7 Kasım 2011 Pazartesi

Che

Geçtiğimiz günlerde ismi lazım değil bir hanım gazeteci Latin Amerika ve uluslararası Sosyalist hareketin en önemli aksiyon isimlerinden ve figürlerinden biri olmuş Che için çok afedersiniz üstelik "yamyam" ifadesini kullanarak haddini ve maksadını çok çok aşan suçlamalarda bulunmuştur.

Che şunun ya da bunun övgüsüne muhtaç olmadığı gibi kimsenin ipe-sapa gelmez suçlamalarından ötürü de değerinden bir şey yitirecek değildir.O kendisini ispatlamış ismini kazanmış bütün bir mazlum halklara malolmuş bir kahramandır...

Bununla birlikte kendisi hakkındaki eleştirilerimi de açık yüreklilikle ifade etmek arzusundayım müsaadenizle!

Che'nin yukarıda anlatmaya çalıştığım ve belki de eksik bıraktığım hasletlerinin yanında en azından -bana göre- kusurlarından da bahsetmek zorundayım.

Yer yer maceracılık ya da Trockizm boyutuna da varan eylemselliğini yanlış buluyorum.Sözgelimi Bolivya'daki devrimci potansiyeli fazlasıyla abartmış ve bu yanılgısını da hayatıyla ödemiştir...

Fakat bana göre en büyük hatası Küba devrimi doğrultusunda Küba'nın kalkınması ve refahı için çalışabilecekken anti-Sovyetizm belasına tutularak yaşamına malolacak maceralara yelken açmasıdır!

"Che daha önceleri Fidel'den çok daha fazla Sovyet yanlısı olmasına rağmen şimdi Castro'nun Küba'yı Sovyetler Birliği'nin tropik bir kopyasına dönüştürme çabalarından hiç hoşlanmıyordu.Fidel'in aksine Moskova'nın komünist Çin'e yaptığı sözlü saldırıları desteklemiyordu...Che'nin,Fidel'in Sovyet yanlısı tavrından kısmen uzak durması Fidel'in hissettiği duygusal yalnızlığı daha da artırdı."(1)

Che'nin Ekim Devrimi'nin 47. yıldönümü törenlerine katılmak için Kasım 1964'te Moskova'ya gerçekleştirdiği ziyaretinde diplomatik nezakete olduğu kadar Bakanı olduğu Küba'nın parti ve hükümet disiplinine de aykırı bir biçimde Sovyet yetkililerine sarfettiği sözleri de kabul edilemez...

"4 Kasım'da Che,Ekim Devrimi'nin 47. yıldönümü kutlamalarına katılmak üzere SSCB'ne gitti.Bu gezi Sovyetler Birliği'yle yeniden uzlaşmaya yönelik bir hareket miydi?Böyle bir şeyi Fidel'in istediği kesindi,ama Che gittikçe keskinleşen eleştirel tavrından vazgeçemiyordu."(2)

"Komutan Guevera yoldaşlarına şunları söylemiş:'Çinlilerin tarafına yakın görüşler ifade ettim görüşlerimde biraz da Trockist unsurlar vardı.Çinlilerin devrim hareketini böldüğünü ve Trockist olduklarını söylediler,ben de aynı kefeye kondum'.

Che diplomatik bir gezide disiplin altında olduğunu ve hükümeti pek de temsil etmediğini belirtmişti.Her ne kadar Küba hükümetinin Çin-Sovyet ilişkileriyle ilgili resmi duruşu tam anlamıyla tarafsız,Çin-Sovyet anlaşmazlığına karışmamak şeklinde olsa da güçlü bir Sovyet yanlılığı göze çarpıyordu.

Gerçekten de öyleydi,zira Franqui,Ocak ayında Raul Castro'nun kendisiyle Che'ye kızarak Çin yanlısı olduklarını söylediğini ifade ediyordu."(3)

Che'den bir Trockizm "güzellemesi" duymak büyük hayal kırıklığı ancak maalesef bunu da görüyoruz:

"Bu geziden sonra Che'nin Trocky ve Trockizm hakkındaki görüşleri yavaş yavaş değişmeye başladı:'Paramparça edilmeye çalışılan bir fikir bizim için hayırlı bir fikirdir.Fikirleri parçalayamazsın,fikirleri parçalamaya çalışmak tam da zekanın gelişmesini engelleyen şeydir.Trocky'nin düşüncelerinden çok şey alabileceğimiz açıkça ortada'.

Ne tür şeyler?Bu konuda Che hiçbir şey söylememişti."(4)

Che'nin adım adım ilerleyen anti-Sovyetik tutumunda final ise kendisinin 24 Şubat 1965'de Cezayir'de yaptığı meşhur konuşması olmuştur.Bu konuşmanın yankılarıysa kendisinin Küba'dan ayrılmasına sebebiyet veren olayların pek tabii ki başlangıcı değil sonuncusudur...

"Castro,Che'nin düşüncelerine sempati duyuyordu ama kamuoyunda Sovyet karşıtı bir çizgiye destek veriyormuş gibi görünmek istemiyordu.Bu noktada,Che'nin Küba'yı terkedip kendini tamamen devrimi yaymaya adaması hem Guevera'nın hem de Castro'nun işine geldi.Che,Afrika gezisi kapsamında,1965 yılının Şubat ayında,Cezayir'de emperyalizme karşı dünya çapında devrimci hareketi anlattığı bir konuşma yaptı.Sovyetler Birliği'ni korkaklıkla ve emperyalistler gibi davranmakla suçladı:Yetersiz yardım yapan Rusya bu yardımları siyasi iplerle bağlıyordu.Havana'ya dönüşünde,Castro tarafından karşılandı ama sonra ortadan kayboldu.Gözden mi düşmüştü?Hapishanede miydi?Yoksa,ölmüş müydü?Castro,bu soruların hiçbirine cevap vermedi.

İşin gerçeği Che'nin yeni bir maceraya çıkmış olduğuydu.(5)

Che'nin Cezayir konuşmasına Fidel'in verdiği tepkiyi de aşağıdaki satırdan anlayabiliyoruz:

"Komutan Guevera 14 Mart 1965'de Havana'ya döndü.Otuzyedi yaşına basmak üzereydi ve kendi adını taşıyan,bir aylık bile olmamış oğlunu henüz görmemişti.Onu karşılamak üzere havaalanında Fidel Castro bekliyordu.Yıllar sonra Carlos Franqui,Fidel'in havaalanında Che'yi disiplinsiz davrandığı için payladığını yazacaktı;zira Che'nin Cezayir'de yaptığı konuşma Küba'yı Sovyetler Birliği'yle karşı karşıya bırakmıştı.Franqui,Che'nin yaptıklarını kabul ettiğini,ancak konuşmasında Küba hükümetinin görüşlerini değil,kendi görüşlerini dile getirdiğini söylediğini belirtir."(6)

Che,Coltman'ın da duruma son derece uygun ifadesiyle bir "maceraya" çıkmıştı.Bu su götürmez bir gerçektir ki Taibo da bu istikamette düşünmektedir:

"Eğer nihai amaç üçüncü dünya devrimi yaratmak idiyse,o zaman Che'nin 'ayaküstü' yaptığı planların belli bir jeopolitik mantığı vardı.Bunun yanı sıra Küba'nın,Çin'le anlaşmazlık içindeki Sovyetler Birliği'yle ittifak kurduğunu gösteren işaretler Che'nin hiç de hoşuna gitmemiş olmalı."(7)

Che'nin "ayaküstü" yaptığı planlarla çıktığı "macera" ise ne yazık ki emperyalistlerin hele ki Soğuk Savaş'ın o atmosferindeki propagandalarına arayıp da bulamadıkları bir malzeme vermiştir:Başarısızlık!..

"Fidel,Che'nin ölüm haberini alınca çok üzüldü ve belki de ilk defa duygularını belli etti.Celia Sanchez'in anlattığına göre kendini odasına kitlemiş,duvarları yumruklamış ve tekmelemişti.Sadece dostunu kaybettiği için değil,kendi hayalleri yıkıldığı için de kahroluyordu.Che'nin başarısızlığını nasıl açıklayacaktı?Kamuoyunda sürekli Che'den kendini insanlara adayan büyük bir devrimci olarak bahseden Fidel,şimdi Che'nin bir yerlerde hata yaptığını söylemek zorundaydı.Che çok alçakgönüllüydü,kendi güvenliğini hiç düşünmemişti.Castro,aynı şeyi Sierra Maestra dağlarında kendisine söylemişti,Che'nin tehlikeyi hiç hesaba katmayan bir tavrı vardı.Arkadaşlarının onu gereksiz yere hayatını tehlikeye attığını düşündükleri ve uyardıkları çok olmuştu.Castro bu eleştirileri yaparak Che'ye ihanet etmemişti.Yapmaya çalıştığı şey devrime zarar gelmesini önlemekti.Che,kendi güvenliğini hiç düşünmediği ve bu konuda önlem almadığı için yakalanmış ve öldürülmüştü.Castro,bu açıklamalarla diğer devrimci liderlerin böyle olmadıklarını,bunun için de yenilmeyeceklerini vurguladı.

...Dünya'nın her köşesinde,Sovyet yanlısı gazetecilerin Che'nin ölümünden sonuçlar çıkardıkları yazıları yayımlandı.Latin Amerika'daki silahlı isyanların başarısızlığa uğrayacağı ve başarı yolunun barışçı varoluşa dayanan,şiddet içermeyen siyasi hareketlerden geçtiği yazıldı.Castro,bu satırların kendine yöneltilmiş üstü kapalı eleştiriler olduğunu anlamakta zorluk çekmiyordu.Özellikle,Sovyet elçiliğiyle yakın ilişkiler içinde olan 'eski komünistler'in de aynı çizgide olduğunu öğrenince iyice morali bozuldu."(8)

Her halukarda Che'yi hele ki Che'nin o idealizmini eline pala alıp şeker kamışı tarlalarında çalışacak kadar büyük duyarlılığını çok seviyoruz karşı olmamız da zaten olanaksız ancak ne demek Trockizm?Ne demek Moskova'ya karşı Pekin'in yanında yer almak?Ne demek anti-Sovyetizm?..

Bunları kabul etmek hiç değilse -benim açımdan- olanaksız...

Yaşasın mazlum halkların müdafii ve Sosyalizmin anavatanı Sovyetler Birliği!..

Saygılarımla

***

1-Leycester Coltman,Yaşayan Devrimci Fidel Castro,Elips Kitap,[Ankara],2005,s.218.

2-Paco Ignacio Taibo II,Nam-ı Diğer Che,2. bs.,İstanbul,Everest Yayınları,2004,s.444.

3-Taibo II,a.g.e.,s.445.

4-Taibo II,a.g.e.,s.445.

5-Coltman,a.g.e.,s.241.

6-Taibo II,a.g.e.,s.467.

7-Taibo II,a.g.e.,s.468.

8-Coltman,a.g.e.,s.245.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder