20 Kasım 2011 Pazar

"Mahkemelerin Politik Karakteri,Bilgi ve Belgeleri Geçersiz Kılmaz"/Prof.Dr.Taner Akçam

Araştırmacı Vahakn N. Dadrian ve Taner Akçam'ın,dönemin gazetelerini ve Başbakanlık arşivlerini tarayarak hazırladığı "Tehcir ve Taktil" isimli çalışma,1915 Ermeni tehciri olaylarıyla ilgili tartışmalara yön verecek nitelik taşıyor.Olaylarda sorumluluğu bulunan İttihatçılar'ın yargılandığı Divan-ı Harbi Örfi (Sıkıyönetim Mahkemesi) tutanaklarının yer aldığı ve 13 mahkeme tutanağının ilk kez gün yüzüne çıktığı araştırmada,tanık ve sanık ifadeleri ama daha da önemlisi soruşturmalar sırasında açığa çıkan bazı belgelerden bahsedilmesi dikkat çekiyor.

Türkiye,şu günlerde varlığını reddetmediği ama isimlendirmekte zorlandığı,tanımlamakta güçlük çektiği Ermeni tehciri ile meşgul yine... "1915 yılında Osmanlı Ermenilerinin tehciri sırasında yaşananlara karşı bugüne kadar duyarsız kalınmasından ötürü" başlatılan özür dileme kampanyasının metnini hazırlayanlar ve bu metni imzalayanlar hakkında "Türk milletini aşağıladıkları" gerekçesiyle açılan davanın sonucu merak konusu.

1915'te yaşadıkları yerlerden sürülen ve bu sürgün sırasında hayatını kaybeden Ermenilerin sayısının bir milyonu bulup bulmadığı,uygulamaların soykırım olup olmadığı tartışmaları süregiderken,konuyla ilgili yayımlanan yeni bir araştırma dikkati çekiyor.Vahakn N. Dadrian ve Taner Akçam'ın hazırladığı serinin ilk ayağı olan çalışma,sık sık dile getirilen ama bir türlü ilerleme kaydedilemeyen bir noktaya temas ediyor:Arşivlerin açılmasına!

Akçam ve Dadrian yazdıkları önsözde,aradan yüz yıl geçmesine rağmen bazı arşivlerin açık olmamasının,üzerinde herkesin konuşabileceği ortak bir tartışma zemini yaratılmasının önündeki en büyük engel olduğunu ifade ediyor.Konuyla ilgili en önemli tarihsel malzeme koleksiyonuna sahip olan Genelkurmay ATASE (Askeri Tarih ve Stratejik Etüt) arşivinin,getirilen ciddi kısıtlamalar nedeniyle araştırmacılara açık bir arşiv olduğunu söylemenin zor olduğunu söylüyorlar.Kitabın yayımlandığı günlerde tarihçi Şükrü Hanioğlu'nun Taşnak arşivlerini inceleme talebinin geri çevrilmesi ise,Türk ve Ermeni arşivlerinin tozlu raflarında gizlenen belgelerin önemini bir kez daha ortaya koyuyor.

Bu açıdan bakıldığında "Tehcir ve Taktil,Divan-ı Harb-i Örfi Zabıtları/İttihad ve Terakki'nin Yargılanması 1919-1922" başlığını taşıyan çalışma,tartışmalara yön verecek bir nitelik taşıyor.Çünkü İttihatçıların ülkeyi savaşa sokma,başta Ermeniler olmak üzere Hristiyan vatandaşları sürgün ve katliama tabi tutma ve yolsuzluk suçlamalarıyla yargılandığı davaların ulaşılabilenlerinin sonuçlarına yer veriyor.

Ancak dava sonuçlarından daha önemli olan,soruşturmalar ve duruşmalar sırasında özellikle Ermenilerin tehcir ve taktil edilmeleri (sürgün ve katledilmeleri) ile ilgili tanık ve sanık ifadeleri ile açığa çıkan bazı resmi belgeler.Kurulan Divan-ı Harbi Örfi'lere (Sıkıyönetim Mahkemeleri) bilgi sağlaması amacıyla oluşturulan komisyonun ele geçirdiği bu önemli dokümanlar arasında bulunan ve çoğu "şifreli" olan telgrafların,çok önemli kanıtlar olduğu görülüyor.Kitapta verilen bir örnek,bu durumu net bir biçimde ortaya koyuyor:

"Yozgat davasının 22 Şubat tarihli dokuzuncu oturumunda Miralay Şahabeddin olaylara karışmış olduğunu sürekli inkar edince,oturumu yöneten hakim,katipten,sanığın ele geçirilmiş olduklarından habersiz olduğu şifreli telgrafları çıkarmasını ister.Şahabeddin altında kendi imzası olan ve orijinal oldukları tasdik edilmiş olan telgrafları görünce konuşmaya başlamış ve daha sonra baygınlık geçirince kendisine dinlenmesi için süre tanınmıştır."

"Taşnak Partisi ile İttihat ve Terakki Partisi Ortak Bir Komisyon Kurmuştu"

Dönemin gazeteleri Sabah,Alemdar,Hadisât,İleri,Yeni İstanbul,İkdam,Zaman,Yeni Gazete ve Takvim-i Vekayi'yi tarayarak iddianameleri,karar suretlerini ve duruşma tutanaklarını derleyen Dadrian ve Akçam'ın tesbit edebildiği dava sayısı 62. Dönemin resmi gazetesi Takvim-i Vekayi'de,12 dava ile ilgili bilgiler eksiksiz.Günlük basından izledikleri diğer 50 davanın 22'sinin sonuçlandığı ve bunların 17'sinde sanıkların beraat ettiği biliniyor.20 davanın akıbeti ise belli değil.İdam kararı 20'ye yakın ancak üç infaz var.

Taner Akçam,İttihatçıları yargılayan sıkıyönetim mahkemelerinin işgal güçlerinin baskısı ile kuruldukları,dolayısıyla politik ve tarafgir oldukları yönündeki eleştirilere yanıt verirken,sözkonusu dokümanların önemine dikkat çekiyor:

"Büyük kitle katliamlarından sonra,büyük ölçüde zafer kazananlar tarafından oluşturulan tüm bu mahkemelerin politik karakterini inkar etmek boşuna bir çaba olur.Fakat mahkemelerin politik karakteri,yargılamalar sırasında elde edilen bilgi ve belgelerin,sanık ve tanık ifadelerinin geçersiz olduğu anlamına gelmez.Bizim tartışmamız açısından esas olan husus,bu mahkemelerde verilen kararlar değil,kullanılan belgelerin,sanık ve şahit ifadelerinin güvenilir olup olmadıkları ve bunların tarihsel olayların açıklanmasında geçerli kaynak olarak kullanılıp kullanılmayacaklarıdır.Özetle İstanbul Mahkemeleri sırasında ortaya çıkan belge ve bilgiler,1915 ve etrafındaki olayları aydınlatmamıza yol gösterecek birinci el kaynaklar arasındadır ve bu bakımdan paha biçilmez bir önem taşımaktadır."

Peki Türkiye'deki ATASE arşivleri gibi henüz açılmamış başka hangi arşivler var?Bu arşivler nerelerde?Sözkonusu arşivlerin tamamının açılması,1915 olayları ile ilgili yapılan tartışmaları nasıl etkiler?Taner Akçam'ın bu soruya verdiği yanıt,arşivler açılmadıkça tartışmalar kısır döngüsünün süreceğini hatırlatıyor:

"ATASE arşivi gibi ciddi kısıtlamalara sahip iki arşiv daha vardır.Bunlardan birisi ABD Boston şehrindeki Taşnak Parti arşivi,diğeri Kudüs Patrikhanesi arşividir.Taşnak arşivinden,dönemin İttihatçı-Taşnak ilişkileri ve Ermeni toplulukların Taşnaklara karşı tavrı konusunda son derece ayrıntılı bilgiler elde edilebileceğini söyleyebiliriz.Buradaki en şaşırtıcı bilgilerin başında,1912 yılı Ağustos ayına kadar,İttihatçı ve Taşnaklar arasında oluşturulmuş,belli aralıklarla düzenli toplanan ve çalışan ortak bir komisyonun varlığı geliyor.Ayrıca,Ermeni toplulukların,dönemin Ermeni örgütleri hakkındaki tavır ve tutumlarının,1970'li yıllardaki Türk halkının,Türk sol örgütlerine karşı takındığı tavra çok benzemesi dikkatimi çeken bir diğer nokta.Taşnak Partisi'nin muadili sayılması gereken İttihat ve Terakki Parti arşivi ise kayıptır.

Kudüs Patrikhane arşivi diğer önemli arşivdir.Burada da özellikle 1919-1922 yargılamaları hakkında son derece zengin bir malzeme mevcuttur.Buraya da ancak özel izinle girilebilmektedir.Her iki arşivde de çalışma yapmak isteyen tarihçilere en son verilen bilgi,'tasnif çalışmalarının sürmekte olduğu ve en kısa zamanda araştırmacıların hizmetine sunulacağı' yönündedir."

*Yeni Aktüel

http://www.yeniaktuel.com.tr/tur101,183@2100.html

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder