununun yürürlükten kaldırılması için bir kanun layihası sunar.Meclis'in yeniden açılmasından sadece üç gün önce hazırlanan bu geçici kanunun -özellikle 11. maddesinin- Osmanlı Anayasası'nın 53. maddesini ihlal ettiğini savunur.(24) İki gün sonraki oturumda layiha,Meclis gündemine alınır.Uygulamadaki sözkonusu geçici kanunun,bir an evvel Meclis-i Ayan'a gelmesini talep eder;"buraya gelip müzakere oluncaya kadar ne mal kalacak,ne mülk",dedikten sonra,"iş işten geçtikten sonra biz ne müzakere edeceğiz?" sözleriyle hükümeti sertçe eleştirir:

"Kanunun bahsettiği emvali de emval-i metruke diye tasvif etmek de kanuni bir şey değil.Çünkü bu emvalin sahibi olan Ermeniler,mallarını isteyerek terketmemişler,onlar yerlerinden te'bid edilmiş,zorla cebr ile çıkarılmış.Hükümete onların mallarını,memurları vasıtasıyla sattırıyor...Bu kanun,uygulamaya konulursa,bu adamlara bir kat daha gadredilmiş olacak...Onun için...bir tadil teklif etmiştim.[Ama] Kanun aynıyla kaldı ve icra ediliyor.

Eğer bu memlekette Anayasa ve Meşrutiyet varsa bu olamaz,bu bir zulümdür.Beni kolumdan tut,köyümden dışarı at,malımı ve mülkümü de sonra sat;bu hiçbir vakit de caiz değildir.Bunu ne Osmanlıların vicdanı kabul eder ne de Kanun [Anayasa]."

Meclis başkanının,bu geçici yasa Mebusan'da ele alınmadan,Meclis-i Ayan'ın gündemine alınamayacağını hatırlatması üzerine Ahmed Rıza Bey şunu söyler:

"Ermenilerin malı,kısmen yağma edildi,Kuvve-i Teşriyye kanunu reddedinceye kadar elde bir şey kalmayacak,yapılacak şeylerin hepsi yapılmış olacak."

Ancak tüm bu eleştirilere rağmen Meclis-i Ayan'ın karşısında tek ses etkisiz kalır ama şu sözleri vicdan notları olarak tarihe geçer:

"Bu kanun esasen Anayasaya aykırıdır.Bendeniz...bir kanun tadili teklifi arzettim.Bu kanunun uygulamaya konması bir kısım ahali için gadırdir,zulümdür dedim.Onlar da bizim vatandaşlarımızdır.Niye mağdur,mazlum olsunlar?"(25)

Savaş Propagandasından Resmi İdeolojinin İnşasına

Ermenilere yönelik politikanın gizli saklı yürütülmesine rağmen Osmanlı Devleti,İtilaf devletleri tarafından "insanlık suçu" işlemekle suçlanır.Ayrıca,tarafsız ülke temsilcilerinin Avrupa ve Amerika'ya ulaştırdığı gözlemler,raporlar büyük yankılar uyandırmıştır.Bu durum,"Doğu Hristiyanları'nın koruyucusu" iddiasında olan Almanya'yı da çok rahatsız eder.Ayrıca,o ana kadar tarafsız olan ABD'nin,düşman saflarına katılmaması Almanya'nın en önem verdiği konudur.Bu iki nedenle,İttihatçı hükümeti,Ermeni meselesi konusunda dış propagandaya önem vermesi yönünde "dostça" uyarır.(26)

4 Temmuz 1915(27) tarihli muhtırasında Almanya,Ermeni tehciri konusunda dünya kamuoyunun farklı bir görüşe sahip olduğunu ve buna karşı Osmanlı hükümetinin dış dünyaya yönelik bilgilendirme faaliyetlerine ağırlık vermesi gerektiğini vurgular.Üstelik bu meselenin "gerek harb-i hazırda gerek gelecekde" de Osmanlı'nın başını ağrıtacağını belirterek,"dost ve müttefiki sıfatıyla Bab-ı Ali'nin nazar-ı dikkatini celb" eder.(28)

Bunun üzerine Osmanlı Hariciyesi,dahiliye nezaretini uyararak,vakit geçirmeden gereken acil tedbirlerin alınmasını ve bu amaçla ciddi bir dosyanın hazırlanıp yurtdışında bastırılmasının önemini vurgular.Bu yayının hedef kitlesi "alemi medeniyet" olmalı ve "efkarı umumiye"yi kazanmak için:Hükümetin Ermenilerin can ve mal güvenliğini sağlamada ne kadar hassas olduğunu ve ihmali olan memurların hükümet tarafından nasıl cezalandırıldığını,harekatın "ne kadar meşru' ve mu'tedil [ölçülü,ılımlı] olduğunu" göstermelidir.(29) Bu noktalar,sonraki sürecin ve hatta günümüz resmi söyleminin ana argümanları olacaktır.

Aynı gün Almanya'nın "dostane muhtırası"nın çekildiği gün,Cemal Paşa,Enver Paşa'yı katliam meselesinin uluslararasılaştığı yönünde uyarır.Çok gizli ve acil koduyla çektiği şifrede,Cemal Paşa tarafsız devlet ve yayın organlarının dahi,"Ermenilerin te'bidi [sürgün] sırasında" uğradıkları saldırılar yüzünden Ermeni meselesi ile ilgilenmeye başladıklarını belirtir.Karşı propaganda çalışmalarına ağırlık verilmesi gerektiğini ve bu yönde orijinal belgeleri içeren dokümanların yayınlanması ile "yabancı ve Hristiyan" kamuoyunun aydınlatılması gerektiğini vurgular.(30)

"Alem-i medeniyeti" ikna etmek için hazırlanacak yayınlar için EUM [Emniyyet-i Umumiyye Müdiriyyeti] vilayet ve sancaklardan,Ermenilerin isyan ettiklerine kanıt oluşturabilecek belge ve malzemelerin toplanmasını ister.Özellikle,görsel malzemeler(31) ve istatistiki verilerin işe yarayacağı vurgulanır.(32) Ancak,taşradan gelen fotoğraflarda sadece silahlar yer aldığı için bunların "hakiki bir vesika kıymetine sahip" ol madığı belirtilerek,yeni fotoğraf çekimleri emredilir.Bu fotoğraflarda,silahlar Ermeni sahipleri ile birlikte yer alacaktır.(33)

Taşradan gönderilen bu malzemeler polis mecmuası ekibi tarafından hazırlanan propagandaya yönelik broşür ve kitapçıklarda kullanılır.Çok geçmeden bunlar yayımlanır.İlki,Ermeni Komitelerinin Amal ve Harekat-ı ihtilaliyesi,ilan-ı meşrutiyetden evvel ve sonra(34) adıyla 1916 Baharı'nda basılır.1917'de basılan Fransızca versiyonu Aspirations et agissements révolutionnaires des comités arméniens(35) başlığını taşır ve 4.000 nüshasından(36) 1.700'ü yabancı konsolosluklar ile yabancı ülkelerdeki temsilciliklere gönderilir.(37) Ayrıca,General Mayevski'nin kitabının bir kısmı,Les massacres arméniens,1916(38) adıyla,Osmanlı Hariciye Nezareti tarafından yayımlanır.(39) Baskı yeri belirtilmeyerek İttihatçılar tarafından basılmadığı izlenimi yaratılmaya çalışılan bu broşürler çok geniş dağıtımı yapılmasına rağmen beklenen faydayı sağlamaz.(40)

Rusların işgal ettiği bölgelerden bazıları,Osmanlı ordusu tarafından geri alındığında Müslümanlara yönelik Ermeni çetelerin yaptığı zulümlerle ilgili kanıtların toplanması ve bunların "Osmanlı Ajansı" ile dünyaya duyurulması çabasına da girilir.(41) İttihatçı hükümet,dünya kamuoyuna ulaştırılmış Ermenilere yönelik katliam haberlerinin karşısına bunu bir karşı-argüman olarak koymak ister.Bir hariciye yetkilisi,dünya kamuoyuna geçilecek haberlerin,çarpıcı olması için "resim ve fotoğraf"lar gibi "vasıta-i asliyye" içermesi gerektiğini belirtir.Bu yetkiliye göre,bu vasıtalar sayesindedir ki,"yarım asırdan beri muhtelif düşmanlar" Avrupa kamuoyunu etkilemişlerdir.(42) 1917'den itibaren,Rus ordusunun geri çekilme kararından sonra,Ermeni çetelerinin katliamlarını kaydetme faaliyetlerine önem verilir.(43) Aralarında Almanların da bulunmasının önemle istendiği,bir gazeteci turu düzenlenir.Enver Paşa'nın tura katılan bu gazetecilerden talebi "yazılanların daha canlı olması gerektiği"dir.(44)

Ancak bu propaganda faaliyetleri de,amatörlükten ve Osmanlı iktidarına karşı genel ve tarihsel güvensizlikten kaynaklı nedenlerle dış dünyada istenen etkiyi yaratmaz.Zaten bu propaganda malzemelerinin Batı'ya ulaştığı aylarda,Ermenilere yönelik yeni saldırı haberleri işitilmeye başlanmıştı.Sonuç olarak,Müslüman sivil halkın Rus işgalinden ve Ermeni çetelerinden çektikleri zulüm dünyanın unutulmuş sahifelerinde kalmıştır.

Yayın faaliyetleri dışında en ilginç olan,Osmanlı Emniyet Müdürlüğü binasında,Ermenilerden ele geçen malzemelerin sergileneceği bir müze kurulmasının hedeflenmesidir.Bu müzede Ermenilerden müsadere olunan her nevi bomba,bunların imalinde kullanılan alet ve edavat,kap,tel ve pil gibi diğer tüm parçalar ile amillerinin isim,hüviyet ve fotoğrafları ve "bunlardan başka teşhire değer" diğer ele geçen eşyaların da sergilenmesi düşünülmektedir.(45)

Bu propaganda çalışmaları içinde,bir kişi çok önemlidir.Bu,EUM İkinci Şube,Ermeni masası müdürü olan Esat Uras'tır (1882,Amasya-1957,Ankara).Askeri Mülkiye'den sonra üniversitede politik bilimler okuyan ve Ermenice'yi bilen nadir kişilerden biridir.1920'de Kemalist hareketin Emniyet Genel Müdürü olan Esat Uras,1921 Kars Konferansı'nda ve Lozan Konferansı'nda,Ermeni Meselesi Uzman-Danışmanı olarak bulunur.Ermenilerle ilgili topladığı 280 eseri,1950'de TBMM Kütüphanesi'ne bağışlamıştır.Ancak ilginç olan nokta,Britanya gizli servisine göre,kendisi Ermeni katliamına ilişkin belgeleri yüksek meblağ karşılığında satmaya çalışmıştır;meşhur on emirin de kendisinden satın alındığı söylenir.(46)

Aslında,onu önemli kılan sadece 1915 dönemindeki görevi değil,"Tarihte Ermeniler ve Ermeni Meselesi"(47) adlı çalışması ile Cumhuriyet döneminde de önemli bir rol oynamasıdır.Savaş öncesi İttihatçı etnografik araştırmalarda Ermenileri araştırma ile görevli olup bir rapor hazırlar.Savaş sırasında ise,Ermeni kovuşturmalarını yürüten ekipte yer alır.Polisiye görevi sırasında elde ettiği kaynakların polis mecmuası ekibi tarafından propaganda broşürlerinin basılmasında kullanılmasının yanı sıra en önemli rolü de bu görev sırasında elde ettiği belgelere dayanarak 1950'deki çalışmasını ortaya koymasıdır.Bu eserle,resmi ideolojinin genel hatlarını belirlemekle kalmaz,o günden beri Türkiye'de yeri doldurulamayan bir başvuru eseri yaratmış olur.1915'ten beri Türkiye'de yazılmış hiçbir çalışma onun bu eseri kadar özgün olmayacaktır,ancak Justin McCarthy ve Andrew Mango gibi araştırmacıların iddia ettiği gibi tarafsız ve akademik bir çalışma olarak değerlendirmeyi hakedecek bir çalışma da değildir.Ermeni komitacılarının sorgulamalarına bizzat katılmış ve hatta Halep'e kadar bu amaçla gitmiş,dönemin en önemli aktörlerinden biri olması açısından çalışmasının objektif olarak değil,bir İttihatçı resmi görüş olarak değerlendirilmesi gerekmektedir.(48) Ayrıca,kendisi Poşalar ve Çingeneler üzerine saha araştırmalarının yanı sıra,Yezidi,Alevi ve Bektaşiler üzerine de çalışmalar yapmıştır.

***

1-DH.ŞFR (Dahiliye Nezareti Şifre Kalemi) 54A.167 (1 Ağustos 1915).İAMM (İskan-ı Aşair ve Muhacirin Müdüriyeti)'den Halep'e çekilen şifre.

2-Şükrü Kaya (1882,İstanbul-1959,İstanbul):İAMM/AMMU (Aşair ve Muhacirin Müdüriyet-i Umumiyesi)'nun müdürlüğünü 20 Aralık 1914'ten 2 Aralık 1916'ya kadar yapar.Ermenilerin iskan işlerini Halep'ten yürüten baş sorumludur.Cumhuriyet kurulduktan sonra 2 Kasım 1927'den 11 Kasım 1938'e kadar İçişleri Bakanlığı yapar.En önemli icraatı,İskan Kanunu'nu hazırlaması ve ardından Trakya'daki Yahudi ve Dersim Kürt nüfusuna yaptığı müdahaledir.

3-DH.EUM (Dahiliye Nezareti Emniyyet-i Umumiyye Müdiriyyeti) 15/71.Latinize edilmiş hali için bkz. Erdal Aydoğan,"Dahiliye Nezareti,Emniyet-i Umumiye Müdüriyeti'nin Ermeni Tehciriyle ilgili 24 Eylül 1331 (1915) Tarihli talimatnamesi ve değerlendirilmesi",Ermeni Araştırmaları 1. Türkiye Kongresi Bildirileri,cilt I,Ankara:ASAM,2003.

4-DH.ŞFR 55A.16 (31 Ağustos 1915).

5-DH.ŞFR 55A.16 (31 Ağustos 1915).EUM'den Konya'ya çekilen şifre.

6-DH.ŞFR 55A.172 (10 Eylül 1915).EUM'den EMK Reisi Hamid Bey'e çekilen şifre.

7-Şinasi Orel,Süreyya Yuca,Les "télégrammes" de Talat Paşa:Fait historique ou fiction?,Ankara:Société Turque d'Histoire [TTK],1983,s.70.

8-DH.ŞFR 56.65 (18 Eylül 1915).EUM'den Cemal Paşa'ya çekilen şifre.

9-DH.ŞFR 56.173 (26 Eylül 1915).EUM'den Zor ve Urfa'ya çekilen şifre.

10-Falih Rıfkı Atay,Zeytindağı,s.66'dan aktaran Hülya Adak,"Ötekileştiremediğimiz kendimizin keşfi:Yirminci Yüzyıl Otobiyografik Anlatıları ve Ermeni Sorunu",İmparatorluğun Çöküş Döneminde Osmanlı Ermenileri:Bilimsel Sorumluluk ve Demokrasi Sorunları Konferansı;24-25 Eylül 2005,İstanbul Bilgi Üniversitesi,İstanbul.Bildirinin yayımlanmış hali için bkz. Hülya Adak,"Ötekileştiremediğimiz kendimizin keşfi:Yirminci Yüzyıl Otobiyografik Anlatıları ve Ermeni Sorunu",Tarih ve Toplum Yeni Yaklaşımlar,5,Bahar 2007,İletişim Yayınları,s.231-253.

11-"Halep valisi olarak atanan Manastır eski valisi Ali Münif Bey,...[Arap] ileri gelenler arasında kötü bir izlenime,intibaya sahip",FO (Foreign Office) 371/1773,CP 16941.

12-Halep Alman konsolosu ise,bölgenin diğer bölgelere oranla Ermeniler için daha katlanılabilir olmasını,Cemal Paşa'nın kişisel etkisinin yanı sıra,bölgenin kendine has "coğrafi ve politik koşullar"ına bağlar.Johannes Lepsius,Archives du génocide des Arméniens:recueil des documents diplomatiques allemands,çev.M.F. Letenoux,Paris:Fayard,1986,s.192.(http://www.imprescriptible.fr/ternon/3_chapitre6.htm).

13-Kamuran Gürün,Ermeni Dosyası,3. bs.,Ankara:TTK,1985,s.269.Ayrıca bkz. http://www.tetedeturc.com/home/spip.php?article29

14-"...Bütün Ermeni muhacirlerinin Mezopotamya'ya gönderilmesi orada sefalete duçar olacakları...için...birçoklarının Suriye ve Beyrut vilayetlerinin içine yerleştirilmelerini münasip gördüm...ısrarla İstanbul'a yazarak muvafakkatlarını aldım..Bu vilayetlerde hemen 150.000 kadar Ermeni'yi yerleştirmeğe muvaffak oldum",Cemal Paşa,Hatıralar,(yay.haz.) Behçet Cemal,Selek Yayınları,İstanbul,1959,s.360-6.

15-DH.ŞFR 58.59.34M10 (19 Kasım 1915).EUM'den Halep.

16-Ermenilerin yüzde 2 nisbetinde iskanlarına izin verilen mıntıkaların bildirilmesi Şükrü Bey'den istenir,DH.ŞFR 57.125 (26 Ekim 1915).

17-DH.ŞFR 58.141 (28 Kasım 1915).EUM'den Cemal Paşa.

18-Doğan Avcıoğlu,Milli Kurtuluş Tarihi,cilt 3,İstanbul,1974,s.1135.

19-Cemal Paşa,Hatıralar,s.360-6.

20-Cemal Paşa'nın bu iddiasını destekleyecek tam bir istatistiki veriye sahip olmamakla birlikte,"savaş sonunda 59.000 Diyarbekir Ermenisinin Halep'te bulunduğu" bir başka kaynakta belirtilir;Faits et Documents:Episodes des Massacres des Arméniens de Diarbekir,Kécichian Fils Yayınevi,İstanbul,1920.(http://ermeni.org/francais/massacresdediarbekir.htm).

21-Diğer yandan,dönemin ayanı Ahmet İzzet Paşa'ya göre,Meclis-i Ayan'daki ilk çıkışı Ermeni mebus (savaş öncesi 13 olan Ermeni kökenli mebus sayısı,1918 Meclisi'nde 6'ya düşecektir) Azaryan Efendi yapmış ve İttihatçı hükümeti eleştirmiştir.Ancak,Meclis kayıtlarında böyle bir eleştiriye rastlanılmadı.Ahmet İzzet Paşa,Feryadım,cilt 1,s.200-208,aktaran Ali Bayramoğlu,"Dönemin kimi hatırat ve zabıtlarında Ermeni tehciri",Birikim,193-194,Mayıs-Haziran 2005,s.127.

22-MAZC (Meclis-i Ayan Zabıt Ceridesi)3,1,1,26,28 Eylül 1915,s.419-420.

23-MAZC,3,1,1,27,4 Ekim 1915,s.433-434.

24-MAZC,3,1,1,28,11 Ekim 1915,s.441.

25-MAZC,3,2,1,10,13 Aralık 1915,s.133-136.

26-Profesör Richter'in 9 Temmuz 1916 tarihli mektubu için bkz. Arthur Beylerian,Les Grandes puissances,l'Empire ottoman et les Arméniens dans les archives françaises (1914-1918),Paris:Publications de la Sorbonne,1983,s.214.

27-HR.SYS (Hariciye Nezareti Muhaberat-ı Umumiye Dairesi Siyasi Evrakı Kataloğu) 2873.5-3.

28-HR.SYS 2873.5-3.

29-HR.SYS 2873.5-33.

30-Yücel Aktar,"Enver ve Cemal Paşalarla Osmanlı Valileri:İmzalı Belgeler Soykırım tezlerini Çürütüyor",Yeni Türkiye,37,2001,Ankara,s.325.

31-DH.ŞFR 54A.213 (2 Ağustos 1915).Ayrıca DH.ŞFR 54A.210 (2 Ağustos 1915).DH.ŞFR 55.150,DH.ŞFR 64.92 (24 Mayıs 1916),DH.ŞFR 68.202 (7 Ekim 1916).

32-DH.ŞFR 56.382 (13 Ekim 1915).EUM'den Adana ve Maraş.

33-DH.ŞFR 60.152 (27 Ocak 1916).

34-DH.EUM.PMC (Dahiliye Nezareti Emniyet-i Umumiye Müdüriyeti Polis Mecmuası Kalemi) 2.21 (23 Şubat 1916).

35-DH.EUM.MH (Dahiliye Nezareti Emniyet-i Umumiye Müdüriyeti Muhabere Kalemi) 147.51 (4 Şubat 1917)."Ermeni Komitelerinin Amal ve Harekat-i ihtilalkaranesi".DH.EUM.PMC 2.124 (11 Eylül 1917).

36-DH.EUM.VRK (Dahiliye Nezareti Emniyet-i Umumiye Müdüriyeti Evrak Odası) 1464,17.71 (17 Haziran 1917).

37-DH.EUM.PMC 3.16 (29 Mayıs 1918).

38-Profesör Richter'in aksine,Esat Uras kaynağı şöyle belirtir:General Mayevski,Les massacres d'Armenie,Petersburg,1916.Bir diğer yayın ise:Documents relatifs aux événements,Turco-Armeniens (Témoignages russes et anglais),Paris,1922(?).

39-HR.SYS 2874/2-34.

40-Beylerian,a.g.e.,s.214.Diğer yandan,Talat ve Cemal Paşa'nın anılarında Mayevski'nin belgeleri geniş bir yer tutacaktır.(Talat Paşa'nın Anıları,Alpay Kabacalı (ed.),3. bs.,İstanbul,İletişim Yayınları,1994,s.87-126.)Bir diğer İttihatçı propaganda yayını ise Cemal Paşa'nın hazırladığı,"Aliye Divan-ı Harbi Örfisinde Tedkik Olunan Mesele-yi Siyasiye Hakkında İzahat" adlı Tanin matbaasında 1916'da basılan eserdir.Araplara yönelik idam ve kitlesel sürgünleri haklı göstermek için,Cemal Paşa bir kısım belge ve mahkeme tutanağı sunar.

41-DH.ŞFR 61.50 (18 Şubat 1916).

42-HR.SYS 2874.2-34.

43-DH.ŞFR 84.73 (18 Şubat 1918).EUM'den Vehip Paşa'ya;DH.ŞFR 85.124 (16 Mart 1918) ve DH.ŞFR 85.127.

44-DH.ŞFR 87.77 Enver Paşa'dan Erzurum'a.

45-DH.ŞFR 62.58 (17 Mart 1916).

46-FO 371.4172,conf. 31307,Heathcotee Smith'in 4 Şubat 1919 tarihli raporu.

47-İlk kez 1950'de yayımlanır.Esat Uras,Tarihte Ermeniler ve Ermeni Meselesi,2. bs.,İstanbul:Belge Yayınları,1987.

48-Ermenice bilen Esat Bey,polisiye soruşturmalara katılmak için Halep'e kadar gider.DH.ŞFR 63.306.

---------------------------------------------------------------------------

*Fuat Dündar,"Modern Türkiye'nin Şifresi:İttihat ve Terakki'nin Etnisite Mühendisliği,1913-1918",3. bs.,İstanbul,İletişim Yayınları,2008,s.324-335.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder