11 Ekim 2011 Salı

"Bizim belgeler sizin belgeleri..."/Ümit Bayazoğlu*

Türk-Ermeni anlaşmazlığında seksen yıl boyunca sadece susan ya da sadece inkâr eden politikamızda son yıllarda ufak da olsa bazı değişimler gözleniyor.Türk tarafı artık konuyla ilgili tarihî belgeleri masaya sürerek "Biz arşivimizi açtık,kim isterse buyursun gelsin,incelesin" demeye başladı.Ermeni tarafı bu tavır karşısında önceleri suskunken,sonradan "Siz önce soykırım yaptığınızı itiraf edin,sonra biz de belgelerimizi açar üstünde hep beraber konuşur,tartışırız" demeye başladı.

"Siz önce soykırım yaptığınızı kabul edin" ön şartı,Ermenilerin konuyu yokuşa sürmesiydi.Türk tarafını önünde diz çöktürmeye yönelik yapıcı olmayan bir tavırdı.Böylece Ermeniler anlaşmaya niyetli olmadıklarını gösterdiler.Bu da biz Türklerin işine geldi;"Gördünüz işte,Ermenilerin niyeti bozuk,bunların amacı üzüm yemek değil,bağcıyı dövmek" demeye başladık.

İktidara geldiği günden bu yana Türk-Ermeni sorununun çözümü için hiçbir şey yapmayan Başbakan Recep Tayyip Erdoğan,bu "hodri meydan" politikasını pek benimsedi.Denk düştükçe orada burada "Arşivimizi açtık,kim isterse gelip inceleyebilir.Artık bu sorunu tarihçiler çözer" demeye başladı.

Derken bu çağrıyı ciddiye alan bir Ermeni tarihçi çıktı ortaya:Mart 2006'da İstanbul Üniversitesi'nde düzenlenen "Ermeni Konferansı"nda beliren "Türk ve Ermeni tarihçilerin bir tartışma platformu oluşturmaları" fikri üzerine,Gomidas Enstitüsü'nden Ara Sarafian ile Türk Tarih Kurumu Başkanı Prof. Yusuf Halaçoğlu birlikte somut bir proje üzerinde çalışma kararı aldılar.Bu haber hem bizim yakada hem de Ermeniler arasında heyecan yarattı.

Türk tarafı senelerdir yaptıkları çağrıya nihayet cevap aldığı için sevinçli ve umutluyken,Ermenistan ve diaspora Ermenileri kızgındı.Ara Sarafian tek başına hareket etmek ve Türklerin oyununa gelmekle suçlandı.

Ancak Halaçoğlu,söz verdiği hâlde bir proje geliştiremeyince,Ara Sarafian onbir ay sonra bu defa kendi hazırladığı proje teklifiyle tekrar geldi.Buna göre,Türk-Ermeni belgeleri ışığında Harput Ermenilerinin imhasını birlikte inceleyeceklerdi.Halaçoğlu önce razı olduysa da sonradan (kimbilir neden) yan çizdi.

İki hafta önce Nokta'nın da belirttiği gibi,bu proje sadece "güzel bir hayaldi".Gerçekleşse bile havanda su dövmekten başka bir işe yaramayacaktı.

Anadolu'dan Ermenilerin kökünün kazındığını kanıtlamak için arşivleri kurcalamaya gerek yok.Bunun için 1915'e kadar Ermenilerin yoğunlukla yaşadığı bölgelere bakmak yeterli.Bugün Anadolu'da dinî ve ulusal kimliğiyle yaşayan bir tek Ermeni bulamazsınız.Ayrıca tarihçiler de bu konuda yazacaklarını yazdılar.Onların görevi çoktan bitti.

Topu tarihçilere atmak,tarafları boş yere oyalamaktan başka bir işe yaramaz.Bir sonuç çıkarabilmek için eldeki veriler yeterli.Artık iki halkın söz alması ve inisiyatif koymasının zamanı geldi.

Ayrıca Sarafian ve Halaçoğlu'nun ortada sanki bir arşiv varmış gibi davranmaları da çok ayıp ve aldatmacadan başka bir şey değil.Hem Ermeniler hem de Türkler,aleyhlerinde kullanılabilecek tüm belgeleri çoktan ayıklayıp imha ettiler.Bunu hem onlar hem de biz bal gibi biliyoruz.Halaçoğlu,bir televizyonda Sarafian'ın Harput Ermenileri hakkında istediği belgelerin Osmanlı Arşivi'nde bulunmadığını söylemiş.Hâlbuki Ermenilerin ondokuzuncu yüzyıla kadar Harput'ta kurdukları medeniyet ortada:Harput (Kharpert-Ma'muretü'l-aziz) vilayet merkezinde Birinci Dünya Savaşı öncesinde,4.248 Ermeni (714 hane) ve 8.376 Müslüman yaşıyordu.Kazanın tamamında yer alan 57 yerleşim biriminde Ermenilerin nüfusu 39.788'di.Yörede 92 okul,8.660 öğrenci,67 kilise,9 manastır bulunuyordu.

Ermeni nüfus,Surp Garabed,Surp Hagop,Surp Istepanos ve Surp Neshan kiliselerinin etrafındaki mahallelerde yoğunlaşmıştı.Şehirdeki Ermenilere ait okulların adları ve yirminci yüzyıl başında bu okullarda öğrenim gören öğrencilerin sayıları şöyleydi:Tagayin Varjaran (Mahalle Okulu) 90 kız 60 erkek,Getronagan 110 erkek,Surp Isdepanos 60 erkek,Surp Neshan 65 erkek.Şehirde ayrıca Katolik ve Protestan Ermenilere ait kiliseler de vardı;Apostolik Ermeni Kilisesi'ne mensup ailelerden 216 kız ve 213 erkek Protestan okullarına,133 kız ve 140 erkek de Katolik okullarına gidiyordu.Protestan Ermeniler tarafından yönetilen Yeprad (Fırat) Koleji,bölgenin en nitelikli eğitim kurumuydu.Ermenice Yeprad adlı bir dergi ve Amenun Hamar (Herkes İçin) adlı bir gazetenin yayınlandığı şehirde,yine Ermeniler tarafından kurulmuş olan ve yönetilen bir tiyatro bulunuyordu.

Harputlu Ermeniler ticaretin yanı sıra bağcılık,meyvecilik,ipekböcekçiliği,dokumacılık,dericilik,silâh yapımcılığı,kuyumculuk gibi işlerle uğraşıyorlardı.(1914 Öncesi Ermeni Köy Hayatı-Mary Kilbourne Matossian,Susie Hoogasian Villa)

Şimdi bu verilere bakınca,Harput Ermenileri hakkında "Osmanlı Arşivleri'nde belge yok" demenin ne anlamı olabilir ki?İlle de belgeyse,peki bu belgeler nerede?Yoksa onlar da Ermeniler gibi buharlaştılar mı?Hâlbuki ne Ermeniler ne de onlara dair belgeler buharlaştı.Bunun için öyle "top secret" belge filan aramaya da gerek yok.Sadece biraz kitap okumak yeterli!Üstelik bu kitaplar öyle çok zor bulunan şeyler de değil,hepsi gözümüzün önünde duruyor:

Geçen hafta sizlere bu sayfalarda tanıtmaya çalıştığım Kayserili A. Rifad Çalıka'nın sözlerini hatırlayın.Ermeni Tehciri'nden sorumlu tutulup arandığı sırada bazı belgeleri imha ettiğini söylüyordu.

Yine devrin Devlet Bakanı Reşid Akif Paşa,21 Kasım 1918'de "Tedkiki Seyyiat Komisyonu"na verdiği ifadede şöyle diyordu:"Ben Dâhiliye Nezareti evrakı arasında bölgelere yollanan tehcir emrine paralel imha emrini gördüm."

Üçüncü Ordu Komutanı Vehib Paşa,Amele Taburları'nda çalıştırılan iki bin Ermeni'nin imha edilmesini bizzat soruşturmuştu.Katliamı yapan jandarmalar,verdikleri ifadelerde,"Teşkilat-ı Mahsusa Erzurum sorumlusu Dr. Bahaeddin Şakir'den emir aldıklarını" söylemişlerdi.

Kastamonu Valisi Reşid,"Ben elimi kana bulamam" diyerek katliam yapmadığı için görevden alınmıştı.

Yozgat Mutasarrıfı Cemal,"İmhayı reddettiği için" görevden alınmıştı.Keza Ankara Valisi Mazhar Bey de "İmhayı reddettiği için" görevden alınmıştı.

Boğazlıyan Kaymakamı Kemal(1) ve Bayburt Kaymakamı Nusred,"İmhayı emir üzerine yaptıklarını" söylemişlerdi.

1915'te Posta-Telgraf Nazırı olan Hüseyin Haşim Paşa,"Bazı belgeler imha edildi" demişti.

Teşkilat-ı Mahsusa'dan Hüsameddin Ertürk,Ziya Gökalp ve Mithad Şükrü Bleda,"Arşivler ayıklandı" şeklinde ifade vermişlerdi.

1-Boğazlıyan Kaymakamı Kemal'in Kadıköy-Altıyol'daki "anıtmezar"ını Mülkiyeliler Birliği yaptırdı.

***

*Ümit Bayazoğlu,"Bizim belgeler sizin belgeleri...",Nokta,1/22,29 Mart-4 Nisan 2007,s.100-101.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder