25 Kasım 2011 Cuma

1915 Tehciri ile Gelen Yıkım*

Balkan Savaşları'nın yarattığı travmanın hemen ardından 1914 Ağustos'unda başlayan Birinci Dünya Savaşı Osmanlı Devleti için üstesinden gelinmesi çok zor bir jeopolitik tehdit yaratmış oldu.Osmanlı-Rus cephesinin tam ortasında yer alan Doğu Anadolu Ermenileri ile diğer yörelerde yaşayan Ermeniler ise bu savaşta neredeyse tamamen imha olmanın eşiğine geldiler.

Osmanlı hükümetinin 1915 Mayıs'ında savaşın sürdüğü bölgeleri boşaltmak amacıyla Doğu vilayetlerindeki Ermenilere yönelik aldığı tehcir kararı çok geçmeden cepheye yakın olmayan,İstanbul ve İzmir dışında yaşayan,tüm Ermenileri kapsamıştır.Resmi tehcir kararı çıkmadan Mart sonunda Zeytun'dan Konya'ya gönderilen Ermeniler 24 Nisan'da geri döndürülüp Deyr-i Zor'a sevkedilmişlerdir.Korkunç koşullar altında Suriye ve Mezopotamya toplama kamplarına doğru sürgüne gönderilen Ermeniler yağma,işkence ve kıyıma maruz kalmış,Teşkilat-ı Mahsusa ve başıbozuk grupların darbeleri altında da eriyip tükenmenin eşiğine gelmiştir.Kıyımı kesin rakamlarla ifade etmek mümkün değilse de abartı ve azımsanmadan uzak bir tahmin 800.000 civarını işaret etmektedir.(1) Tehcir kararı çıkmadan önce,Van ayaklanmasının hemen ardından,aralarında milletvekili,yazar ve sanatçıların bulunduğu 200 küsuru İstanbul'dan olmak üzere toplam 2000 civarındaki Ermeni aydın kitlesinin toplanıp götürülmesi ve büyük ölçüde yargısız infaza tabi tutulması ayrıca "cemaatin belkemiğine vurulan bir darbe"(2) olmuştur.Dolayısıyla hem doğrudan aydın grubunun hedef alınması hem de tehcirin önceden tahmin edilebilecek kıyıcı sonuçlarının görmezlikten gelinmesi(3) İttihat Terakki yönetiminin tehcir kararıyla yer değiştirmenin ötesinde Ermeni nüfusunun kırımını öngördüğü kanısını güçlendirmektedir.

Ermeni tehcir ve katliamına yol açan siyasal ve ideolojik neden olarak ileri sürülen devrimci Ermeni milliyetçiliği ile İttihatçı Türk milliyetçiliği arasındaki çatışma tek başına kıyımın boyutunu açıklamakta yetersiz kalmaktadır.Ermeni devrimci örgütlerin savaş sırasında Rusya ile birlikte hareket etmelerinin ciddi bir tehdit oluşturduğu gözardı edilemezse de tehcirin uygulanma biçimi tehdidin Ermeni nüfusunun geneline atfedildiğini göstermektedir.

Bu çatışmanın yabancı odaklar (Rus diplomatları,Amerikalı misyonerler,Kafkasyalı Ermeni devrimciler) tarafından kışkırtıldığı ve Ermenilerle Türkler arasında yüzyıllar süren görece uyumlu ilişkilerin dış etkenlerle altüst olduğu yönündeki görüşler de olayın sadece yüzeyde belirginleşen siyasal-ideolojik boyutuna vurgu yapmaktadır.(3) Savaş boyunca Ermenilerin de Türkleri öldürdüğü,dolayısıyla tek taraflı bir katliamdan çok bir mukateleden sözedilmesi gerektiği tezi ise tehcirin yol açtığı kırımı tek başına değerlendirmekten kaçınarak,aslında daha çok tehcirden sonra 1915 yazında Rus işgali altındaki Van yöresinde,1916'da Van-Muş-Bitlis civarında ve Erzurum-Erzincan arasında,1917 sonu ve 1918 başında da Rus orduları Anadolu'yu terkederken meydana gelen Ermeni misillemelerine ve 1920'de Fransız işgali sırasında Kilikya bölgesinde Ermenilerin intikam girişimlerine odaklanmaktadır.Diğer yandan Ermeni soykırımının tüm topluma malolmuş güdüsel bir kıyıcılıktan kaynaklandığını düşünenler vardır.Dadrian bunun temelde Türklerin savaşkanlığı ile İslamın "fanatizmi"nden beslenen,Hristiyanlara yönelmiş,bir katliam altkültürüne dayandığını iddia etmektedir.(4) Hangi durumda olursa olsun bir halkı ve kültürünü suçlamanın kabul edilemez bir yaklaşım olduğu bir kenara,1915 kırımını doğrudan Ermenilere karşı beslenen etnik-dinsel önyargı ve nefrete atfetmek hem olayın öncesinde Osmanlılık politikasının etnik-dinsel farklılığı kabul eden boyutunu ve bu doğrultuda işbirliği içinde gündeme gelen arayışları hem de tehcir sırasında gerek Türk halkı gerekse bazı dirayetli yöneticilerin zaman zaman gösterdiği kurtarma ve himaye etme gayretlerini tamamen hiçe saymak demektir.(5) Tehcir sırasında sahipsiz kalan çok sayıda Ermeni çocuğun kurtarılması,evlat edinilmesi ve hatta Kadınları Çalıştırma Cemiyeti'nin gözetimine alınması ırkçı bir yaklaşımın hakim olmadığını,ancak bu çocukların Müslümanlaştırılması ise asimilasyonist bir politika izlendiğini göstermektedir.(6) Kırımdan kurtarılan veya kurtulan çok sayıda genç kız ve kadının ihtidaya zorlandığı veya bu yolu seçerek hayatta kaldığı da bilinmektedir.Günümüzde birçok aile öyküsünün yazıya dökülmesiyle bu tür bir asimilasyonun yaygın bir gizli Ermenilik olgusuna yol açmış olduğunu öğreniyoruz.(7)

Genelde Türkiye'deki resmi tarih tezlerinin vurguladığı dış mihrakların "kışkırtması" ve devrimci Ermenilerle yandaşlarının "ihaneti" tezleri yüzeysel açıklamalara dayandığı gibi,bu olaylarda vatandaşlarının güvenliğini gözetmekle yükümlü olan Osmanlı yöneticilerinin sorumluluğunun payını da geri plana itmektedir.

Savaşın başlamasından bir ay önce İttihat Terakki liderleri Taşnak liderlerini Erzurum,Van ve Bitlis'i kapsayan geniş bir özerk yönetim vaddiyle Rusya'ya karşı ayaklanmaya davet etmişlerdi.Taşnaklar bu öneriyi kabul etmediler ama savaş halinde Osmanlı Ermenilerinin ülkelerine sadık kalacaklarını belirttiler.(8) Yine de savaş başladıktan sonra Rusların,Eçmiadzin Gatoğigosu tarafından da onaylanan,Osmanlı'ya karşı savaş davetine katılan 5000-8000 civarında bir Ermeni grubu olmuştu.Sarıkamış hezimetinden sonra Rusya'nın Kafkasya Ermenilerinden oluşturduğu gönüllü birliklere Anadolu'dan Kafkasya'ya giden bu grubun katılması,bu birliklerin Van'a doğru hareket etmeleriyle birlikte Van'da Nisan ortasında Ermenilerin ayaklanması doğu cephesinde ciddi bir tehdit yaratmıştı.(9) Aynı dönem Çanakkale Savaşı'nın da başlamış olması genel bir panik havasının hakim olmasına yol açtı.Ancak,1915 tehcir kararının öncesinde,uygulama sırasında ve sonrasındaki gelişmeler jeopolitik tehdidin yanı sıra ekonomik-sınıfsal etmenlerin rolü ile İttihat Terakki yönetiminin Türkçülük politikasına ve kırımdaki sorumluluğuna değinmeyi de gerektirmektedir.

İttihatçılarda Osmanlı Devleti'nin jeopolitik savunması için güçlü bir merkezi devletin elzem olduğu düşüncesi hakimdi.Başlangıçta siyasal liberalizmin öngördüğü anayasal düzeni savunurken giderek toplumun ve ekonominin yönetiminde de "devlet"çi uygulamalara yöneldiler.List'in milli iktisat modelinden esinlenerek ekonomik güçlenme için devlet müdahalesi ve korumacılığını savunurken,kapitülasyonların kalkmasını talep ettiler ve zaman zaman yabancı işletmelere boykot kararı aldılar.Gayrimüslimlerin ekonomik üstünlüğü ve yabancı firmalarla işbirliğine karşı devlet desteğinde "ulusal burjuvazi" yaratma arayışına girdiler.(10) Türkçü ideolojinin pekiştiği Balkan savaşları dönemi itibarıyla sınıfsal çatışmanın tarafları da net bir biçimde etnik-dinsel ayrım üzerinden okundu.Hakim bürokrat/burjuvazi kesimi ile sömürülen köylülerin çatışması yerine yabancı ve komprador (gayrimüslim) burjuvazi ile bürokrat ve köylü Türk halkının karşıtlığı vurgulandı.(11) Müslüman halkın varlıklı Hristiyan kesimlere karşı beslediği ekonomik temelli herhangi bir kıskançlık İttihatçıların ideolojisinde etnik-dinsel ayrımı pekiştiren bir koz oldu.

Tehcirle boşaltılan köylere hemen Rumeli'den veya savaş bölgelerinden gelen Müslüman göçmenlerin yerleştirilmesi(12) ise İttihat ve Terakki'nin 1913'te başladığı Müslümanları iskan politikasının devamı gibi çalıştı.1913-1918 arası muhacirlerin yerleştirilmesinin yanı sıra hemen hemen tüm etnik unsurları kapsayan geniş kapsamlı bir iskan politikası Anadolu'yu devletin çıkarları açısından güvenli bir yurt yapma amacıyla uygulanan bir etnisite mühendisliği örneği olmuştur.Bu uygulama dahilinde Türklerin de yer yer yeniden iskan edilmesi daha yoğun Türk nüfuslu yerleşimler oluşturarak Türk kimliğini hakim kılmanın da amaçlandığını göstermektedir.(13) Tehcirle boşaltılan köylerdeki Ermenilerin mal varlığının Müslüman göçmenlere veya yerel halka intikal etmesi için de çeşitli kurumsal düzenlemeler yapılmıştır.İttihatçıların 1913 itibarıyla belirginleşen Türkçülük ideolojisinin ekonomik boyutu 1914'ten sonra iyice netleşir.Osmanlı toplumsal formasyonu ekonomik hayatın Türkleştirilmesi yoluyla dönüştürülmeye çalışılırken,sonuçta Türkçülük politikasının maddi temelinin oluşmasında Ermeni tehcir ve kırımı önemli bir işlev görmüştür.(14)

Tehcirin etnik temizliğe dönüşmesi ve Anadolu'nun köklü kültürel ve maddi Ermeni varlığının yıkıma uğramasının bilinçli bir seçimle gerçekleştiği ortaya çıkmaktadır.Jeopolitik tehdidin büyük olduğu ve savaş koşullarının zorlayıcı bir ortam yarattığı yadsınamaz.Bununla birlikte,İttihat Terakki merkez yönetimince alınan kararlar ve yapılan uygulamalar(15) işbirlikçi Ermeni gruplarıyla Ermeni halkı arasında bir ayırım yapmaya ve Anadolu'daki Ermeni nüfusunun varlığının korunmasına yönelik bir kaygı taşınmadığını göstermektedir.İttihat Terakki'nin radikal kanadının kararları doğrultusunda ve belli bir koordinasyon içinde gelişen kırımın savaş başlamadan önce düşünüldüğü ve planlandığını ileri süren araştırmacılar vardır.(16) Ermeni kırımının çok boyutlu ve karşılaştırmalı bir analizini yapan Michael Mann alınan karar ve uygulamalara tüm devlet yönetimi katılmasa da yüksek düzey hükümet ve parti merkez kurul üyeleriyle bazı devlet organlarının oynadığı belirleyici rol nedeniyle doğrudan devlet tarafından yönlendirilmiş bir soykırım yapıldığı görüşündedir.Ancak bunun önceden planlanmadığını ve savaş başladıktan sonra beklenmeyen krizler karşısında anında verilmiş kararlardan kaynaklandığını ileri sürmektedir.(17)

1-Savaş içinde ölen Ermenilerin sayısı Türk resmi görüşüne göre 300.000 (Kamuran Gürün,Ermeni Dosyası,Türk Tarih Kurumu,Ankara,1983,s.226);Justin McCarthy'nin (Müslümanlar ve Azınlıklar:Osmanlı Anadolusu'nda Nüfus ve İmparatorluğun Sonu,çev. Bilge Umar,İnkılap Yayınevi,İstanbul,1998,s.137) hesaplamalarında ise toplam 1.5 milyon Ermeni nüfusundan 600.000 kişi (yüzde 40);Hovannisian'a göre (R.G. Hovannisian,Armenia on the Road to Independence,1918,University of California Press,Berkeley,1967,s.49) 1.500.000 dolayındadır.14 Mart 1919'da İstanbul hükümeti yaptığı soruşturma sonucunda ölü sayısının 800.000 dolayında olduğunu açıklar.Bkz.Taner Akçam,İnsan Hakları ve Ermeni Sorunu,İmge Yayınevi,Ankara,1999,s.301.

2-Etyen Mahçupyan'ın bu değerlendirmesi için bkz. Sefa Kaplan,1915'te Ne Oldu?,Hürriyet Gazetecilik ve Matbaacılık A.Ş.,İstanbul,2005,s.106-107.20 Nisan Van ayaklanmasının ardından 24 Nisan'da Ermeni sivil,siyasi ve aydın kesimin liderlerinin tutuklanması Ermeni tarihçiliğinde tehcirin ve kırımın başlangıcı olarak kabul edilen sembolik bir tarih olmuştur.Bkz. Hovannisian,a.g.e.,s.50 ve 274.24 Nisan'ın daha ayrıntılı bir anlatımı için bkz. Christopher J. Walker,Armenia:The Survival of a Nation,Routledge,Londra,1991,s.209-210.

3-Taşradaki Alman ve Avusturya konsolosları bir milyonu aşkın bir kafilenin savaş koşullarında sürgüne gönderilmesinin böyle bir sonuç doğuracağını önceden belirtmişlerdi.Bkz. Stefanos Yerasimos,"Birinci Dünya Savaşı ve Ermeni Sorunu",Toplumsal Tarih,105,Eylül 2002,s.11.Ayrıca Talat Paşa 1913'te Balkan göçmenlerini yerleştirmek üzere Deyr-i Zor'un koşulları için bilgi talep ettiğinde bu çöl bölgesinin yaşamaya uygun olmadığı ve buralara iskan yapılmasının ölümle sonuçlanacağına dair rapor almıştı.Bkz. Etyen Mahçupyan,İçimizdeki Öteki,İletişim Yayınları,İstanbul,2005,s.197-198.

4-Ronald Grigor Suny,"Rethinking the Unthinkable:Toward an Understanding of the Armenian Genocide",Looking toward Ararat:Armenia in Modern History,Indiana University Press,Bloomington,1993,s.94-95.

5-Vahakn N. Dadrian,The History of the Armenian Genocide,Berghahn Books,Oxford,1995,s.121-127.

6-Tehcirin kırıma dönüşmemesi için gayret sarfeden ve merkezi yönetime karşı direnenler arasında Erzurum Valisi Tahsin Bey,Halep Valisi Celal Bey,Ankara Valisi Mazhar Bey,Kastamonu Valisi Reşid Paşa ve Yozgat Mutasarrıfı Cemal yer almaktadır.Bkz. Taner Akçam,a.g.e.,s.274-277.Çeşitli misyoner raporları ve anılarıyla hayatta kalanların anlatılarına göre her yörede olmamakla birlikte yardım eli uzatan Türk,Kürt ve Arap aileleri olmuştur.Bkz. Michael Mann,"The Dark Side of Democracy:Explaining Ethnic Cleansing,Columbia University Press,New York,2004,s.168-170.

7-Yavuz Selim Karakışla,"Kadınları Çalıştırma Cemiyeti Himayesinde Savaş Yetimleri ve Kimsesiz Çocuklar:'Ermeni' mi,'Türk' mü?,Toplumsal Tarih,Eylül 1999,s.46-53.

8-Bu öykülere çarpıcı bir örnek için bkz. Fethiye Çetin,Anneannem,Metis Yayınları,İstanbul,2004.

9-Taner Timur,1915 ve Sonrası:Türkler ve Ermeniler,İmge Kitabevi,Ankara,2000,s.44;Mann,a.g.e.,s.134-135.

10-5.000 civarında Ermeninin Rus ordusunun safında yer alması rakamsal olarak küçümsenebilirse de bu grubun Rus ordularına kılavuzluk ve muhbirlik yaparak stratejik önem taşıdığına dair bir açıklama için bkz. Mann,a.g.e.,s.135-136.

11-Zafer Toprak,Türkiye'de Milli İktisat (1908-1918),Yurt Yayınları,Ankara,1982.

12-Çağlar Keyder,State and Class in Turkey:A Study in Capitalist Development,Verso,Londra,1987,s.161.Daha önce Doğu Anadolu'da Ermenilerle Türkler ve Kürtler arasında 1860'lardan beri başgösteren toprak kavgalarıyla ayaklanmalardan sonra kasabalarda Ermenilere karşı girişilen yağma ve öldürmelerin daha çok sınıfsal kıskançlık ve husumetten kaynaklandığını ileri süren tarihçiler olmuştur.Bkz. Michael Mann,a.g.e.,s.119,127.Feroz Ahmad,("Unionist Relations with the Greek,Armenian,and Jewish Communities of the Ottoman Empire,1908-1914",Benjamin Braude ve Bernard Lewis (der.),Christians and Jews in the Ottoman Empire,The Functioning of a Plural Society,c.1,Holmes & Meier Publishers,Inc.,New York,1982,s.403-405) 1908'de İttihat ve Terakki'nin etnik ve dini ayırım yapmadan tüm ayrıcalıklı sınıfların konumunu tehdit ettiğini ancak Türk nüfusun büyük çoğunluğunun ekonomik mağduriyetine karşı daha duyarlı olduğunu belirtir.

13-Taner Akçam,a.g.e.,s.299-300.

14-Fuat Dündar,İttihat ve Terakki'nin Müslümanları İskan Politikası (1913-1918),İletişim Yayınları,İstanbul,2001.

15-Fikret Adanır ve Hilmar Kaiser,"Migration,Deportation,and Nation-Building:The Case of the Ottoman Empire",René Leboutte (der.),Migrations and Migrants in Historical Perspective:Permanencies and Innovations,P.I.E.,Peter Lang,Brüksel,2000,s.280-284.

16-Hükümet katında Dahiliye Nazırı Talat Paşa ile Harbiye Nazırı Enver Paşa ve partinin önde gelenlerinden Dr. Bahaeddin Şakir başta olmak üzere yönetimin sorumluluğu,buna bağlı olarak da verilen emirler doğrultusunda Teşkilat-ı Mahsusa çeteleri ve jandarma birliklerinin oynadığı rol için bkz. Taner Akçam,a.g.e.,s.265-286.

17-Bkz. Dadrian,a.g.e.;Robert Melson,Revolution and Genocide:On the Origins of the Armenian Genocide and the Holocaust,Chicago University Press,Chicago,1992;Taner Akçam,a.g.e.

18-Michael Mann,a.g.e.,s.140-145;ayrıca doğrudan belirleyici rol oynayan kişiler ve gruplar için bkz. 156-167.

---------------------------------------------------------------------------

*Türkiye'de Ermeniler:Cemaat,Birey,Yurttaş,Günay Göksu Özdoğan ... [ve diğerleri];yayına hazırlayan Fahri Aral,1. bs.,İstanbul,İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları,2009,s.150-155.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder