20 Aralık 2011 Salı

Tehcir Kararına Götüren Süreç/Fuat Dündar

1914 "Vilayat-ı Şarkiyye Islahatı"

Yirminci yüzyıl başlarına kadar Büyük Britanya,Berlin ve Londra gibi bir dizi uluslararası konferansların önemli gündem maddelerinden biri olan Ermeni sorunu görüşmelerinde Osmanlı iktidarına destek olur.Ancak,Ermenistan'da reform talep eden,2 Haziran 1913 tarihli Rus memorandumu ile sorun tekrar alevlendiğinde,Britanya yerine Almanya,Osmanlı'nın uluslararası platformda destekçisi,hamisi olur.Nitekim 26 Haziran tarihinde Almanya,Rusya'ya bu konuda bir nota verir.Bu iki ülke arasında yapılan görüşmeler,1913 Eylülü'nde mutabakatla sonuçlanır.Yani tam 35 yıl sonra,bu anlaşma ile Ermeni sorununun çözümüne yönelik uluslararası bloklaşma kırılmıştır.8 Şubat 1914 tarihinde,Sadrazam Said Halim Paşa ve Rusya İstanbul Maslahatgüzarı Konstantin Goulkevitch'in imzaladığı "Vilayat-ı Şarkiyye Islahatı" anlaşmasına göre "altı vilayet"i ve Trabzon'u kapsayan bölgenin iki yabancı "genel müfettiş" sorumluluğuna verilmesi kararlaştırılır.(1) Uzun görüşmeler sonrası genel müfettiş olarak,Norveçli Nicolos Hoff (Van,Bitlis,Harput ve Diyarbekir vilayetleri için) ve Hollandalı M. Westenenk (Trabzon,Sivas ve Erzurum vilayetleri için) belirlenir.İki müfettiş 13 Mayıs 1914'te İstanbul'a varır ve 14 Temmuz 1914'te ıslahat anlaşmasının Takvim-i Vekayi'de yayımlanması ile görevleri resmen onaylanmış olur.

Anlaşma öncesi ısrarla yabancı devletleri işin içine katmadan bir iç çözüm bulunması yönünde Cemiyet'in Ermeni partilerine yaptığı baskılardan bir sonuç alamadığı ortaya çıkmıştır.Böylece Cemiyet,o güne kadar sıkı ilişkilerde bulunduğu Ermeni politik çevreleri ile ilişkilerini koparır.Çünkü onlar için,dış müdahale sonucu gerçekleşen bu anlaşma "onur kırıcı" bir anlaşmadır.(2) Ermenilerle ilişkiler bir daha onarılamayacak biçimde bozulmuş,karşılıklı güvensizlik artmıştır.En önemlisi de 24 Nisan 1915 sonrası politikalarının şekillenmesinde ıslahat anlaşmasında yer alan iki esaslı maddenin belirleyici olmasıdır.

Önceki bölümlerde de belirtildiği gibi,Genel Müfettişlikler'in başta gelen görevi en geç bir yıl içinde "kesin bir nüfus sayımı"nı yapmaktır.Tüm "denetimi" genel müfettişlerde olacak bu sayımın amacı,"çeşitli din,milliyet ve dillerin gerçek bir oranını" belirlemektir.Bu aslında,mevcut Osmanlı verilerinin Osmanlı yetkililerince de -sözleşmenin altında sadrazamın imzasının olduğunu hatırlatalım- kabul edilmediğinin bir delilidir.(3) Yapılacak nüfus sayımına kadar eldeki verilere göre,yerel idari birimlerin "nisbi temsil"e göre belirlenmesi,ancak Van,Bitlis ve Erzurum'da ise yarı yarıya paylaşılması kararlaştırılmıştır.Yani Osmanlı yetkilileri,kendi verilerine göre azınlık olsalar dahi,Ermenilerin yüzde 50 temsil edilmesini kabul ediyordu.Ayrıca,vilayet genel meclisleri nisbiyet prensibine göre belirlenirken idari meclislerde ise eskiden olduğu gibi Müslüman ve gayrimüslimlerin yarı yarıya yer alacağı da kararlaştırılmıştı.(4)

Aslında nüfus sayımlarının bir yıldan daha kısa sürede yapılması şartı,Ermenileri de pek memnun etmiyordu.Son yıllarda ülke içi ya da ülke dışına kaçmış bölge Ermenilerinin geri dönüp sayımlara katılması gerekiyordu.Anlaşmanın ardından Erzurum'daki politik havayı Londra'ya aktaran Erzurum konsolosu,Ermeni piskoposunun sayımın bir yıl içinde yapılmasının Ermeni nüfusunun oranının az çıkmasına yol açacağını söylediğini aktarır:

"Bu kadar kısa zamanda;zulüm ya da işsizlik yüzünden evlerinden ayrılmış olan Ermenilerin pek azı geri dönebilir ve bir yılın sonunda Doğu Anadolu'daki Ermenilerin [Armenians in Eastern Anatolia] oranı,mesela,beş yıl sonraya nazaran çok daha az olur...Nisbeten kısa bir zamanda [bile] Ermenilerin toplam nüfusa oranı doğum oranının işleyişine,Müslümanlaşmış Ermenilerin Hristiyanlığa geri dönüşüne ve büyük ölçüde,[geri] göçe bağlı olarak yüzde 30 ya da 35'lerden 50 ya da 60'a artacağını umuyor."(5)

Aslında Ermeniler,her şekilde muhacirlerin ve göçebelerin iskanına karşı çıkmaya çalışıyorlardı.Hınçak Partisi'nin Hürriyet ve İtilaf Fırkası ile yaptığı 21 Şubat 1912 tarihli anlaşmanın yedinci maddesinde de bu kaygı gözetilerek,"bundan böyle muhacirler,yerlilerin hukuk-u tasarrufiyesine halel getirilmeyerek arazi-i emiriye-i haliye üzerine iskan edilecektir" deniliyordu.(6)

Birinci Dünya Savaşı arefesinde,Islahat Reformu'nun iki temel ayağı nüfus sayımları ve Osmanlı iskan politikasının yarattığı göç sorunu,Ermeni sorununun çözümünün olmazsa olmaz noktaları olarak tasdik edilmiş oluyordu.Franz Ferdinand'a karşı düzenlenen suikast ile patlayan Dünya Savaşı,Osmanlı'nın sadece dış politikasını değil iç politikasını da değiştirmiş ve bunun en önemli etkisi Ermeniler üzerinde olmuştur.1914 Ekimi'nde Meclis-i Vükela kararıyla Ermeni ıslahat reformu iptal edilir ve iki genel müfettiş geri gönderilir.(7)

Savaş kapıdadır;bir yanda İttihatçı hükümet savaş hazırlığı yaparken,Ermeniler olası bir savaşta alacakları tavrı belirlemeye çalışırlar.İstanbul'da toplanan Milli Ermeni Kongresi,Ermeni kiliseleri temsilcisi Rahip Kapriel Cevahirciyan vasıtasıyla,Osmanlı iktidarını destekleyeceklerini beyan ederken,(8) 2-14 Ağustos 1914 tarihlerinde Erzurum'da yapılan Taşnaksutyun(9) Sekizinci Kongresi ise "tarafsız kalma"yı kararlaştırır.(10) Hınçak Üçüncü Kongresi de 21 Ağustos 1914 tarihli deklarasyonu ile herhangi bir isyan çağrısında bulunmaz,aksine,ilk hedefin Cemiyet'in dağılmasının önüne geçmek olduğu belirtilerek,savaşın "Türkiye ve [onunla] kader birliği etmiş [Ermeni] halk" üzerinde sarsıcı etki yapacağı uyarısında bulunur.(11)

Cemiyet'in o ana kadar görüşmede bulunduğu tek Ermeni partisi olan Taşnak'ın bu kongresine Hilmi Bey'in eşliğinde Bahaeddin Şakir gönderilir.(12) Taşnak ileri gelenlerine,olası savaşta yapılacak sınır ötesi operasyonda Osmanlı ve Rusya vatandaşı Taşnakçıların,Rusya Ermenilerini kışkırtmaları böylece Kafkasya'nın fethine yardımcı olmaları ve karşılığında da Ermenistan'a otonomi verileceği önerisinde bulunurlar.Ancak altı yıldan beri bu yönde hiçbir girişimde bulunmayan İttihatçılara güven kalmamıştır ve Taşnakçılar,Ermenilerin yaşadıkları ülkelere olan vazifelerini yerine getirmeleri çağrısında bulunur.Ermeni kaynaklarına göre,Taşnak'ın olumsuz cevabı Bahaeddin Şakir'i kızdırmış ve şöyle bir cevap vermiştir:"Bu bir ihanettir.Böylesine kritik bir anda,Devleti savunmayı reddedip Rusları destekliyorsunuz."(13)

Osmanlı askeri istihbaratına göre ise,Ermeni mebusu Viremyan(14) tarafından Erzurum valisine bir öneri yapılmıştır.Bu öneride,savaşa katılınması ve Kafkaslara yönelik bir sınır ötesi harekatta,Kafkas Ermenilerinin desteğini sağlama almak için Osmanlı hükümeti,Ermenilere bir Ermenistan sözü vermelidir.Ancak istihbarat yetkilisine göre bu teklif bir taktiktir.Bu sayede der,Osmanlı zaferi durumunda milli hedeflerini garanti altına almak ve takiyye yaparak Ermeni gizli teşkilatlarını hükümetin "takip ve soruşturmalar"ından korumak istemektedirler.(15)

Hem Ermeni hem Osmanlı kaynaklarına göre şekli,yeri ve içeriği değişse bile,İttihatçılar ve Ermeni ileri gelenleri arasında bir dizi görüşme yapıldığı ve teklif ne olursa olsun uzlaşmanın sağlanamadığı da kesindir.Bu,yeni savaş hali içinde Taşnakçılar ile İttihatçıların ortak noktalar belirlenmesi yönündeki son çabadır.Bu anlaşmazlık Osmanlı için hayati önem taşıyan,doğunun kapısı kabul edilen diğer yandan Ermeni milliyetçiliğinin kalesi sayılan Erzurum'da yaşanmaktadır.Üstelik Erzurum,Bahaeddin Şakir'in kontrolünde bir ildir.Britanya konsolosu şöyle devam eder:

"O [Bahaeddin Şakir],burada Müslüman Türk şovenizmi politikası izliyor.Arada sırada sınır köylerinde kısa turlar yapıp Müslüman köylülere vaaz veriyorlar.Son iki üç haftada pek çok Ermeni askeri ebediyen silahsızlandırıldı ve kürek işine verildi.Hükümet Ermeni askerlerin Rusya ile savaşmaya istekli olacağından şüpheli.Kafkasya'da Ermenilerin silahlı birlikler oluşturduklarını ve [Ermenilerin] katli halinde Türkiye'ye gireceklerini duydum."(16)

Ermeni Partilerin Takibi ve "İsyancıların" Hareketsiz Kılınması

Erzurum görüşmelerinin tıkanmasının ardından,Ermeni partilerin takibi ve önde gelen militanlarının etkisizleştirilmesine gidilir.EUM [Emniyyet-i Umumiyye Müdiriyyeti]'nin 6 Eylül 1914'teki genel talimatı ile tüm vilayet ve sancaklar Ermeni partileri ve faaliyetleri konusunda uyarılır:

"Öteden beri siyasi emeller peşinde koşan ve Osmanlılık aleyhinde fesat ve melanet yayınlardan geri durmayan Ermeni siyasi fırkaları reisleri ile komite sergerderlerinden orada bulunan şahısların hal ve hareketlerini takib ve tarassud [gözetleme] ettirilerek icabında vuku bulacak tebligata tevfikan hareket olunması."(17)

Savaş hazırlığı sadece komitacılarla sınırlı kalmaz.Takip ve arama bahanesiyle sivil halk rahatsız edilir.Baskılar öyle bir dereceye varır ki,Talat Paşa 10 Ekim 1914 tarihli şifresinde yerel yöneticileri uyarmak zorunda kalır:

"Şimdilik bununla yetinilerek fazla tazyikat [baskı,zorlama] ve taharriyattan [aramalar] sarfı nazar olunması ve mamafih [öyle olmakla birlikte] Ermeniliğe ait tahrikat ve telkinata meydan verilmeyerek müteyakkız bulunması."(18)

Bölgenin savaşa hazırlanması kapsamında,yabancı şahsi ve tüzel kişiliklere ait -özellikle Ermeniler için açılmış- okul,hastane gibi kurumlar kapatılır.Bu kurumların yetkilileri ve diğer misyonerler 31 Ekim'de bölgeden uzaklaştırılırlar.(19) Ayrıca ülke dışı yapılacak iletişimleri engellemek için,Ermeni dinsel-sivil kurumlarında ve hanelerinde bulunan,başta telgraf cihazları olmak üzere,tüm iletişim araçlarına el konulur.(20)

Bir taraftan merkezi bir takip ve kovuşturma yapılırken taşrada Ermeni politikası,yerel yöneticiler tarafından -Talat Paşa'nın kendilerine bir dereceye kadar verdiği karar ve eylem inisiyatifiyle- "yerel ihtiyaçlar"a göre belirleniyordu.18 Kasım 1914 tarihli şifre ile Erzurum valisi
İstanbul'dan şöyle bir emir alır:"Ermeniler hakkında kesin bir talimat verilinceye kadar gerekli tedbirlerin alınması gerektiği."(21)

Ardından,Van'a çekilen bir benzer şifreden,İttihatçı hükümetin,Ermeniler hakkında kesin ve genel bir karar alma sürecinde olduğu anlaşılır:

"Van vilayetine,şifre
[...] Ermeniler hakkında kati talimat verilinceye kadar muhitin icabatı,fakat hakimane bir surette tatbik ve icra olunmalıdır."(22)

Sarıkamış askeri operasyonu bir diğer önemli takvimdir.Bu operasyon sırasında Osmanlı ordusu,Rus ordusu saflarında yer almış çoğunluğu Rus vatandaşı ve az miktarda Osmanlı Ermenisini karşısında bulmuştur.(23) Güç olarak ciddi bir tehdit oluşturmamasına rağmen Rus saflarındaki Ermeni askeri varlığı,İttihatçıların kendi savaş stratejilerinden kaynaklanan abartılı bir paniğe sürüklenmelerine yol açar.Zira,Kafkasya ötesine salınmış Kürt ve Türklerle,Rusya tarafındaki Müslüman nüfusun kışkırtılmaya çalışılması hedeflenmişken,şimdi bir grup maceracı Ermeni'nin tüm Ermenileri rahatlıkla kendilerine karşı kışkırtacağı endişesi ile karşı karşıyaydılar.Sarıkamış operasyonunun beşinci günü EUM tarafından,"şer olmaları melhuz bulunan" ve "kendilerine itimat kalmamış olan",polis,komiser ve memur Ermenilerin görevlerine son verilmesi emri verilir.(24)

Sarıkamış hezimeti (10 Ocak 1915),ordunun ne kadar -özellikle Rus ordusu karşısında- zayıf olduğunu açığa çıkarmıştır.Almanya'nın yanında saf tutmak bile,iki yüzyıllık Rus tehdidini bertaraf etmemiş,üstelik ciddi bir askeri kayba da neden olmuştur.Konumuz açısından en önemli sonucu ise,bölgedeki Ermeni nüfusun bir tehdit,ciddi bir tehdit,olarak algılanmasına yol açmasıdır.Savaş,artık sadece iki ordu arasında değil,nüfusun hesaba katıldığı bir savaş halini alacaktır.Osmanlı istihbarat birimleri Ermeni toplumuna yönelik istihbarat faaliyetlerini yoğunlaştırır ve takibat artırılır.Ele geçen Ermenice,Fransızca,Rusça evraklar "muhtemel bir ihtilal" işareti sayılır.Ve tüm vilayetler ve sancaklar bu yönde uyarılır.(25)

Aslında,İstanbul'da Talat Paşa'nın eşgüdümünü yaptığı üç farklı bölge,üç farklı bağlam ve bunun sürüklediği üç -ayrıntılarda- farklı politika sözkonusudur.Kronolojik olarak,Erzurum bölgesi,ardından Adana-Halep bölgesi ve son olarak Van bölgesi belirleyici olacaktır.İlk bölge,Bahaeddin Şakir'in tam kontrolündeki Erzurum'dur.Kendisinin bölgedeki gayriresmi misyonundan dolayı,yaptığı çalışmalarla ilgili resmi belgelerde izine rastlamak neredeyse imkansızdır.Ancak,dönemin diğer önemli şahsiyetlerinin bugüne kalan anıları,Bahaeddin Şakir'in sadece bölgede değil,genel olarak Ermeni olaylarındaki belirleyici rolünü açığa çıkarmaktadır.

İkinci bölge Adana-Halep bölgesi olup,stratejik önemi Ermeni bölgelerine en yakın kıyı bölgelerini içermesidir.Ayrıca,üç Müslüman halkın etnografik sınırlarının kesiştiği (Arap,Kürt ve Türk) noktada yer alması ve tam ortasında Ermeni tarihine ölümsüz mitler yaratan Zeytun ve Dörtyol gibi Ermeni bölgelerini içermesidir.Üstelik,İngiliz siyasi gözlemcinin ifadesiyle,bölge diken üstündedir;"Nisan 1909 Adana'da yaşanan trajik olaylar,doğal olarak... her iki tarafta da derin izler bırak[mıştır]."(26) Balkanlar'ın kaybından sonra bölgede görülmeye başlanan İttihatçı çeteler yüzünden,bölgede zaten varolan Ermeni-Müslüman gerilimi katmerlenmiştir.Başlarını İttihatın meşhur tetikçisi "Yakub Cemil ve Mafacı Süleyman'ın çektiği" çeteler bölgede saldırılar düzenlemeye başlamış,bunun karşısında ise çoğunluğu asker kaçağı olan,Ermeni çeteleri yer almıştır.İttihatçı çetelerin bölgedeki yığılması bir rastlantı değildi,Makedonya tecrübesine sahip İttihatçı çeteler 1909'un rövanşını almak için fırsat bekliyorlardır:

"Bu felaket senesinden beri,güvensizlik devam ediyor,özellikle burada Hristiyanların kendilerini savunarak katlleri durdurmayı başardıkları yer olan Dörtyol'da;bunlar [İttihatçılar] kaçınılmaz bir intikam tasarlıyorlar."(27)

Bölge,böylesine istim üzerinde iken Birinci Dünya Savaşı başlar.Düşman kuvvetlerin bölge kıyılarına çıkarma yapma olasılığı ve en önemlisi de Cemal Paşa'nın Dördüncü Ordu'nun kumandanı olarak atanmasıyla bu bölge 24 Nisan'a giden süreçte önemli rol oynayacaktır.

Sarıkamış'takine benzer bir umutla hazırlanmış askeri operasyon olan Süveyş Kanalı Harekatı,aynı şekilde bir hüsranla sonuçlanır.2-3 Şubat 1915 tarihli bozgun sonrası kuzeye,karargahına çekilme için Cemal Paşa yola koyulur.Şubat ortalarında Ermeni yerleşim yerleri olan Zeytun ve Dörtyol'da ardısıra olaylar patlak verir.Sarıkamış'takine benzer gelişmeler burada yaşanır.Nasıl hezimet sonrası doğu bölgesindeki Ermeni nüfusu hedefe alındıysa,bu bölgede de aynı süreç devrededir.Alman askeri savaş stiline uygun yıldırım saldırıları ile Rus ve İngiliz ordusu çökertilmeye çalışılmış ama büyük hezimetler sonrası bölgedeki "sivil nüfus" hedef haline gelmiştir.Cemal Paşa,önce Dörtyol'da düşman denizaltılarına ihbarda bulundukları gerekçesiyle,ardından Zeytun'da Ermeni asker kaçaklarını takip bahanesiyle,Ermeni nüfusunu hedef alan operasyonları başlatır.Zeytun dağlarına,bireysel kararlarla -örgütsel değil- askerden kaçıp sığınmış Ermeniler,bir dizi çatışmaya yol açar.Ayrıca,asker kaçkınlığı sadece Ermeniler arasında değil Türkler arasında da oldukça yoğundur.(28)

Akdeniz kıyısındaki Dörtyol,düşman gemilerinin olası çıkartmaları için elverişli bir nokta olarak değerlendirilir.Şubat 1915'te birkaç yerli Ermeni'nin düşman denizaltılarına bilgi sızdırdığı gerekçesiyle operasyon başlar.(29) Denizaltılara ihbar bir tetikleyici neden olsa bile bunun gerisinde,tüm kıyıları gayrimüslimlerden arındırmak,böylece düşman çıkarmalarına karşı Anadolu'nun kıyılarına sadık unsurları yerleştirmek yönündeki İttihatçı politika vardır.

Zeytun ve Dörtyol'da çatışmalar sürerken Cemal Paşa,26 Şubat 1915 tarihli şifresinde Talat Paşa'ya,direnen Ermeni ailelerinin bölgeden uzaklaştırılması önerisinde bulunur.2 Mart tarihli cevap ile Ermenilerin "belirtilen mevkilere sevkleri" kararlaştırılır ve "ihtilal ve isyanı intaç edecek ahval vukuna meydan bırakmamakla beraber Ermenilerin harekat ve faaaliyetleri tezayüd eden menatıkda son derecede şiddet ve süratle hareket olunmak ve her vakayı müessir ve kati vesait ile mahallinde esbabı vukuyla birlikte imha etmek icap eder."(30)

Bu şifrede verilen emrin en can alıcı ifadesi "sebepler"dir.Çok muğlak bir ifadedir bu."Sebep" kapsamına neler/kimler girebilir?Bunu değerlendirmek hem bizim için ve hem de emri alanlar için çok zordur.Çünkü sadece,"silahlı" olanların ya da "direnenler"in imhası değil,"sebepler"iyle birlikte imha emredilmektedir.

Zeytun'daki olaylara geri dönersek,Ermeni direniş tarihinin "beşiği" olarak Ermeni tarihyazımında yer edinen bu bölge,sarp dağları ile yıllardır Osmanlı iktidarına direnenlere,özellikle gayrimüslimlerin 1910'dan sonra askerliğe alınması sonrası asker kaçaklarına,sığınak olmuştur.1915 Şubat sonunda,bölgedeki asker kaçaklarını hedef alan operasyon başlar.

Daha,önce belirtildiği gibi asker kaçaklığı,tüm Osmanlı tebaası arasında rastlanan ve Birinci Dünya Savaşı sırasında da oldukça yaygınlaşan bir durumdur.1913 Darbesi sonrası asker kaçaklarına eskisi gibi anlayış gösterilmeyeceği ve üzerlerine kararlılıkla gidileceği kararı alınmış ve akabinde Zeytun çatışmalara sahne olmuştu.Halep piskoposuna göre,askerden kaçma kişisel bir tercih olup,"İttihatçı hükümetin savunduğu gibi politik bir karar" sonucu ortaya çıkmış değildi.Asıl sebep,askere alınan Ermeni gençlerinin çölümsü bölgelerdeki taburlara gönderilmesi ve özellikle gavur,hınzır (domuz) gibi kişilik onurlarını ve dinsel inançlarını aşağılayıcı söz ve davranışlara maruz kalmalarıydı.(31) Ancak,askerden kaçma siyasi bir karar,Ermeni siyasi cemiyetlerinin aldıkları bir karar üzerine gerçekleşmediyse bile,asker kaçakları Zeytun'da bir askeri güç haline gelip Ermeni köylerini,aralarında İttihatçı çetelerin de bulunduğu "Türk ve Çerkez çeteler"ine karşı koruma misyonunu kendilerine biçmişlerdi.(32)

Hangi taraf haklı olursa olsun,Cemal Paşa'nın bölgedeki asker kaçaklarına yönelik Şubat ayındaki harekatı bir dizi çatışmaya yol açar.(33) Süveyş Kanalı operasyonunun mağlup komutanının,başka bir yenilgiye tahammülü yoktur.Bu küçük bölge için çok kalabalık bir askeri birlik -Johannes Lepsius'a göre,4 ya da 6 bin kadar- Mart başında Halep'ten gönderilir.(34) Ayrıca Müslüman çeteler de bu operasyona katılırlar.(35) Birlikler bölgeye ulaştıkça,diğer bölgelerdeki asker kaçakları da sarp Zeytun dağlarında kümelenirler.Her iki taraftaki sayıca çoğalma,çatışmaların şiddetini ve coğrafi yayılımını artırır;her iki taraftan kayıplar onlu rakamlarla ifade edilecek bir boyuta ulaşır.(36)

Artık iş sıradan bir asker kaçağı operasyonundan çıkmış,her iki taraf için yeni adlandırmaları hakedecek bir boyuta ulaşmıştır.Osmanlılar için artık sözkonusu bir isyandır;Ermeniler için ise İttihatçıların önceden aldıkları Ermenilerin imhası kararının ilk adımıdır.Bahaeddin Şakir'in Erzurum'u ve Cevdet Bey'in Van bölgesi savaş alanı olduğu için daha ciddi çarpışmalara sahne olsa bile cepheden oldukça uzakta bulunan Zeytun-Dörtyol'daki operasyonlar ve özellikle sürgünler ciddi bir etki yaratacaktır.İstanbul'daki Ermeniler açısından cepheden uzak olan Dörtyol ve Zeytun gibi yörelerdeki kitlesel sürgünlerin,İttihatçı imha siyasetinin ilk adımı olmak dışında başka bir izahı yoktur.İstanbul ve akabinde bu sürgünlerden haberdar edilen Ermeni partilerinin yurtdışı komitelerinde büyük korku başlar.Osmanlı karşıtı güçlere bir dizi isyan/işbirliği teklifi yapmaya başlarlar.20 Şubat 1915'te,Taşnak Bulgaristan temsilciliği Britanya Savaş Karargahı'na (War Office),20 Ermeniden oluşturulacak birliklerin Kilikya kıyılarına çıkması teklifinde bulunur.Teklif net bir biçimde reddedilerek,"Plan uygulanabilir değildir ve Ermeni komitesini cesaretlendirmekten sakınmalısınız" cevabı verilir.(37) Benzeri bir teklif,"The Assembled Armenian Committees of Europe" tarafından,"Ermeni halkının kesinlikle Türk boyunduruğundan kurtarılması arzusu"yla 21 Nisan 1915'te(38) İngiliz Dışişleri Bakanı Sir Edward Grey'e iletilir.Ardından dünyanın dört bir tarafındaki Ermeniler (Kanada,(39),Mısır,(40),Norveç,(41),ABD(42)) gönüllü birlikler oluşturarak İtilaf Devletleri safında savaşa katılma teklifinde bulunurlar.Ama tüm bu teklifler,Osmanlı Ermenilerinin zarar göreceği kaygısıyla Büyük Britanya Savaş Karargahı (War Office) tarafından net bir biçimde reddedilir.

Bu sırada,Enver,Talat ve Cemal Paşa arasında bir dizi şifreli görüşme yapılmış,ardından ilk sürgün kararı 8 Nisan 1915'te Cemal Paşa tarafından verilmiştir.(43) Cemal Paşa,Enver Paşa'ya gönderdiği ve sürgün yerinin Konya olarak belirlendiği şifrede,"Zeytun ve Maraş'ta ikameti muzır olanların Konya'ya gönderilmesi zaruri" olduğu "aksi halde düşmanın [yani Ermeniler!]" bu bölgedeki mevcudiyeti halinde sırf asayiş maksadıyla bu taraflarda "birçok kuvvet bulundurmaya mecbur kalacağı"nı vurgular.(44)

Ailelerin sürgün kararıyla artık Ermenileri kaçak askerlere yönelik küçük çaplı takip olayı şeklinde inandırmak mümkün değildir.Ermeni sivil halk,büyük bir korku ile makus kaderi beklemektense direnişçilerin saflarına katılır.(45) Sürgünler arttıkça direnişlerin çapı genişler;olaylar "sürgün-direniş-sürgün" şeklinde kör bir sarmala girer.Elli ailelik ilk konvoyu birkaç gün sonra altmış ailelik başka bir sürgün izler.Ve ardından Zeytun papazının dediği gibi "bir mahallenin ardından diğer mahalle,birbirini ardısıra izleyerek" sürülürler.(46) Sürgünün sadece isyancı ailelere değil Zeytun'u boşaltmaya yönelik olduğu yönünde Ermeni inancının da,içi boş bir kuruntu olmadığı bir süre sonra ortaya çıkar.Nitekim Nisan ortası,bölge kısmen boşaltıldıktan sonra Zeytun sorununu çözmek için bölgeye Müslüman muhacirler iskan amaçlı gönderilir.Cemal Paşa Ayintab'da bekleşen muhacirlerin Zeytun'daki boş Ermeni hanelerine iskanını talep eder,ayrıca bunun insani değil "siyasi nedenlerle" bir iskan olacağını da belirtir.Ancak İAMM [İskan-ı Aşair ve Muhacirin Müdüriyeti] tereddütlüdür;"Zeytun kasabası ziraate gayri salih olduğundan orada muhacir iskan edilip edilmeyeceğin"den kuşkuludur.(47) Bir süre sonra müdürlük Cemal Paşa'ya,Zeytun'da muhacir iskanı ile ilgili görüşlerini iletir.Aşağıya tamamını aldığım bu şifre Ermeni tehcirinin asıl nedenlerinden birini oluşturmaktadır:

"Dördüncü Ordu Kumandanlığı'na şifre
Ayintab'daki muhacirinin Zeytun'a sevklerine da'ir taraf-ı kumandanilerinden verilen emr üzerine sevkiyata başlandığı Haleb Vilayeti'nden bildiriliyor.Zeytun ve havalisi taşlık ve zira'ate gayr-i salih bulunduğundan orada muhacir iskanı kabil olmadığı gibi bir lüzum-i siyasi üzerine sevk edilse bile bi'l-ahere firar edecekleri bedihi olduğundan"(48)

Böylece,on yıllardır hep gündemde olan ama dış baskılar ve iç direnişlerden dolayı bir türlü hayata geçirilemeyen,Ermeni sorununun çözümü için -en azından bazı bölgeler için- nüfus dokusuna müdahale projesi devreye sokulmuştur.(49) Savaş öncesi Rum bölgelerinin kısmen boşalmasına sebep olan muhacir iskanı,şimdi Zeytun ve Dörtyol için devrededir.Said Halim Paşa'nın,Avusturya-Macaristan Büyükelçisi Markgraf Pallavicini ve Alman yetkilisi Prens Hohenlohe'ya yaptığı açıklama,Şubat ayında başlayan asker kaçaklarını takip operasyonunun,aslında bölgeyi Ermenisizleştirme projesinin bir ilk adımı ve bahanesi olduğunu itiraf niteliğindedir.Sadrazam kendisine Ermeni olaylarının asıl nedenini sormaya gelen müttefik devletler yetkililerine şöyle hitap eder:

"Bu yerleştirme meselesi,harp halinde olunduğu için gerekli görülmüştür.Ayrıca son yıllarda Türklerin elinden çıkan vilayetlerden (Makedonya,Batı Trakya ve Trablusgarp) Anadolu'ya göç eden Müslümanların yerleştirilmeleri konusunu da düşünmek gerekir."(50)

Aynı şekilde Diyarbekir valisi Dr. Reşid Bey de Ermeni tehcirinin sebeplerinden birinin muhacirlere yer açmak olduğunu vurgulayacaktır:

"Gelelim Ermeni Emvali meselesine:..Sevkolunan Ermenilerin hanelerini derhal tahliye edip sokaklarda,bahçe aralarında ve mezarlıklarda sürünen ve hastalıktan kırılan mültecilerin derhal iskan edilmeleri lazımdı."(51)

Bir İttihatçı Korku:Ermeni-Kürt İttifakı

İttihatçıları 24 Nisan'a götüren diğer nedenlerden biri de,Ermeni ve Kürt milliyetçi çevreler arasındaki olası -küçük ve cılız olmakla birlikte- bir ittifaktan duyulan korkudur.Ermenilerin ve Kürtlerin ezici bir çoğunluğu oluşturduğu bir bölgede,bu iki unsur arasında kurulacak bir ittifak Osmanlı'nın doğusunda tüm otoritesini tamamen yitirmesi anlamına gelmekteydi.(52) İttihatçılar Balkan Savaşı sırasındaki Arnavut isyanının Balkanlar'ın kaybında ne derece etkili olduğunu unutmamışlardır.Tarihsel tecrübe,İttihatçı iktidarın gözünde bu olası ittifak çabasının gerektiğinden daha fazla büyütülmesine yol açan bu endişe İttihatçı korku kümesinin bir elemanı olmuştur artık.Doğu halklarının böylesi bir ittifak olasılığı,sadece Kürdistan ve Ermenistan'ın kaybına değil,aynı zamanda Arap topraklarının da kaybına yol açabilecekti.(53) Anadolu'ya saçılmış Ermeni nüfusuna kıyasla,Kürt nüfusu bölgede daha yoğundu ve bu da Kürt korkusunu artıran bir demografik etkendi.(54)

Birinci Dünya Savaşı'na katılma yönünde İttihatçıların fikrinin şekillendiği ve doğuda savaş öncesi hazırlıkların yapıldığı günlerde,bu korku daha da öne çıkacaktı.İstanbul,Kürt ve Ermeniler arasındaki olası bir ittifakı soruşturmak maksadıyla bölgenin valilerinden bu yönde istihbarat iletmelerini istemiştir.Bitlis valisi 26 Ağustos 1914 tarihli şifresinde,bölgedeki Ermenilerin şimdilik bir isyan hazırlığında olmadığını belirttikten sonra,İstanbul'un diğer kaygısını doğrulayan şu ifadelere yer verir:

"... Yalnız bütün kıta-i askeriyenin,jandarma kuvvetlerinin hududlara sevkiyle buraları tamamen boş bırakılırsa Ermenilerin cahil Kürdlere musallat olarak Kürdleri kendi leyhlerine celb ile bir vak'a ihdasına çalışmaları müsteb'ad değildir [ihtimal dahilindedir]..."(55)

1915 Mart ayının ortalarında,Ermenilere karşı genel politikanın tartışıldığı,Zeytun olaylarının coğrafi olarak yayıldığı bir dönemde,Talat Paşa tekrar bölge valilerine bu yönde olası gelişmeleri sorar.Van,Bitlis ve Erzurum valilerine çekilen şifrede,Ermeni-Kürt ittifakının olası olduğu uyarısını tekrarlayarak:

"Van,Bitlis,Erzurum Vilayetlerine,şifre,mahrem
Ermenilerin ba'zı mahallerde müsta'idd-i iğfal olan Kürdlerle birleşerek hükümete karşı hareket etmek ihtimali mevcud ve mahsus [hissedilen] bulunduğundan vilayet dahilinde bu suretle bir fa'aliyyet ve hareket ihtimali olub olmadığının iş'arı."(56)

Van valiliğini vekaleten yürüten Cevdet Bey'e gönderdiği diğer bir telgrafta ise Talat Paşa olası ittifakın mimarlarının ortak bir anlaşmaya vardıklarını bildirir:"Bedirhani Kamil ve [Karekin] Pastırmacıyan [Armen Garo]'ın müşterek beyannameleri de bu ihtimali mü'eyyid bulunduğundan fevkalade müteyakkız" olunmalıdır."Bilhassa Hüseyin Paşa ile bu kabilden bazı rü'esanın yakınen takib-i ahval ve harekatıyla" en ufak bir şüphede "derhal tavkif ve teb'idleri"ni emreder.(57)

Nitekim Mayıs ayının ortalarında dahi,Van'daki Ermeni direnişin isyan halini aldığı günlerde,Kürtlerin isyan etme olasılığından bahsedilmektedir.Emniyet-i Umumiye,Van vilayeti ve civarında Kürtlerin bir "Kürt konferansı" düzenlemeye çalıştığı ve isyan hazırlıklarına giriştiği istihbaratı alındığından bahsetmekte ve ilgili valileri "çıkması muhtemel bir Kürt ayaklanmasının engellenmesi için askeri tedbirler alınması" yönünde uyarmaktadır.Ayrıca bu amaçla,"güvenilir [Kürt] aşiretlere silah verilerek" yedek kuvvet oluşturulmasını emreder.(58)

Anadolu'nun doğusunda olduğu gibi,Anadolu'nun içlerinde de -özellikle Kürt Alevi bölgelerinde- bazı Kürt ve Ermeni gruplar arasındaki ittifaklar Osmanlı istihbaratınca yakın takibe alınır.Mart ayının sonlarına doğru Malatya civarında,Muhammed Ali'nin liderliğindeki bir Kürt "eşkiya" grubu ile Ermeni asker kaçaklarının oluşturduğu çetenin birlikte hareket ettiği haberi alınır.(59) Öte yandan,"binlerce Ermeninin sığındığı ve beslendiği" bölge olarak nitelenen Dersim'in kaymakamı,"fırsatdan istifade ile ihtilale cür'et eden" Ermenilerin,"Kürdlerin mine'l-kadim meşhud [evvelden sabit] olan çapulculuk ve ihtilalciliklerinden istifadeye" çalıştıklarını ihbar eder.Kaymakama göre bu iki grup aralarında ittifaktan da öte,"... birbirine karşı akrabalık derecesinde bir münasebet" kurmuşlardır.Bölgedeki bu "akrabalık derecesindeki" ortaklığın bozulması ve Kürtler ile Ermeniler arasına nifak sokulması için Teşkilat-ı Mahsusa'nın işe koşulmasını merkezden talep eder:"Teşkilat-ı Mahsusaca da lede'l-hace ittihaz-ı tedabire tevessül edilmek üzere."(60)

Bu telgraftan sadece birkaç ay sonra,Ermenilere yönelik kitlesel katliamların başladığı günlerde,Kürtleri büyük bir korku sarar,İttihatçı projenin kendilerini de kapsayacağı düşüncesi hakim olur.1915 Temmuzu'ndan itibaren,Erzurum'dan Diyarbekir'e Bitlis'ten Dersim'e,tüm Kürtler arasında;"[Türklerin] Ermenileri mahv itdikten sonra Kürdleri de imha ideceğine dair" bir söylenti dolaşır.Kürtlerdeki bu can korkusu,karşı kampta politik korkuyu doğurur.İttihatçılar,Kürtlerin bu korkusundan korkar.Nedeni de yine Talat Paşa'nın şifresinde saklıdır.Talat Paşa "ve aşairin yekdiğeriyle [???] [okunamadı ama 'kavgayı' olabilir] bırakarak birleşmekde olduğu"nu belirterek,bu tür söylentilerin bir an önce ve "katiyen tekzib" edilmesi ve "Kürtler arasındaki teheyyücanı men" edilmesini emreder.(61)

Bu faktörlerden sonra şimdi 24 Nisan kararı ve sonrasında tehcirin önemli etaplarına bakalım.Tehcir için dört önemli tarih verilebilir:İlki 24 Nisan 1915 olup çöllere ilk sürme kararı;ikincisi 9 Mayıs tarihli,Van,Bitlis ve Erzurum'un kısmi olarak boşaltılması kararı;üçüncüsü 23 Mayıs 1915,kıyı ve Rus sınır bölgelerindeki altı vilayetin boşaltılması kararı ve sonuncusu da 21 Haziran tarihli emir olup artık lokal ve bazı vilayetlerle sınırlı olmaktan çıkıp,çoluk çocuk,zengin,fakir,"istisnasız tüm Ermenilerin" sürülmesi kararıdır.

***

1-Reform,İçişleri Bakanı Talat Paşa tarafından onaylandıktan sonra,25 Mayıs 1914'te resmi gazetede yayımlanarak yürürlüğe girer.Metnin Türkçe tam metni için iki farklı çeviri vardır;Esat Uras,Tarihte Ermeniler ve Ermeni meselesi,Ankara,1950,s.401-404 ve Cemal Paşa,Hatırat 1913-1922,s.373-376.

2-Rober Koptaş,"Zohrab,Papazyan ve Pastırmacıyan'ın kalemlerinden,1914 Ermeni reformu ile İttihatçı-Taşnak müzakereleri",İmparatorluğun Çöküş Döneminde Osmanlı Ermenileri:Bilimsel sorumluluk ve Demokrasi sorunları Konferansı'nda sunulan bildiri,24-25 Eylül 2005,Bilgi Üniversitesi,İstanbul.[Bildirinin yayımlanmış hali için bkz. Rober Koptaş,"Zohrab,Papazyan ve Pastırmacıyan'ın kalemlerinden,1914 Ermeni Reformu ile İttihatçı-Taşnak müzakereleri",Tarih ve Toplum Yeni Yaklaşımlar,no.5,Bahar 2007,İletişim Yayınları,s.159-178].

3-FO (Foreign Office)195/2457,s.136.

4-FO 195/2457,s.137.

5-FO 195.2456,s.113,Erzurum konsolosu,25 Şubat 1914.

6-Ali Birinci,Hürriyet ve İtilaf Fırkası,İstanbul,Dergah,1990,s.276.

7-MVM (Meclis-i Vükela Mazbataları) 237.209.

8-Esat Uras (1950),a.g.e.,s.589-590.

9-Ermeni Devrimci Cemiyetleri Federasyonu,1890'da Kafkaslar'da kurulur.

10-Arsen Avagyan ve Gaidz F. Minassian,"İttihat ve Terakki Cemiyeti ile Ermeni Siyasi partileri arasındaki ilişkiler",Ermeniler İttihat ve Terakki:İşbirliğinden Çatışmaya,(ed.) Rober Koptaş,İstanbul:Aras,2005,s.131.Uras'a göre bu kongre Haziran 1914'te olmuştur,bkz. Esat Uras (1950),a.g.e.,s.589.

11-Arşiv Belgeleriyle Ermeni Faaliyetleri (1914-1918),cilt IV,Ankara:Genelkurmay Basımevi,2005,s.627.

12-Hilmi Bey,Filibe doğumlu,Ocak 1914'te Erzurum'a İTC şubesini kurmak için gönderilir,FO 195.2457,s.494.

13-Gaidz F. Minassian,"Les relations entre le CUP et la FRA a la veille de la Premiére Guerre mondiale d'aprés les sources arméniennes",Revue d'histoire arménienne contemporaine I (1995),s.45-99.

14-Onnig Tertsagyan Vramyan,Van Taşnak mebusu.

15-Erzurum'daki Ermeni milliyetçileri aktiviteleri konusunda Şükrü tarafından yazılan belge (ATASE,1/2,113,4,cl.528,d.2061,n.21,21-18) için bkz. Documents sur les armeniens,Présidence du conseil direction générale de la presse et de l'information,[Ankara],cilt 2,s.44.

16-FO 371/2146,conf. 70 602,14 Ekim 1914 tarihli Erzurum'dan gönderilen J.H. Monahan imzalı mektup.

17-DH.ŞFR (Dahiliye Nezareti Şifre Kalemi) 44.200 (6 Eylül 1914).

18-DH.ŞFR 45.237 (10 Ekim 1914).

19-DH.ŞFR 46.119 (31 Ekim 1914).EUM (Emniyyet-i Umumiyye Müdiriyyeti)'den Erzurum,Trabzon,Van,Bitlis,Ma'muretü'l-aziz,Diyarbekir,Musul'a çekilen şifre.

20-DH.ŞFR 47.60 (17 Kasım 1914).EUM'den Van'a çekilen şifre.

21-DH.ŞFR 46.303-1 (18 Kasım 1914).EUM'den Erzurum'a çekilen şifre.

22-DH.ŞFR 47.236 (29 Kasım 1914).EUM'den Van'a çekilen şifre.

23-Ermenilerin yaşadıkları ülkenin vatandaşlık görevlerini yerine getirmeleri yönündeki Taşnak kongresi kararı gereği,Kafkas Ermenileri de Rus ordusunu desteklemek amacıyla Tiflis'te çok farklı yerlerden gelen Ermenilerden gönüllü birlikler oluşturmuştur.Başta dörtken ardından yediye yükselen gönüllü birlikler 400 kişiden oluşup en önemlisi Antranik komutasındaki 1.200 kişilik birlikti,bkz.Minassian (1995),a.g.m.

24-DH.ŞFR 48.166 (26 Aralık 1914).EUM'den Erzurum,Van ve Bitlis'e çekilen şifre.

25-Örneğin DH.ŞFR 50.127 (28 Şubat 1915).EUM'den Edirne,Ankara,Aydın,Halep,Bolu,Kayseri ve Karahisar-ı Sahib'e çekilen şifre.

26-FO 371/1773,CP.19328,24 Nisan 1913.

27-FO 371/1773,CP.16736,Adana'dan bir Ermeni'nin mektubu.

28-James Bryce,Arnold Toynbee,The Treatment of Armenians in the Ottoman Empire 1915-1916:Documents Presented to Viscount Grey of Fallodon by Viscount Bryce,(ed.) Ara Sarafian,Gomidas Institute,2. bs.,2005,s.626.

29-Şubat sonuna doğru,üç Ermeni'nin düşman gemilerine kaçtığı istihbaratı verilir;bkz. Askeri Tarih Belgeleri Dergisi,cilt 85,belge no.2000.

30-DH.ŞFR 50.141 (2 Mart 1915).EUM'den Adana'ya çekilen şifre.

31-Halep piskoposunun 12 Nisan 1913 tarihli raporu için bkz. FO 371/1773,CP-20326.

32-FO 371/1773,CP-19328,24 Nisan 1913.

33-Yabancı gözlemcilerin raporları için bkz. Bryce-Toynbee,a.g.e.,s.489-491.

34-Johannes Lepsius,Archives du génocide des Arméniens:recueil des documents diplomatiques allemands,çev. Marie-France Letenoux,Paris:Fayard,1986.(http://www.imprescriptible.fr/documents/lepsius/p3c2.htm)

35-Bu çetelerden bir kısmı Talat Paşa tarafından ödüllendirilir.DH.ŞFR 55.197 (24 Ağustos 1915).EUM'den Maraş ve Dördüncü Ordu'ya.

36-FO 371/2489,CP.82061:Sofya Ermenisi,Mgirdiç Nercecian'ın 18[?] Mayıs 1915 tarihli mektubu:"Zeytun bölgesinde Ermeni halkı devlet otoritelerine karşı isyan halindedir.Bölgedeki cemiyetimiz,durumu kontrol etmektedir,silah taşıyabilecek tüm erkekler silahlandırıldı...Toplu katliama uğrama korkusu,halkı kendini savunan asi çetelerin saflarına katılmaya itiyor...Ve İngiliz Fransız gemilerinin Çanakkale'deki başarıları arttıkça,Türklerin Ermenilere karşı zalimliği artmaktadır..."

37-FO'den Sofya'daki Sir H.Bax-Ironside,12 Mart 1915 tarihli şifre,FO 371/2484,CP.28172/15.

38-FO 371/2485,conf. 48472.

39-FO 371/2485,conf. 49516 ve conf. 51438.

40-Mısır Ermenilerinin teklifi 19 Temmuz 1915'te reddedilir:"The purpose of military training has been hithertho discouraged,and... to make no change in this respect",FO 371/2485,conf. 196782.

41-Norveç Hınçak şubesinin teklifi 27 Temmuz 1915'te reddedilir:"I share your view and you should in no way encourage proposal or give assistance";FO 371/2485,conf. 101144.

42-Amerika Ermenilerinin teklifi 15 Nisan 1915'te reddedilir:"In reply I am to acquaint you that the council do not consider it as probable that any useful military purpose would be served by pursuing the scheme propounded by the Armenian Committee."Bkz. FO 371/2485,conf. 44782,"War Office" mektup,Londra.

43-Bryce-Toynbee,a.g.e.,s.636.

44-9 Nisan 1915 tarihli şifreli belge (ATASE cl.2287,ds.32-12,n.1-37) için bkz. Documents sur les arméniens,cilt I,s.71-72.

45-Sofya ikametli bir Ermeni milliyetçisine göre,"Zeytun Ermenileri,köylerini katliama karşı korumak için çeteler teşkil ettiler",FO 141/629,no. 722-5,Sofya'dan Mısır'daki Yüksek Komiserlik'e çekilen şifre.

46-Bryce-Toynbee,a.g.e.,s.491.

47-DH.ŞFR 52.48 (20 Nisan 1915).İAMM (İskan'ı Aşair ve Muhacirin Müdüriyeti)'den Halep'e çekilen şifre.

48-DH.ŞFR 52.51 (20 Nisan 1915).İAMM'den Cemal Paşa'ya çekilen şifre.

49-27 Ocak 1913'te Sir Edward Grey,Foreign Office'e Sir G. Buchanan'a gönderdiği yazıda bu korkudan bahsetmektedir.Balkan ülkeleri ile yapılan barış anlaşması sonrası kitlesel bir muhacir göçünün Osmanlı Asyası dedikleri Anadolu'ya olacağını belirttikten sonra,Rusya hükümetinin korkusunu,"vakti geldiğinde [when the moment arrived],Türk hükümetinin bu Müslüman muhacirleri Ermenilerin yaşadıkları bölgelere iskan edip,[Ermenileri de] Mezopotamya'ya sevkedebileceğini" de aktarır.FO 881/10292,conf. 3633,Turkish War,cilt 4,Şubat 1913,s.280.

50-J. Pomiankowsky,Osmanlı İmparatorluğu'nun Çöküşü (1914-1918 Birinci Dünya Savaşı),İstanbul:Kayıhan,1990,s.144.

51-Dr. Reşid Bey'in Hatıraları-'Sürgünden intihara',(yay.haz.) Ahmet Mehmetefendioğlu,Arba Yay.,2. bs.,İstanbul,1993,s.71.

52-Kürt-Ermeni ilişkileri tarihi ve özellikle Ermeni katliamında Kürtlerin rolü için bkz. Hamit Bozarslan,"Les relations kurdo-arméniennes:1894-1996",Revue du monde arménien moderne et contemporain,cilt 4,1998,Paris,s.23-33.Yazara göre,"Kürt milliyetçiliği,Türk milliyetçiliği ile karşı karşıya gelmeden evvel,henüz emekleme aşamasında,Ermeni milliyetçiliğine bir tepki olarak doğdu"(s.29).

53-Ermeni-Kürt ittifakı hakkında Kürt aydınlarının düşünceleri için bkz. Malmışanij,Kürt Teavün ve Terakki Cemiyeti ve Gazetesi,Apec,Spanga,1998.

54-Bir Kürt milliyetçisi olan Celadet Ali Bedirhan'a göre,Rus işgalinin başladığı günlerde Enver Paşa,İmparatorluğun geleceğini tehdit edenin "Rusya değil Kürtler" olduğunu ifade etmiştir,bkz. Hasan Hişyar Serdi,Görüş ve Anılarım 1907-1985,çev. Hasan Cuni,2. bs.,İstanbul,1994,s.140.

55-DH.EUM 2.Şb. (Dahiliye Nezareti Emniyyet-i Umumiyye Müdiriyyeti 2. Şube) 68.17.

56-DH.ŞFR 50.210 (9 Mart 1915).

57-DH.ŞFR 51.14 (14 Mart 1915).

58-DH.EUM.EMN 74,21 (14 Mayıs 1915).

59-DH.ŞFR 51.130 (25 Mart 1915).

60-DH.ŞFR 53.222.

61-DH.ŞFR 54A.128 (25 Temmuz 1915).Kalem-i Mahsusa'dan Ma'muretü'l-aziz,Erzurum,Diyarbekir ve Bitlis'e çekilen şifre.

---------------------------------------------------------------------------

*Fuat Dündar,"Modern Türkiye'nin Şifresi:İttihat ve Terakki'nin Etnisite Mühendisliği,1913-1918",3. bs.,İstanbul,İletişim Yayınları,2008,s.258-276.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder