30 Eylül 2011 Cuma

Kara Kaplı Defterden 1915'in Anatomisi*


Gomidas Enstitüsü'nün Direktörü,tarihçi Ara Sarafian,Murat Bardakçı'nın 2008'de 'Talat Paşa'nın Evrak-ı Metrukesi' adıyla yayımladığı kitaptan yola çıkarak 'Talat Paşa'nın Ermeni Soykırımı Raporu'nu yayımladı.Kitabın Türkçe baskısını tanıtmak için İstanbul'a gelen Sarafian,"Bu belge 1915 konusunda resmi Türk tarih tezini değişmeye zorluyor.Soykırıma ait en iyi kanıt bu" dedi.

Ara Sarafian'a göre Talat Paşa'nın raporu çok önemli,çünkü bu belge tamamen Osmanlı arşivlerine dayanıyor ve dönemin İçişleri Bakanlığı'nın kayıtlarını gün yüzüne çıkarıyor.'Kara kaplı defter'de 1915 öncesi Anadolu Ermeni nüfusunun 1,5 milyon olduğu ve bunların 950 bininin tehcir sırasında öldüğü tüm ayrıntılarıyla açık açık anlatılıyor.

Murat Bardakçı'nın kendisiyle ilgili "Kitabımı çaldı" iddiasına da değinen Ara Sarafian,"Onun yayımladığı belgedeki verilere dayanarak kendi düşüncelerimi açıklıyorum.Bardakçı,yayımladığı kitapla bu verilerin gün yüzüne çıkmasını sağladı.Bu yüzden onu takdir ediyorum.Ortaya koyduğu bu verilerle artık kendisine inkarcı demek mümkün değil" dedi.

Talat Paşa'nın Raporu Resmi Tezi Çürütüyor

'Talat Paşa'nın Ermeni Soykırımı Raporu' adlı kitabı geçtiğimiz hafta Türkçe olarak yayımlanan tarihçi Ara Sarafian,25 Eylül Pazar günü,Eren Keskin,Osman Köker ve Mehmet Polatel'in de katıldığı bir panelde,1915'te Osmanlı hükümetinde Dahiliye Nazırı olan Talat Paşa'nın tuttuğu bu raporun neden önemli olduğunu anlattı.Kitabın İngilizcesinin Londra merkezli Gomidas Enstitüsü tarafından yayımlanmasından sonra,raporu ortaya çıkaran Habertürk gazetesi yazarı Murat Bardakçı'nın "Diaspora kitabımı çaldı" başlıklı yazısıyla itham ettiği Sarafian,hem bu duruma açıklık getirdi,hem de Talat Paşa raporunun sunduğu istatistiksel veriler ışığında,1915'te yaşananları değerlendirdi.

Panel öncesinde yaptığımız söyleşide,Murat Bardakçı'nın sözkonusu raporu yayımlayarak önemli bir iş yaptığını ve bunu takdir ettiğini belirten Sarafian,burada yer alan bilgiler üzerinde yaptığı ayrıntılı çalışmayla,bu raporun Türkiye'nin bugüne dek izlediği resmi politikanın temelsizliğini ortaya koyduğunu örnekleriyle anlattı:

"Bardakçı'nın yayımladığı kitap sayesinde,Türkiye'deki arşivlerde araştırmaya açık olan diğer Osmanlı kayıtlarından da yararlanarak bu özgün Osmanlı raporunu analiz etme imkanı buldum.Bardakçı'nın Talat Paşa'nın orijinal raporunu yayımlamasını takdire şayan buluyor,bu konuda onun yaptığı yorumun yanlışlığını ise,Ermeni Soykırımı tezini dikkate alma konusundaki isteksizliğine bağlıyorum."

Sarafian,Talat Paşa'nın raporuyla ilgili olarak dört temel nokta üzerinde duruyor ve bunları şöyle özetliyor:

1-Rapor Talat Paşa'nın özel evrakı arasında bulundu.Dolayısıyla,evrakla Talat Paşa arasındaki bağlantı somut.

2-Talat Paşa,Şubat 1917'de 23 vilayette bulunan Ermenilerle ilgili bir nüfus çalışması için talimat verdi.Talimatında,bazı spesifik bilgiler talep etti.Bunlar,sözkonusu vilayette bulunan 'yerli' ve 'yabancı' Ermenilerin sayısı ve bunların nereden geldiklerine ilişkin veriler.Talat'ın raporu,bu araştırmadan elde edilen ham/işlenmemiş istatistiklere dayanıyor.Bu talebe verilen çok sayıda yanıtı İstanbul'daki Başbakanlık Osmanlı Arşivleri'nde bulmak mümkün.

3-Talat'ın raporunun analitik ağırlık merkezini,bir sayfalık istatistiksel giriş bölümü oluşturuyor.Bu sayfa yalnızca Şubat 1917'den sonra toplanmış ham verilerin basitçe bir özetini oluşturmakla kalmıyor,aynı zamanda birtakım ek bilgiler de içeriyor.Örneğin çeşitli vilayetlerde 1914'te mevcut Ermeni nüfusunun yanı sıra,1917'de yerlisi oldukları vilayetler dışındaki vilayetlerde bulunan Ermenilerin sayıları yer almakta.Talat Paşa yalnızca toplam rakamları vermiş.Bunların ayrıntılı hesaplaması benim çalışmamda yer alıyor.Bu tek sayfalık istatistik girişin,Talat Paşa'ya 1914-1917 arasında her bir vilayette yok olan Ermenilerin sayısına ilişkin tahminlerde bulunma olanağı verecek şekilde derlendiğini ve sunulduğunu düşünüyorum.Büyük bir olasılıkla Talat Paşa,kayıp olan Ermenilerin büyük bir bölümünün öldürülmüş olduğunu biliyordu.

4-Talat Paşa,giriş sayfasında mevcut verileri açıklayıcı ek bilgiler de vermeye özen göstermiş.Burada 1914 istatistiklerinin yalnızca İmparatorluğa dahil olan Ermenilerin sayısını verdiğini,bu sayıya Ermeni Katolik cemaatinin dahil olmadığını belirtmiş (Protestan Ermenilerden hiç bahsedilmemiş).1914 ve 1917'deki Ermeni nüfusuna ilişkin sayının,eksik sayımlarını da hesaba katmak için yüzde 30 oranında artırmak gerektiği yönünde bir not da yer alıyor.İlaveten 1914'te yerlisi olduğu vilayetin dışındaki yerlerde yaşayan 68 bin 433 Ermeni'nin bulunduğu da kaydedilmiş.Bu açıklamalar rapora verilen önemi gösteriyor.

Raporda Bazı Bölgeler Yok

1917 nüfus araştırmasının Osmanlı İmparatorluğu'nun 23 vilayetinde yürütüldüğünü,fakat bazı Doğu vilayetlerinin kapsam dışında tutulduğunu kaydeden Sarafian,bunun nedeninin yalnızca Trabzon,Erzurum ve Van'ın bir kısmının Rus işgali altında olmasından kaynaklanmadığını,işgal altında olmayan Mamuret-ul Aziz,Diyarbakır ve Canik'in de kapsam dışı tutulduğunu belirterek şöyle konuşuyor:

"Talat'ın sözkonusu nüfus araştırmasının bu doğu vilayetlerinde yapılması talimatını vermemesinin nedeni,büyük bir olasılıkla,bu vilayetlerdeki Ermenilerin 1915-1916'da tehcir edildiğinin varsayılmış olmasıydı." Sarafian'a göre,Örneğin Mamuret-ul Aziz Valisi Sabid Bey bu vilayetten 51 bin Ermeni'nin tehcir edildiğini ve 1915'te vilayetin çeşitli yerlerinde saklanmakta olan sadece 4 bin Ermeni'nin kaldığı bilgisini vermiş.Sabid Bey'e göre bunların çoğu çeşitli tehcir kafilelerinden kaçmayı başarmış olan kadın ve çocuklardı.Muhtemelen bu kişilerin hayatta kalmadığı ya da Müslüman nüfus içinde eridikleri düşünülüyordu.Benzer bir şekilde Diyarbakır Valisi Reşid Bey de vilayetinde hiç Ermeni kalmadığını rapor etmişti.Vali Tahsin Bey de Trabzon'da neredeyse hiç Ermeni kalmadığını yazıyordu.Bu Ermenilerin kağıt üzerindeki yeniden iskan bölgeleri Musul,Deir ez-Zor ya da Suriye'ydi;oysa bu sürgünlerin büyük bir bölümü söz konusu yerlerdeki kayıtlarda görünmüyor.Talat'ın raporunda sözkonusu Doğu vilayetlerinde Ermeni sayısı 'sıfır' görünüyor ve bu vilayetlerin yerli Ermenilerinden geriye kalanlar,nüfus araştırması yapılan vilayetlerde kaydı yapılan Ermeniler olarak görünüyor.

Planlı Harekatın Sonucu

Talat Paşa'nın raporunda,tehcir öncesi Osmanlı Ermeni nüfusunun,sayımlardaki eksiklikler de hesaba katılarak yaklaşık 1.5 milyon olduğu,1915'te tehcir edilenlerin sayısının 1 milyon 200 bin olduğu,tehcirin ardından hayatta kalan ve varlığı kayda geçen Ermeni sayısının ise 350-400 bin kadar olduğunu belirten Sarafian,rapora göre Elazığ ve Sivas gibi doğu vilayetlerinde Ermeni kayıplarının,savaş öncesi nüfusun yüzde 90'ına ulaştığını söylüyor.İzmit,Bursa ve Eskişehir Ermenilerinin yüzde 75'inin yok edildiğini ifade eden Sarafian,"Hayatta kalanların büyük çoğunluğu kendi memleketlerinde sığınmacı durumuna düştü.Bir zamanların gelişkin toplumunun kalıntıları olarak dehşet verici koşullarda bir iç sürgün yaşamına mahkûm edildiler.Can kayıpları ve çekilen acılar,savaşın ya da doğal bir afetin sonucu değil,bu insanların kendi devletinin planlı harekatının bir sonucuydu" diye konuşuyor.

Halaçoğlu Çarpıtıyor

Sarafian,Türk Tarih Kurumu'nun eski Başkanı ve Başbakanlık Osmanlı Arşivleri'nin eski Genel Müdürü Yusuf Halaçoğlu'nun 1915'te Osmanlı Ermenilerinin başına geleni bir nüfus sevkıyatı -tehcir- diye tanımladığını ve 'Ermeni Tehciri ve Gerçekler (1914-1918)' başlıklı çalışmasında 1915'te tehcir edilen Ermenilerin sayısını 455 bin 758,başarılı bir şekilde yeniden iskan edilenlerin sayısını da 382 bin 148 olarak verdiğini belirtiyor.Halaçoğlu'nun bu iddiasını İstanbul'daki Başbakanlık Osmanlı Arşivleri'ndeki Osmanlı kayıtlarına dayandırdığını söyleyen Sarafian,bu hesapların önemli yanlışlar içerdiğini ifade etti.Halaçoğlu'nun çalışmasında,Edirne,Hüdavendigar (Bursa),Karesi (Balıkesir),Kastamonu,Canik,Urfa ve Bitlis'ten tehcir edilen Ermenilerden hiç bahsetmediğini,fakat Türkiye'deki Osmanlı arşivlerinde bu illerdeki Ermenilerin tehcir işlemlerini kanıtlayan kayıtlar olduğunu belirten Sarafian,Halaçoğlu'nun çalışmasına dair şöyle konuşuyor:

"Halaçoğlu doğu vilayetlerinden tehcir edilen Ermenilerin sayılarını da çok düşük gösterir.Örneğin Trabzon'dan 3 bin 400 Ermeni'nin tehcir edildiğini yazar,oysa Osmanlı kayıtları Trabzon'dan tehcir edilen Ermeni sayısını yaklaşık 28 bin olarak verir.Benzer bir şekilde Halaçoğlu,Erzurum'dan tehcir edilen Ermenilerin 5 bin 500 kişi olduğunu yazar,oysa gerçek rakam 100 binden fazladır.Halaçoğlu kitabını 2002'de başka bir başlıkla yeniden yayımladı ve İngilizce'ye çevirterek 2008 yılında Türk Tarih Kurumu yayınlarından 'The Story of 1915:What Happened to the Ottoman Armenians' (1915'in Öyküsü:Osmanlı Ermenilerine Ne oldu?) başlığıyla çıkardı.Kitabın bu son baskısında Murat Bardakçı'nın Nisan 2006'da Hürriyet gazetesinde tefrika halinde yayınladığı Talat Paşa'nın raporunu ele aldı.Burada,kendi tutumunu gözden geçirmek yerine,Halaçoğlu,hiçbir önem taşımadığı gerekçesiyle Talat'ın raporunu bir kenara koydu ve bu kez tezine Askeri Tarih ve Stratejik Etüt Başkanlığı (ATASE) tarafından yayımlanan Türk askeri arşivlerinden aldığı yeni bir dizi istatistiksel veriyi dahil etti.Oysa bu yeni veriler Halaçoğlu'nun pozisyonunu daha da zayıflatır nitelikteydi.Yeni belgenin eksik olduğunu belirtmeksizin Halaçoğlu onu kendi metnine,üstelik bilimsel açıdan yetersiz bir yorumla ekledi.Kendi kitabında yazan bilgilerle bunların çeliştiği gerçeğini düpedüz geçiştirdi.Örneğin ATASE kayıtlarında Canik'ten 26 bin 374 Ermeninin tehcir edildiği belirtilirken Halaçoğlu'na göre bu sayı 'sıfır'dır.ATASE'na göre Erzurum'dan 120 bin Ermeni sürülmüşken,Halaçoğlu bu sayıyı 5 bin 500 olarak vermekte.Bitlis'ten 20 bin Ermeni tehcir edilmesine karşılık (buna ilaveten 100 bini öldürülmüş ya da kaçmıştır) Halaçoğlu'na göre bu sayı 3 bin 400'dür.Trabzon'dan tehcir edilen 28 bin Ermeninin sayısını Halaçoğlu 3 bin 400 olarak verir." Türkiye'deki arşivlerde bulunan Osmanlı kayıtları ile Ermeni Soykırımı'nı inkar eden Türkiye resmi tezi arasındaki uyumsuzluğun artık ortaya çıkmaya başladığını kaydeden Sarafian,"Talat Paşa'nın raporu,tıpkı onu destekleyen Osmanlı arşivlerindeki diğer belgeler gibi,1915 Ermeni Soykırımı konusunda resmi Türk pozisyonunu değişmeye zorluyor" diyor.

-------------------------------------------------------------------------------------

*Agos,Haber:Hrant Kasparyan,30 Eylül 2011.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder