27 Aralık 2011 Salı

Üçüncü Dönem (21 Haziran 1915):"İstisnasız Tüm Ermeniler"in Hedeflenmesi/Fuat Dündar

Ancak 23 Mayıs'taki emir tamamen hayata geçirilememiş ve Van,Bitlis,Erzurum'un doğu bölgesindeki Ermenilerin çoğu Rusya tarafına kaçmışlardır.(1)

21 Haziran 1915,tarihi bir diğer dönemeçtir."İstisnasız bütün Ermeniler" ibaresi ile Trabzon,Diyarbekir,Canik,Sivas ve Ma'muretü'l-aziz gibi o güne dek boşaltılmamış bölgeler Ermenisizleştirilecek bölgelere dahil edilir.(2)

Bu emir ile Ermenilerin Türkçe öğrenmelerini temel kaygı yapan yeni iskan prensipleri de belirlenir.Buna göre,Ermenilerin iskan edildikleri sahalarda kendi cemaat okullarını açmaları yasaklanırken çocukların da devlet okullarına gitmeleri zorunlu kılınır.Ermeniler ya İslam köylerine dağıtılır ya da hükümet tarafından belirlenen mıntıkalarda 50 haneyi aşmayacak biçimde ve birbirine en az beş saat uzaklıkta bulunması şartıyla kendilerine köy kurabilme hakkı tanınır.Aslında hükümet,bir toplama kampından da öte,yer değiştirmenin mümkün olmadığı ikametin zorunlu kılındığı,"Ermeni mıntıkaları" yaratmış oluyordu.(3)

Emir,"istisnasız tüm Ermeniler" dese de,İttihatçı iktidar,tek zenginlik kaynağı olan nüfustan son raddesine kadar yararlanma prensibinden vazgeçmez.Bazı "ayrıcalıklı" aileler ve ayrıcalıklı bölgelerde yaşayan Ermeniler sürgünden muaf tutulurlar.İktidarın işine yaramayanların yer alamayacağı bu kategorideki Ermeniler,periyodik olarak ve çok titiz yinelenen soruşturmalara tabi tutulacaklardır.

Haziran ayından itibaren,Ermenilerin yaşadığı bölgelerde önemli altüst oluşların yaşandığı şifreli telgraflarda görülmektedir.En önemlisi Ermenilerin kitlesel ihtida talepleridir.Aylar öncesinden sürgünlere başlanılmış olsa bile,böyle bir -ciddi ve kitlesel- ihtida talebi olmamış,ancak Haziran ayı ile birlikte çok ciddi bir kitlesel talep ortaya çıkmıştır.(4) Diğer yandan,"Ermenilerin kadınları"(5) ve "Ermenilerin 10 yaşından küçük çocukları"(6) için politikalar üretilmeye çalışılırken büyük bir nüfus problemi de yaşanmaktadır.Tüm doğu illerinde Kürtler arasında Ermenilerden sonra sıranın Kürtlere geleceği söylentisi yayılır.(7) Diğer yandan,aralarında Kirkor Zohrab ve Vartkes Efendi gibi Ermeni milletvekillerinin bulunduğu bir grup insan Haziran başında tutuklanır ve Temmuz'un son haftası Teşkilat-ı Mahsusa çeteleri tarafından öldürülür.

Anadolu'da Bırakılan Ermeni Nüfusu

Asker ve Zanaatkar Aileleri,Protestanlar ve Katolikler;Kimsesiz Kadınlar ve Çocuklar

"İstisnasız" emrine rağmen,üç grup ailenin Anadolu'da kalmasına izin verilir;zanaatkar aileleri,asker aileleri ile Protestan ve Katolik aileler.(8)

Ancak "aile efradı" olma tanımı da değişikliğe uğrar.İstanbul tarafından belirlenen bir talimatnameye göre 15 yaşından büyük erkek çocuklar ve evlenmiş kız çocuklar,bu ailelerden sayılmayacaklar ve sürüleceklerdir.Ayrıca,Anadolu'da bırakılan bu "ayrıcalıklı" ailelerin,birarada bulunmalarına müsaade edilmemeli ve İslam köylerine -esas ahalinin yüzde 10'unu geçmemek şartıyla- dağıtılmalıdırlar.(9) Bu aileler dışında,kimsesiz kadınlar ve çocukların da Anadolu'da bırakıldıklarına rastlanır.

5 Temmuz 1915'te tüccar Ermeni aileleri de bu kapsama alınır.Ancak bunların mutlak bir şekilde kendi memleketlerinde tutulmamaları,başka Anadolu vilayet/kasabalarına sevkedilmeleri emredilir.(10) Kısa bir süre sonra,yeni bir emirle tüm Ermeni zanaatkarların değil,ancak devletin ihtiyaç duyduğu,işe yarar zanaatkarların sürgünden muaf tutulacağı kararlaştırılır.(11) Ayrıca,demiryollarında çalışan -özellikle inşaat- tüm zanaatkarların,işçiler,memurlar ve bunların aileleri ile diğer kategorideki "ayrıcalıklı" kişi ve aileler gibi tek tek defterlere kaydedilmeleri emredilir.(12)

Sürgünden muaf tutulan ikinci grup aile,asker aileleridir.Ağustos 1914'ten beri silahsızlandırılan ve "amele taburları" gibi cephe gerisinde,teknik ve beceri gerektiren işleri yapan Ermeni askerler mevcuttur.(13) Enver Paşa,16 Ağustos 1915'te Birinci,Üçüncü ve Beşinci Ordu komutanlarına gönderdiği bir emirde,sürgünden muaf tutulacak asker aileleri için belirlenen şartları detaylandırır.Sürgünden muaf tutulacak asker ailelerinin,asli yerleşim yerleri dışında ve maksimum beş aile kalmalarına müsaade edilecektir.Fazla olanlar ise bulundukları kaza ve sancak sınırları dahilinde istedikleri yerde beş aileyi geçmemek şartıyla yerleşebileceklerdir.Bu beş ailenin,yüzde 5 oranına göre belirlendiği belirtilerek,eğer ki bir köyde yirmi aile varsa,kalmasına/iskanına izin verilecek aile sadece tek bir aile olmalıdır.Yüz haneyi aşkın yerlerde ise yine,beş aileden fazlası yasaktır.Ayrıca tüm bu asker ailelerinin listeleri hazırlanarak bölgenin mülki memurlarına teslim edilmelidir.(14)

Asker ailelerinin yanı sıra,zanaatkar aileleri için de aynı yüzde 5 prensibi geçerlidir.Örneğin,İzmit çuha fabrikasında çalışan Ermeni usta ve işçilerinin ailelerinin civar İslam köylerinde yüzde 5 oranında dağıtılmaları emredilir.(15)

Diğer ayrıcalıklı aile grubu,Protestan ve Katolik aileleridir.Ankara'daki Katolik Ermenilerin sürülme kararından sonra,(16) Almanya ve Avusturya Osmanlı üzerinde ciddi baskı kurarlar.Bunun üzerine Talat Paşa,sevkiyatın durdurulması ve sürülenlerin de geri getirilmesini emreder.(17) 19 Ağustos 1915 tarihli genel ve gizli bir talimatname ile Katolik ve Protestanların tehcir kararından muaf tutuldukları bildirilir.Bununla birlikte,yoğun oldukları bölgelerde ve şüpheli tavırlarına rastlanıldığı durumlarda,tehcire tabi tutulacaklardır.(18) Yukarıda da belirtildiği gibi,tehcir edilen Katolik ve Protestan ailelerin mal ve mülkeri de,Gregoryenlerinki gibi emval-i metruke'ye tabi olacaktır.(19)

Aslında Protestan ve Katoliklerin tehcirden muaf tutulmaları,İttihatçıların tüm Ermenileri imha etme siyasetinin sözkonusu olmadığını ispat içindir.27 Mayıs 1916'da,İçişleri Bakanlığı adına İsmail Bey tarafından gönderilen şifreli telgrafta,bu grupları tehcir etmemesi için Ankara valisini ikna için en önemli argüman,"devletin bekası"dır.Telgrafta İsmail Bey,"Ermeni unsuruna karşı hükümetin imhakar bir siyaset takip" etmediğinin "alel umuma" ispatı için,hükümetin "Katolik ve Protestanlara ilişmediği"ni itiraf eder.(20)

İhtidalar

Ermenilerin tümünün ihracı yönündeki karardan sonra ve özellikle kitlesel katliamların başlaması ile birlikte,yeni sorunlar ortaya çıkar.Bunlar,kitlesel boyutlara varan yetim çocuklar,dul kadınlar ve kitlesel ihtida talepleridir.Başlıbaşına ayrı bir inceleme konusu olacak Müslüman halkın tutumuna burada yer vermeyeceğim.Ancak iyi ya da kötü niyetli olsa da (onları korumak veya durumdan faydalanmak için) büyük miktarda yetim çocuk ve evlenecek çağdaki kadınların,Müslüman ailelerine katıldıklarını belirtmek gerekir.Miktarı ve oranı hakkında hiçbir öngörüde bulunamayacağımız bu çeşit nüfus için,İttihatçı politika zaman içinde netleşir.

Yukarıda sayılan ayrıcalıklı gruplar dışında sürgünden tek kurtuluş,İslamiyeti kabul etmekti.Tehcirin ölüm olduğunu gören Ermenilerin ihtida talepleri Haziran ayında ortaya çıkar.Bu nedenle Talat Paşa 22 Haziran 1915 tarihli telgraf ile,bireysel ya da toplu tüm ihtidaların kabul edilmesini ve bunların tehcirden muaf tutulmasını,ancak yoğunluk oluşturmalarını engellemek için kendi bulundukları vilayet veya sancak sınırları içinde dağıtılmaları emrini verir.Yani bu karara göre,Müslümanlaşan Ermeniler,Anadolu içinde yer değiştirmek şartıyla tehcirden muaf tutulurlar.(21) Sadece üç hafta sonra,bu politika yüzseksen derecelik bir değişikliğe uğrar.Valilere,mutasarrıflara sahte ihtida başvurularına karşı uyanık olmaları çağrısında bulunan Talat Paşa,bunların sırf tehcirden sıyırmak için bu çareye başvurduklarının "ve hiçbir zaman bu şekilde vuku' bulacak ihtidalara i'timad olunmaması"nı emreder.Çünkü "öteden beri kendilerini menfa'atlerini tehlikede gördükleri zaman bir vasıta-i iğfal olarak ihtida etdiklerini" ve bunların "İslam namı altında da neşr-i mefsedetden geri kalmayacakları"nı belirten Talat Paşa;çözüm olarak,"ihtida etseler bile" tehcirden muaf tutulmamaları gerektiğini belirtir.(22)

İttihatçılar için asıl porblem bu ihtida talebinde bulunanların samimiyetini anlamaktı.Sadece yedi gün sonra,Talat Paşa bunu anlamak için başka bir çare önerir;tehcir edilmesi gereken kişilerin ihtida taleplerinin "aldatıcı ve geçici" olduğunu ve sadece Anadolu'da kalmasına müsaade edilen grupların ihtida taleplerinin kabul edilmesi ile bu problemin üstesinden gelinebileceğini düşünür.(23) Ağustos 1915'ten itibaren Kastamonu,(24)Konya,(25),Karesi(26),Urfa,(27),Eskişehir(28) ve Edirne'den(29) gelen tüm ihtida talepleri reddedilir.5 Kasım 1915'te de ihtida kurallarının belirlendiği bir talimatname hazırlanır.Buna göre,merkezin tek tek güvenlik soruşturmasından geçirerek kalmasına izin verdiği Ermenilerden gelecek ihtida talepleri kabul edilecektir.(30) Bir süre sonra,bunun altı net biçimde tekrar çizilir;İstanbul'un onaylamadığı hiçbir ihtida kabul olunmayacaktır.(31) Bu durum,merkezin önceki emrine rağmen,vali ve mutasarrıfların ihtidalara izin verdiğini göstermektedir.Aslında merkez ile taşra arasında bu konuda bir sorun yaşanmaktadır.Ama merkez kararlıdır;tüm taleplere rağmen,çok titiz bir biçimde,güvenlik soruşturmasından geçtikten sonra ve ancak sadakatinden kuşku duyulmayanların ihtidası kabul olunacaktır.Yani bir şekilde,bu tarihten sonraki ihtidalar,"devletin mühtedileri" olacaklardır.(32)

Edirne vilayetinden gelen ihtida taleplerine karşı Talat Paşa'nın öne sürdüğü nedenler,İttihatçıların siyaset yapma tarzı hakkında fikir sahibi olmamızı sağlayacaktır.Bu şehirden toplu sevkiyatı yasaklayan Talat Paşa,toplu ihtidaları da yasaklar,çünkü bu "halihazırdaki devlet siyaseti"ne uygun değildir.Bu devlet siyasetini öğrenmek için de bir sonraki telgrafı beklemek gerekecektir.Edirne valisinin Ermenilerin ihtida taleplerinin reddinin yöre ahalisini müteessir edeceği yönündeki uyarısına katılmadığını belirttikten sonra Talat Paşa,"Bu şekilde ve müctemi" ihtidanın Edirne gibi Avrupa'nın kapısı demek olan bir mevki'de cereyanı siyaset-i Devlet'e münafidir" der.Bu yüzden kendisi,Adalet Bakanı'ndan Edirne'den gelecek ihtida başvurularının toplu reddini rica ettiğini vurgular.(33) Ayrıca,Edirne gibi savaş meydanlarından kilometrelerce uzakta -Çanakkale Savaşı da bitmiş olduğu için- bir kentte böylesi tehcir ve ihtida olaylarını,Almanya ve Avusturya'nın kabul etmesi mümkün değildir.Nitekim Talat Paşa,"Edirne Ermenilerinin müctemi'an kabul-i ihtidaları müttefiklerimizce su'-i te'siri [yanlış tesir]" yaratmış olduğunu belirtir ve sürülen Ermenilerin,Kocaeli'den geri çevrilmelerini ve şehre tekrar iskan edilmelerini emreder.(34)

İttihatçı politikanın bir diğer ince ayarı,Anadolu'da kalmış Ermenilerin tümünün ihtida etmelerinin engellenmesidir.Gerçek politikayı gizlemek için,mutlaka bir miktar Ermeni'nin Hristiyan olarak kalması gerekmektedir.Örneğin Sivas'taki 156 Protestan Ermeni'nin ihtida talebi reddedilir,çünkü böyle bir ihtida "devlete yarar" getirmez ve bu yüzden "Protestan olarak kalabilirler" denir.(35)

8 Mart 1916'dan itibaren ihtida hakkı sadece Müslümanlarla evlenen,evlenecek Ermeni kadınlarla sınırlandırılır.EUM [Emniyyet-i Umumiyye Müdiriyyeti]'den Kale-i Sultaniye valisine gönderilen şifrede ihtida şartları şöyle belirtilir:"Adı geçen gayrimüslimlerin böyle,başka mahallere sevkleri sırasında topluca ihtidalarının kabul edilemeyeceği bunlardan izdivaç suretiyle ihtida edenler olursa münferiden birkaçının ihtidası kabul olunabilir."(36)

İskan mıntıkalarında ise,ihtida başvurularında herhangi bir sınırlama getirilmemiş,tüm ihtida talepleri kabul edilmiştir.(37) Kevorkian'ın da belirttiği gibi,Zor'a varan Ermenilerin ciddi bir miktarı ihtida edecektir.(38)

Tüm bu gizli telgraflardan çıkardığımız sonuç,İttihatçı hükümetin,işine gelmesine rağmen ihtidaya karşı çıktığıdır.Oysa,Lepsius anılarında,tüm vilayetlerden gelen bilgilere göre Türk yetkililerin,tehcirden kurtulmanın tek yolunun ihtida olduğunu Ermenilere söylediklerini iddia eder.Ve genel olarak,"İslamı kabul eden tüm Hristiyanların sürgün ve katliamdan kurtuldukları"nı aktarır.Şifreli telgraflar ile Lepsius'un gözlemleri,aktardıkları arasındaki bu çelişkiyi nasıl açıklayabiliriz?Tabii ki Lepsius'un,bir misyoner olarak İslama karşı mesafeli durduğu hesaba katılmalıdır.Ancak bana göre,her ikisinin de haklı olmasını sağlayan başka bir üst doğru var;bu da,merkezi hükümet ihtidayı yasaklamasına rağmen,yerel yetkililerin,Ermenileri felaketten kurtarmak ya da asimile etmek için onlara ihtida yolunu açtıklarıdır.Zaten Talat Paşa,genel talimatname yayımlamasına rağmen taşradan ihtida talepleri gelmeye devam etmişti.Bu durumu,merkezi politikalara karşı taşranın karşı çıkışı olarak değerlendirmek gerekir.(39)

Bir Devlet Politikası Olarak Ermeni Kadınların Zorunlu Evlendirilmeleri:Tezvic

"Te'bid [sürgün] olunan Ermenilerin kadınları ne olmuştur?" Talat Paşa'nın Ma'muretü'l-aziz valisine sorduğu bu soru,Ermeni nüfus meselesinin yeni bir görünümü olarak sonraki günlerde çözmeye çalışacağı önemli sorunlardan biri olacaktır.(40) Başından beri hele özellikle 21 Haziran'daki "istisnasız tüm Ermeniler" emrinin ardından,sürgün kararının sürgün edilecek tüm ailelere uygulandığı gözönüne alındığında,aslında buradaki te'bid'den teb'id'in (ebedileştirme,sonsuzlaştırma) kastedildiği ortadadır.Yani erkeklerin elenmesinden geriye,bir miktar kadın,çocuk,dul ve yetim kalmıştır.İAMM [İskan-ı Aşair ve Muhacirin Müdüriyeti]'nin çözümü bunları Müslüman köylerde dağıtmaktır.İAMM,"genç kız ve dul kadınların Müslüman erkeklerle evlendirilmeleri"ni "uygun" bulduğunu beyan eder.(41) Ancak,bu nüfusun dağıtılacağı köylerde,Ermeni ya da yabancı olmamasına dikkat edilmelidir.(42) Niğde'ye gönderilen bir emirde,"uygun" sözcüğünün yeri "gerekli" ile değiştirilmiş,emir şu hale gelmiştir:"Genç kızların Müslümanlarla evlendirilmelerinin gerektiği."(43)

30 Nisan 1916'da,tüm Anadolu vilayetlerine "kimsesiz ve velisiz" kalan Ermeniler hakkında talimatname gönderilir.Buna göre,aile reisinden mahrum aileler -asker aileleri dahil-,genç kızlar,kadınlar ve çocuklar;Ermeni ya da yabancının olmadığı köy ve kasabalarda "adat-i mahalliyye ile istinasları" için dağıtılmalıdırlar.Talimatnamenin ikinci maddesinde "Genç ve dul kadınların tezvicleri" emredilir.(44) Ancak,bir Müslüman ile evlenme dahi,bu Ermeni kadınların iktidarın gözünde şüpheli durumdan kurtulmalarına son vermeyecektir.Böyle evlilik yapan devlet memuru erkeklerin,serbestçe seyahat etmeleri için merkezden izin almaları gerekiyordu.Daha sonra bu yasak,İstanbul ile sınırlandırıldı.(45)

Ermenilerin sevkedildikleri güney bölgelerinde ise,kadın ve genç kızlar Müslüman -çoğunlukla Arap- köylerine dağıtıldılar.Ancak burada da bir sınırlama koyuluyor,EUM dağıtım yapılan köylerin Halep(46) ve Zor(47) merkezine bağlı köyler olmamaları şartını getiriyordu.

Ermeni Çocukların "Terbiye" Meselesi

Kırımın bir diğer sonucu da,dul kadınlarla beraber,büyük miktarda çocuğu yetim bırakmasıydı.Bu nedenle,26 Haziran'da yetimler ile ilgili politika Ma'arif Nazırı tarafından açıklanır:"Mevki'leri tebdil veya birer suretle teb'id edilen" Ermenilerden kalan ve 10 yaşının(48) altındaki çocuklar "ta'lim ve terbiye"leri için devlet yetimhanelerine yerleştirilecektir.Bu amaçla bakanlık taşradan,yörelerinde ne kadar yetim Ermeni çocuk olduğuna ve bunların yerleştirilmesi için ihtiyaç duyulan yetimhaneler için uygun bina olup olmadığına dair bilgi talep eder.(49) Yetkililerin yetimhanelerde yer kalmadığı durumda,Ermeni yetimleri hiçbir şekilde diğer devlet kurumlarında barındırmamaları bunun yerine civardaki İslam köylerine dağıtmaları emredilir.(50)

27 Aralık 1915'te,İAMM çeşitli vilayetlere,İslam köylerine "tevzi olunan" ve "nüfuzlu kimseler"e teslim edilen Ermeni yetimlerinin miktarını sorar.(51) 29 Nisan 1916 talimatnamesiyle,Ermeni yetimler ile ilgili politika son şeklini alır.Bu talimatnamenin üçüncü maddesine göre,12 yaş ve altındaki Ermeni yetimler taşrada bulunan yetimhanelere gönderilmelidirler.Geri kalan çocuklar,nüfuzlu ailelere;"terbiye ve temsillerine (asimilasyonları)" ve "adabi mahalliye"yi öğrenmeleri için dağıtılmalıdırlar.Geri kalanlar da,Müslüman köylerine,fakir ailelere otuz kuruş aylık bağlanarak dağıtılmalıdır.(52)

İstanbul yetimlerin dağıtılması uygulamasının dışında tutulur,yasaklanır;yetimler kesinlikle taşradaki yetimhanelerde barındırılmalıdır.(53) Zira bunların rahat ve süratli bir şekilde asimilasyonları için,Anadolu içleri daha uygundur.İstanbul'daki Ermeni cemaati ve yabancıların bu işe müdahalesi hesaba katılmıştır.Güneye sürülen Ermeni yetimlerse,-Cemal Paşa'nın kurduğu yetimhaneler dışında- kuzeye,yani Anadolu'da bulunan yetimhanelere nakledilmiştir.Hatta Cemal Paşa'nın yetimhanelerinde bulunan çocukların da Anadolu'daki yetimhanelere nakledildikleri olur.Örneğin,Haziran 1916'da Halep'te birikmiş Ermeni yetimler,Sivas'ta bulunan yetimhanelere nakledilmişlerdi.(54) 1916 senesi Ermeni yetimlerinin İslam köylerine dağıtılması ve yeni yetimhanelerin inşası ile geçer.(55) Talat Paşa'nın kara kaplı defterinde "Ermeni Yetimleri"ne ayrıca yer verilmiştir.Yetimlerin devlet tarafından nasıl titizlikle sayıldığının,hesaplandığının ispatı olan bu deftere göre 10.314 Ermeni yetim çocuk devlet kayıtlarına geçmiştir.Bunların da bir kısmı,6.858 Ermeni yetim,Müslüman ailelere ve geri kalan 3.456 yetim ise devlet yetimhanelerine dağıtılmıştır.(56)

Ayrıcalıklı Bölgeler Edirne,İstanbul ve İzmir

"İstisnasız tüm Ermeniler" emrine rağmen,yukarıda saydığımız çeşitli aile gruplarının yanı sıra,bazı bölgeler de istisna tutulmuştur.Sebepleri farklı olsa da Edirne,İstanbul ve İzmir tehcir kapsamına alınmamıştır.Komitacıları hedefleyen sürgünler olmasına rağmen,nüfusun büyük bir kesimi tehcir kapsamına alınmazlar.

"Avrupa'nın kapısı" Edirne'de tehcir ve ihtidaya,İttihatçıların "devlet siyaseti"ne uygun görülmediği için izin verilmez.Ancak yine de Ekim 1915 ve Haziran 1917'de komitacı oldukları gerekçesiyle bir grup Ermeni sürülecektir.İlk sürgünler,Rumlarla karışık olarak Anadolu'ya sevkedilenlerdir.(57) İkinci sürgünler ise Talat'ın girişimi ile engellenir ve vilayet içinde dağıtılırlar.(58)

Diğer istisna,başkent İstanbul'dur,24 ve 26 Nisan'da yapılan büyük operasyonlar dışında,birkaç polisiye operasyona daha tanık olur.(59) Ama hedefte bekar ve İstanbullu olmayan Ermeniler vardır ve bunlar şehirden çıkarılmışlardır.(60) İstanbul'dan sürülmüş ve Anadolu'da iskanlarına izin verilmiş olan Ermeni ileri gelenleri,1916 başlarında Zor'a sevkedilirler.(61)

Diğer istisna İzmir'in denklemi farklı,başat problemi ayrı idi.Bu da nüfus ve ekonomi bakımından ciddi güç oluşturan Rumların "esas" sorun olmasıydı.Vali Rahmi Bey,Ermenilerin sürgünüyle vilayetin neredeyse tamamen Rumlara mahkum olacağı kaygısıyla olacak,vilayetinden Ermeni sürgünlerini engellemiştir.Bir diğer gözlemci,İzmir Fransız konsolosuna göre,Ermeniler "bu barışı/ayrıcalığı" çok pahalıya satın almışlardı.(62) Tabii yine de komitacı olduklarından şüphe edilen İzmir Ermenileri Aralık 1915'te Konya'ya sürülürler.(63)

Şimdi tekrar Ermeni tehcirinin organizasyonuna bıraktığımız yerden,kronolojik sırasından devam edelim.

Ermeni Sorununun "Çözümlenmesi" ve İstatistiğin Kullanılması

12 Temmuz 1915'te Ali Münif Bey,İçişleri Bakanı adına,İzmir ve Edirne dışındaki tüm vilayetlere,"siyaset-i iskaniyenin tayini" için kendilerinden daha önce istenen bilgilerin bir an önce gönderilmesini hatırlatan bir şifre çeker.Önemle istenen bilgiler,Ermenilerin sevk tarihleri ve sevkedildikleri yerler,çıkarılan Ermenilerin miktarıyla kısmen veya tamamen Ermenilerden arındırılan köy ve kasabaların mevki ve isimleri,buralara muhacir göndermek icap edip etmediği,icap ettiği durumda gereken muhacir miktarı ve civarda "temdin ve iskana" müsait aşiret olup olmadığıdır.(64)

Bu emrin ertesi günü,13 Temmuz 1915,Talat Paşa Halep ve Maraş emval-i metruke komisyonu başkanına şu haberi vererek,"Ermeni meselesinin suret-i katiyede hall"edildiğini ve bunun da,"Ermenilerin nakil ve sevki" ve "yerlerine muhacir ve aşiretlerin yerleştirilerek İslam nüfusunun artırılması" ile elde edildiğini belirtir.Üstelik,diye devam eder,bu devletin en "nazik ve buhranlı bir zamanında" yapılmıştır.(65)

Bundan tam bir hafta sonra (20 Temmuz 1915),bir başka önemli şifreli emir tüm vilayetlere gönderilir.Emir,tüm vali ve mutasarrıflardan,vilayet ve sancakları dahilinde bulunan,köylerine kadar tüm yerleşim yerlerinin "milliyet esasına göre" ve evvel ve mevcut nüfusunu gösterecek nüfus cetverllerinin tanzim edilmesini ve en kısa sürede gönderilmesini istemektedir.Ayrıca köylerine kadar "mülki teşkilatını gösterir mükemmel" haritaların hazırlanması istenir.Bu etno-istatistik ve haritalar,İttihatçıların İslamlaştırma ve Türkleştirme politikalarını daha titiz hayata geçirmelerinde esaslı araçlar olacaktır.(66)

Bu genel talimattan başka Talat Paşa,sevkedilen Ermenilerle ilgili çok sık aralıklarla sayısal bilgiler ister;yerleşim yerinden çıkarılanların,kalanların,yola çıkarılanların,hastaların sayısını sorar.Ve hatta Talat Paşa sevkedilen Ermeniler arasındaki ölümlerin miktarını da sık sık öğrenmek ister.(67) Açıktır ki,Ermeniler arasındaki kayıplar İttihatçı hükümet tarafından takip ediliyor ve hesaplanıyordu.Bu yüzden ciddi kayıplardan ve tabii ki bunun sebeplerinden,iktidarın bihaber olduğunu söylemek,iddia etmek hiçbir şekilde mümkün değildir.

Kısa bir süre,sevkiyat hakkında nicelik ve niteliğe ilişkin bilgilerin elde edilmesinden ve bu arada bir miktar Müslümanın boşaltılan yerlere iskanlarından sonra,yeniden Ermeni sevkiyatına başlanır.4 Ağustos 1915 tarihli emirle,Maraş,Adana,Sis ve diğer illerin hiçbir Ermeni barındırmayacak biçimde boşaltılmaları emredilir.(68)

21 Ağustos 1915'te en önemli talimatnamelerden biri yayımlanır.Talat Paşa'nın 21 Haziran'daki emrinden sonraki en önemli emirdir bu.Tüm vilayetlere çekilen şifreli telgrafta,Talat Paşa tüm vali ve mutasarrıflara Türkleştirme çağrısı yapar.Açıkça Türk adı vererek,yetkililere bir an önce:"Vilayet dahilinde mevcud,göçebe ve yarı-göçebe tüm Türk aşiretlerinin tahliye edilen karyelere,mevki ve durumun icabına göre toplu veya dağınık bir suretde iskanlarının mutlaka temin ve icrası"nı emreder.Bu sayede aşiret hayatının katı biçimde ortadan kaldırılması da sağlanmış olacaktır.Talat Paşa iki noktada yöneticilerin dikkatlerini çeker;ilki,zamanın çok müsait olduğu ve diğeri de bu fırsatın kaçırılmaması için Türk aşiretlerinin bir an önce iskan edilmesi gerektiğidir.Tüm bu uygulamalardan,merkez peyderpey bilgilendirilmelidir.(69)

Ağustos ayının sonunda,Türk göçebelerin Ermeni köylerinde iskanı emrinden sonra,Talat Paşa tüm valilerin (Edirne,Kastamonu ve Aydın dışındaki) uygulamaya konulan politikanın sayısal verilerini iletmesini emreder;bu veriler üç gün içinde iletilmelidir.İstenen verilerin ilk ikisi Ermeni Gregoryenler için sonuncusu da Ermeni Katolik ve Protestanlarına yöneliktir.Ermeni Gregoryenlerden,sevkedilmeyi bekleyenlerin miktarı,başka vilayetlerden sürülmüş olup o an vilayet dahilinde bulunanların miktarı ve bunların nerelerde bulunduğu (yollarda,istasyon ve kasabalarda) sorulur.Son soru,vilayet/liva dahilinde bulunan Katolik ve Protestan Ermenilerle ilgilidir.Miktarları,ne kadarının sevkolunduğu,kalan nüfus ve bu nüfusun tek tek Protestan ve Katolik olarak "nüfusu asliyeye nazaran yüz kaç nisbetinde" oldukları sorulur.(70)

Bu yüzdendir ki sadece dört gün (29 Ağustos) ve çok büyük bir ihtimalle taşradan nüfus istatistikleri geldikten ve değerlendirildikten sonra Talat Paşa,Ankara valisine,"doğu vilayetlerinde Ermeni sorunu[nun] çözüldü"ğünü haber verir.(71)

Tehcirin Sona Erdirilmesi

Sevkiyatın durdurulduğu ilk tarih 29 Ağustos 1915 olup,durdurma kararı ABD'nin protestosunun ardından alınmıştır.Gerçekten de birkaç gün evvel Amerika,Osmanlı hükümetinden bir an önce "kitle halinde yer değiştirmenin önlenmesi"ni istemiştir.Bir yandan 29 Ağustos şifresiyle sevkiyat durdurulurken,Talat Paşa Amerika'ya cevap vermekten geri kalmaz.Ancak bu cevap,şaşırtıcı olduğu kadar Talat Paşa'nın resmi ve şifreli telgraflardaki diskuru arasındaki uçurumu da göstermesi açısından ilginçtir de.Diplomatik üslupla mümkün mertebe olayı saklamaktadır.Zira Amerika'ya verdiği cevapta "Ermenilerin merkezi hükümet tarafından uzaklaştırılmaları sözkonusu değildir"(72) der.

Bir yandan Amerika'ya gayriciddi cevaplar verilirken,diğer yandan da Talat Paşa bazı girişimlerde bulunmaktan da geri kalmaz.Çünkü sevkiyatın durdurulmasının ertesi günü bir başka önemli şifreli telgraf tüm vilayetlere gönderilir.Telgrafta Ermenilerin tehcirindeki gayenin Ermenilerin "imhası olmadığı",aksine "bu unsurun hükümet aleyhine teşebbüsat ve fa'aliyette bulunamamalarına ve bir Ermenistan hükümeti teşviki hakkındaki amal-i milliyyelerini ta'kib edemeyecek bir hale getirilmeleri" için yapıldığı belirtilerek,sevkiyat sırasında Ermenilere yönelik saldırıları gerçekleştirenler ve "bunlara önayak olan me'murin ve jandarma"lar hakkında kanuni takibat yapılması emredilir.(73)

Ancak çok geçmeden,Ermenilerin sevklerine kalındığı yerden devam edilir.Eylül ayının ortalarında,yerlerinden çıkarılan ama henüz Zor bölgesine varmamış,yollarda "yığınak merkezleri"ndeki Ermenilerin miktarı öğrenilmek istenir.(74) 27 Ekim 1915'te havanın soğukluğunu hissettirdiği günlerde Ermeni sevkiyatına ara verilmesi emredilir.Talat Paşa kafilelerin -yollarda bulunanlar dışında- yeniden yola çıkarılmasını yasaklar.(75) Hemen ertesi gün bu defa yollarda olan Müslüman muhacirlerin bulundukları yerde hiç vakit geçirmeden iskan edilmelerini emreder.(76)

Daha Eylül'de,tehcirin ağır sonuçları doğu bölgelerinde kendini hissettirmeye başlamış,zirai üretimdeki düşüş,ticari aktivitelerdeki tıkanma çıplak gözle görülür hale gelmişti.Her ne kadar,ordu ve devlet için yararlı olan Ermeniler -ki periyodik güvenlik soruşturmasından geçtikten sonra seçilmişlerdi- tehcirden muaf tutulsalar da,ortaya çıkan toplumsal boşluk çok büyüktü.İttihatçı hükümet zirai,sanayi ve ticari alandaki bu boşluğu bir an önce doldurmalıydı.Bu amaçla,1 Kasım 1915'te Talat Paşa taşraya gönderdiği genel talimatnamede,Ermenilerden geriye kalan sermayenin envanterinin yapılmasını emreder.Bu envanter,Ermenilerden geriye kalan sabit sermaye (şirketler,fabrikalar,atölyeler,dükkanlar,vs.) ve bunların maddi değerlerini ihtiva edecek şekilde hazırlanmalıdır.(77) İki ay sonra,Talat Paşa Ermeni mallarının devlet eliyle ve hatta neredeyse sadece İttihatçı çevrenin tekelinde dağıtımı için girişimde bulunur.Zaten bir şekilde halk Ermenilerden kalan malları,devletin de bir derece yardımıyla sahipleniyordu.Ancak,bunun bir an önce devletin tekeline tam olarak alınması zaruriydi ve malların yağmalanması değil,bir sermaye olarak gereken değerin verilmesi gerekiyordu.Vali ve mutasarrıflara verilen emir,Ermeni mallarının Müslümanlara dağıtımının ekonominin İslamlaştırılması hedefiyle olması gerektiğini belirtir.Emir,"Memleketimizde İslam müesseselerinin artırılması" için,Ermenilerden kalan "emval-i metruke"ler sayesinde Müslümanlardan mürekkeb şirketlerin teşkilinin ve biçiminin nasıl olacağı konusunda bilgiler içerir.Şirketlerin idare heyetlerinin "erbabı namus" kişilerden meydana getirilmesi ve bunlara esnaf ve çiftçilerin iştirak ettirilmesi için de yarım veya bir liralık olarak hisse senetlerinin düzenlenmesini önerir.Özellikle bu "sermayenin ecnebi ellere düşmemesi" uyarısını yaptıktan sonra,asıl amacın "İslam ahali içinde ticari hayatın" geliştirilmesi olduğunu önemle vurgular.(78)

Ancak üretim araçlarını ele geçirmek,ele geçirenlere üretici vasfı vermediğinden ve bu meziyet de ele geçirilecek bir ganimet değil çalışarak elde edilecek bir beceri olduğundan bunun bugünden yarına yeri doldurulacak bir eksiklik olmadığı görülür.Üstelik savaştan dolayı,bu kaliteli emek gücü boşluğu kendini daha şiddetli hissettiriyordu.Üç çözüm düşünülebiliyordu:Ermeni zanaatkarları mümkün mertebe sürgünden muaf tutmak;Balkan muhacirleri arasındaki zanaatkarları tek tek tespit etmek veya savaş esiri olarak ele geçen Müslüman asıllı yabancı ülke vatandaşlarından istifade etmeye çalışmak.Daha önce de belirttiğimiz gibi,bir kısım Ermeni zanaatkar sürgünden muaf tutulmuş,ancak yine de çok yakından takip edilmişler ve periyodik soruşturmalara uğramışlardır.Ve hatta İstanbul,sıklıkla vilayetlerde mevcut Ermeni zanaatkarların sayımlarını yapmıştır.(79) Düşünülen ikinci çözüm yolu,Balkanlar'dan gelmiş ve Batı Anadolu'da iskan edilmiş zanaatkar muhacirlere müracaat etmekti.Bu amaçla Kasım 1915'te EUM,Karesi valiliğinden bölgede bulunan zanaatkar muhacirlerin miktarı ve yerleştirildikleri yerler ile ilgili bilgi ister.(80) Ertesi günü bu kez İAMM,Ermenilerden arındırılmış bölgelerden ihtiyaç duydukları zanaatkarları,tür ve miktarlarını iletmelerini ister.İhtiyaca göre Müslüman esirler arasından bu vasfa sahip kişiler seçilip gönderilecektir.(81)

Daha önce belirttiğimiz gibi,Anadolu'da devletin ihtiyaç duyduğu kadarıyla,güvenlik soruşturmasından geçmiş ve Müslüman köylerinde yüzde 5 oranında iskanları koşuluyla Ermenilerin kalmasına izin verilmişti.Ancak yine de,periyodik,merkezi soruşturmalar eksik olmadı.Mesela 21 Şubat 1916'da EUM,Anadolu'da bırakılmış Ermenilerin tekrar bir güvenlik kovuşturmasından geçmesi ve şüpheli görülenlerin tespit edilmesini emrediyordu.(82) İki hafta sonra yine benzer bir merkezi emir taşraya iletiliyordu.(83) Tüm bu şüphelilerin gönderileceği yer tabii ki Zor bölgesi idi.Demografik bir tehdit olmaktan çıkarılmış,bu çok az sayıdaki Ermeni nüfusa yönelik operasyonların bir başka mantığı vardı.Ermeniler iktidar için hep şüpheli idiler,sanki ebedi bir "şüpheli" olma hali Ermeniliği tarif eden tek kıstastı.Sadakat ve daha fazla sadakat talebini,iktidarın her şeyi şüpheli görme sendromuna yormak gereklidir.

15 Mart 1916'da Talat Paşa şu emri verir:

"Görülen lüzum ve icab-ı idari ve askeriye bina'en ba'de-ma Ermeni sevkiyatının ta'tili takarrur etdiğinden şimdiye kadar çıkarılanlardan başka artık hiçbir sebeb ve vesile ile Ermeni ihrac olunmaması ta'mimen tebliğ olunur."(84)

Ancak aşağıda görüleceği gibi Temmuz 1916'da Konya Ermenilerinin bir kısmının sürgün emri merkezden verilecektir.Zaten,ileri tarihli bir başka telgrafta,aslında sürgüne kesin bir son verilmediği sadece bir "te'hir"e gidildiği vurgulanacaktır.Bu şifrede,Ermenilerin "kafile halinde ihraç ve sevkleri"nin uygun olmadığı ve "ihraç edilmeleri" gerekenlerin isimleri ve sayılarının önceden İstanbul'a iletilerek danışılması istenir.(85)

11 Ağustos 1916'da ise 1863'ten beri yürürlükte olan Ermeni Milleti Nizamnamesi ile İstanbul'daki Ermeni Patrikliği Nizamnamesi iptal edilerek yerine Ermeni Katogikosluk ve Patrikliği Nizamnamesi yürürlüğe konuldu.İstanbul Patrikliği,Sis ve Akhtamar Katogikosluğu Kudüs'e taşındı(86) ve Sahak Efendi yeni Ermeni Patriği olarak Kudüs'e gönderildi.(87)

İlginç olan,ihtida etmiş olanların da dönem dönem,ihtidalarından kuşku duyularak sürgüne gönderilmek istenmesidir.Örneğin,1917 Haziran ortalarında Edirne ve Ankara illerinde yeni sürgünler gündeme geldi.Ankara'daki sürgünlerin sebebi ise,Müslümanlaşan Ermenilerin tekrar eski Katolik ayinlerini yapmaları şüphesidir.Yani Müslümanlıklarından şüphe duymak bile yerel otoriteler için sürgün sebebi oluyordu.Ancak Talat Paşa bunların sürgünlerinden vazgeçilmesini emreder.(88) Bu ve benzeri lokal girişimler üzerine İstanbul 20 Haziran 1917'de tehcirin durdurulmuş olduğunu tekrarlar.(89)

Tehcir öncesi ve sırasında başvurulan istatistik,kitlesel ve ardından da her nevi tehcirin yasaklandığı süreçte vazgeçilmez bir araç olacaktır.Talat Paşa bir yandan Anadolu'da kalmış olan Ermenileri "tek tek" belirleyecek kadar hassas,polisiye bir sayıma başvururken,iskan bölgelerinde de nüfus sayımları yaptıracaktır.Şimdi bu iki farklı bölge için başvurulan iki farklı sayım mantığına bir göz atalım.

İki Bölgede İki Farklı İstatistiki Kaygı:İskan Bölgesinde Yüzde 10'u Tutturmak ve Anadolu'da Sayısal "Takibat"

Talat Paşa'nın iki ayrı bölge için iki ayrı politikası mevcuttur ve bu doğal olarak,sayım tarzlarını da değiştirir.İskan bölgelerinde,Ermenilerin yüzde 10'u aşmamaları için sıklıkla yapılan sayımların yerini Anadolu'da polisiye diyebileceğimiz daha titiz sayımlar alır ve hatta ihtida edenler de sayısal takibe uğrar.

Sürgün Bölgesindeki Sayımlar:Yüzde 10'u Tutturmak

Tehcir kapsamına alınan Ermeni nüfusu arttıkça,Ermenilere ayrılan "mıntıka"ların genişletilmesi de farz olur.5 Temmuz 1915'te Aydın dışında tüm Anadolu valileri ve mutasarrıfları yeni belirlenen bölgenin bilgisini alırlar:

1-Kerkük sancağınınİran hududuna 80 kilometre içeride olması şartıyla Musul vilayetinin güney ve batı bölgesi.

2-Diyarbekir hududuna 25 kilometre uzakta,Habur ve Fırat nehirleri vadisindeki yerleşim yerlerini içine alacak şekilde Zor sancağının güney ve batı tarafı.

3-Halep vilayetinin kuzeyi istisna olmak üzere Suriye vilayetinin Havran ve Kerek sancakları dahil ve demiryolların güzergahlarından 25 kilometre uzağındaki bölge.

Gelecek Ermeniler,bu bölgelerde bulunan köy ve kasabalarda,Müslüman "nüfusun yüzde 10'u nisbetinde" iskan edileceklerdir.(90)

Sadece bir hafta sonra tüm Anadolu vilayetleri,nüfus yüzde 10 sınırını aştığı ve yüzde 15 seviyesine ulaştığı için Zor'a bir daha Ermeni kafilesi göndermemeleri için uyarılır.(91) Bu arada Halep vilayeti,Ermeniler önceden belirlenen yüzde 2 nisbetini aşacak şekilde iskan edildikleri için uyarılıyordu.8 Eylül 1915 tarihli şifrede valiliğin "daima nazarı dikkatde bulundurması" gereken şeyin,Ermenilerin "o muhitde nisbi bir ekseriyet teşkil etmelerini" engellemek olduğu ve belirlenen oranlardan "fazla olanların vilayet dahilinde dağıtılmayarak Urfa cihetlerine" sevkedilmeleri olduğu hatırlatılıyordu.(92) Ancak,ilginç bir şekilde,Halep valisine Ermenilerin Urfa'ya gönderilmesi emredilirken,aynı gün Urfa'daki yüzde 10'u aşmış olan Ermenilerin de Zor ve Musul taraflarına gönderilmeleri emrediliyordu.(93)

Birbiriyle çelişkili bu son iki emirden anlaşıldığı gibi,Ermeni kafilelerinin büyük bir kısmı birden fazla sevke tabi tutuldular.İktidarın yüzdelik oranı tutturmak pahasına aç sefil haldeki Ermeni kafilelerini zor iklim şartlarında yeniden sevke tabi tutması,kitlesel kayıplara sebebiyet vermekle eşanlamlıdır.Halep bölgesinden Ermenilerin iskanı ile görevli Kafkas kökenli Hasan Amca,Ermenilerin birden fazla sevklerine tanık olduğuna ve birden fazla sevkin ölümlere sebep teşkil ettiğine hatıralarında değinir.(94) Hem zaten Osmanlı yetkililerinin,kafilelerin sevkleri sırasında ve iskanlarından sonra dahi,kitlesel ölümlere yol açan,açlık,sefalet ve bulaşıcı hastalıklardan haberleri vardı.(95)

Devletin bekası için Anadolu'dan çöl ikliminin ve "anarşi"nin hüküm sürdüğü bölgelere sürülmüş,aç ve hasta Ermenileri yeniden bir başka çöllük bölgeye sürmenin,nüfus üzerindeki kitlesel yıkıcı etkisini tam olarak ölçmek zordur.(96) Üstelik bu sevkler sırasında asker veya sivil Müslüman halktan kaynaklanan saldırıların da kayıpların boyutunu artırdığı,çeşitli gözlemciler tarafından günümüze kadar aktarılmıştır.(97)

Gerçekten de,genişletilmesine rağmen,iskan için ayrılan bölgelerin,böylesi bir nüfus için yetersiz kalacağı çok geçmeden anlaşıldı.Yüzde 10 sınırı çok geçmeden tüm bölgelerde aşıldı.Bu durumda,merkezden bu yönde kesin talimat almış olan valiler,mutasarrıflar,yetki bölgelerindeki fazla Ermenilerden kurtulma telaşına girerler.1916 Baharı'nda,Halep valisi bölgesindeki "fazla" Ermenileri Zor'a sevkederek kurtulmaya çalışırken;aynı günlerde Zor mutasarrıfı da kendi bölgesindeki "fazla" Ermenileri bir başka bölgeye sürerek kurtulmaya çalışıyordu.İstanbul,Zor mutasarrıfına "Ermeniler[in] orada bir kat daha yoğunlaşmış bir halde" olmalarının önüne geçmek için Zor ve Resulayn'daki Ermenilerin Musul'a gönderilmesini emrediyordu.(98) Ancak yaz mevsiminin başında,çelişkili ve ilginç bir emir gönderilerek,Halep'teki Ermenilerin Zor'a sevkedilmesi emredilir.(99)

Tüm bu yeniden sürgünler de,lokal sayımlar sonrası yapılıyordu.Örneğin,8 Aralık 1915'te,Ermenilerin gönderildiği Halep'in doğu bölgelerinde sayım yapılması emredilir.(100) 1916 Haziran ayında bir sayım yapılması için örtülü ödenekten bölgeye para gönderildikten sonra,Kasım 1916'da iskan bölgesinde bir sayım yapılması emredilir.(101) İstanbul bu sayım sonuçlarını almakta sabırsızdır,detaylı bilgiler posta ile gönderilirken,özetlerin bir an önce telgrafla iletilmesi istenir.(102)

Burada bir parantez açıp henüz cevabını net olarak bulamadığım bir dizi soruyu paylaşmak ve bazı hipotezler öne sürmek gerekir.Şifreli telgraflardan takip edildiği kadarıyla,güney bölgelerinde,Ermenilerin İslam karye ve kasabalarına yüzde 10 oranında dağıtılması emrediliyordu.Tüm bu bölgenin (Musul,Suriye,Der-Zor ve Halep) toplam İslam nüfusu 1.700.000 civarındadır.Ancak buradan yola çıkarak Müslümanlar arasına dağıtılan nüfus 170.000'dir diyemeyiz.Çünkü sözkonusu vilayetlerin çölümsü bölgelerindeki köy ve kasabaları sözkonusu olduğundan Ermenilerin yüzde 10 oranından dağıtıldığı bölgenin Müslüman nüfusu 1.000.000'dan çok çok azdır.Biraz daha açarsak,iskana ayrılan Halep'in doğusu (ki o da yüzde 2 iskana izin verilmiştir);Musul'un batı ve Suriye'nin doğu kesimleri,yani daha çölümsü ve daha az nüfus yoğunluğuna sahip bölgelerinde dağıtılan Ermeni nüfus 100 binden çok daha azdır.Demek İttihatçı verilere göre bu bölgeye varan 486 bin Ermeni'den geri kalan nüfusun,çoğunluğu çadırlardan oluşan mıntıkada,iskan edildiğini biliyoruz.Ama en önemli sorun şudur:Madem ayrı bir "iskan mıntıkası" belirlendi ise,neden bir kısmı yüzde 10 oranında Müslümanlar arasına dağıtıldı?Asimilasyonları için mi?Ama zaten yukarıda gördüğümüz gibi ordu komutanlığı kararıyla,Ermenilere ayrılan mıntıkalarda eğitim zorunlu Türkçe olacaktı.Peki o zaman neden bir kısmı Müslümanlar arasına dağıtıldı?Çadırlardan mürekkep toplama kamplarında,çölümsü iklimin etkisiyle ölümlerin olağanlaşacağını bildiklerinden ve bu yüzden İslam hanelerine dağıtarak en azından bir miktarını bu sondan korumaya mı çalıştılar?

Musul'un Ermenisizleştirilmesi

1916 Haziran ayında,iki nedenden dolayı Musul iskan bölgesi olmaktan çıkarılır:Şark mültecilerinin yarattığı demografi ve askeri nedenler.Şark mültecileri daha güneydeki çöllük bölgelere gönderilmektense,-daha yoğun olarak 1917 Yazı'nda- bu bölgede iskan edileceklerdir.(103)

Askeri nedeni yaratan ise Britanya ordusunun Bağdat'a doğru ilerleyişidir.Osmanlı ordusu,Musul bölgesini savaşa hazırlamak gayesindedir;1 Haziran 1916'da Zor ve Halep'ten Musul'a gönderilmek üzere yola çıkarılmış "fazla" Ermenilerin gerisin geri gönderilmeleri emredilir.(104) Ancak,Halep valisi,kendi bölgesindeki Ermeni "fazlalıklarından" kurtulmak gayesiyle kafileleri,Musul'a değil de Zor'a doğru sevketmeye devam eder.Talat Paşa dört gün sonra bu sevkleri durdurur ve Halep valisine,daha güneye ve iç taraflara göndermesini emreder.(105) Diğer yandan,Zor mutasarrıfının bölgesindeki "fazla" Ermenilerden kurtulmak için Musul'a doğru kafileler yola çıkardığını haber alan İstanbul,mutasarrıfı uyarır.Ermenilerin Musul'a artık gönderilmemesi,sancak içinde "münasip mahallerde iskanlarına" çalışılması emredilir.(106)

Bölgeye aktarılan Osmanlı asker sayısı arttıkça,Zor sancağına yakın kısımlar da,bu yeniden sürme operasyonuna dahil edilir.EUM,Fırat havzasında ve askeri güzergahta bulunan Ermenilerin "münasip mahallere" iskan edilmelerini emreder.(107)

Bu arada,bölgeye sürülmüş Ermeniler arasında,askerlik çağına gelmiş olanlar için celp kararı çıkarılır.Osmanlı Altıncı Ordusu'nda yer almaları için Eylül 1916'da sürgün Ermenilere bu yönde çağrı yapılır.Askere alınan sürgün Ermeniler amele taburlarında çalıştırılacaklardır.(108) 1917 Ekim ayında "mühtedi veya olmasın" tüm Ermenileri kapsayan yeni bir celp çağrısı yapılır.(109) Yani,devlete olan borç,askerlik görevi,sürülmüş ve sefil halde bulunan Ermenilerin de yakasını bırakmayacak kadar önemli ve önceliklidir.

Anadolu'dan Ermenilerin sürülmesinde olduğu gibi,kendilerine tahsis edilen mıntıkalara vardıklarında da,sayımlar vazgeçilmez araç olmuştur.Şimdi,Anadolu'da bırakılan Ermenilerin sayısal "takibatı"na bakalım.

Anadolu'da Bırakılan Ermenilerin Sayısal "Takibatı"

Anadolu'da müstesna bölgeler dışında kalmasına izin verilen Ermeniler,zanaatkar,asker,Katolik ve Protestan aileleri;tek tek güvenlik soruşturmasından geçtikten sonra yüzde 5'i aşmayacak biçimde dağıtılmışlardı.Buna rağmen bu Ermeniler sık sık yinelenen sayısal ve güvenlik soruşturmalarına tabi tutulurlar.Yeni sürgünler de,bu takibatlar sonrası yapılır.

Ermenilerin sürüldüğü tek Anadolu ili olan Konya,sıklıkla sayı ve güvenlik soruşturmalarına tabi tutulur.Bunlardan birinde,mevcut Ermenilerin sayısı (Konya yerlisi veya hariçten gelenler tek tek belirtilecek);yerleştirildikleri mahallerin isimleri ve "nüfus-i İslamiyyeye nazaran kaç nisbetinde" oldukları sorulur.Ayrıca bunlardan "şimendüfer,reji,düyun-i umumiyye,inşa'at hizmetlerine girmiş" olanların belirtilmesi istenir.Sözkonusu olan,polisiye takibattır.Konya'da bulunan Ermeniler içinde komitacılardan kimsenin olup olmadığı,bunların isimleri,geldikleri şehirler ve bugüne kadar orada "bırakılmalarının" sebebinin belirtilmesi istenir.Ayrıca,vilayetteki Ermenilerin "İstanbul ve sa'ir mahallerle muntazaman muhabere etdikleri" ve bunu yapanların tesbiti istenir.(110) İki ay geçmeden,yeni sürgünler emredilir.İki ayrı grup için iki ayrı politika sözkonusudur.Konyalı Ermenilerin "komitelerle alaka ve münasebetleri ma'lum olanların" aileleriyle birlikte "münasib fasılalar ile ve pek kalabalık olmayarak",diğer Ermenilerin ise -şüpheli olsun ya da olmasın- tüm erkeklerinin "münferiden" Zor'a sürülmeleri emredilir.Bu sürgünler "Ermeni teb'idine [sürgün] yeniden başlandığı" hissi yaratmaması için mümkün mertebe küçük gruplar ve aralıklarla ve daha önceden belirlenmiş güzergahlardan gönderilmelidir.(111)

25 Eylül 1916 tarihinde acil koduyla gönderilen şifreli telgrafta,tüm Ermenilerin sayım emri verilir.Bu gizli sayımda istisnasız tüm -mühtediler dahil- Ermenilerin miktarının hesaplanması istenir:

"Tüm liva ve vilayetlere şifre

Liva/Vilayet dahilindeki:

1-Yerli Ermenilerin
2-Yabancı Ermenilerin
3-Katolik ve Protestan olarak bırakılanların
4-Asker ailesi olarak ibka edilenlerin
5-İhtida ederek kalmış olanların
6-Emr-i mahsusi üzerine bırakılmış olan Ermenilerin kaza üzerine mikdarlarını havi bir cedvelin seri bir şekilde tanzim ve irsali lüzumu tamimen tebliğ olunur."(112)

Özellikle sınıra yakın bölgelerdeki mühtedi Ermeniler Rus ordusuna ajanlık yaparlar korkusuyla çok yakın takibe alınırlar.Bölgeden istenen bilgiler sonrası,bu bölgelerdeki mühtedilerin daha batıda bulunan,Kemah,Kuruçay,Zara,Refahiye,Suşehri,Karahisar,Alucra,Giresun ve Tirebolu gibi bölgelere sevkedilmeleri emredilir.(113)

Yukarıda da belirtildiği gibi,tehcir sonlandırılana kadar,Anadolu'da bırakılan Ermeniler birçok defa devlete sadakat testinden (nüfus sayımlarının eşliği ile) geçmişlerdi.Kitlesel sürgünlerin bitmesinden sonra,1916 Baharı boyunca EUM ve Talat Paşa,Anadolu'da bırakılan Ermenileri çok yakın takibe alırlar.Taşraya gönderilen onlarca telgrafta,Ermenilerin tehcirden muaf tutulmasının sebeplerinin iletilmesi istenir;zanaatkar,mühtedi,Katolik,Protestan,vs.(114) Burada,devletin ihtiyaçlarına göre yeni sayım gerekçeleri ve yeni kategoriler üretildiğini görmekteyiz.Eskiden Ermeniler sadece mezheplerine göre sınıflandırılırken şimdi,tehcirden muaf tutulma nedenlerine göre sayılıp kategorilendirilmektedirler.

11 Şubat 1917 tarihli bir başka emirde,daha seri ve daha titiz bir sayım talep edilir.Tüm vilayetlerden,mevcut Ermenilerin yerli ve yabancı olarak "yegan yegan tahkiki" istenir.Aslında bu sayısal "takip"ten başka bir şey değildir.(115)

1918 Baharı'nda ise,bu defa sadece mühtedilerin sayımını emreden bir şifre çekilir.Buna göre,tüm mühtedi Ermenilerin isimleri,ihtida biçimleri-nedenleri ile ihtida sonrası davranışları kayda geçirilip merkeze iletilmelidir.(116) Tabii bu son bilgi,mühtedilerin İslamı ne şekilde yerine getirdiklerini değil,devlete karşı olan tavırlarını belirlemek içindir.Talat Paşa için,İslama bağlılık değil devlete bağlılık önemlidir.

Diğer yandan,iktidardan çekilmeden iki ay önce İttihatçı hükümet,Ruslardan geri alınan bölgelerde etnik ve dinsel grupların miktarını belirleyecek şekilde genel bir nüfus sayımı yaptırır.(117)

***

1-Genel değerlendirme için bu bölümün sonuç kısmına bakınız.Bu arada Rusya'ya kaçan Ermeniler arasında Ermeni etnografya dergisi Azgagrakan handes,Eylül 1915'ten itibaren bir anket çalışması yapmıştır.İlginç olan henüz bu anket sırasında toplanan verileri içeren bir akademik çalışmanın yapılmamış olmasıdır.Böylesi,bir çalışma,kaçış sebepleri konusunda,olayların gelişimi konusunda ve en önemlisi de miktarları konusunda değerli bilgileri bize taşıyacaktır.Claire Mouradian,"La revue ethnographieque arménienne Azgagrakan handes,Chouchi-Tiflis,1895-1916",Cahiers du monde russe,31/2-3-Regards sur l'anthropologie soviétique,1990.

2-DH.ŞFR (Dahiliye Nezareti Şifre Kalemi) 54.87 (21 Haziran 1915).EUM (Emniyyet-i Umumiyye Müdiriyyeti)'den Trabzon,Ma'muretü'l-aziz,Sivas,Diyarbekir ve Canik'e çekilen şifre.

3-DH.ŞFR 54.122 (23 Haziran 1915).İAMM (İskan-ı Aşair ve Muhacirin Müdüriyeti)'den Musul ve Zor'a çekilen şifre.

4-DH.ŞFR 54.100 (22 Haziran 1915).

5-DH.ŞFR 54.432 (14 Temmuz 1915).EUM'den Ma'muretü'l-aziz'e çekilen şifre.

6-DH.ŞFR 54.150 (26 Haziran 1915).

7-DH.ŞFR 54A.128 (25 Temmuz 1915).Kalem-i Mahsusa'dan Ma'muretü'l-aziz,Erzurum,Diyarbekir ve Bitlis'e.

8-Aslında devlete ajanlık yapan Ermenilerin de muaf tutulduğu oluyordu.Bkz. EUM 2.Şb. (Dahiliye Nezareti Emniyet-i Umumiye Müdüriyeti 2. Şube) 29.35.

9-189 no'lu doküman için bkz. Selahi R. Sonyel;Displacement of the Armenians:Documents/Le Deplacement des populations Armeniennes:Documents/Ermeni Tehciri ve Belgeler,Ankara,Baylan Matbaası,1978.

10-DH.ŞFR 54.287 (5 Temmuz 1915).Ayrıca bkz. DH.ŞFR 60.274 (8 Şubat 1916).EUM'den Adana ve Halep'e çekilen şifre.

11-DH.ŞFR 55.292 (29 Ağustos 1915).

12-Bu konuda birçok telgraf vardır.Örneğin DH.ŞFR 60.45 kayıtlı şifrede,demiryolları inşasında çalışan tüm Ermenilerin isimlerinin bildirilmesi istenir.Ayrıca bkz. 170 no'lu doküman Sonyel,a.g.e.,1978.

13-DH.ŞFR 43.214 (11 Ağustos 1914).

14-"Bu halde yirmi haneli bir İslam köyünde ancak bir hane Ermeni bulunabilir ve yüzden fazla haneli köy ve kasabalarda beş haneden fazla bulunamaz."Bkz. DH.EUM.VRK (Emniyet-i Umumiye Müdüriyeti Evrak Odası) 15/49.

15-DH.ŞFR 54A.294.

16-DH.ŞFR 54A.373 (11 Ağustos 1915).İAMM'den Ankara'ya çekilen şifre.

17-Ermeni bir gözlemciye göre,bkz. Arthur Beylerian,Les Grandes puissances,l'Empire ottoman et les Arméniens dans les archives françaises (1914-1918),Paris:Publications de la Sorbonne,1983,s.506-509.

18-DH.ŞFR 55A.23 (2 Eylül 1915).EUM'den Adana'ya çekilen şifre.Ayrıca bkz. DH.EUM.5.Şb. (Dahiliye Nezareti Emniyet-i Umumiye Müdüriyeti 5. Şube) 15.19 (14 Temmuz 1915).

19-DH.ŞFR 54A.384 Adana ve Haleb vilayetleri ile Adana,Haleb ve Maraş EMK (Emval-i Metruke Komisyonları) Komisyon başkanlarına çekilen şifre.Ayrıca bkz. DH.ŞFR 57.37 (16 Eylül 1915).

20-DH.ŞFR 64.136 (27 Mayıs 1916).

21-DH.ŞFR 54.100 (22 Haziran 1915).

22-DH.ŞFR 54.254.Ayrıca bkz. DH.ŞFR 54.427 (14 Temmuz 1915).EUM'den Kayseri'ye.

23-DH.ŞFR 54A.49 (21 Temmuz 1915).EUM'den Erzurum,Adana,Bitlis,Urfa,Canik,Niğde vs. ve DH.ŞFR 54A.232 (3 Ağustos 1915).EUM'den Ankara'ya çekilen şifre.

24-DH.ŞFR 54A.277.33N24 (5 Ağustos 1915).EUM'den Kastamonu'ya çekilen şifre.

25-DH.ŞFR 55.93.33L7 (18 Ağustos 1915).EUM'den Konya'ya çekilen şifre.

26-DH.ŞFR 55.94 (18 Ağustos 1915).EUM'den Karesi'ye çekilen şifre.

27-DH.ŞFR 55.100 (18 Ağustos 1915).EUM'den Urfa'ya çekilen şifre.

28-DH.ŞFR 56.88 (20 Eylül 1915).EUM'den Eskişehir'e çekilen şifre.

29-DH.ŞFR 61.211 (7 Mart 1916) ve DH.ŞFR 61.257 (2 Eylül 1916).EUM'den Edirne'ye çekilen şifre.

30-DH.ŞFR 57.281 (5 Kasım 1915).

31-DH.ŞFR 61.252.

32-Hukuki işlemlerle ilgili bkz. DH.HMŞ (Dahiliye Nezareti Hukuk Müşavirliği Kalemi) 13/46 ve 13/54 dosyaları.

33-DH.ŞFR 61.257.

34-DH.ŞFR 61.272.

35-DH.ŞFR 55.336 (31 Ağustos 1915).EUM'den Sivas'a çekilen şifre.

36-DH.ŞFR 61.221 (8 Mart 1916).EUM'den Kale-i Sultaniye'ye çekilen şifre.

37-DH.ŞFR 59.83.

38-Raymond H. Kevorkian,Ahmed Djémal Paşa et le sort des déportés arméniens de Syrie-Palestine,http://www.hist.net/kieser/aghet/Essays/EssayKevorkian.html.

39-Johannes Lepsius,Rapport sur la situation du peuple Arménien en Turquie,http://www.imprescriptible.fr/documents/lepsius/p3c2.htm. Mart 2006.

40-DH.ŞFR 54.432 (14 Temmuz 1915).EUM'den Ma'muretü'l-aziz'e çekilen şifre.

41-DH.ŞFR 54A.238 (3 Ağustos 1915).İAMM'den Sivas'a çekilen şifre.Ayrıca bkz. DH.ŞFR 55.92 (18 Ağustos 1915).

42-DH.ŞFR 63.60.İAMM'den Kastamonu'ya çekilen şifre.

43-DH.ŞFR 59.150 (29 Aralık 1915).İAMM'den Niğde'ye çekilen şifre.

44-DH.ŞFR 63.142 (30 Nisan 1916).

45-DH.ŞFR 61.23 (16 Şubat 1916).EUM'den Zor ve DH.ŞFR 82.87.EUM'den Ma'muretü'l-aziz ve DH.ŞFR 88.49 (4 Haziran 1918).EUM'den Musul'a çekilen şifre.

46-DH.ŞFR 54A.325 (9 Ağustos 1915).EUM'den Bekir Sami Bey'e çekilen şifre.

47-DH.ŞFR 58.164 (24 Kasım 1915).EUM'den Zor Mutasarrıfı M. Said Bey'e çekilen şifre.

48-İleri tarihli bir şifrede,yaş sınırı 12 olarak belirlenir,bkz. DH.ŞFR 64.162 (30 Mayıs 1916).

49-DH.ŞFR 54.150.Ayrıca bkz. DH.ŞFR 54.411 (12 Temmuz 1915).İAMM'den Adana,Erzurum,Van,Trabzon,Sivas,Edirne,Canik,İzmit,Kayseri,Zor ve sair vilayetlere çekilen şifre.

50-DH.ŞFR 55.323 (30 Ağustos 1915).EUM'den Ankara'ya çekilen şifre.

51-DH.ŞFR 59.11 (27 Aralık 1915).İAMM'den Adana,Halep,İzmit,Urfa vs. DH.ŞFR 79.4 (1 Ağustos 1917).AMMU (Aşair ve Muhacirin Müdüriyet-i Umumiyesi)'dan Bitlis'e çekilen şifre.

52-DH.ŞFR 63.142 (30 Nisan 1916).Ankara'ya gönderilen benzeri bir şifre için bkz. DH.ŞFR 64.162 (30 Mayıs 1916).

53-DH.ŞFR 64.82 (19 Haziran 1916).AMMU'dan Kayseri'ye çekilen şifre.Ayrıca bkz. DH.ŞFR 64.91.AMMU'dan Edirne'ye çekilen şifre.

54-DH.ŞFR 60.230 (3 Şubat 1916).İAMM'den Zor'a çekilen şifre.DH.ŞFR 61.18.

55-DH.ŞFR 64.184 (1 Haziran 1916).Maarif-i Umumiye Nezareti Tedrisatı İbtidaiye Dairesi Müdüriyeti'nden Mardin'e çekilen şifre.DH.ŞFR 88.88 (9 Haziran 1918).

56-Murat Bardakçı,"Talat Paşa'ya göre 1914 yılındaki Ermeni nüfus 1 milyon 256 bin 403",Hürriyet,26 Nisan 2005.

57-DH.ŞFR 56.337 (10 Ekim 1915).EUM'den Edirne'ye çekilen şifre.

58-DH.ŞFR 77.107 (14 Haziran 1917).EUM'den Edirne'ye çekilen şifre.

59-DH.ŞFR 57.65 (17 Ekim 1915).EUM'den Eskişehir,Karahisar-ı Sahip ve Kütahya'ya çekilen şifre.

60-DH.EUM 2.Şb. 16.9.

61-DH.ŞFR 65.95 (1 Ocak 1916).EUM'den Edirne,Adana,Aydın,Ankara,Konya,Bolu,Karesi,Kayseri sair yerlere çekilen şifre.

62-Fransa'nın İzmir konsolosunun 11 Ekim 1920 tarihli raporuna göre;bölgeye bir miktar İstanbul Ermenisi sığınır.Ancak bu "ayrıcalık" için Ermeniler yüklü ödemelerde bulunurlar.C.P.C. [La Correspondance Politique des Consuls (Quai d'Orsay Archives du Ministére des affaires étrangéres,AMAE](1918-1940),Levant (1918-1929),cilt 22.Consul de Smyrne 1918-1929.

63-DH.ŞFR 58.247 (8 Aralık 1915).EUM'den Karahisar-ı Sahib'e çekilen şifre.DH.ŞFR 69.58 (1 Kasım 1915).EUM'den Konya ve DH.ŞFR 69.250 (12 Kasım 1916) Aydın'a çekilen şifre.

64-DH.ŞFR 54.412 (12 Temmuz 1915).

65-DH.ŞFR 54.426 (13 Temmuz 1915).

66-DH.ŞFR 54A.51 (20 Temmuz 1915).Bolu'ya çekilen aynı içerikteki telgraf için bkz. Dh.ŞFR 54A.151 (28 Temmuz 1915).

67-20 Temmuz 1915 tarihli şifreler,Konya (DH.ŞFR 54A.56),Musul ve Zor (DH.ŞFR 54A.58);24 Temmuz tarihliler Trabzon (DH.ŞFR 54A.97),Halep,Suriye ve Zor (DH.ŞFR 54A.106);26 Temmuz tarihliler Trabzon,Erzurum,Sivas,Ma'muretü'l-aziz,Adana,Bitlis,Maraş ve Canik (DH.ŞFR 54A.112) ve tüm vilayetlere (DH.ŞFR 54A.112).

68-DH.ŞFR 54A.272.EUM'den Maraş;DH.ŞFR 54A.271,Adana;DH.ŞFR 54A.274.Sis ve DH.ŞFR 54A.276 sair vilayetler için.

69-DH.ŞFR 55.125 (21 Ağustos 1915).

70-DH.ŞFR 55.208 (25 Ağustos 1915).

71-DH.ŞFR 55.290 (29 Ağustos 1915).EUM'den Ankara'ya çekilen şifre.

72-HEM [Hariciye Evrak Müdürlüğü],cilt 109,dosya 3,no. 70147/316.Ergünöz Akçora,Van ve Çevresinde Ermeni İsyanları (1896-1916),İstanbul:Türk Dünyası Araştırmaları Vakfı,1994,s.141.

73-DH.ŞFR 55.292 (29 Ağustos 1915).

74-DH.ŞFR 56.4 (14 Eylül 1915).EUM'den Halep ve DH.ŞFR 56.44 (16 Eylül 1915).EUM'den Hüdavendigar,Sivas,Ma'muretü'l-aziz,Diyarbekir,Kayseri,Niğde ve Urfa'ya çekilen şifre.

75-DH.ŞFR 57.135 (27 Ekim 1915).

76-DH.ŞFR 57.179 (28 Ekim 1915).

77-DH.ŞFR 57.241 (1 Kasım 1915).

78-DH.ŞFR 59.239 (6 Ocak 1916).

79-DH.ŞFR 63.119 (26 Nisan 1916).EUM'den Konya'ya çekilen şifre.

80-DH.ŞFR 57.218 (1 Kasım 1915).EUM'den Karesi'ye çekilen şifre.

81-DH.ŞFR 57.261 (2 Kasım 1915).

82-DH.ŞFR 61.72 (22 Şubat 1916).

83-DH.ŞFR 61.192 (6 Mart 1916).

84-DH.ŞFR 62.21 (15 Mart 1916).EUM'den Edirne,Adana,Aydın,Kütahya,Eskişehir,Niğde,Maraş sair illere çekilen şifre.

85-DH.ŞFR 69.86 (24 Ekim 1916).

86-11 Ağustos 1916 tarihli Takvim-i Vekayi ve Tanin.Yeni Ermeni Patrikliği Nizamnamesi için bkz. Yusuf Hikmet Bayur,Türk İnkılap Tarihi,cilt 3,no. 3,Ankara,1957,s.57-59.

87-DH.ŞFR 66.202,DH.ŞFR 66.220 ve DH.ŞFR 63.136.

88-DH.ŞFR 77.96 (13 Haziran 1917).Şifre Kalemi'nden Ankara'ya çekilen şifre.Ayrıca DH.ŞFR 77.107 (14 Haziran 1917).EUM'den Edirne'ye çekilen şifre.

89-DH.ŞFR 77.170 (20 Haziran 1917).

90-DH.ŞFR 54.315 (5 Temmuz 1915).Ayrıca DH.UMVM 131.87 (5 Temmuz 1915).

91-DH.ŞFR 54.308 ve DH.ŞFR 54.413 (12 Temmuz 1915).

92-DH.ŞFR 55A.145 (8 Eylül 1915).

93-DH.ŞFR 55A.146 (8 Eylül 1915).EUM'den Urfa'ya çekilen şifre.

94-Hasan Amca,Alemdar gazetesinde anılarını yayımlar.Dördüncü gün kamuoyunun tepkisi üzerine bu yayın durdurulur.Ancak İstanbul'da Fransızca yayın yapan La Renaissance gazetesi anılarının tümünü Gerçekler ve Belgeler (Faits et documents) başlığıyla yayımlar,186(8 Temmuz 1919),189(11 Temmuz 1919),192(15 Temmuz 1919) ve 198(22 Temmuz 1919).

95-İttihatçıların Goltz Paşası da anılarında bu çıplak gerçeği şöyle aktarmaktadır:"Suriye ovasına doğru inilmeye başlandı.İşte burada Ermeni firarilerinin insana teessür veren manzarası göze çarpıyor.Bunlar Toros'un cenup eteklerinde iskan edilecek fakat bu kadar insan kütlesine karşı gösterilecek insani dikkat ve ihtimam ne kadar olsa kafi gelemeyeceğinden tabiatıyla aralarında bitmez tükenmez bir sefalet hüküm sürüyor.Müthiş bir kavimler faciası.Binlerce insan aç,bakımsız,himayesiz bir halde karanlık bir hedefe doğru akıp gidiyor",bkz. Golç Paşanın Hatıratı,çev. E. Kay ve S. Mayakuşu,Askeri Matbaa,İstanbul,s.55.

96-Sürgün edilenlerin gözlemleri için bkz. Revue d'histoire arménienne contemporaine dergisi I. ve II. ciltler."L'extermination des déportés arméniens ottomans dans les camps de concentration de Syrie-Mésopotamie (1915-1916)" adlı özel sayısı (1998).

97-"Sırf Resulayn'da 1916'nın ortalarında,-katliamı yapan bir kişinin aktardığına göre- Kafkasyalılar tarafından 35.000 Ermeni katledilir...Güvenilir kaynaklardan elde edilen bilgilere göre,Zor bölgesinde 1916 Temmuzu'nda 120.000 Ermeni katledildi",bkz. Beylerian,a.g.e.,s.506-509.

98-DH.ŞFR 62.273 (9 Nisan 1916).EUM'den Zor'a çekilen şifre.

99-DH.ŞFR 65.32-1.

100-Şinasi Orel,Süreyya Yuca,Les "télégrammes" de Talat Paşa:Fait historique ou fiction?,Société Turque d'Histoire [TTK],1983,s.73.

101-24 Kasım 1916 tarihli şifreler:Urfa (DH.ŞFR 69.237),Halep (DH.ŞFR 69.239) ve Suriye (DH.ŞFR 69.241).

102-DH.ŞFR 69.120 (30 Ekim 1916),DH.ŞFR 69.183 (5 Aralık 1916),DH.ŞFR 69.185,DH.ŞFR 69.186 ve DH.ŞFR 69.190.

103-TİGMA (Toprak İskan Genel Müdürlüğü Arşivi) 272.11.11.29.14 (26 Ağustos 1917);TİGMA 272.11.11.34.2 (1 Aralık 1917);TİGMA 272.11.11.34.3 (2 Aralık 1917).

104-DH.ŞFR 64.175 (1 Haziran 1916).EUM'den Zor'a çekilen şifre.

105-DH.ŞFR 64.239 (5 Haziran 1916).EUM'den Halep'e çekilen şifre.

106-DH.ŞFR 64.248 (5 Haziran 1916).EUM'den Zor'a çekilen şifre.

107-DH.ŞFR 66.94 (28 Temmuz 1916).EUM'den Zor'a çekilen şifre.

108-DH.ŞFR 67.220 (10 Eylül 1916).EUM'den Zor'a çekilen şifre.

109-DH.ŞFR 80.174 (17 Ekim 1917).EUM'den Urfa'ya çekilen şifre.

110-DH.ŞFR 63.119 (26 Nisan 1916).EUM'den Konya'ya çekilen şifre.

111-DH.ŞFR 65.176 (10 Temmuz 1916).EUM'den Konya'ya çekilen şifre.

112-DH.ŞFR 68.112 (24 Eylül 1916).

113-DH.ŞFR 71.12 (17 Aralık 1916).EUM'den Sivas'a çekilen şifre.

114-DH.ŞFR 63.22 (17 Nisan 1916) ve DH.ŞFR 63.40 (18 Nisan 1916)EUM'den Maraş.DH.ŞFR 63.253 (9 Mayıs 1916) ve DH.ŞFR 63.289 (11 Mayıs 1916)İAMM'den Konya,Adana,Halep,Suriye,Zor,Musul.DH.ŞFR 64.49 (17 Mayıs 1916).EUM'den Karahisar-ı Sahib.DH.ŞFR 64.51,Hüdavendigar;DH.ŞFR 64.52,Ankara;DH.ŞFR 64.105 Halep;DH.ŞFR 64.165 (31 Mayıs 1916) ve DH.ŞFR 64.167 (31 Mayıs 1916) Maraş'a çekilen şifre.

115-DH.ŞFR 72.210 (11 Şubat 1917).

116-DH.ŞFR 86.45 (3 Nisan 1918).

117-DH.ŞFR 90.25 (4 Ağustos 1918).EUM'den Ma'muretü'l-aziz ve DH.ŞFR 90.45 (5 Ağustos 1918) Van'a çekilen şifre.

---------------------------------------------------------------------------

*Fuat Dündar,"Modern Türkiye'nin Şifresi:İttihat ve Terakki'nin Etnisite Mühendisliği,1913-1918",3. bs.,İstanbul,İletişim Yayınları,2008,s.296-324.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder