19 Ağustos 2010 Perşembe

Enver Paşa Nasıl Öldü?*


Enver Paşa'nın ölümü hakkında,21 Mayıs 1990 tarihli Cumhuriyet gazetesinde kısa bir yazı çıkmıştı.Burada,I. Muradyan adında bir Ermeni'nin,1987'de sabık Politbüro üyesi Haydar Aliyev'e gönderdiği bir mektupta,Enver Paşa'nın 5 Ağustos 1922'de bir camiden çıkarken Karabağlı Saruhanyan adında bir Ermeni tarafından öldürüldüğü ileri sürülmüştü.Asker olduğu anlaşılan işbu şahsın bağlı bulunduğu birliğin komutanının da,yine Karabağ'ın Tagavert köyünden Hagop Melkumyan olduğu ilave edilmişti.

Enver Paşa'nın ölümünün teferruatı son zamanlara kadar Ermeni kaynaklarında bile karanlıkta kaldığı için,aslı Yerevan'da münteşir Sovedagan Hayasdan (Sovyet Ermenistanı) adlı derginin 1984 yılı Ağustos sayısında çıkan,Hayk Hayrabetyan imzalı bir makaleyi,tarihe ışık tutmak gayesiyle tanıtmayı arzu ettik.Ancak,bizim istifade ettiğimiz yazı,Kanada'nın Montreal şehrinde Ermenice ve kısmen de Fransızca ve İngilizce lisanlarında neşredilmekte olan Horizon (Ufuk) adlı haftalık gazetenin 4 Şubat 1985 tarihli nüshasında iktibas edilendir.

Makalenin yazarı Hayrabetyan,Enver Paşa'ya karşı savaşan Sovyet birliklerinin kumandanı Hagop Melkumyan'ı veya Melkumov'u ilk defa,Mikhail Frunze'nin (1885-1925) adını taşıyan askeri akademinin,kırkıncı yıldönümü münasebetiyle düzenlenen törende görmüş.Melkumyan da onur divanında yer almış.Riyasetteki diğer askeri erkan,üniformaları ve nişanlarıyla iştirak etmelerine rağmen,kendisi sivil elbiseyle hazır bulunmuş.Ancak ender görülen eski nişanlarını takmış.

Törenden sonra,Hayrabetyan yanına yaklaşarak görüşmek istemişse de,o ancak randevu aldıktan sonra kendisini kabul edebileceğini ifade etmiş.Keza bilinen hususlar hakkında kendisine sual tevcih olunmaması için,biyografisini okuduktan sonra yanına gelmesini tavsiye etmiş.

Hayrabetyan da,Aleksandr Dotorski'nin "İhtilalin Askeri" başlıklı yazısını okumuş.Buradan,Melkumov'un Karabağ'da doğduğuna,keza tahsil ve iş bulmak için Aşkabat'a gittiğine vakıf olmuş.Aynı kaynağa göre Birinci Cihan Harbi'ne ve Doğu Prusya cephesindeki muharebelere katılmış.Yaralanıp iyileştikten sonra Türk cephesine gönderilmiş.Süvari alayında,Erzurum yakınlarında Türklere karşı savaşmış ve Van'la Bitlis'teki çarpışmalara iştirak etmiş.Müteakiben subay olmuş.Kanı ile,üç adet Saint-George nişanı ve üç adet de madalya kazanmış.Bolşevik ihtilalinden az önce,yüksek süvari eğitimi görmüş.İlk defa ihtilalcilerin saflarına geçenlerden biri olmuş ve iç savaşlarda yararlılıklar göstermiş.

1920'de Basmacılar'a ve ihtilalin düşmanlarına karşı kanlı muharebeler yapılırken Türkistan'a gönderilmiş.

Cumhuriyet Erkan-ı Harbiye Konseyi'nin 20 Temmuz 1920 tarih ve 159 sayılı emirnamesinde,Türkistan'ın birinci süvari tümeni birinci tugayı kumandanı Hagop Melkumov'un,16 Şubat'ta düşmanın mevzilerini zaptettiği;Deynau ve Yurçi şehirlerine akınlar düzenleyip,düşmanın son direnişini başarısızlığa uğrattığı;13 Mart'tan 9 Nisan'a kadar Karateğin Beyliği'ni Basmacılar'dan temizlediği;9 Mayıs'la 9 Haziran tarihleri arasında ise Khost Kışla yakınında vuku bulan muharebelerin başarı ile neticelenmesinde,akılcı kumandası ile büyük etkisi olduğu;burada düşmanın tamamen yok edildiği;19 Mayıs'ta süvari tümeninin kumandanının yaralanmasından sonra,kendisi komutanlığı üstlenerek,başlanan operasyonu başarı ile sonuçlandırdığı ve düşmana ağır kayıplar verdirdiği için,Kızıl Bayrak nişanıyla taltif edildiği açıklanmıştır.

İkinci bir emirname ile de,Buhara Halkı Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti tarafından,birinci sınıf Kızıl Ay nişanı ile mükafatlandırılmıştır.

31 Mart 1924 tarih ve 82 sayılı üçüncü bir emirname ile ise 1921 yılı akınlarında ve 1922'de Enver Paşa'nın kuvvetlerinin imhasında gösterdiği etkinlik için,ikinci defa Kızıl Bayrak nişanına layık görülmüştür.

1914-1920 yılları arasında,Kafkas Cephesinde,Doğu Prusya'da,Don ve Volga kıyılarında çarpışmış,1920-1932 yıllarında ise,Doğu Buhara'da,keza Harezm dağlarında ve çöllerinde vuku bulan savaşlara iştirak etmiştir.Tek kelime ile,19 yıl kılıcını kınına takmamıştır.

Muharrir,bundan sonra Melkumyan'ın evine yaptığı ziyaretten bahsedip ezcümle şunları yazmaktadır:

"Odası yarı karanlık idi.Eski ve büyük bir masa üzerinde,elyazmaları,kitaplar,muharebe harekat planları,Orta Asya cumhuriyetleri haritaları,eski Ermenistan haritası ve topografik birkaç sair harita bulunmakta idi ki,bunlardan birinin üzerinde,Van Gölü'nün güney sahili görülmekte idi.Üzerinde de şunlar yazılı idi:'Atamov Blatov'un adını taşıyan 15. Kazak Alayı'nın yeniden teşekkülü,çizen:Melkumov'.

-İşittiğime göre,Türkistanlılar adı altında,hatıralarınızı ihtiva eden bir kitap yazmaktasınız,dedim.Biliyorum ki,Emir Seyyid Ali Han'ın,İbrahim Bek Korşemat'ın,Cüneyd Han'ın ve daha az önemli diğer on hanın ve yüzlerce sair hanların ve beklerin imhasına katılmışsınız.Fakat,beni daha fazla Enver Paşa'nın ölümünün teferruatı ilgilendirmektedir.

Melkumov bana şu cevabı verdi:

-Cinayetlerinden dolayı,İttihatçıların önderliğini,henüz 1919'da İstanbul'da,ilk defa bizzat Türkler muhakeme etmişlerdir.Başları olan Talat,Enver ve Cemal Paşalar ölüme mahkum edildiler.Ancak,Divan-ı Harp Mahkemesi'nin kararlarını dış memleketlerde Ermeni fedaileri infaz ettiler.

Müteakiben,Melkumyan Enver Paşa hakkında şunları söyledi:

-O,Sultanın kızı ile evlenmişti.Bundan dolayı Doğudaki Müslüman ülkelerinde müstesna bir mevkiye sahipti.Osmanlı Devleti'nin harpte yenilmesinden ve kendisinin de Divan-ı Harp Mahkemesi tarafından ölüme mahkum edilmesinden sonra,memleketinden kaçtı.İki yıl Doğu ülkelerinde yeni macera olanakları aradı.İran'dan ve Orta Asya halklarından müteşekkil yeni bir İslam devleti kurmak gayesinde idi.Uluslararası düzeyde bir maceraperest olan Enver Paşa,kendisi de bu devletin başına geçmek hayalinde idi.Bakü'de toplanan Doğu Halkları Kongresi'ne,yazılı bir bildiri ile murahhaslara müracaat edip,kendisini komünistlerin milli siyasetine taraftar olarak ilan etti.Bu hareketi aldatıcı idi.Bazı kimseler ise ona inandılar.1921 yılı Kasım ayında,Buhara'daki silahlı kuvvetlere başkumandan tayin edildi.Buhara Cumhuriyeti Bakanlar Kurulu başkanı,halk düşmanı Feyzullah Hocayev'le birlikte,Buhara'da ihtilalcilere karşı ayaklanma hazırladı.

Sonra,masanın üstünde,1920 sıralarındaki Buhara'nın yıpranmış bir haritasını açarak:

-İşte burada,Enver Paşa Doğu Buhara'daki askeri kuvvetlerini mevzilendirmişti.Ordugahı Kofrun Kışlası'nda bulunmakta idi.Bu mevkide muntazam birlikler teşkil etmeye başlanmıştı.Buradan,Sovyet hakimiyetini devirmek ve İslamın yeşil bayrağı altında birleştirmek için,Müslümanlara devamlı bildiriler göndermekte idi.Keza,İngiliz süvari birliklerinin ve Türk gönüllü kıtalarının,fillere yerleştirilmiş toplarla,kendi kuvvetleri ile birleşecekleri hususunda haberler yayılmakta idi.Ancak,bütün strateji uzmanları bilmekte idiler ki,filler dağlardaki muharebeler için hiçbir zaman elverişli değiller.Zaten Büyük İskender de,ananelere göre,fillerle Orta Asya'ya gelmiş değil miydi?Enver Paşa ondan nesi ile geri kalırdı ki?

Bu esnada kapı çalınarak,Orta Asyalı dostları içeri girdiler.Bunlar da Enver Paşa'ya karşı yapılan harekata iştirak etmişler.Bunun üzerine ben evinden ayrıldım.

Melkumov'un hanımı Frantziska Yakovleva'ya göre,kocası aniden Karabağ'daki doğduğu Kherkhan köyüne gitmiş ve oradan da Aşkabat'a geçmiş.Nihayet,ikinci defa Semerkant'ta Melkumov'la görüşme fırsatını elde ettim.

İkimiz birlikte bir otomobil içinde,dağlık yollardan yukarıya doğru tırmanmaya başladık.

Melkumov,Termiz'deki dolambaçlı yolları göstererek şunları söyledi:

-Bu eski stratejik yoldan kimler geçmemiştir ki?Buradan Büyük İskender Orta Asya'yı istila etmiştir.Keza,Cengiz Han'la Timurlenk buradan geçmiştir.

Müteakiben,Melkumov'a şunları söyledim:

-1920'de bu yoldan geçerek,Buhara Emiri'nin kıtalarını imha etmişsiniz.1922 yılı Haziran ayında ise süvarilerinizi aynı yoldan ilerleterek,Enver Paşa'ya karşı harekatı başlatmışsınız.

Melkumov da şu şekilde karşılık verdi:

-Enver Paşa,Basmacılar'ın alelade bir çetebaşısı değildi.Almanya'da aldığı akademik askeri eğitim,emperyalistlere karşı yaptığı muharebelerde elde ettiği tecrübekarlığı ve kuvvetlerinin sayı itibarı ile üstünlüğü,onu tehlikeli bir hasım haline getirmişti.17.000 kişilik seçkin bir süvari ordusuna malikti.Benim ise ancak 1.500 süvari ve 800 piyade askerim vardı.

Düşmanın kuvvetlerini tehdit etmek ve sayı üstünlüğünden faydalanmasını önlemek için,onun bütün yığınağına birden darbe indirmeyi kararlaştırdım.Bu maksatla,kanatların derinine dalarak,geniş harekat stratejisini tatbik ettim.Saldırıyı,Müslümanların sabah namazından önce,şafak sökerken ani olarak düzenlemeye karar verdim.

Dağların tepelerinden esen rüzgar vadileri sisle kaplamıştı.Sisin örtüsü altında,düşmana yaklaşmamız farkedilmedi.Dağların arkasından güneş doğduktan sonra,sis dağılmaya başlayınca dürbünle bakarak,Kofrun Kışlası'nın ucunda,büyük bir dağ içinde,altın renginde hilalli yeşil bayrağı müşahade ettim.Bayrağın yanında ise kırmızı sarıklı nöbetçiler görülmekte idi.Enver Paşa'nın,muhafızları ile birlikte orada bulunduğunu anlayarak sevindim.Sarıkamış yakınında kaçabilmişti,fakat bu sefer elimden kaçamayacaktı.Emrim üzerine toplar ateş açtı.Süvariler süngü takarak düşmanın üzerine hücum ettiler.Bizim bu cesurca saldırımıza düşman mukavemet edemedi.Kılıçlarımız pencerelerin önünde parladığı zaman,Enver Paşa henüz yatakta idi.Elbisesiz ve yalınayak atına binerek,dağlara doğru süratle uzaklaştı.Yirmibeş verst(1) takip ettikten sonra,onu Çağan Kışlası'nda yakaladık.Kanlı süngü savaşında Enver Paşa'yı öldürüp çeteyi de imha ettik.

'İslam ordularının başkumandanı,Halife'nin damadı ve Hazreti Muhammed'in vekili' kelimeleri yazılı büyük çaptaki gümüş şahsi Kuran'ını ve müzehhep hilatını ise yöredeki resmi makamlara teslim ettim.

Enver Paşa,suç ortağı Cemal Paşa'dan ancak on gün fazla yaşadı.

4 Ağustos 1922 tarihinde,Çağan Kışlası'nda,camiye yakın bir mevkide,Enver Paşa'nın hayatına son verdik".

Yazımızın sonunda,"Ermeni Sovyet Ansiklopedisi"nden (Haygagan Sovedagan Hanrakidaran,c. VII,Yerevan,1983,s. 397c) istifade ederek,Hagop Melkumyan/Melkumov hakkında mütemmim bilgi sunuyoruz.

12/24 Aralık 1885'te Karabağ'ın Şuşi bölgesinin Kherkhan köyünde doğup 3 Temmuz 1962'de Moskova'da öldü.Arşag Melkumyan'ın oğludur.

1907'de asker oldu.1917'de Don'da Bolşeviklere karşı ayaklanan General Kaletin'e karşı savaştı.1918 yılı yazında Moskova'daki Birinci Süvari Alayı komutanlığına atandı.Aynı yıl Komünist Partisi üyesi oldu.Bu sıralarda,Voronej şehri civarında Denikin'in ordularına karşı harp etti.Buhara'nın kurtuluş muharebelerine katıldı.1934'te Frunze'nin adını taşıyan Harp Akademisi'nden mezun oldu.1934-1937 yıllarında Orta Asya Askeri Bölgesi'nin yardımcı kumandanlığında bulundu.

1960'ta Moskova'da,Turkisdantsiner (Türkistanlılar) adı altında hatıraları neşredildi.Üç defa Kızıl Bayrak vesair nişanlarla ödüllendirildi.

Sözümüzü bitirirken,yukarıda adı geçen Cemal Paşa hakkında da bir açıklama yapmayı lüzumlu görüyoruz.

25 Temmuz 1922'de Cemal Paşa Tiflis'te Bedros Der-Boğosyan ve Ardaşes Kevorkyan adında iki Ermeni komitacı tarafından öldürülmüşse de,işbu cinayeti İngilizler tertip etmişlerdir.Zira,Cemal Paşa az önce Afganistan'a gidip,Enver Paşa'nın Türkistan'da yaptığı gibi,orada bir ayaklanma hazırlamaya karar vermiştir.Bunu İngilizler Hindistan için bir tehlike addetmişler.Bu hususta,yanılmıyorsak İngiliz devlet arşivine müstenit bir yazı,bundan yaklaşık on yıl kadar önce,Türk Kültürü dergisinde neşredilmiştir.

Cemal Paşa'ya ait bir bilgiyi de rahmetli annemiz Nazeli-Hacıgül Pamukciyan'a (1892-1981) borçluyuz.1915'te yakınları ile birlikte Kayseri'den sürgün çıktıktan sonra,1919 yılına kadar Şam'da yaşadığı için,oradaki olaylara muttali idi.Bizzat kendisinin anlattığına göre,Cemal Paşa Birinci Cihan Harbi'nde Suriye'de Dördüncü Ordu kumandanı iken,oradaki Ermenilerin içerilere doğru sürülmesi hususunda merkezden bir emir gelmiş.Ancak Cemal Paşa cevaben,orada Ermeni bulunmadığını,zira hepsinin de Müslümanlığı kabul ettiklerini bildirmiş.Böylece onları sürgünden kurtarmış.Bu hususta kendisi,"Ermenilerin,ileride ismini altın harflerle yazacaklarını" beyan etmiş.

------------------------------------------------

*Tarih ve Toplum dergisinde (no. 84,Aralık 1990,s. 13-15) yayınlanmıştır.Makalenin başında dergi editörü tarafından yazılmış şöyle bir spot vardır:

"Enver Paşa'nın 42 yaşındaki şahadeti,merhum Şevket Süreyya Aydemir'in Makedonya'dan Orta Asya'ya Enver Paşa adlı yapıtının üçüncü cildinin 'Pamir Eteklerindeki Mezar' başlıklı son bölümünde anlatılmıştır (Burada Ermeni kaynaklarından aktarılan ayrıntılı anıların sahibi için bkz. s. 672).Kumandan Melkumov'un '17.000 kişilik seçkin bir süvari ordusuna malik' olduğunu ileri sürdüğü Enver Paşa'nın yanında,Aydemir'e göre sadece (4-5'i Osmanlı) 25 asker vardı".

1-Eskiden Rusya'da kullanılan bir uzunluk ölçüsüdür ki,karşılığı 1067 metredir.

**Kevork Pamukciyan,Ermeni Kaynaklarından Tarihe Katkılar,Aras Yayıncılık,İstanbul,2003,c. III,s. 282-286.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder