22 Aralık 2011 Perşembe

Türkiye Evini Düzeltmeli/Prof.Dr. Taner Akçam*

Türkiye,bugün Fransız parlamentosunda oylanması beklenen Ermeni soykırımını inkarı suç sayan yasa tasarısı ile çalkalanırken tasarının meclisten geçmesi halinde verilecek tepki konusunda tartışmalar sürüyor.1915 olaylarının 'soykırım' olduğunu,Türkiye'nin Ermenilerden özür dileyerek tazminat ödemesi gerektiğini savunan Clark Üniversitesi Soykırım Çalışmaları Merkezi öğretim üyesi Prof.Dr. Taner Akçam ise her iki tarafın da tutumunu eleştiriyor.Radikal'e iki ülke arasında yasa tasarısı nedeniyle doğan gerilimi değerlendiren Akçam'a göre Fransa'ya,Cezayir ve Ruanda'da yaşananlara bakmasını söyleyen Başbakan Tayyip Erdoğan ile Fransa Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy arasında fark yok. Akçam,"Türkiye'deki tepkiler çok tatsız.Erdoğan'ın tavrı Sarkozy'nin tavrından hiç farklı değil.Erdoğan,Sarkozy'ye 'kendi işinle uğraş' diyor. Sarkozy de aynısını Erdoğan'a söylüyor.Her ulus kendi yediği h.ltın üzerini örtüp diğerinin yediği haltın üzerine gitmekte çok marifetli.Bu noktada Sarkozy ile Erdoğan arasında kategorik fazla bir farkın olmadığı ileri sürülebilir.Ama burada da insaflı olmak gerekir.Sarkozy ve Fransa kendisinin tarihteki hataları ile yüzleşme konusunda Türkiye'nin yüz bin fersah ilerisindedir.Ben 2000'de Fransa parlamentosunda bir toplantıya katıldım.Toplantıyı,vaktiyle,Fransa'nın Cezayir politikasına muhalefet ettiği için hapse atılmış bir entelektüel yönetti ve Cezayir'in niçin soykırım sayılması gerektiğini parlamentoda anlattı" ifadelerini kullandı.Akçam sözlerine şöyle devam etti:

Konferans İzni Var mı?

Basit bir sorum var:Erdoğan bana TBMM'nde 1915 Ermeni soykırımı konusunda konferans verdirir mi?İzin verirse eğer o zaman Sarkozy'nin seviyesine gelebilir ve moral bir haklılığa ulaşabilir derim.Başkasına çifte standart eleştirisinde bulunan birisinin önce kendisine bakması gerekir.Bugün Fransa'da gerek Cezayir gerekse Fransa'nın Ruanda'daki sorumluluğu konularında son derece ciddi yayın ve tartışmalar yapılır ve bunları yapanların arkasından kimse 'vatan haini' diye saldırıda bulunmaz.

Soykırımı inkar ahlaken kötü bir davranış olsa bile,bunun cezai suç kategorisi içinde sayılıp sayılmaması gerektiği konusunda Avrupa'da bir tartışma var.O nedenle iki ayrı hukuk yaklaşımı var.Birisi soykırım bir suçtur ve bunun ceza kanununda özel olarak yer alması gerekir der.Fransa burada başı çekiyor.İkinci eğilim ise,sorunun mevcut nefret suçları kapsamında da ele alınıp çözülmesini savunur.İsviçre bu konuda bir örnektir.

Bugün Avrupa ülkelerinde mevcut ceza kavramları esas olarak 'holocaust' (Yahudi soykırımı) ile sınırlı ama giderek çapı genişliyor.Şimdi Ermeni soykırımı ve diğer soykırımlar devreye girecektir.Ceza hukuku ancak kamu güvenliğini tehdit eden bir sorun varsa gündeme gelir.Fransa'da ileri sürülen bir argüman da 'soykırımı inkar'ın,Fransa kamu güvenliği açısından bir tehdit oluşturduğu.Bir grup hukukçu Fransa'daki aşırı milliyetçi Türk çevrelerinin veya Türk hükümetlerinin dolaylı olarak organize ettiği kişi ve kuruluşların ülkedeki Ermeni soykırım anıtlarına saldırmalarını,Fransız Ermeni vatandaşlarına yönelik nefret duyguları yayan siyasi eylemlerde bulunmasını kamu güvenliği açısından sorun görmektedirler.

Tıpkı Tarık Ümit'i Bulmamak Gibi

Türkiye şu anda soykırımı inkar ile aslında soykırıma yol açan bir zihniyeti savunmaya,bu soykırımı organize eden kurum ve kuruluşları korumaya devam ettiğini görmek zorunda.Hani Tarık Ümit'in nereye gömüldüğünü bildiği halde gidip cesedi bulmaması gibi bir durum bu...Türk kamuoyu görmek zorundadır ki,Türk hükümeti,sistemli olarak Avrupa ve Amerika'da 1915 ekseninde Ermenilere yönelik kini ve nefreti körükleyen faaliyetler organize ediyor.Türkiye'nin bu inkârcı tutumunun,onu AB'ne almak istemeyen çevrelerin elinde güçlü bir silah haline geldiği doğrudur.

Florida'ya Tatile Yollamış Olsak Bile...

Türkiye'nin inkarcı tutumu "kötü bazı politik amaçlar" için kullanılır.Verilecek cevap,"Sen de kullanılacak malzeme verme kardeşim"dir.Evini düzelteceksin,1915'i inkar etmekten vazgeçeceksin,Ermenilerden özür dileyecek ve tazminat konusunu konuşmaya başlayacaksın.Gerisi lafügüzaftır.Türkiye şu anda agresif bir tutum içinde.Açık olarak itiraf edelim kendimize,1915 yılında 1.8 milyon Ermeniye yönelik hiçbir kötü niyetimizin olmadığını,onları aslında Florida'ya tatile yolladığımızı kabul etsek bile,bugün onların mallarının üstüne oturmuş vaziyetteyiz.Bu tek kelime ile ayıptır,günahtır.

Çağıl M. Kasapoğlu'nun haberi

*Radikal,22 Aralık 2011

http://www.radikal.com.tr/Radikal.aspx?aType=RadikalHaberDetayV3&ArticleID=1073227&Date=22.12.2011&CategoryID=81

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder