29 Aralık 2011 Perşembe

Neden Saddam?..


"Hindistan'da 15 yaşındaki bir kız Saddam Hussein'in idamına tepki olarak kendini astı.Kızın babası Manmohan Karmakar,telefonla AFP'ye yaptığı açıklamada,Moon Moon adındaki kızının Saddam'ın idam görüntülerini izlerken derinden etkilendiğini söyledi.

Babası,'Bir vatanseveri astıklarını söyleyip duruyordu.Saddam'ın infaz sırasında duyduğu acıyı hissetmek istediğini söylediğinde kendisini pek ciddiye almamıştık.İnfaz görüntülerini tekrar tekrar izledi ve idamı protesto için cumartesi ve pazar günü hiçbir şey yemedi' diye anlattı.

Polis,genç kızın kendini tavandaki vantilatöre astığını ve cesedinin çarşamba sabahı bulunduğunu bildirdi."

http://hurarsiv.hurriyet.com.tr/goster/haber.aspx?id=5725219&tarih=2007-01-05

***

Saddam Hussein,emperyalizm tarafından hiç durmadan karalandı.Bugüne kadar hakkında her ne öğrendiysek hepsi emperyalistlerin masalları ve kara propagandalarıydı...

Yakalanışı dahi uydurmaydı!..

Amerikalıların getirdiği iddiaların tersine Saddam sözümona bir "çukur"da teslim olmamış "çatışma" sonucu ve "kayıp verilerek" ele geçirilmiştir...

"Irak'ın eski lideri Saddam Hussein'in yakalanması için düzenlenen operasyona katılan eski bir Amerikan deniz piyadesi,'devrik devlet başkanının yakalanmasıyla ilgili kamuoyuna açıklanan hikayenin 'uydurma' olduğunu' söyledi.

Lübnan kökenli eski Deniz Piyade Çavuşu Nedim Abu Rabeh,Suudi Arabistan'ın al-Medine gazetesine yaptığı açıklamada,Saddam Hussein'in aslında Amerikan Kara Kuvvetleri'nin açıkladığı gibi bir gün sonra değil,12 Aralık 2003 Cuma günü yakalandığını belirtti.

'Saddam'ı üç gündür Tikrit yakınlarındaki Dur bölgesinde arayan sekizi Arap kökenli yirmi kişilik bir birlikte görev yapıyordum.Onu,anlatıldığı gibi bir delikte değil,küçük bir köyde mazbut bir evde bulduk' diyen Abu Rabeh,'Saddam Hussein'i sert bir direnişin ardından ele geçirdiklerini,hatta Sudan kökenli bir deniz piyadesinin çatışmada hayatını kaybettiğini' anlattı.

Eski Amerikan askeri,çatışma sırasında Saddam'ın ikinci katta bir pencereden ateş ettiğini,sonra ona Arapça 'Teslim ol...Direnmen yersiz' diye bağırdıklarını kaydetti.

Lübnan'da röportajı veren Abu Rabeh,'daha sonra bir askeri ekibin Saddam'ın bir delikte yakalandığı hikayesini uydurduğunu' söyledi."

*http://www.habervitrini.com/haber.asp?id=166041

Saddam'ın önceki ve tutsak alındıktan sonraki bütün davranışları da bu "çukur" hikayesinin bir Amerikan palavrası olduğunu ispatlamaktadır.

Saddam'ı katleden Amerikan iradesi sabahın soğuk havasını pekiştiren bir binada kameraların ve nefret dolu bir seyirci kitlesinin önünde hiç abartısız gemi halatı gibi bir iple Saddam'ı idam ederken de bir oyun oynamış bütün bunlar merhum Saddam'ın kendisini kaybedip küçük düşmesi için tezgahlanmıştı!

Ancak Sayın Saddam insanüstü bir iradeyle hepsinin üstesinden gelmiş yüzünün örtülmesine dahi karşı çıkmış ayakları bile titrememiştir...

Ayrıca ABD'nin o dönemki "Savunma" Bakanı Rumsfeld karardan önce Saddam'ı hapishanede ziyaret etmiş ve direniş aleyhine konuşması karşılığında öldürülmeyeceğini beyan etmişse de Saddam gene reddetmiştir!..

Merhum Saddam daima mücadeleyi düşünmüş en olumsuz şartlar altında bile hep buna kafa yormuştur...

"Irak'ta idam edilen eski Devlet Başkanı Saddam Hussein'in 2006'da tutulduğu cezaevinden kaçış için plan tasarladığı bildirildi.

Saddam Hussein'in avukatlarından Halil Duleymi,yayımlanan kitabında,'Saddam Hussein'in kaçış planının,Iraklı direnişçilerin ve korumalardan oluşan özel bir gücün yardımıyla 2006 yazında uygulanmasının planlandığını' yazdı.

Kitapta,bu planın,Saddam Hussein'in tutulduğu Bağdat Havaalanı yakınlarındaki Cropper kampı cezaevi yakınında meydana gelen silahlı bir olay nedeniyle gerçekleşmediği,bu olayın ardından güvenlik önlemlerinin artırıldığı belirtildi.

Kitapta,'kaçış planına göre,Iraklı direnişçilerin,cezaevine saldırı düzenlemeden önce,'yeşil bölge'ye ve havaalanındaki Amerikan askerlerinin karargahına saldırı talimatı alacakları' ifade edildi.

Her şeyi yazarak not ettiğini söyleyen Duleymi,Saddam Hussein'in,'al-Anbar bölgesine gidip en kısa sürede Irak’taki direniş gruplarını biraraya getirerek Bağdat'a saldırı başlatmayı öngördüğünü' belirtti.

*http://www.haberx.com/saddam_cezaevinden_kacma_plani_yapmis(17,n,10278645,593).aspx

Bir husus daha var ki o da enteresan ilk Körfez Savaşı'nda Batı medyası Saddam'ın son teknoloji ürünü sığınaklarda saklandığını iddia ediyordu öyle değil mi?..

"Bir zamanlar Rusya'da üst düzey siyasetin koridorlarında geçen bir yaşamın aktörlerinden ve eski başbakanlarından Yevgeny Primakov'un 'Kapalı Kutu Rusya' adlı hatıralarını okuyunca,Irak konusunda bazı şeyler daha öğrenmiş oluyoruz.

Irak'ın Kuveyt'i işgal ettiği,yakıp yıktığı günlerde Başkanlık Konsey Üyesi sıfatıyla Bağdat'a giden Primakov,dönemin Dışişleri Bakanı Tarık Aziz ile biraraya gelir.

O gece Irak,ABD tarafından bombalanmaya başlanır.Saddam Hussein ile görüşmek için al-Rashid Oteli'nde bekleyen Primakov daha sonra şehir merkezinde bir konağa götürülür.

O gece Saddam'la buluşmasını Primakov şöyle anlatır;'Başlangıçta buranın 'geçit noktası' olacağını,buradan yerin altında bir yere götürüleceğimizi düşündük.Irak yönetimi refakatinde Saddam Hussein'in geldiğini görünce,hayretten dona kaldık...'

Rusya'nın İstihbarat Direktörlüğü'nü yapan Primakov bile Saddam'ı yerin altında ararken Bağdat'ta bir konakta buluyor.Saddam'ın gizli tünellerde saklandığı haberini dünyaya geçen ajanslar ve fısıltı gazetelerinin de kime hizmet ettiği ortaya çıkıyor!"

*Mehmet Soysal
**http://www.tgrthaber.com.tr/section_view.aspx?guid=574f66fc-4cba-49dc-93aa-fa659e591761

Bu açıklamalardan sonra Sayın Saddam'a İran'ın mollalarına karşı vermiş olduğu sekiz yıllık savaştan Anglo-Sakson emperyalizminin çizdiği sınırları ezilen halklar yararına değiştirme yolunda verdiği mücadeleden sosyalizmin Irak ve Ortadoğu gerçeğine olan bağlılığından laik ve modernist dünya görüşünden ve ölüme karşı o cesur tutumundan ötürü sempati duyduğumu ifade etmek istiyorum.

Saddam Sosyalist Arap Baas Partisi'nin Arap dünyasındaki Michel Aflaq ilericiliğinin Irak'taki temsilcisi olarak İran'da da Kuveyt konusunda da haklıydılar...

İran,Şah döneminde 1975'de Irak'ın o günkü kötü durumundan da istifade ederek Basra Körfezi'nde bulunan Şat'ül Arab'ta büyük ödünler elde etmişti.

İran'ın Kuzistan bölgesi ise Arap çoğunlukludur ve Araplara göre Arap toprağıdır.

Hadi bunları da geçelim İran'lı mollalar ABD'nin Sovyetlere karşı yeşil kuşak projesinin ayağı olarak iktidara gelmişlerdi.

O arada yaşanan elçilik krizi diplomatların rehin alınmaları falansa Carter'ı gönderip Reagan'ı işbaşına getirmek için tezgahlanmış bir oyundan ibaretti ki daha sonra aynı Reagan'ın mollalara silah tedarik ettiğinin anlaşıldığı "Irangate" skandalı da zaten ortaya çıkacaktı.

İran'ın bugünkü duruşu elbette saygıdeğerdir ama geçmişte bunlar yaşanmıştı...

Bunun dışında esasında Kuveyt diye BAE diye Katar diye Bahreyn diye Ürdün diye bir şey yok!Bütün bunlar Anglo-Sakson emperyalizminin bölgeye hediyesidir...

Irak halkı da sözümona "Kuveyt" halkı da aynı ailenin parçasıdırlar.

Merhum Saddam da emperyalistlerin çizdiği haritayı değiştirmek istemiş fakat erken hareket ettikleri içindir ki sonuç alamamışlardır ama bu demek değildir ki verdikleri mücadele haksız hukuksuzdur!..

Arap Birliği uğruna Naser'ın çizdiği yolda ilerleyen Saddam'ın istikbalde de takipçileri olacaktır kuşkusuz...

Yine merhum Saddam ve merhum Gaddafi'nin her ikisi de Doğu Bloğu'nun çöküşünün ardından Balkanlar'da görülen neo-Osmanlıcı emperyalizm ve yayılmacılığa karşı Sırpların yanında yer almışlardır...

Tam bu konuda Sayın Hüsnü Mahalli'nin Yeni Şafak'ta 21 Temmuz 2003 tarihinde yayınlanan ve kendilerini haksız yere kınamış oldukları bir yazısını da dikkatlerinize sunarım...

*http://yenisafak.com.tr/arsiv/2003/temmuz/21/hmahalli.html

"İdeolojim için kendimi feda etmeme olanak tanıyan savcılığa ve mahkemeye şükranlarımı bildiriyor bununla birlikte idam cezasının olmamasına hayıflanıyorum aksi takdirde gururla ve vakarla dostum Saddam Hussein gibi başımı dik tutarak ölebilecektim..."*Vojislav Seselj

Merhum Saddam'ın avukatlarından Giovanni di Stefano da Milosevic'in danışmanıydı...

http://arama.hurriyet.com.tr/arsivnews.aspx?id=333598

Hususen belirtmek gerekir ki Hagop Hagopian 28 Nisan 1988'de Atina'da uğradığı silahlı saldırı sonrasında yaşamını yitirmiş saldırıdan onbir gün sonra 9 Mayıs 1988 Pazartesi günü Hagopian'ın naaşı Sayın Saddam'ın devreye girmesiyle doğum yeri olan Musul'daki Ermeni Kabristanlığı'na defnedilmiştir!..

Bunların yanı sıra laik ve modernist Saddam'ın ilerici rejimine son verip feodaliteye arka çıkan dinci yapıları uykusundan uyandıran Irak'ın geri kanallarını palazlandıran Amerikan işgali olmuş ve bu durum Irak Hristiyanları'nın da huzurunu kaçırmış ve kaçırmaktadır...

Saddam döneminde Irak yönetimine Tariq Aziz gibi önemli bir isim vermiş olan Irak Hristiyanları bugün her türlü gerici saldırının tehdidi altındadırlar!..

Irak'ta bugün Saddam'ın bıraktığı boşluğu Mukteda es-Sadr ile Sistani gibi her biri işbirlikçi ve en vahşi gericiliğin temsilcileri olan dinadamları "dolduruyor"...

Saddam'a duyduğum yakınlığın sebeplerini izah ederken Halepçe'ye de değinmek istiyorum!Halepçe'de kimyasal gaz kullandıkları için kendilerini kınıyorum!..

Fakat nasıl ki birileri ABD'ni veya diğer Batılı unsurları Saddam'a bu kimyasal silahları yapmasına ve kullanmasına olanak verdikleri için mahkum etmiyorlarsa -ki etmiyorlar- ben de merhum Saddam'ı Halepçe'de işledikleri cürümden ötürü kınamakla beraber "mahkum" etmiyorum...

Halepçe'de yaşamını yitiren kadın ve çocuklar için daima duymakta olduğum teessürü de gene bu vesileyle bir kere daha belirtmek istiyorum!..

Yüksek şehadetlerinin beşinci yıldönümünde Saddam Hussein'in aziz hatırasına saygılarımla

***

Salıverin

Salıverin ruhunuzu
Ruh eşim ve ruhumun sevdiği
Sizin gönlünüz ki bana yuva oldu

Sakinleştirici bir meltem gibi
Ruhumu yıkıyorsunuz
Baas partimiz ise çiçeğe durmuş dal
Merhemin yapamadığını yapıyor beyaz gül

Tezgahlıyor planını örüyor ağını
Hatalı olduğu halde düşman
O plan ki küstah ve kof
Sonunda anlaşılacaktır
Hiçbir şeyin yenilemeyeceği
Pasın çeliği kemirdiği
Günahların günahkarı bitirdiği gibi

Zayıf düşmedik asla
Dik durduk güzel ahlakımızla
Mağrur duruşumuz yoldaşıdır ruhumuzun
Yabancıları denizimize yığdı düşman
Onlara hizmet edenin de olacak sonu hüsran

İşte göğsümüzü kurtlara açıyoruz
Ve canavarın önünde titremeden
Başettik en zor meydan okumalara
İnşallah bunların da üstesinden geliriz

Nasıl dayanırlar böyle bir gerginliğe
Halkım sizi yüz üstü bırakmadık
Tüm felaketlerde lider yine partimdir

Ruhumu sizin ve ulusum için feda ediyorum
Zor günlerde kan ucuzdur
Saldırırken ne diz çöker ne de baş eğeriz
Yine de onurlu davranırız düşmanımıza

*Saddam Hussein

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder